İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/2148 E. 2026/877 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/2148
Karar No
2026/877
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/2148 Esas KARAR NO:2026/877

DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/02/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan Davalı ...'in maliki olduğu, davadışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçla,12/02/2023 tarihinde önce park halindeki ... plaka nolu araca çarparak, akabinde ... plaka nolu araca çarparak sebebiyet verdiği trafik kazasında ... ve ... yaralandığını, sigortalı araç davaya konu olayda %100 oranında kusurludur. Keza işbu husus Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı’nda "Bu kazanın oluşumunda ...plakalı araç sürücüsü ... 2918 sayılı KTK'da yer alan 56/1-a kuralını ihlal ettiğinden meydana geldiği kanaatine varılmıştır” denilmek suretiyle belirtildiğini, zarar gören ...'a ihtiyari arabuluculuk kapsamında maluliyet tazminatı ve diğer hakları için 650.000 TL ödeme yapıldığını zarar gören ...'e ihtiyari arabuluculuk kapsamında maluliyet tazminatı ve diğer hakları için 950.000 TL ödeme yapıldığını, ödemelere esas tüm evraklar dilekçe sunduklarını, bu ödemelerin, sigortalı aracın sürücüsü yasal sınırın üzerinde promil alkollü şekilde kazaya karıştığından ZMM genel şartlar ve KTK uyarınca işleten sıfatı ile sigortalı araç sahibine rücu imkanı doğduğunu, davadışı sürücünün kaza sonrası yapılan alkol ölçümü esnasında yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunu tespit edildiğini, genel şartlardaki açık hüküm gereği alkollü araç kullanılması doğrudan rücu sebebi olduğunu, uyuşmazlığın çözümü için dava öncesi zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle ödenen tazminatın davalıdan tahsili için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, rücuen tazminat alacakları olan toplamda 1.600.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, KTK 109 ve BK 73 de düzenlenen 2 yıllık rücu zamanaşımı dolduğunu, Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsendiğini, soruşturma dosyası incelendiğinde ifadelerde sigorta şirketinin ödeme yaptığı kazazedelerin içinde bulunduğu aracın gazının bittiğini bu sebeple durduğu yazdığını, otoyol üzerinde gece yarısında, aracın kontrolsüz biçimde durması, ayrıca reflektör ve sair uyarıcı işaretler yardımıyla geriden gelen araçların ikaz edilmemesi kazaya davetiye çıkardığını, bu durumun ve aşağıda değindiğimiz hususların kusur dağılımında dikkate alınması gerektiğini, ceza davasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle öncelikle ATK raporunda da görüldüğü üzere her iki halde de sigorta şirketinin ödeme yaptığı kazazedelerin bulunduğu araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru büyük olup bu husus kazanın salt - münhasıran - sadece alkol etkisiyle gerçekleşmediğini ispatladığından, rücu halinin söz konusu olmadığından davanın reddine, kabul etmemek kaydıyla biran için rücu halinin varlığı kabul edilse dahi, müvekkilinin kaza tarihinde araç üzerinde fiili hakimiyeti bulunmadığından, hukuken işleten olmadığından kendisine rücu edilemeyeceğinden dolayı davanın reddine, kabul etmemek kaydıyla biran için rücu halinin varlığı ve müvekkilinin de sorumlu olduğu kabul edilse dahi sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirleneceğinden mahkemece, rücu halinin varlığı kabul edilecekse eğer, gerçek zararı araştırılarak davacı şirketinin rücu edebileceği miktar belirlenip sonucuna göre karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Eldeki dava, davacı ZMMS sigortacısı tarafından alkollü araç kullanılması sebebiyle rücu talebine ilişkindir. Davanın ilk olarak, .... Tüketici Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında açıldığı, mahkemece 23/05/2025 tarihli, 2025/229 Karar sayılı kararı ile "Davanın HMK'nun 114/1-C ve 115/2 maddeleri uyarınca görevsizlik nedeniyle usulden reddine, HMK.20/1 maddesi uyarınca, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden , süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın bu davaya bakmaya görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, aksi taktirde HMK.20/1. