İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/152 E. 2026/402 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/152
Karar No
2026/402
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/152 Esas - 2026/402 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/152 KARAR NO : 2026/402

... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 13/04/2026 KARAR TARİHİ : 30/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirket tarafından 03.03.2025 tarih ... sayı ile... ibareli marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesi kapsamında, önceki tarihli bazı tescilli markalarla iltibas (karıştırılma) ihtimali gerekçe gösterilerek kısmi olarak reddedildiğini, marka başvurularının şekil (Logo)+kelime olarak yapıldığını, redde gerekçe markalar ile bir benzerliğin bulunmadığını, markalarının özgün ve ayırt edici olduğunu, emsal yargı kararları bulunduğunu, ... sayılı markaların tescil edildikleri tarihler itibariyle beş yıllak yasal kullanım süresinin çoktan dolduğunu, kurum kararının hatalı olduğunu beyan ederek ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurumun yapmış olduğu işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu ... kararının “KONU: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 s. SMK) 5/1-(ç) bendi gereğince verilen kısmi ret kararına karşı yapılan itirazın incelenmesi. GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELER ..." ibareli markalar ile aynılık veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik gerekçesiyle 6769 s. SMK'nin 5/1-(ç) bendi uyarınca kısmen reddine yönelik ... kararına karşı yapılan itiraz incelenmiştir. … 6769 s. SMK'nin 5/1-(ç) bendi uyarınca, aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler marka olarak tescil edilemez. contalar hariç). Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf veBuna göre, bir işaretin 5/1-(ç) bendi kapsamında değerlendirilebilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi, başvuruya konu marka ile önceden tescilli/başvurusu yapılmış markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması; ikincisi ise başvuruya konu marka ile önceden tescilli/başvurusu yapılmış markanın kapsamında aynı veya aynı tür mal / hizmetlerin bulunmasıdır. Bu hususlar çerçevesinde yapılan incelemede, işbu başvuru ile kısmen reddine gerekçe olarak gösterilen ..." ibareli markaların redde konu mallar/hizmetler yönünden aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca, kısmi ret kararına konu mal/hizmetlerle aynı veya aynı türdeki mal/hizmetlerin kısmi ret gerekçesi markaların kapsamında bulunduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, başvuru hakkında 6769 s. SMK'nin 5/1-(ç) bendi uyarınca verilen kısmi ret kararı yerinde görülmüş ve başvuru sahibinin itirazının reddi gerekmiştir. Ayrıca, kısmi ret kararı kapsamındaki malların/ hizmetlerin, kısmi ret gerekçesi markaların tescil kapsamında aynen yer aldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar başvuru konusu marka ile kısmi ret gerekçesi markaların farklı sektörlerde kullanıldığı öne sürüldüyse de, yapılan değerlendirmede, çekişme konusu markaların -zaman içinde değişebilecek- fiili kullanımlarını değil başvuru/tescile konu edildikleri haliyle mal/hizmet kapsamlarını dikkate almak durumundadır. Nitekim, ... bu hususla ilgili olarak "Davacının, tarafların tamamen farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek yaptığı itiraz da konuyla bağlantısızdır. Malların ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken, ilgili markalar kapsamında fiilen piyasaya sürülen (pazarlanan) malların ve hizmetlerin değil, markalar kapsamında korunan malların ve hizmetlerin değerlendirmeye alınması esastır" değerlendirmesinde bulunmuştur (...). Bu çerçevede, başvuru sahibince ileri sürülen iştigal alanlarının farklılığı iddiası, mal/hizmetlerin aynı olduğu yönünde varılan tespite etki eder nitelikte görülmemiştir. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, başvuru sahibinin itirazının reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. ” biçiminde olduğu, kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; İLGİLİ TÜKETİCİ Değerlendirmelere geçmeden önce, tüketici kitlesinin belirlenmesi gerekmektedir. “Ortalama tüketici markayı bütün olarak algılar, markanın çeşitli unsurlarını detaylara girerek analiz etmez. (...) Ayrıca, ortalama tüketicinin nadiren farklı markalar arasında doğrudan karşılaştırma yapma şansının olduğu fakat zihninde tuttuğu yetersiz görüntüleri yerleştirdiği de dikkate alınmalıdır. