İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/855 E. 2026/524 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/855
- Karar No
- 2026/524
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/855 Esas KARAR NO : 2026/524
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/11/2025 KARAR TARİHİ : 11/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 25/11/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle, davalı/borçlu ...'ın, ... isimli şahıs işletmesinin sahibi olan bir tacir olduğunu, şahsın iletmesinin ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığından, husumetin kendisine yöneltildiğini, müvekkilinin Alman uyruklu bir limited şirket olduğunu, çadır ve konteyner ekipmanlarının uluslararası ticaretini yaptığını, davalıya farklı tarihlerde çeşitli mallar sattığını, müvekkilin davalı adına faturalar düzenlediği, söz konusu faturaların davalının da kabulünde olduğunu, davalının çeşitli tarihlerde kısmi şekilde ödemeler yaptığını, ve borcundan, icra takip tutarı olan toplam 63.568,60 EURO bakiye kaldığını, Alman muhasebe pratiğinde Türkiye'deki gibi fiziki defter tutulması yerine online şekilde kayıt tutulduğunu, buna göre şirketlerin ticari kayıtlarından ve online sistem üzerinden alınan dökümlerin mali müşavir tarafından onaylandığını, daha sonra bu kayıtların noterce onaylanarak yurt dışında kullanılacaksa apostil alındığını, ve bu suretle ticari defter niteliğine haiz olduğunu, müvekkil şirketin davalıya ilişkin ticari defter ve kayıtları, Alman hukukuna ve muhasebe kurallarına uygun olarak ibraz edildiğini, müvekkilin defter ve kayıtları, bağımsız vergi danışmanlık şirketi .... tarafından incelendiğini, bu inceleme sonucunda ... Yapılarına ilişkin cari alacağına dair 22.10.2025 tarihli yazılı alacak kaydı ile ekinde ayrıntılı cari hesap dökümü düzenlendiğini, ticari defter ve kayıtlarda, 2018 ve 2020 hesap yıllarında davalıya toplam 189.768,60 EUR tutarında fatura düzenlendiği, davalı tarafından 2018–2020 yılları arasında farklı tarihlerde toplam 126.200,00 EUR tutarında kısmi ödeme yapıldığı, bu ödemeler düşüldükten sonra davalıdan olan bakiye alacak tutarının 63.568,60 EUR olduğu; müvekkil şirketin defterlerinin elektronik ortamda tutulduğu ve ekli cari hesap dökümünün davalıya ilişkin güncel alacak hesabının içeriğini gerçeğe ve hukuk uygun şekilde yansıttığı onaylı olarak tevsik edildiği, ve ayrıca noter tasdikinin de 22.10.2025 tarihli apostil şerhi ile tasdik edildiğini, bu suretle, alacağın dayanağını oluşturan faturaların, bu faturalara karşılık davalının kısmi ödemeleri ve bakiye alacak miktarı usulüne uygun biçimde ispatlandığını, davalının, fatura bedellerini vade tarihlerinde ödemediği, yalnızca kısmi ödemeler yaptığı ve bakiye borcunu da ödemekten imtina ettiğini, müvekkil tarafından defalarca yapılan sözlü ve yazılı ihtarlara rağmen bakiye borcun halen ödenmediği, bunun üzerine davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi ikame edilmek zorunda kalındığını, davalının, tacir olarak esasen borcunun bilincinde olmasına rağmen, tamamen alacağı geciktirme maksatlı ve kötü niyetli şekilde borca itiraz ettiğini, borca itiraz dilekçesinde herhangi bir somut delil, hesap cetveli veya belge göstermeksizin yalnızca “borcum yoktur” şeklindeki soyut bir beyanla takibi durdurduğunu, buna karşılık, noter tasdikli ve apostilli ticari defter ve kayıtlar, faturalar ve ödeme hareketleri birlikte değerlendirildiğinde davalının 63.568,60 EUR tutarında bakiye borçlu olduğu tereddütsüz şekilde ortaya çıktığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalının