İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/915 E. 2025/774 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/915
- Karar No
- 2025/774
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/915 KARAR NO : 2025/774
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/07/2024 KARAR TARİHİ : 14/10/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde Mahkememizin ------- Esas sayılı dosyasından tefrik edilerek görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında dosya resen incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19.10.2023 tarihinde, davacı şirket ---- üzerine kayıtlı ----- sevk ve idaresindeki----- plakalı araç park halindeyken, davalı ---- Şirketi’nin maliki olduğu ve davalı ---- sevk ve idaresinde bulunan ------- plakalı aracın geri şekilde park ederken davacıya ait ve esnada manevrasız beklemede olan aracının ön kısmına çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, davacının aracında söz konusu kaza nedeniyle zarar meydana gelmiş olup, anılı zarar nedeniyle ---- plakalı aracın ZMMS'si konumunda bulunan davalı .------- uğranılan zararların tazmini amacıyla 20.05.2024 tarihinde başvuruda bulunulduğunu ve davalı sigorta şirketi tarafından 21.05.2024 tarihinde okunduğunu, ancak taraflarca yapılan başvuruya herhangi bir yanıt verilmediğini, akabinde taraflarca 12.06.2024 tarihinde dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak ----- Arabuluculuk Bürosu-------Numaralı dosyası ile başlatılan arabuluculuk sürecinde davalılar ile herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, işbu kazanın meydana gelmesinin ardından davacıya ait aracın sürücüsü, aracın kayıtlı olduğu ------- dönmüş olup, davacı şirket araçta meydana gelen hasarın tespiti için anılan ülkede faaliyet gösteren hasar tespit bilirkişisine aracını muayene ettirdiğini ve tamir masraflarını da içerir rapor aldığını, söz konusu 24.10.2023 tarihli bilirkişi raporu neticesinde; davacıya ait araçta 4.615,20 € hasar ve 700,00 € değer kaybı olabileceği tespit edildiğini ve davacı ekspertiz ücreti olarak 947,54 € ödeme yaptığını, açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; davanın kabulü ile eldeki dava konusu trafik kazası nedeniyle, davacının aracında meydana gelen toplam KDV dahil 4.665,2 € tutarındaki maddi hasarın aynen ya da mümkün olmaması halinde fiili ödeme tarihindeki ------- efektif satış kuru üzerinden belirlenecek Türk Lirası karşılığının; davalı sigorta şirketi yönünden öncelikle ZMMS poliçesi tüketilmek, mevcut olması kaydı şartı ile aşan kısım bakımında İMMS poliçesinden karşılanmak üzere, her şekilde poliçe limitleri dahilinde hasar başvurusunun davalı tarafa tebliğ tarihi olan 21.05.2024 tarihine 8 iş günü eklenmesiyle bulunacak tarihten itibaren, davalı araç maliki ------- ile davalı sürücü ------- yönünden ise kaza tarihi olan 19.10.2023 tarihinden itibaren, 3095 s.k. 4/a uyarınca işletilecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, değer kaybı yönünden 700,00 € değer kaybının aynen ya da mümkün olmaması halinde fiili ödeme tarihindeki EFEKTİF SATIŞ KURU üzerinden belirlenecek Türk Lirası karşılığının, davalı araç maliki ----- ile davalı sürücü ------- kaza tarihi olan 19.10.2023 tarihinden itibaren 3095 sk. 4/a uyarınca işletilecek faizi ile birlikte tahsiline, araç mahrumiyet bedeli yönünden HMK Md. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olmak üzere 50,00 € değer kaybının aynen ya da mümkün olmaması halinde fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden belirlenecek Türk Lirası karşılığının, davalı araç maliki------ ile davalı sürücü ------- kaza tarihi olan 19.10.2023 tarihinden itibaren 3095 sk. 4/a uyarınca işletilecek faizi ile birlikte tahsiline, davacının ödediği 947,54 € eksper ücretinin aynen ya da mümkün olmaması halinde fiili ödeme tarihindeki EFEKTİF SATIŞ KURU üzerinden belirlenecek Türk Lirası karşılığı dahil olmak üzere yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kaza tespit tutanağı incelendiğinde kazanın ----- Cumhuriyetinde meydana geldiği görüldüğünü, Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının ''Sigortanın Coğrafi