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır. (...])”1 Dava konusu mal ve hizmetlerin bir kısmı teknoloji ve yapı marketlerin yaygınlaşmasıyla daha ulaşılabilir hale gelen ürünler olduğundan, ilgili tüketicinin doğrudan alabildiği ürünler ve bunlarla ilgili hizmetler olmakla birlikte belirli bir ön araştırma gerektirmekte olup en azından tüketicinin konuya ilgisi nedeniyle özel bir bilgi, dikkat ve uzmanlık konusudur ve ilgili tüketicinin dikkat düzeyi ortalamanın üzerindedir. Dava konusu mal ve hizmetlerin bir kısmı ise makul derecede bilgili, gözlemci ve ihtiyatlı kabul edilen ortalama tüketiciye yöneliktir. 6769 SAYILI SMK KAPSAMINDA KULLANIM İSPATI; 6769 sayılı SMK’nın yayıma itirazın incelenmesine ilişkin 19(1) maddesine göre “Kurum, başvuru sahibinden itirazlara ilişkin görüşlerini süresi içinde bildirmesini ister. Kurum gerekli gördüğü takdirde taraflardan ek bilgi ve belge sunmalarını isteyebilir. Görüşlerin veya istenilen ek bilgi ve belgelerin süresinde Kuruma sunulmaması hâlinde itiraz, mevcut bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilir.” 6769 sayılı SMK’nın yayıma itirazın incelenmesine ilişkin 19(2) maddesine göre “6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” 6769 sayılı SMK’nın Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin kullanımın ispatına ilişkin 29(1) maddesine göre “Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulanabilmesi için başvuru sahibinin, yayıma itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak Kuruma bildirmesi gerekir. Belirtilen koşulları taşımayan ve süresi içinde yapılmayan kullanımın ispatına ilişkin talepler yapılmamış sayılır.” 6769 sayılı SMK’nın hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebine ilişkin 25(7) maddesine göre “6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def'i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” Bu maddeye göre, yayına itiraz aşamasında öne sürülmeyen ve dava aşamasında gerekçelere eklenen markalar yönünden dava aşamasında kullanım ispatı talep etme hakkı mevcuttur. “Davalı, yargılama hukukunun genel kaidelerine göre, bu iki dilekçe kapsamında, ön inceleme aşamasına geçilinceye kadar, savunmalarını serbestçe değiştirebilir, genişletebilir. Buna göre davalının cevap dilekçesinde ileri sürmediği kullanmama def’ini, ikinci cevap dilekçesinde ileri sürebilmesine engel yoktur. Benzer şekilde, davalıya tanınan bu serbesti, cevap dilekçesinde ileri sürülen kullanmama def’inin, ikinci cevap dilekçesinde geri çekilmesine de imkân tanıdığı ifade edilebilir.” “SMK 25/7.maddesine göre, 6’ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü davalı tarafından mahkemeye davacının markasını beş yıldan beri ciddi olarak kullanmadığını def’î olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde, hükümsüzlük davasının dava tarihi esas alınır. Mahkeme, davaya dayanak olan markanın, dava tarihinden geriye dönük olarak beş yıl içerisinde ciddi olarak kullanıp kullanılmadığını inceleyecek, marka usulüne uygun kullanılmamış ise dava reddedilecektir. Bu beş yıllık sürede davacı markasını kısa bir sürede olsa ciddi kullanmış ise dava görülmeye devam edilecektir.” ...Sayılı kararında da belirtildiği gibi, takdiri sayın Mahkeme’nin olmak üzere mutlak red nedenleri uyarınca reddedilen bir marka yönünden taraf sadece.... olup davalılara husumet düşmemektedir. Dolayısıyla somut olayda kullanım ispatına ilişkin talebin tarafları davalı değildir; bu nedenle kullanım ispatı talebinin uygulanamayacağı, “Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, buna göre dava konusu başvuru ile redde mesnet... sayılı marka arasında bu anlamda bir benzerliğin bulunmadığı, başvuruya anılan madde kapsamında yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, ayrıca uyuşmazlık konusu 43. sınıfın 1. alt grubunda yer alan hizmetler yönünden 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (ç) bentleri kapsamında tescil engeli de bulunmadığı, diğer taraftan ilk derece mahkemesince de isabetli şekilde belirlendiği üzere marka başvurusunun mutlak ret nedenlerine dayalı olarak kısmen reddine dair ... kararının iptali istemiyle açılan işbu davada Kanun'un 5/1-ç maddesi uyarınca redde mesnet alınan marka sahibine husumet düşmeyeceği, hakkındaki dava açıklanan nedenlerle reddedilen davalı şirketin istinaf isteminde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.” 6769 SAYILI SMK’NIN 5(1)(ç) MADDESİ ; 6769 sayılı SMK’nın marka tescilinde mutlak red nedenlerine ilişkin 5(1)(ç) maddesine göre “Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler” marka olarak tescil edilmez. Bu kapsamda belirtilen, iki koşulun birlikte varlığıdır: Mal ve/veya hizmetlerin aynı/ aynı tür olması, Markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması. Her iki koşulun birlikte sağlanması halinde, sonraki tarihli başvuru, çakışan mal ve/veya hizmetler yönünden kısmen veya tamamen reddedilir. Markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması: “Aynı” markalar, birbirleri ile görsel olarak aynı olan ve tüketiciler tarafından birbirinden ayırt edilmesini sağlayacak unsurları bulunmayan markalardır. Farklı yazı karakterleri veya farklı renklere sahip olmaları, markaların “ayniyet” kavramını değiştirmez. “Ayırt edilemeyecek kadar benzer” markalar ise, aralarındaki farklılıkların ortalama tüketici açısından ilk bakışta veya kolayca fark edilemeyecek düzeyde, yani ihmal edilebilir önemde olmasıdır. Bu durumda, tüketici markalar arasındaki farklılıklara rağmen, markanın üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetin aynı kişi ve/veya firmaya ait olduğunu sanacaktır. Mal ve/veya hizmetlerin aynı/aynı tür olması: Sınıflandırma tebliğindeki her bir grupta yer alan mal/hizmetin, birbirleri ile aynı/aynı türde olduğu kabul edilmektedir. MARKALARIN MAL VE HİZMET KAPSAMLARI; Sınıflandırmada, tüm hayat içinde karşılaşılabilecek mal ve hizmetler bulunduğundan, her biri bir şekilde birbiriyle ilişkilendirilebilir. Bu ilişki ne kadar dolaylı ise, benzerlik o kadar uzaktır. Sınıflandırma tebliği idari amaçlı olduğundan, farklı sınıflarda yer alan mal ve / veya hizmetlerin farklı olduğu doğrudan söylenemez. Aynı şekilde, aynı sınıfta yer alan her malın benzer veya aynı tür olduğu da doğrudan söylenemez. Benzerliğin kabulü için, mal ve / veya hizmetin doğası, kullanım amacı, satış ve dağıtım kanalları, tüketici kitlesi gibi birçok ayrıntının göz önünde bulundurulması gerekir: “Söz konusu malların benzerliğine ilişkin değerlendirme, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu özellikler, doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerir.” “Tamamlayıcı" kavramı, iki mal ve / veya hizmetin birlikte kullanılması anlamına genişletilebilecek bir kavram değildir. Söz konusu mal ve hizmetler arasında yakın bir ilişki gerektirir. Bu ilişki öyle olmalıdır ki birinin kullanımı diğeri için zorunlu olmalıdır. “Ayrıca sadece mallar ve hizmetler kendi içlerinde birbirleriyle değil, çapraz olarak mal ve hizmetler de birbiriyle ilişkilendirilebilir ve benzer görülebilir. ‘Malların karşılaştırılmasına ilişkin ilkeler, hizmetler ve mal ve hizmetler arasında karşılaştırma için de uygulanabilir. Malların doğası ne-deniyle hizmetler farklı olmalarına karşın, yine de birbirlerini tamamlayıcı olabilirler. Örneğin malların bakımı ile kendileri birbirinin tamamlayıcısıdır veya söz konusu hizmetler mallarla aynı amaç veya kullanıma sahip olabilir ve bu nedenle birbirleriyle rekabet edebilirler. Böylece, bazı durumlarda, mal ve hizmetler benzer bulunabilir.” Mal ve hizmet karşılaştırmasında benzerlikler, yukarıdaki alıntıda da belirtildiği gibi birçok ayrıntı dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Dava konusu marka ve red gerekçesi markalardan biri 35.sınıfta tebliğdeki tüm malların satışını içermekte olup söz konusu hizmetler esasen tüm sınıfları kapsadığından belirli bir mal grubu ile sınırlandırılmamıştır, mal ve hizmet ilişkilerine ilişkin değerlendirmede, malların doğası, kullanım amacı, kullanım yöntemi gibi çeşitli parametreler dikkate alınır: “Bu durumda, mal ve hizmetlerin karşılaştırılmasına ilişkin ilkeler şu şekilde özetlenebilir: · Doğası: Mal veya hizmetin temel özelliği, ne olduğudur. Örneğin “süt” bir gıda ürünüdür. · Kullanım amacı: Mal veya hizmetin varoluş amacıdır. · Kullanım yöntemi: Amaca ulaşmak için mal veya hizmetin nasıl kullanılacağıdır. · Tamamlayıcı olma: Biri diğeri için zorunlu olacak şekilde yakından ilişkili olması halidir. ·Rekabette olma: Mal veya hizmetin aralarında rekabet olması ve birinin diğeri yerine kullanılabilmesi halidir. Dağıtım kanalları: Mal veya hizmetin dağıtım kanalı aynıysa, aynı piyasada olmaları daha olasıdır.” Şu hale göre ilk şart olan mal ve hizmetlerin aynı / aynı tür olması şartının sağlandığı, Red gerekçesi markaların dava konusu marka için tescil engeli oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi için, ikinci şart olan marka