İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/183 E. 2026/444 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/183
Karar No
2026/444
Karar Tarihi

T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/183 Esas - 2026/444 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/183 Esas KARAR NO : 2026/444

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/03/2026 KARAR TARİHİ : 08/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026

Mahkememize açılan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA: Davacı Vekili, Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin perde imalatı ve montajı işiyle uğraştığını, davalı ...Peyzaj Hafriyat İnşaat Taahhüt Turizm Madencilik Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi’nin iş yerine özgü ölçü ve nitelikte perde imalatı ve montajı işi davalı şirket yetkililerinin talebi üzerine üstlenildiğini ve eksiksiz şekilde yerine getirildiğini, yapılan işin, davalı iş yerine özel ölçü ile üretilmiş olduğunu, üçüncü kişilere satılması veya başka bir yerde değerlendirilmesinin fiilen mümkün olmayan özel imalat olduğunu, perdelerin davalı iş yerine monte edildiğini ve teslim edildiğini, davalı tarafın imalattan fiilen yararlanmakta ve kullanmaya devam etmekte olduğunu, yapılan işe karşılık olarak, işin tamamlandığı gün düzenlenmiş olan, 28.10.2025 tarihli, 24.250,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini ve davalıya iletildiğini, buna rağmen davalı tarafın bugüne kadar hiç ödeme yapmadığını, işin tamamlandığını ve bedel belirlenmiş olmakla alacağın muaccel hale geldiğini, taraflar arasında ödeme vadesine ilişkin özel bir kararlaştırma bulunmadığını, bu durumda bedelin, işin ifası ve faturanın düzenlenmesi ile birlikte talep edilebilir nitelik kazandığını, müvekkili, alacağının ödenmesi amacıyla davalı şirket yetkililerine mesaj ve arama yoluyla ödeme talebinde bulunduğunu; “ödemenin ne zaman yapılacağı” sorulduğunu; ancak bu mesajın ve aramaların bilinçli şekilde cevapsız bırakıldığını, bu durumun davalının borcu bildiğini ve ödemekten kaçındığını açıkça gösterdiğini, icra takibi başlatılmasının başlı başına açık ve kesin bir ödeme talebi olduğunu, ilamsız icra takibinin, borçluya yöneltilmiş resmi ve yazılı bir ödeme çağrısı niteliğinde olduğunu, somut olayda işin ifa edildiğini, bedelin belirlendiğini, faturanın düzenlendiğini, ödemenin talep edildiğini, icra takibinin başlatıldığını, bu koşullar altında alacağın hem mevcut hem de muaccel olduğunu, müvekkili alacağının tahsili amacıyla ... 7.Genel İcra Müdürlüğü'nün 2025/81980 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalı borçlunun, hiçbir somut ve hukuki gerekçe ileri sürmeksizin borca itiraz ettiğini, takibi durdurduğunu, itiraz dilekçesinde işin yapılmadığına, eksik olduğuna veya bedelin ödendiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını, itirazın salt soyut inkâr niteliğinde olduğunu, davalının bu tutumunun dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, tüm bu nedenlerle, davalının ... 7. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/81980 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptalini ve takibin devamını, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı Vekili, Cevap Dilekçesinde Özetle; İşbu davanın gerçek kişi olan davacı tarafından tacir sıfatına haiz müvekkili şirkete karşı açıldığını, ne var ki, dava dilekçesi içeriğinde ve dosya kapsamındaki belgelerde, davacının tacir olduğuna veya uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi, belge yahut delilin mevcut olmadığını, takip dayanağı olarak sunulan fatura üzerinde “Veysel Çolak” ibaresinin yer aldığını, ancak bu ifadenin tek başına davacının ticari işletme sahibi (tacir) olduğunu göstermeye yeterli olmadığını, davacının, ticaret siciline kayıtlı bir işletmesinin bulunduğuna dair herhangi bir belge dosyaya ibraz edilmediğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca bir uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için, ya kanunda açıkça ticari dava olarak düzenlenmiş olması (mutlak ticari dava) ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması (nispi ticari dava) gerektiğini, somut olayda bu şartların hiçbirinin gerçekleşmediğini, davacının tacir olmadığı gibi, iddia edilen mal satışının davacının ticari faaliyeti kapsamında gerçekleştirildiğinin de ispatlanamadığını, dolayısıyla, işbu uyuşmazlık TTK m.4 anlamında ticari dava niteliğinde olmadığını, bu durumda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, görevsizliği nedeniyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, zira müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, davacı tarafın, müvekkili şirketin iş yerine özel ölçü ve nitelikte perde imalatı ve montajı yaptığını iddia ederek müvekkilinin aleyhine ... 