İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/163 E. 2026/225 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/163
- Karar No
- 2026/225
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/163 Esas KARAR NO : 2026/225
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 12/09/2025 KARAR TARİHİ : 25/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tefrik öncesi davalı ..... İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin %25 hissesi ile kurucu ortağı olduğunu, yine aynı şekilde şirketler arasında bağ bulunan diğer davalı ....... Elektrik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin de gayri resmi %25 ortağı olduğunu, şirketin ilk etapta her bir ortağın %25'lik hisse oranı ile dört ortaklı olarak kurulduğunu, daha sonra 03.03.2021 tarihinde müvekkilinin haberinin olmadığı bir genel kurul kararıyla ortaklardan .... isimli şirket ortağının hisselerini ..... ve ..... isimli diğer iki ortağa devrederek ortaklıktan ayrıldığını, müvekkilinin ortaklıktan ayrılma payısı kendisi de alabilecek iken bu işlemlerin müvekkiline teklif dahi edilmediğini, kötü niyetli diğer ortaklar tarafından alındığını, gelinen bu aşamada şirketin ortaklık yapısında müvekkilinin payının %25 olarak kalırken diğer iki ortağın ortaklık payları %37,5 oranına yükseldiğini, müvekkilinin ....... Elektrik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ndeki ortaklığının gayri resmi olmasının sebebinin Kırgızistan hükumetinin uyguladığı katı satın alma politikaları ve ticari faaliyet denetlemesi olduğunu, Kırgızistan hükumeti ülkesinde yerleşik bir firmanın sahibi veya ortaklarının yurt dışından ürün tedarik ettiği firmada da ortak olmasını ahlaki bulmadığını ve bu nedenle de yerleşik firmaya iş hacmi oluşturmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu başkanı olduğu dava dışı ..... Şirketi vasıtasıyla Kırgızistan Cumhurbaşkanlığı Konağının ve devamında da Kırgızistan MİT Daire Başkanlığı binasının inşaat ve tadilat işlemlerini aldığını, müvekkilinin Kırgızistan'daki ..... firması vasıtasıyla sözleşme imzalamasına müteakip Türkiye'de ortağı olduğu ...... ve yine gayri resmi ortağı olduğu ....... Elektrik şirketleri ile personel temini, ürün tedariki vb. konuları kapsayan sözleşmeler imzaladığını, müvekkili ile Türkiye'deki davalı şirketler arasında imzalanan sözleşmeler sonrasında çalışmaların başladığını, müvekkilinin almış olduğu ürünlerin parasını peşin olarak gönderdiğini, verdiği sözü tutmak ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için büyük çabalar gösterdiğini, belli bir çalışma süresinden sonra Türkiye'deki ortaklarının müvekkiline gerekli yardımları yapmamaya başladığını, gönderilen personellerin yetersiz ve sayıca eksik olması, ürünlerin belirtilen ürünlerden ayrı olması, işlerin zamanında sonuçlandırılamaması gibi sorunlar ortaya çıktığını, Kırgızistan'daki sorumluluğun müvekkilinin uhdesinde olması nedeniyle müvekkilinin sözleşmelerin gereğini yerine getiremez duruma geldiğini, müvekkilinin Türkiye'deki ortaklarına şifai olarak mail ile ihtar ettiğini, çeşitli yollarda iletişime geçerek işlemlerdeki eksiklikleri tamamlamalarını talep ettiğini, ancak herhangi bir yanıt alamadığını, müvekkilinin bu işlemlerin dışında da Türkiye'de kendisinden habersiz genel kurulların yapıldığını, kendisinin talepleri doğrultusunda kazanılmış haklarının kendisine ödenmediğinin, Türkiye'de yerleşik davalı şirketlerde genel kurul ortaklarının gerekli işlemleri yaparak işleri yoluna koymak yerine kendisini Kırgızistan'da vergi dairesine MİT Müsteşarlığına şikayet etmeleri, Kırgızistan'da çalışamaz ve işleyemez duruma getirmeye çalıştıklarının, Kırgızistan ve Türkiye'de ticaret kanununun öngördüğü sistem ve ticaret hayatına aykırı davranışlar içerisine girdiklerinin, müvekkilinin şirket hesaplarının incelemek istediğinde incelemeye olanak vermediklerinin, huzur hakkı ve temettü ödemelerinde eksiklikler oluştuğunun, yanıltıcı belgelerin faturaların ve makbuzların şirket nezdinde işleme konulduğunun, Kırgızistan ve Türkiye'de çalışanların özlük haklarının ödenmediğinin, şirketlerden haksız çıkarımların olduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin ve müvekkilinin gayri resmi ortağı olduğu davalı şirket ile illiyet bağı olan ....... Elektrik isimli şirketin tüm kararlarının YK başkanı tarafından alındığını ve şirketin gelir ve gideri ile ilgili müvekkiline bilgi verilmediğini, müvekkilinin talebi doğrultusunda belgelerin incelenmesine izin verilmediğini, eksik ödemeler ve