İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1623 E. 2026/671 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1623
Karar No
2026/671
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1623 Esas KARAR NO : 2026/671

DAVA : Ticari Ünvanın Korunması DAVA TARİHİ : 13/07/2026 KARAR TARİHİ : 23/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı taraf dava dilekçesinde özetle,müvekkili ...'nin uzun yıllardır bitkisel yağ sektöründe faaliyet gösteren tanınmış bir sanayi kuruluşu olduğunu, "..." ticaret unvanı ile "..." markasının müvekkile ait olduğunu ve bu değerlerin davalı ... tarafından haksız şekilde kullanıldığını, davalı şirketin 16.06.2026 tarihinde kurulduğunu ve müvekkilin ticari itibarından yararlanmak amacıyla "..." unvanını seçtiğini, davalının müvekkile ait fabrika fotoğraflarını, ürün ambalajlarını ve merkez adresini kullanarak yurt dışındaki üçüncü kişilere satış teklifleri sunduğunu, 25.06.2026 tarihli proforma fatura ile 81.000,00 USD bedel üzerinden işlem yapıldığını ve 30.06.2026 tarihinde 40.500,00 USD tutarında ödeme alındığını, davalının bu eylemlerinin Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı şirketin ticaret unvanının müvekkilin haklarına tecavüz oluşturduğunu, bu durumun üçüncü kişiler nezdinde iltibas yarattığını, davalının eylemlerinin devam etmesi nedeniyle telafisi güç zararların doğacağını, bu nedenle öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, davalı şirketin ticaret unvanının sicilden terkin edilmesini, tecavüz oluşturan tüm dijital ve fiziki kullanımların kaldırılmasını, hükmün ilan edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, marka ve ticaret ünvanına ilişkin haksız rekabetin tespiti ile davalı şirket ticaret unvanının sicilden terkini istemlidir. Dava, davacının ticaret unvanının esas ve ayırt edici unsuru olduğu belirtilen"..." ibaresi ile davacının ürünlerinde kullandığı Marka ve Patent Kurumu nezdinde adına tescilli "..." ibareli markanın, davalı şirket tarafından "... Şti." şeklinde ticaret unvanı olarak kullanılması, bu hali ile tüketici nezdinde davacı ürünleri bakımından çağrışım yapması, davalı tarafın işletme hesap profil kapak resminde davacıya ait Mersin üretim tesisine ait fotoğrafın kullanılması, davalı tarafından satışı gerçekleştirilen ürünlere ait faturada davacıya ait ayçiçek yağı ürün ve ambalajının görsellerine yer verilmesi, faturada yine davacıya ait "..." logosunu içeren kaşeye yer verilmesi şeklinde gerçekleştiği iddia edilen davacı ticaret ünvanına tecavüz suretiyle haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile davalıya ait ticaret unvanının ticaret sicilden terkini davasıdır. Görev kamu düzeni ile ilgili olup taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması gereken en usuli kurallardandır. 6100 Sayılı HMK.nun 4/1-a maddesi ile 6102 sayılı yasanın 6335 sayılı yasa ile değişik 2. maddesi uyarınca aynı yasanın 5. maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup; bu durumda göreve ilişkin usuli hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. 6102 Sayılı yasanın geçici 9. Maddesi uyarınca "Bu yasanın göreve ilişkin hükümleri yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış bulunan (01/07/2012) davalara uygulanmaz. Bu davalar açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabidir. Bu tarihten sonra açılmış bulunan davalara ise uygulanacağı açıkça belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK.nun 114/ç maddesine göre görev dava şartlarındandır. Aynı yasanın 115/1. maddesi uyarınca Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflardan her biri dava şartı noksanlığını herzaman ileri sürebilirler. Yine aynı yasanın 115/2. maddesi uyarınca Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ettiğinde davanın usulden reddine karar verir denilmektedir. 5846 Sayılı Yasa’nın 76.maddesinde açıkça belirtildiği üzere; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalara, KHK ile düzenlenmiş olan marka, patent, tasarım gibi uyuşmazlık konusu davalara bakmakla görevlidir. 5846 sayılı FSEK " GÖREV VE İSPAT" başlıklı Madde 76 "Bu Kanunun düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan davalarda, dava konusunun miktarına ve Kanunda gösterilen cezaya bakılmaksızın, görevli mahkeme Adalet Bakanlığı tarafından kurulacak ihtisas mahkemeleridir. İhtisas mahkemeleri kurulup yargılama faaliyetlerine başlayıncaya kadar, asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği ve bu mahkemelerin yargı çevreleri Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir." hükümlerine amirdir. Somut uyuşmazlık, davacının kendisine ait olduğu ve tescilli olduğu iddia edilen markaların, davalı tarafından haksız rekabet teşkil edecek şekilde kullanıldığı iddiasına dayanılarak haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, men'i ve durdurulması, davacıya ait marka, logo, fabrika, ürün, ambalaj, adres ve kurumsal görsellerin davalıya ait tüm fizik ve dijital ortamlardan kaldırılması ile haksız rekabet sebebiyle davalı şirket ticaret unvanının sicilden terkini istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla; marka hakkının haksız rekabet teşkil edecek şekilde ve unvanlar arasında iltibas oluşturacak şekilde kullanılıp kullanılmadığının teknik yönden incelenmesi gerekmekte olup, bu taleplerin 5846 sayılı FSEK'nu kapsamında kaldığı, mahkememizin görevsiz olduğu, anılan kanun uyarınca özel görevli ve halen faaliyette bulunan İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi görevli olduğu anlaşılmıştır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 76/1. maddesindeki, bu kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalarda görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu düzenlemesi karşısında, dosya içeriği de dikkate alınarak davacının haksız rekabetten kaynaklanan taleplerinin FSEK kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden eldeki davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, mahkememizin işbu davaya bakmakta görevsiz olduğu anlaşılmakla; mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Emsal için bkz. İst. BAM 16 HD 2024/1733 Esas 2025/22 Karar sayılı ilamı). HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ve dosya içeriğine göre; 1-Davanın görevsilik nedeniyle usulden REDDİNE, 2-Eldeki davada ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun tespitine, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 4-Harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle dosya üzerinden karar verildi.23/09/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1623, K. 2026/671, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1623-e-2026-671-k-d40dc74fa4a3