7. Genel İcra Müdürlüğü'nun 2025/81980 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, dayanak olarak 28.10.2025 tarihli, 24.250,00 TL bedelli bir fatura sunduğunu, ne var ki, müvekkili ile davacı arasında, anılan faturaya yahut herhangi bir borç ilişkisinin varlığına dayanak teşkil edecek herhangi bir sözleşme, mutabakat veya cari hesap ilişkisi bulunmadığını, taraflar arasında mal satımı, hizmet sunumu veya herhangi bir ticari işlem gerçekleştirilmediğini, tek başına fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispat etmeye ve akdi ilişkinin kurulduğuna yeterli olmadığını, faturanın, herkes tarafından düzenlenebilir nitelikte olduğunu, bağımsız biçimde borç doğurucu belge olarak kabul edilemediğini, nitekim Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da, faturanın tek başına alacağın varlığını ispatlamaya elverişli olmadığı açıkça belirtildiğini, alacağın ispatı, ancak faturanın dayandığı temel hukuki ilişkinin (örneğin bir sözleşmenin, hizmetin veya teslimin) ortaya konulması ile mümkün olacağını, bu bağlamda, davacının, faturaya konu mal veya hizmetin müvekkiline fiilen teslim edildiğini yahut ifa edildiğini yazılı delillerle ispat etmekle yükümlü olduğunu, ancak dosya kapsamında, teslimatın gerçekleştirildiğine dair herhangi bir yazılı belge, sevk irsaliyesi, teslim tutanağı veya kabul belgesi bulunmadığını, davacı tarafından sunulan belgelerin, faturada belirtilen iş veya malın müvekkiline ifa edildiğini kanıtlayacak nitelikte olmadığını, dolayısıyla, ispat yükü kendisinde olan davacının, iddiasını usulüne uygun biçimde ispat edemediğini, tüm bu nedenlerle davanın dava şartı noksanlığı (görevsizlik) nedeniyle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve dayanaktan yoksun işbu davanın esastan reddini, davacının, icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak başvurmuş olması nedeniyle takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMEMİZİN GÖREVİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava; Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın iptali Davasıdır. 6102 sayılı TTK'nun 4.maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin taraflarının ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Ticari davalar aynı yasanın 6335 sayılı Kanunun 2.maddesi ile değişik 5.maddesine göre asliye ticaret mahkemesinde görülerek karara bağlanır. Asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Bu açıklamalara göre davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. Davalı şirket tacir olmasına rağmen davacının ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve Başkent Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkere cevaplarından tacir sıfatı olmadığı, işletme hesabına göre defter tuttuğu anlaşıldığından davaya bakmaya asliye ticaret mahkemesi görevli olmayıp, iş bu davaya bakmaya asliye hukuk mahkemeleri görevlidir. Görev hususu dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında gözönünde bulundurulmalıdır. Tüm dosya kapsamına göre iş bu davaya bakmaya asliye hukuk mahkemeleri görevli olduğundan HMK'nun 114/1-c ve 115.maddeleri gereğince dava dilekçesinin görev nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre; 1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında yargılama yapmaya ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ görevli bulunduğundan HMK'nın 114/c maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE , 2-HMK 114/c maddesi gereğince görev dava şartı olduğundan, anılan yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, 3-Kararın taraflarca kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 4-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/06/2026

*Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/183, K. 2026/444, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-183-e-2026-444-k-7dc81ba51e50