İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/190 E. 2026/440 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/190
Karar No
2026/440
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/190 Esas - 2026/440 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2026/190 KARAR NO : 2026/440

.... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/03/2026 KARAR TARİHİ : 02/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 04/06/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında bir süredir devam eden ticari ilişki kapsamında, müvekkili tarafından davalıya muhtelif tarihlerde mal ve hizmet sunulduğunu bu ilişkinin cari hesap şeklinde yürütüldüğünü, müvekkili tarafından davalı aleyhine .... Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, davalının, söz konusu icra takibine herhangi bir somut belgeye dayanmaksızın, borca ve fer’ilerine haksız şekilde itiraz ettiğini, bu suretle icra takibini durdurduğunu, davacı radionet sağlık hizmetleri ticaret ve limited şirketi’nin usulüne uygun şekilde tutulduğunu ticari defter ve kayıtlarında, davalı brt grup medikal tıbbi ürünler gıda inşaat pazarlama ithalat ihracat sanayi ticaret limited şirketi’nin borçlu olduğunun açıkça sabit olduğunu, dava konusu hakka ilişkin uyuşmazlığın henüz esastan çözümlenmemiş olup, yargılama süreci devam ederken karşı tarafın tasarrufları nedeniyle dava konusunun üçüncü kişilere devri, elden çıkarılması, üzerinde hak tesis edilmesi veya fiili durumun değiştirilmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, bu ihtimalin, davanın sonunda verilecek kararın fiilen uygulanamaz hale gelmesine yol açabilecek nitelikte olduğunu, davalının itirazının gerçeğe aykırı, hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen tahsilatı geciktirmeye yönelik olup kötü niyetli olduğunu, davanın kabulü ile faturalara dayalı toplam alacaklarından şimdilik 100.000 TL’nin, her bir faturanın vade tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulmasına, davalı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesine, davalının, asıl alacak üzerinden %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin usulüne uygun tutulan bu kayıtlarında, davacı tarafın iddia ettiği mahiyette bir borç kaydı bulunmadığı gibi, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir mal veya hizmet alışverişine dair giriş de mevcut olmadığını, bu nedenle davacının haksız davasının reddi gerektiğini, davacının sunduğu "muavin defter" dökümü, hiçbir resmi geçerliliği olmayan, tek taraflı oluşturulmuş kağıt parçası olduğunu, buna karşın dava dilekçesinde "muhtelif tarihlerde mal ve hizmet sunulduğu" iddia edilmişse de; dosya kapsamında bu iddiayı ispatlayacak tek bir fatura, sevk irsaliyesi, teslim fişi veya taraflarca imza altına alındığını, müvekkilinin ikrarını içeren herhangi bir bilgi, belge ve sözleşme bulunmadığını, davacının, iddia ettiği mal ve hizmet sunumunun usulüne uygun sevk irsaliyeleri veya teslim tutanakları ile ispat yükü altında olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte sadece fatura düzenlenmiş olmasının, malın teslim edildiği anlamına gelmediğinden bir fatura varsa dahi hayali/naylon fatura olabileceğinden malın teslim edildiğini de ispat etmeleri gerektiğini, davacı tarafından müvekkili adına kesilmiş bir fatura olsaydı, bu durumun hem davacının BS hem de müvekkilin BA formlarında yer alması gerektiğini, taraflar arasında süregelen bir ticari ilişki olduğu iddiasının asılsız olduğunu, dosyada müvekkili şirket yetkililerinin imzasını taşıyan hiçbir teslim tesellüm belgesi olmadığını, olmayan bir borca dayalı tazminat talebi de hukuken hükümsüz olduğunu, bu nedenle davacının ihtiyati haciz talebinin ve esasen davasının reddi gerektiğini, davacı tarafın tamamen hayali iddialara dayalı ve hiçbir somut belge (fatura, irsaliye, mutabakat vb.) içermeyen haksız davasının reddine, müvekkili şirketi ticari olarak zor durumda bırakmayı amaçlayan ihtiyati haciz talebinin reddine, kötü niyetli takip ve dava ikamesi nedeniyle davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili 01/06/2026 tarihli beyan dilekçesi ile; davadan ve taleplerinden feragat ettiğini, müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. HMK 309. maddesinin 2. fıkrası uyarınca feragat karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmayıp aynı yasanın 311. maddesi uyarınca da kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Davacı vekilinin feragati aynı yasanın 309. maddesine uygun olduğundan ve yine aynı yasanın 74. maddesi uyarınca davadan feragate yetkili bulunduğundan davanın vaki feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; Davanın feragat nedeniyle reddine, İş bu dava nedeniyle alınması gerekli 732,00 TL harç başlangıçta peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına, Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.800,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, Davalı tarafın bir feragat beyanı bulunmadığında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde .... yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/06/2026

....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/190, K. 2026/440, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-190-e-2026-440-k-fbbce26819b9