işaretlerinin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Markaların karşılaştırılması için, öncelikle asıl unsurlarının belirlenmesi gerekmektedir. Asıl unsurların “kelime” olması halinde markaların kök kelimesinin belirlenerek, eklerin başlı başına ayırt ediciliği olup olmadığı değerlendirilmelidir. “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak yapılmalıdır.” Taraf markalarında... ibaresi ortak olsa da, dava konusu markada O harfinin özel yazım şekli ve yeşil zeminin, markalarıyla 5(1)(ç) yönünden öngörülen ayniyet / ayırt edilemeyecek benzerliği ortadan kaldırmak için yeterli olduğu, bu benzerliğin 5(1)(ç) yönünden red gerekçesi olacak ayniyet / ayırt edilemeyecek benzerlik kapsamına girmediği, Ek bir unsur içermeyen ve sadece... ibaresinden oluşan markaları yönünden ise daha ayrıntılı bir değerlendirme yapılması gerektiği, Kelime unsurları aynı ve o harfinin ve rengin yarattığı farklılık 5(1)(ç) yönünden öngörülen ayniyet / ayırt edilemeyecek benzerliği ortadan kaldırmak için büyük bir farklılık yaratmamaktaysa da markaların başvuru tarihlerinin oldukça eski olması nedeniyle, dava konusu markanın 6769 sayılı SMK’nın sağladığı kullanım ispatı hakkını kullanması için fırsat tanınmasına yeterli olacak kadar farklılık bulunduğu ve bu farklılıkların çok belirgin olmamasına karşın 5(1)(ç) yönünden red gerekçesi olacak ayniyet / ayırt edilemeyecek benzerlik kapsamına girmediği, ....sınıfların reddine neden olduğu, Özellikle son dönem Yargıtay kararları da dikkate alındığında, “kelimeye karşı şekil içeren markaların, ilk bakışta aynı / ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığı” yönündeki kararlar görülmektedir. Esasen ilgili düzenleme, bir markanın birebir taklit edilmediği sürece doğrudan reddine engel olmayı önleyen ve kullanım ispatı talebi hakkı vermek açısından yayına çıkarılmasını sağlayan ve nispi red nedenlerinden biri olan diğer düzenlemeden belirgin bir farklılık yaratılmasını da sağlamıştır. Kullanım ispatı kavramının aktif uygulanmaya başladığı ülkemizde, birebire ayniyet içermeyen bu tür markalar yönünden kullanılıp kullanılmadığı belli olmayan markaların gerçek kullanıma engel olması da bu şekilde sağlanmıştır. “Söz konusu hüküm AB uygulamalarında bulunmadığından bu kitapta sadece Türkiye’den örneklendirilmektedir. Her ne kadar ayrı bir hüküm değilse de, aynı veya ayırt edilemeyecek benzerlik kavramına değinilen AB kararları da bulunmaktadır. AB düzeyindeki Birlik Markası değerlendirmesinde de ayniyetin veya ayırt edilemeyecek derecedeki benzerliğin söz konusu olması için, “sonraki markanın, herhangi bir değişiklik veya ilave içermeyecek şekilde, önceki markanın tüm esas unsurlarını kapsaması ve markalar bütün olarak değerlendirildiğinde, aradaki farklılıkların ortalama tüketici tarafından gözden kaçırılabilir nitelikte olması” gerekmektedir. (.... AB marka başvurularında, 5(1)(ç) benzeri bir madde resen inceleme açısından söz konusu olmadığından, bu tür markaların varlığı resen incelenmemektedir.” Yukarıdaki nitelikleri dikkate alındığında markalardaki ayniyet/ayırt edilemeyecek benzerlik şartının ortadan kalktığı, çünkü anılan düzenlemede aranan şart, markalar arasında tereddütsüz ilişki kurulmasına neden olacak ayniyet veya ayniyete yakın benzerliktir. Bu tür bir benzerliğin dışında kalan her durum ancak nispi red nedenlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bu görüş, son dönem Yargıtay kararlarıyla da paralellik göstermektedir. ....maddesi anlamında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunmadığı, Taraf markaları açısından SMK'nın 5/1-ç maddesi kapsamında ikinci şart olan marka işaretlerinin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması şartının sağlanmadığı, Netice itibariyle, 1-Dava konusu mal ve hizmetlerin, red gerekçesi markalar kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı / aynı tür olduğu, 2)Dava konusu marka ve red gerekçesi markaların aynı / ayırt edilemeyecek benzerlikte olmadığı, 3)Dava konusu .... kararının yerinde olmadığı iptali koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, ....sayılı kararının iptaline, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 11.666,00.-TL yargılama giderinin davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 3.506,00.-TL Gider Avansı : 8.160,00.-TL TOPLAM :11.666,00.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/152, K. 2026/402, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-152-e-2026-402-k-e0a608f9dd82