İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/857 E. 2025/913 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/857
- Karar No
- 2025/913
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/857 Esas KARAR NO :2025/913
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:24/11/2025 KARAR TARİHİ:22/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kordon kanı ve doku bankacılığı alanında faaliyet gösteren yeni nesil bir biyoteknoloji şirketi olduğunu, dermatoloji alanında uzman doktor olan davalı Dr.... bu bağlamda müvekkili şirketten çeşitli zamanlarda (15.02.2024, 16.02.2024 ve 01.03.2024 tarihli beş ayrı fatura ile) ... isimli üründen sipariş ettiğini ve söz konusu ürünlerin kendisine teslim edildiğini, davalının buna mukabil ilk olarak 29.02.2024 tarihinde kredi kartı ile 20.000 TL tutarında müvekkili şirkete bir ödeme yaptığını, ardından cari hesapta bakiye kalan 81.770,35 TL borcu için 29.04.2024 tarihinde müvekkili şirkete bir kredi kartı bildirdiğini ve müvekkil şirketin alacağını bu kredi kartı üzerinden tahsil ettiğini, bununla birlikte 14.10.2024 tarihinde ... isimli üçüncü şahıs tarafından müvekkili şirkete başvurularak kredi kartından rızası dışında davalı adına 81.770,35 TL tahsilat yapıldığını, bu ödemeye izin ya da muvafakati bulunmadığını tahsil edilen paranın iadesini aksi takdirde şikayetçi olacağını bildirdiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin söz konusu 81.770,35 TL'yi adı geçen kredi kartı sahibine 16.10.2024 tarihinde iade etmek zorunda kaldığını, yapılan bu iade işlemi sonrası davalının cari hesapta tekrar 81.770,35 TL borçlu durumuna geçtiğini, bunun üzerine davalı aleyhine .... İcra Dairesi 2024/... E. Sayılı dosyadan genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, borçlunun yetki itirazı nedeniyle dosyanın yetkili .... İcra Dairesine gönderildiğini, ... Esas sayılı dosya üzerinden gönderilen ödeme emrine karşı davalı borçlunun 19.11.2024 tarihli dilekçesi ile ".... alacaklı olduğunu iddia eden şirket ile müvekkil arasında hiçbir sözleşmesel veya fiili hukuki ilişki bulunmamaktadır. Ayrıca takibe dayanak belgeye konu ürünler müvekkilime teslim edilmemiştir... " şeklinde bir gerekçe ile borca itiraz ettiğini beyanla; .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasına vaki takibe ve borca karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, itiraz olunan takip bedeli üzerinden %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine, alacağın tahsiline kadar geçecek süre için takip talebinde yazılı oranlarda faiz uygulanmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER: .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/.... Sayılı dosya örneği, fatura ve sevk irsaliyeleri örneği, cari hesap ekstresi, arabuluculuk son tutanak örneği, iadeye ilişkin dekont örneğinin dosyamız arasında olduğu görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında; davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. İstanbul Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında; davalının Serbest Meslek Kazanç mükellefi olduğu ve Serbest Meslek Kazanç Defteri tuttuğunun bildirildiği görülmüştür. GEREKÇE: Dava; faturadan kaynaklı cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Aynı Yasa'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nin 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nin 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nin 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nin 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nin 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK”'nin 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Bu haliyle, dava sebebine ve celp edilen müzekkere cevaplarına göre; davalının Serbest Meslek Kazanç mükellefi olduğu ve Serbest Meslek Kazanç Defteri tuttuğu, davanın mutlak yahut nisbi ticari dava olmasının gerektirir yanının bulunmadığı, davalının tacir olmadığı, bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı açıktır. Bu durumda davaya bakmaya genel mahkemeler görevlidir. Bu nedenle, yukarıda belirtilen yasa hükümleri ve açıklamalar uyarınca davada görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3- 6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 4-Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 5-HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 22/12/2025
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza