İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/895 E. 2026/341 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/895
- Karar No
- 2026/341
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/895 Esas KARAR NO : 2026/341 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 03/10/2025 KARAR TARİHİ : 02/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalının, kaçak elektrik enerjisi kullandığını ve düzenlenen faturayı süresinde ifa etmediğini, davalı tarafından, ---------- numaralı tesisata ilişkin dava dışı ilgili elektrik perakende satış firması ile karşılıklı herhangi bir perakende satış sözleşmesi imzalamaksızın enerji kullanması nedeniyle kaçak elektrik enerjisi tespit tutanaklarının düzenlenmesine sebep olduğunu, dava dışı ilgili elektrik perakende satış firması ile herhangi bir perakende satış sözleşmesi imzalamaksızın kaçak elektrik kullanımı yapan davalı tarafın enerjisi, müvekkil şirket tarafından mevzuat yükümlülüklerine uygun şekilde, kaçak elektrik enerjisi tespit tutanakları, mühürleme belgeleri düzenlenerek kesildiğini, davalı tarafından kaçak enerji borcu ödenmeksizin herhangi bir mücbir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmeden dağıtım lisansı sahibi Müvekkil Şirket’in izni dışında açılarak kullanılmaya devam edilmesi nedeniyle, kaçak elektrik enerjisi tespit tutanaklarının düzenlenmesine ve kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirilmesine sebep olunduğunu, davalıca bahse konu faturaların, süresinde ifa edilmediğinden faturalar bedelinin tahsili maksadıyla aleyhine davaya konu icra takibinin başlatıldığı, Müvekkil Şirketin bu davaya konu itirazın yapıldığı icra takibi ile kaçak elektrik tüketimi sebebiyle borçlu davalıya tahakkuk edilen faturalardan doğan alacakların tahsil edilmesi olduğunu, söz konusu faturalardan doğan alacakların hepsinin muaccel olduğu gibi aynı zamanda davalı tarafından bilinen, belirli ve belirlenebilir alacaklardan olduğunu bu sebeplerle, davanın kabul edilerek davalı tarafça --------- İcra Dairesi’nin ------------ Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, takibe itirazın haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmolunan bedelin %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve ücret-i vekâletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şahsın tüketici olduğu, huzurda yer alan davanın görevsiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin şahıs olduğu, tüzel bir kişi olmadığını, söz konusu adresin de ticari bir işletme olduğuna dair resmi bir tespit yapılmadığını, müvekkilinin tacir olduğuna dair hiçbir kayıt olmadığını, bu sebepler başta olmak üzere görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olması gerektiği, davacı şirket tarafından kanuni düzenlemeler ışığında bir hesaplama yapılmadığını, bilirkişi marifeti ile tekrar hesap yapılmasını talep ettiklerini, davacı tarafın dayandığı 03.06.2024 tarihli kaçak tespit tutanağının müvekkil veya temsilcisi huzurunda düzenlenmediğini, tutanağın bir nüshasının müvekkile verilmediğini, tutanakta imzasının bulunmadığını veya imzanın kime ait olduğunun açık olmadığını, bu nedenlerle, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 43. maddesi uyarınca düzenlenen tutanak usule aykırıdır ve delil niteliği taşıyamayacağını, kaçak elektrik kullanımı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi, müvekkili tarafından perakende satış sözleşmesi olmaksızın enerji kullanımı yapılmadığını, tesisatın bulunduğu adreste elektrik aboneliği geçmişte açılmış olduğu, feshine veya kapanışına dair herhangi bir tebligat ya da bildirimin müvekkiline yapılmadığını, müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında sistemde “abonelik yokmuş” gibi işlem yapılması, davacının işleyişinden kaynaklanan bir durum olduğu, bu nedenlerle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. Maddeleri gereğince usulden reddine, izah edilen hususlar çerçevesinde; davanın esastan reddi ile --------- İcra Dairesi ----------- E İlamsız icra dosyasına yapılan haklı itirazımızın kabulünu, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı alacaklı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Davacının davalının kaçak elektrik kullandığından bahisle tanzim ettiği kaçak elektrik tutanağına dayanan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.-------- ve --------- yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü. Dosyamız arasına alınan ---------- İcra Dairesinin ----------- Esas sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde takibin 05/08/2024 tarihinde başlatıldığı davalının süresinde 20/12/2024 tarihinde takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.Davacının; borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğinden itibaren İİK.nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık süre içerisinde mahkememize davayı açtığı anlaşıldığından, açılan davanın süresinde olduğu görülmüştür. Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve -------- sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ------- sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede ; Davalının ---------- Vatandaş olmadığı, dolayısıyla tacir olduğuna dair herhangi bir kaydın bulunmadığı, elektrik hizmeti alan tüketici konumunda olduğu, tarafların ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı, somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde de kabul edilemeyeceği, bu nedenlerle somut uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varıldığından, HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verimiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğuna, 2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli ------------- Tüketici Mahkemelerine tevzi edilmesi için Tevzi Bürosuna gönderilmesine, 3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Tüktici Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Tüketici Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/04/2026