Sınırı'' başlık A.4. maddesinde ''Bu sigorta Türkiye sınırları içinde geçerlidir.'' esası yer aldığını, bu durumda da Türkiye içerisinde meydana gelmeyen kazada davalı şirketin sorumluluğunun olmadığı açık olduğundan ilgili davanın reddi gerektiğini, arz ve izah edilen sebepler ve re’sen nazara alınacaklar birlikte değerlendirilerek, davalı şirket için ayırma kararı verilerek taleplerin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin dava aleyhine sonuçlansa dahi dava açılmasına sebebiyet vermemiş olmaları nedeniyle karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Poliçe ve Hasar Dosyası, ----- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, ZMMS Sigorta Poliçesi ve Hasar dosyası, Yurt Dışı onarım/Ekspertiz ve Tercüme Belgeleri, Kaza ve Kazalı Araç fotoğrafları, Yeşil kart Poliçesi, Dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, ------- meydan gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarım bedelinin, değer kaybının, ikame araç bedelinin ve bağlı zararlarının; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketinden, 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işletenden ve aynı zamanda 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd. maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu olan sürücüden tahsil edilmesi istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada dosya Mahkememizin ------ Esas sayılı dosyasından tefrik edilerek Anayasa'nın 141/4 ve 6100 Sayılı HMK'nin 30. maddesi gereğince usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek resen gözetilmesi gereken taraf sıfatı yokluğuna bağlı olarak yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda doğrudan aşağıdaki hüküm sonuca ulaşılmıştır.
Bilindiği üzere Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17. maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Davacı taraf ----- uyruklu olup, ------- anılan sözleşmeye taraf olması nedeniyle davacıdan teminat alınmasına gerek görülmediği ifade edilmelidir. (Yargıtay ---- Hukuk Dairesi Esas No: ---- Karar No: -------- Karar) Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar çerçevesinde tarafların davadaki durum ve konumlarına bakıldığında ; davacı tarafından ------ meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası için davalı sigorta şirketine zarar verdiği ileri sürülen -------- plakalı aracın ZMMS sigortacısı sıfatıyla dava açtığı anlaşılmaktadır. Kazanın meydana geldiği sabit olup işbu dosyada kusur ve zarar tartışmasına girilmeyecektir. Davalı sigorta şirketinin kaza tarihi olan 19/10/2023 tarihini kapsar şekilde 25/10/2022/-25/10/2023 tarihli araç başına maddi 100.000,00 TL limitli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik Sigorta Poliçesi bulunduğu bedihidir. Ne var ki işbu poliçe sadece Türkiye sınırlarında geçerli olup yurt dışında geçerli olduğuna ilişkin bir hüküm de barındırmadığından ------- meydana gelen zararları teminat altına almadığı anlaşılmaktadır. Zira Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-4. maddesinde "Bu sigorta Türkiye sınırları içinde geçerlidir." düzenlemesine yer verilerek sigortanın coğrafi sınırının Türkiye olarak belirlenmiş olmasına ve sigorta poliçesinde, teminatın yurt dışında da geçerli olacağına dair özel hüküm bulunmadığından davalının ZMMS sigortası yönünden bir sorumluluğu yoktur (Bknz. Yargıtay----HD'nin 09.12.2019 tarihli -------Sayılı ilamı) Bu durumda zarardan kimin sorumlu olduğunu açıklamakta da yarar vardır. Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunun Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin 5.maddesinde “Büro motorlu araçların işletilmesi nedeniyle tabi olunan mali sorumluluğu karşılamak üzere yurtdışında geçerli sigorta belgelerinin basım, denetim ve düzenlenmesi ile bu sigorta belgeleri kapsamında motorlu araçların sebep olduğu hasarların ödenmesini ve motorlu araçların işletilmesi nedeniyle tabi olunan mali sorumluluğu karşılamak üzere yurtdışında düzenlenen ve ilgili mevzuat uyarınca ülkemizde geçerli bulunan sigorta sözleşmeleri kapsamında bu araçların sebep olduğu hasarların tedvir ve tasfiyesini temin eder.” hükmüne yer verilmiştir. Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunun görevleri arasında, üye sigortacılar tarafından düzenlenmiş yeşil kartı bulunan bir Türk plakalı aracın yeşil kart sistemine dahil diğer ülkelerde sebep olduğu zararları, üyelerinin katılımı ile kurulmuş olan Yeşil Kart Reasürans Havuzunun yöneticisi sıfatıyla, üyeleri adına gidermek yer almaktadır. Bir başka deyişle, yeşil kart poliçesi o ülkede düzenlenmiş zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi gibi kabul edilecektir. Buna göre yeşil kart sigortası anlaşmaya dahil birbirlerine seyahat edilecek yabancı ülkelerin zorunlu mali sorumluluk sigortalarını bir araya getiren üniform ve beynelminel bir sigorta poliçesi olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizin de üyesi bulunduğu Avrupa Konseyi mensuplarının 20 Nisan 1959 tarihinde imzaladıkları “Beynelmilel Mecburi Mesuliyet Sigortasına Dair Avrupa Sözleşmesi” gereğince ülkemizde de tüzel kişiliğe haiz ------ Şirketleri Birliği Motorlu Taşıt Bürosu kurulmuş olup, Yeşil Kart sistemi uygulanmaya başlamıştır. Yeşil kart uluslararası trafik sigortası olup kazanın olduğu ülkede geçerli trafik sigortası limit ve kapsamı kadar teminat sağlamaktadır. Bu açıdan dosyaya bakıldığında kazaya ve zarara sebebiyet verdiği ileri sürülen ------ plakalı çekicinin kaza tarihi olan 19/10/2023 tarihinde geçerli (10/12/2022/10/12/2023) yeşil kart sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketinin--- Şirketi olduğu tespit edilmiştir. Şu halde davalı------- Şirketinin davada davalı taraf sıfatı bulunmadığı kesin olarak söylenmelir. Peki taraf sıfatı nedir; ne yapılmadır? -Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Yargısal uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Başka bir anlatımla dava şartların işin esasının incelenmesine engel teşkil eder mahiyetteyken, bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur --------). Açıklanan işbu ilke ve hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun birçok kararında da yer bulmuştur. Bu açıklamalar ışığında somut olayda davalının ZMMS sigortacı sıfatı bulunmakla birlikte yeşil kart sigorta poliçesi düzenleyen kuruluş olmadığından davacının davalıdan yurt dışında meydana gelen trafik kazasına bağlı olarak maddi hukuka göre herhangi bir hak talep edemeyeceği, sonuçta mevcut bilgi, belge ve taraf açıklamalarına göre işbu davada davalının davalı taraf sıfatı (Pasif Husumet Ehliyeti) bulunmadığı tespitine bağlı sonuç ve kanaatiyle davanın esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı sorumlu tutulmuştur. Dosya Mahkememizin ------- Esas sayılı dosyasından tefrik edilerek doğrudan karar verildiğinden asıl dosyada tüm davalılar yönünden başvurma harcı yatırıldığından işbu dosya üzerinden verilen kararın niteliği gereği maktu karar ve ilam harcı alınmasına ve yine verilen karanın niteliği gereği vekalet ücreti hesap ve takdir edilmesi gerekmiştir. Bununla birlikte Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinine gelince işbu dava KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigortaya başvuru şartına tabi olup, ayrıca gerek sigorta gerekse işleten ve sürücü yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olmadığı, (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası) nitekim ZMMS 2918 sayılı yasada düzenlenmiş olup trafik sigortacısına ve diğer sorumlulara karşı açılacak davaların zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olduğundan, davalı sigorta şirketinin arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir. (Bkz; Yargıtay -------) Bu kapsamda taraflar yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk giderinden davacının sorumlu tutulması suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davada, davalının 'davalı taraf sıfatı' (pasif husumet ehliyeti) bulunmadığından; davanın esastan reddine, 2-)Yapılan yargılama giderlerinin (arabuluculuk gideri hariç) davacı üzerinde bırakılmasına, 3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,7/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, taraf ve taraf vekillerinin yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.