şirkette baş gösteren usulsüz işlemler neticesinde bu davanın açıldığını, tüm bu sebeplerle davalı ....... şirketi ile müvekkili şirket ortaklarının ticari ilişkilerinin tespiti ile müvekkilinin HMK 107.maddesi uyarınca şimdilik 10.000,00-TL'nin her bir alacak kaleminin doğduğu tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile hakkının zarar uğratılan kısmının tahsili ile müvekkilline ödenmesi için davalı ....... şirketine ait defter, belge ve mail yazışmaları üzerinden gerekli işlemlerin yapılarak şirket arasındaki organik bağın tespitini, davalı şirketlerin kayıtlı olan tüm taşınmazlarına, diğer aktif mallarına, banka hesaplarına, hisse paylarına, şahış şirket ve üçüncü şahıslarda oluşmuş veya oluşacak tüm alacaklarına, yargılama süresince 3 kişilere devrinin önlenmesi için, alacaklarının bulunduğu kişi ve kişiler nezdinde, ticaret siciline, tapu siciline, motorlu taşıtlar siciline, banka hesaplarına, teminatsız olarak tedbir konulmasını, mahkeme aksi kanaatte ise düşük miktar teminat ile, ihtiyati tedbir konulmasını ,aksi kanaat halinde tedbir talebine konu hak ve alacakların ihtiyaten haczine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkette herhangi bir ortaklığının bulunmadığı, hiçbir zaman herhangi bir şekilde şirket yönetiminde de yer almadığını, bu sebeple davacının paya sahip olmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, davanın ticari dava olmasına rağmen davacının dava şartı olan ticari arabuluculuğa başvurmadığını, bu kapsamda herhangi bir arabulucu anlaşamama tutanağının da dosyaya ibraz edilmediğini, bu sebeple bu yönüyle de davanın usulden reddinin gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının dava dışı ..... şirketinin ortağı olduğunu, davacının ileri sürmüş olduğu iddiaların tümünün gerçek dışı ve mesnetsiz olduğunu, bu sebeple davanın esastan reddinin gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizin ..... Esas sayılı dosyasının 18/02/2026 tarihli duruşmasından verilen ara karar ile davalı ....... Elektrik Sanayi ve Ticaret A.Ş yönünden davanın tefriki ile farklı esasa kaydının yapılmasına kararı verildiği, tefrik işlemi sonrası işbu esasa kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir. 05.04.2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman Kanunu ve bazı kanun- larda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesi ile 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1. maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01.09.2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir. Eldeki davanın açıldığı tarih olan 12/09/2025 itibariyle tazminat davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu açıktır. Yapılan açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, eldeki davada, TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi gereğince, dava tarihi itibariyle, arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair tutanağın sunulması dava şartıdır. Yani davanın açıldığı tarih itibariyle, arabuluculuk süreci tamamlanmış olmalı ve bu süreci gösteren "anlaşamama tutanağı" dava dilekçesine eklenmiş olmalıdır. Sadece arabuluculuk başvurusunda bulunmuş olmak, dava şartını yerine getirmez. Ayrıca, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici hükmü uyarınca, davanın açılmasından sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme de mevcut olmadığından, söz konusu dava şartı tamamlanabilir bir dava şartı değildir. HMK'nin 115/1 maddesi hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan yasanın 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer yasalarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiş, HMK'nın 115/2 maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde, davanın usulden reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, somut olayda, davanın zorunluğu arabulucuğa tabi olduğu, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, dava tarihi itibariyle arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanarak, anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu, ancak davacı tarafın tefrik önceki Mahkememiz ...... Esas sayılı dosyasına sunmuş olduğu 08/12/2025 tarihli dilekçesi ile araculuculuğa başvurulmadığını beyan etmesi de gözetilerek davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 115/1-2 maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AÜTT uyarınca 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 25/02/2026 Başkan ..... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Katip .... e-imzalıdır