İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/900 E. 2026/16 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/900
Karar No
2026/16
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/900 Esas KARAR NO : 2026/16

DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/12/2025 KARAR TARİHİ : 15/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Davacı ruhsat bilgileri ekte sunulan inşaat şantiyesinin sahibi olduğunu, söz konusu şantiye için işyeri teslim tutanağı (28.08.2025 tarihli) ve trifaze sayaç teklif/tutanağı dosya arasında olduğunu, şantiye faaliyetleri, ruhsat tarihinden sonra ve sınırlı bir süre içerisinde başladığını, davacı, şantiyenin önündeki yol kazısı nedeniyle inşaat faaliyetlerini sürdürmek zorunda kalmış, bu süreçte elektrik enerjisi temini için zorunlu olarak mevcut hatta bağlantı yapıldığı, bu hususta müşteri başvuru formunda ayrıntılı şekilde izah edildiğini, davacı, kullanımın başından itibaren abonelik tesis edilmesi ve sayaç bağlanması için davalı idare nezdinde başvurularını yapmış; buna ilişkin başvuru formu dilekçesi ve diğer müracaat evrakı da dilekçe ekinde sunulduğunu, davalı idare ekiplerince 15.09.2025 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, söz konusu tutanakta davacının “perakende satış sözleşmesi/ikili anlaşma olmadan kaçak elektrik kullandığı” şeklinde gerçeğe uygun olmayan bir kabul yapıldığını, tutanak düzenlenirken davacının beyanı alınmamış, savunma hakkı tam olarak kullanılmamış; ölçüm, süre ve tüketim hesabı yapılırken mevzuata aykırı varsayımlar üzerinden fahiş bir tüketim miktarı belirlendiğini, bu tutanağa dayanılarak ... hesap no ile ... Mah. ... Sk. No 10 ... ... adresine ait ... hizmet noktası bilgisi ile Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri gerekçe gösterilip, davacı adına 17366 kWh karşılığı 231.544,30 TL bedelli “kaçak elektrik kullanım faturası” tanzim edildiğini, davacı, söz konusu fatura üzerine 22.09.2025 tarihli kaçak fatura itiraz dilekçesi ile davalı idareye başvurmuş; tutanağın ve hesabın hatalı olduğunu, şantiyenin fiili tüketiminin bu miktarlara asla ulaşmadığını, inşaatın yeni başladığını, yapı ruhsatının 28.08.2025 tarihli olduğunu, sayaç talebinin ise 10.09.2025 tarihinde yapıldığını, kaçak kabulünün hukuka aykırı olduğunu ayrıntılı şekilde açıkladığını, davalı idare tarafından, herhangi bir hesaplama hatası bulunmadığı, kaçak kullanım tespitinin geçerli olduğu belirtilerek davacının itirazı reddedildiğini, söz konusu fatura haksız ve hukuka aykırı olup, dayandığı kaçak tespit tutanağı da gerçeği yansıtmadığını, mahkemece re’sen gözetilecek hususlar da dikkate alınarak; davalı ... tarafından düzenlenen 231.544,30 TL tutarındaki kaçak elektrik kullanım faturası dayanağı işlemlerin hukuka aykırı olduğunun ve davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davacı tarafından 26.09.2025 tarihinde “talep ve dava hakkı saklı olmak üzere ihtirazi kayıtla” ödenen 231.544,30 TL’nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya iadesine (istirdadına), yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; ödenen tutarın iadesi talebinde davacının hukuki yararı bulunmadığını, davacının kullanımında olan adreste davalı kurum görevlilerince 15.09.2025 tarihinde yapılan tespitlerde kayıtsız sayaçtan abonelik sözleşmesi olmaksızın elektrik kullanımı yapıldığı tespit edildiğini, yapılan tespit akabinde davacı adına H/... seri numaralı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı tanzim edilmiş, tutanağa istinaden 231.544,30 TL kaçak tüketim bedeli tahakkuk ettirildiğini, ilgili tüketim bedeli icra takibine konu edilmeden önce davacı tarafça asıl alacak ve faize ilişkin olarak toplamda 231.544,30 TL tutarında ödeme yapılmış, borç ödendiğini, gecikme zammı ve kdv uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi görüşte ise esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, kaçak elektrik kullanımı iddiasına dayanılarak düzenlenen faturaya karşı yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. 6100 sayılı Yasanın 114/1-c. maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü ve İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği'nden gelen müzekkere cevaplarında davacının; gerçek kişi ticari işletme ve esnaf kaydının bulunmadığı, dolayısıyla davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, bu haliyle davanın nisbi ticari dava olmadığı, haksız fiile dayalı davanın niteliği itibariyle de mutlak ticari davaya vücut vermediği anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2. maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-6100 sayılı Yasanın 20/1. maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın yetkili İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 sayılı Yasanın 331/2. maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi.

Katip ... Hakim ...440 ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/900, K. 2026/16, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-900-e-2026-16-k-a3114ddbeaa2