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına" karar verildiği, bu karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.hukuk Dairesi 2025/1904 Esas, 2025/1583 Karar sayılı kararı ile; "Somut uyuşmazlıkta; davalıya ait aracın kullanımı ve niteliği ''yolcu nakli-hususi'' olduğu belirtilmekle davalının tacir yada esnaf kaydı olup olmadığının araştırılması ve varsa kayıtların getirtilmesi ayrıca varsa davalının işletmesinin bağlı olduğu Vergi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına defter tutanlardan veyahut vergiden muaf kişilerden olup olmadığı sorularak gelen yazı cevaplarına göre davalının tacir olup olmadığı değerlendirilerek, eğer davalı tacir ise davacının da tüzel kişi tacir olması nedeniyle mahkemenin görevli olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde "kazaya karışan aracın kiralama işinde kullanılması nedneiyle açılan davanın TTK'nın 4/1. maddesinde açıklandığı şekilde ticari dava niteliğinde olduğu" gerekçesiyle görevsizlik kararının kaldırıldığı, dosyanın .... Tüketici Mahkemesi ... Esas Sayılı dosyasına kaydının yapıldığı, mahkemece İTO'ya müzekkere yazılarak davalının tacir kaydı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına göre defter tutanlardan veya vergiden muaf kişilerden olup olmadığı hususların sorulduğu, gelen yazı cevaplarında; davalı mükellefin 17/05/2021-31/10/2023 tarihleri arasında 493109 - Şehir İçi, Banliyö Ve Kırsal Alanlarda Kara Yolu İle Personel, Öğrenci, Vb. Grup Taşımacılığı (şehir İçi Personel Ve Okul Servisleri, Vb.) İşi İle İşitgali Ettiği, En Son Faaliyet Gösterdiği 2023 yılında işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, davalının gerçek kişi tacir olmadığının bildirildiği görülmüştür. Somut olayda;6102 sayılı TTK'nın 15. maddesinde esnaf; "Ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat veya ticaretle uğraşan kişi" olarak tanımlanmıştır. Esnaflar, Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca ikinci sınıf tüccar sayılarak işletme hesabı esasına göre defter tutmaktadırlar. Öte yandan,karayolu ile yapılan yolcu ve öğrenci taşımacılığı işi, doğası gereği ekonomik faaliyetin sermayeden ziyade davalının şahsi ve bedeni çalışmasına dayandığı tipik bir esnaf faaliyetidir. 6102 sayılı TTK'nın 15. maddesinde esnaf; 'Ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat veya ticaretle uğraşan kişi' olarak tanımlanmıştır. Nitekim davalının Ticaret Siciline tescilli bir kaydının bulunmaması ve Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca ikinci sınıf tüccar sayılarak işletme hesabı esasına göre defter tutması da bu faaliyeti esnaf hadleri içinde yürüttüğünü, dolayısıyla davalının 'tacir' değil 'esnaf' sıfatını haiz olduğunu kesin olarak ortaya koymaktadır. Sonuç olarak; uyuşmazlığın taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı, açıklanan nedenlerle, davalının tacir sıfatını taşımadığı, davanın nispi veya mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı, sigortaya konu aracın hususi araç olup dayanak sözleşmenin tüketici sözleşmesi niteliğinde olduğu,(Emsal Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesi'nin 2015/5263 Esas-2018/7645 Karar sayılı kararı) bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından, mahkememizin görevsizliğine dair karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1- HMK.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, .... Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-Kararın kesinleşmesi halinde HMK.'nın 21. maddesi gereğince yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmesine, 3-Yargılama giderleri, vekalet ücreti ve karar ilam harcının yargı yeri belirlendikten sonra görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/2148, K. 2026/877, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-2148-e-2026-877-k-b449878b23ea