İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/214 E. 2026/210 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/214
- Karar No
- 2026/210
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/214 Esas KARAR NO : 2026/210
DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 13/03/2026 KARAR TARİHİ : 17/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18.03.2026
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket, ... Mahallesi ... Sokak ... İş Hanı Sit. No: 7/1 Güngören/İstanbul adresinde faaliyet gösterdiğini,.Davalı .... Anonim Şirketi, yıllar önce müvekkili şirkete ait adreste faaliyet göstermeyi bıraktığını, olmasına rağmen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve mersis kayıtlarında söz konusu adres halen faaliyet adresi olarak görünmediğini, müvekkili şirkete ait söz konusu adresin kullanılması dahi zorunlu hale gelmiş olduğunu, salt bu durum dahi müvekkili şirketin içerisinde bulunduğu zor durumu göstermediğini, Davalı şirketin adresinin kayıtlarda müvekkili şirket ile aynı görünmesi sebebiyle davalı şirkete yapılacak tebligatlar müvekkili adresine yapılmakta ve adreste gerçekleştirilecek hukuki işlemler için yetkililer müvekkili şirket adresine gelmediğini, davalı şirket adres değişikliğini bildirmediği ve yeni adresi de bilinmediği için kendisine ulaşılamadığını, müvekkili şirketin sürekli olarak haksız yere muhatap alınmasına ve davalı şirkete gönderilen tebligatlar nedeniyle zor durumda kalmasına sebebiyet vermediğini, kamu kurumları ve gerekse de özel sektör alacaklıları tarafından belirtmiş olduğumuz adrese yapılan teftiş ve haciz gibi işlemler müvekkili şirket açısından ciddi mağduriyetlere yol açmadığını, 11.08.2025 tarihinde Bakırköy Banka Alacakları İcra Dairesi’nin .... Esas sayılı dosyasından müvekkili şirket adresine ... Anonim Şirketi aleyhine yürütülen takip dosyası kapsamında hacze geldiğini, müvekkili şirketin itibarını zedeleyen ve iş akışını bozan işlemler yapıldığını, Davalı şirketin terkin edildiği bilgisi müvekkili şirket tarafından haricen öğrenildiğini, Bu husus bu şirketin bağlı bulunduğu Merter Vergi Dairesi kayıtlarının dosyaya celbi ile gün yüzüne çıkacağını, Davalı şirketin hem fiilen gayri faal durumda olduğu hem de müvekkili şirkete ait adreste herhangi bir faaliyet göstermemesine karşın ticaret sicili ve mersis kayıtlarını güncellemediği görülmediğini, Bu sebeple davalı şirket halen müvekkil şirkete ait adreste faaliyette bulunuyormuş gibi kayıtlarda yer almakta ve bu durum müvekkili aleyhine mağduriyetlere yol açmadığını, müvekkili şirket ile davalı şirketin aynı adreste görünmesi nedeniyle müvekkili şirket aleyhine icra ve haciz işlemleri tehdidi devam etmediğini, müvekkili şirket adresinin yalnızca müvekkili şirkete ait olduğu ve ilgili adresin davalı ile bir ilgisi bulunmadığı ve müvekkil şirket adresinde herhangi bir haciz işlemi uygulanmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkili şirket adresinde davalı şirketin bulunmadığı ve haciz tatbik edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE; 6102 sayılı TTK'nun 28.maddesinde;" 1) Tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. (2) Bir hususun tescilini istemeye birden çok kimse zorunlu ve yetkili olduğu takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü tarafından istenmiş sayılır. " şeklinde, TTK'nun 31. Maddesinde; "(1) Tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik de tescil olunur. (2) Tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen silinir. (3) Her iki hâlde 27 ilâ 30 uncu madde hükümleri geçerlidir." şeklinde, TTK'nun 32/3.maddesinde; " Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır." şeklinde, TTK'nun 33. Maddesinde; "(1) Tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. (2) (Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./4.md.) Sicil müdürünce verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, sicil müdürünün teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından bin Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır. (3) Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder. Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün uygulanmasına engel oluşturmaz." şeklinde, TTK'nun 34. Maddesinde; " (1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir. " şeklinde düzenlemelerin yapıldığı görülmüştür. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 13/02/2019 tarih ve 2017/4007 Es. 2019/1097 Kar. Sayılı ilamında;" ...6102 sayılı TTK’nın 28. maddesinde tescil isteminin ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılacağı, 32/3. maddesinde tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları gerektiği, 31. maddesinde tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliğin de tescil olunacağı, tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki kaydın da kısmen yahut tamamen silineceği, 33. maddesinde tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürünün, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağıracağı, sicil müdürünce verilen süre içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emredeceği, aksi takdirde tescil istemini reddedeceği, 34. maddesinde ilgililerin, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri düzenlenmiş ve yine Ticaret Sicil Yönetmeliği'nde bu yönde düzenlemelere yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, ticaret sicil kaydındaki merkez adresinin değiştirilmesi talep edilen şirket, dahili davalı olarak kabul edilen şirkettir. Mahkemece, dahili davalı şirket tarafından bu yönde bir başvuru yapılmamış olması nedeniyle, alakadar olan 3. kişi konumundaki davacının başvurusu üzerine davalı sicil müdürlüğünün dahili davalı şirketi tescile davet etmesi, davet gereğini yerine getirmemesi halinde ise asliye ticaret mahkemesine durumu bildirmesi, mahkemenin terkin kararı vermesi durumunda davalı şirketin ticaret sicil kaydını düzeltmesi gerekirken davalı ... müdürlüğünce bu yönde işlemler yapılmaksızın davacının başvurusunun reddi doğru olmadığı gerekçesiyle davalı kurumun red kararının iptaline karar verilmiştir. Ancak, belirtilen yasal düzenleme karşısında 3. kişi konumunda olan davacı tarafın ilgili ya da alakadar olarak kabulü mümkün değildir. Bu durumda belirtilen hususlar gözönünde bulundurularak bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir." şeklinde kabul edilmiştir. Davacı şirket tarafından davalı aleyhine açılan ticaret sicil kayıtlarında davacının adresi ile davalı şirketin adresinin aynı adres olması nedeniyle bu adreste davalı şirketin hiçbir faaliyette bulunmadığının tespiti ile ticaret sicil kayıtlarının düzeltilmesine yönelik talebi hakkında TTK'nun 34. Maddesi ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2019 tarih ve 2017/4007 Es. 2019/1097 Kar. Sayılı ilamı birlikte değerlendirildiğinde davacı şirketin 3. kişi olup ilgili sıfatının dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, husumetin varlığı veya yokluğunun taraflarca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi ileri sürülmese bile mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının davacı tarafça yatırılan ( Başvurma, Peşin, Vekalet harcı olmak üzere ) 1.568,00-TL harçtan mahsubuna, bakiye 836,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 5- Davalı taraflarca yatırılan gider avansının talep halinde İADESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekilinin yüzüne karşı karar verildi.17/03/2026
Katip ... ¸E-imza
Hakim ... ¸E-imza