İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/143 E. 2026/143 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/143
Karar No
2026/143
Karar Tarihi

T.C. ...3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/143 Esas - 2026/437 T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/143 Esas KARAR NO : 2026/437

DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 13/02/2026 KARAR TARİHİ : 14/05/2026 K. YAZIM TARİHİ : 15/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ekonomik durumunun son derece kötü olduğunu, herhangi bir işte çalışmadığını ve başka bir gelirinin bulunmadığını, adına kayıtlı taşınmazların davalı şirketle ilgisi olmayan vergi borçları nedeniyle hacizli olduğunu belirterek HMK'nın 334 ve devamı maddeleri uyarınca adli yardım talebinin kabul edilmesini talep ettiğini, müvekkilinin ... .... .... . Oto. Fab. Yedekleri Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. hakkında şirket ortağı olmadığının tespiti davası açtığını, ancak davalı şirketin 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin anlaşıldığını, ... .... .... Dır. ....... .... .... E. sayılı dosyasında görülen davada mahkemece şirketin ihyasını sağlamak üzere dava açmak için yetki ve süre verildiğini, ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde resen silindiğini ve .... .... .... sayısında ilan edildiğini ifade ettiğini, bu nedenle husumetin Sadece Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ihyasının talep edildiğini, ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi gereğince şirketin ek tasfiyesi için tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek, davanın ...... .... .... esas sayılı dosyası ile hukuki ve fiili bağlantısı bulunduğundan birleştirilmesine karar verilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde özetle.... .... .... Teknik Hırdavat Elektrik İş Makinaları Otomotiv Fabrika Yedekleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 23/01/2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, sicil kayıtları silinen şirketlerin borçlarının unvan silinmesine engel teşkil etmediğini, davacının ihya davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, 23/01/2014 tarihli terkin işlemi üzerinden 10 yıllık sürenin dolması sebebiyle şirketin malvarlığının Hazine'ye intikal ettiğini ve Hazine'nin şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağını, bu nedenle davanın konusuz kaldığını, şirketin son adresine 03.10.2013 tarihinde gönderilen tebligatın iade olması üzerine 07/10/2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan yapıldığını, bu ilanın 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligat yerine geçtiğini, terkin işleminin usulüne uygun gerçekleştirildiğini, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı TTK'nin 547. maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesi gerektiğini, bu kapsamda tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7/15. maddesi uyarınca ticaret sicil müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini, aksi halde ek tasfiye kararı verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER -...Ticaret Sicil Kayıtları -...5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/909 Esas sayılı dosyası DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir. Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermekte olup, ancak tüzel kişiliğin sona erebilmesi için şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda hukuki bir işlem olup, bu işlemin veya kararın hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek olanaklı değildir. Eksik veya hatalı işlem sonucu şirketin sicilden tasfiye sonucu terkinine karar verilmiş ise, bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına sahiptir. Nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 547.maddesinde "(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya bir kaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" hükmü yer almaktadır. Mahkememizce ihya istemine esas ...5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/909 Esas sayılı dosyası dosya örneği ile terkin edilen şirkete ilişkin ticaret sicil müdürlüğü kayıtları dosya içerisine kazandırılmak suretiyle yapılan değerlendirme neticesinde; Terkin edilen .... .... .... İş Mak. Oto. Fab. Yedekleri Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler.” kapsamında resen terkin edildiği, terkin edilen şirketin bildirilen son adresinin .... .... .... /...olup, şirket adresine kapatılma nedenine ilişkin TTK’nin Geçici 7.Maddesinin 4.fıkrasının a bendi uyarınca 03.10.2013 tarihinde çıkarılan tebligatın iade olduğu ihtarın ayrıca 07/10/2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının "a" bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise; dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise şirketin adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. Öte yandan 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesinde; "Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir. 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan "Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde; "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde; "01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tadadi nitelikteki (numerus clausus) bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve 2017/4-1358 esas 2017/1193 karar sayılı kararında; "...Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Özetle ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır. Doktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır (Murat Kaderoğlu Anonim Şirketlerin İnfisahı, sayfa 350-351, dipnot 251 atfı .... .... .... Şirketlerde Tasfiyeden Dönme, sayfa 168 dipnot 418-aynı yöndeki atıf Karaman Coşgun s.316,). Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırıdır (...BAM 21 HD. 02.04.2026 Tarih, 2026/245 Esas ve 2026/391 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 06/12/2023 Tarih., 2023/6272 Esas, 2023/7130 Karar, 04/12/2023 Tarih ve 2023/6185 Esas, 2023/7038 Karar sayılı ilamları). Hal böyle olunca mahkememizce davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, yukarıda açıklandığı üzere davalı ticaret sicil müdürlüğünce 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, bu durumda davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş (... .... .... Esas 2024/7128 Karar sayılı emsal içtihatı) ve aşağıdaki şekilde hükmün tesisi yoluna gidilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile, ...Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün .... .... .... Sicil numarasıyla kayıtlı bulunan " ... .... .... Teknik Hırdavat Elek. İş Mak. Oto. Fab. Yedekleri Sanayi Ve Tic. Ltd. Şti 'nin" ...... .... ... Esas sayılı dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına, 2-Ek tasfiyeyi sağlamak üzere şirketin terkin öncesi ortağı olan ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, 3-Tasfiye memuruna ücret verilmesine yer olmadığına, 4-Keyfiyetin 6102 sayılı TTK'nın 547/2 maddesi gereğince karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, 5-Alınması gereken 732,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 6-Dava adli yardım talepli açıldığından ve dava sonucunda haksız çıkan taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 47,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/05/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/143, K. 2026/143, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-143-e-2026-143-k-24140d3a1323