borca itirazının iptaline ve takibin devamına, haksız olarak ve kötüniyetle likit, muayyen borca itiraz eden davalı - borçlu aleyhine alacağın % 20’den aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 17/02/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle, davacının dayandığı faturaların 2018 tarihli olduğunu, takibin ise 2025 yılında (7 yıl sonra) başlatıldığını, alacağın, hem Alman hukukuna hem de taraf olunan uluslararası sözleşmelere göre zamanaşımına uğradığını, davacı yanın alacak iddiasının, gerçek dışı rakamlar ve müvekkilin kayıtlarında karşılığı bulunmayan "hayali" faturalar üzerine inşa edildiğini, uyuşmazlığın asıl kaynağının müvekkilin ödeme yapmaması değil, davacının olmayan bir borcunun muhasebe hileleriyle yaratma çabası olduğunu, davacı vekilinin, dava dilekçesinde 15.06.2018 tarihli ... sipariş numaralı faturayı 178.500,00 EUR olarak beyan ederek bu tutar üzerinden alacak iddiasında bulunduğunu, müvekkilin kayıtlarında yer alan ve fiili ithalata konu olan aynı sipariş numaralı aynı tarihli gerçek fatura bedeli 100.000,00 EUR olduğunu, sadece bu kalemdeki 78.500,00 EUR’luk hayali fark dahi, davacının talep ettiği toplam 63.568,60 EUR tutarındaki bakiye iddiasını tek başına çürütmeye yettiğini, davacı yanın dava dilekçesinde ve ekstrelerinde zikrettiği diğer faturaların müvekkil nezdinde hiçbir karşılığı bulunmadığını, bu numaralı faturaların müvekkile hiç tebliğ edilmediği gibi, gümrük kayıtlarında da bu faturalara konu bir mal girişi olmadığını, davacının, gerçekte var olmayan bu "hayalet" faturalar ve şişirilmiş rakamlar üzerinden sanal bir borç bakiyesi oluşturduğunu, davacı yanın, dava dilekçesinde müvekkil tarafından yapılan ödemeleri açıkça zikrettiği ve bu ödemelerin düşülmesinden sonra 63.568,60 EUR bakiye kaldığını iddia ettiğini, dolayısıyla taraflar arasında müvekkil tarafından yapılan ödemeler konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, yapılan ödemelerin davacının ikrarında olduğunu, ancak temel uyuşmazlığın, 78.500,00 EUR'luk sahte fatura farkını ve diğer hayali fatura kalemlerini borç hanesine yazarak, müvekkilin yaptığı gerçek ödemeleri bu hayali borçlardan düştüğünü, müvekkilin borçlu görünmesinin tek sebebinin, ödeme yapmaması değil, davacının kayıtlarına eklediği bu gerçek dışı ve fahiş rakamlar olduğunu, müvekkilin, teslim aldığı her malın karşılığını fazlasıyla ödediğini, davacı yanın borç kayıtları ile müvekkilin (ve gümrük idaresinin) kayıtları arasındaki bu uçurum, davacının tek taraflı ve haksız bir alacak yaratma çabasından ibaret olduğunu, müvekkil şirketin davacı yana hiçbir borcu bulunmadığını, davacı yanın dava dilekçesindeki iddiaları ile dava öncesi müvekkile gönderdiği ihtarlar arasındaki uçurumun, alacak iddiasının hiçbir somut ve güvenilir veriye dayanmadığını, adeta "rastgele" rakamlar üzerinden borç yaratılmaya çalışıldığını tescil ettiğini, davacı vekili tarafından 23.06.2025 tarihinde gönderilen ilk e-posta ve ekli ihtarnamede, müvekkilin 189.768,60 EUR ana para borcu olduğu iddia edildiği ve toplamda 208.745,46 EUR talep edildiği, üstelik bu ihtarda "bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığı" açıkça iddia edildiği, müvekkilin borcu olmadığına dair sözlü ve yazılı beyanları neticesinde, davacı yan 04.07.2025 tarihinde bir "düzeltme maili" atarak; merkez şirketle yapılan görüşmelerde cari hesabın "hatalı görüldüğünü" itiraf etmek zorunda kaldığını, talep edilen rakamın birdenbire 63.568,60 EUR'ya düşürüldüğünü, sadece 10 gün içerisinde, talep ettiği rakamdan yaklaşık 145.000 EUR (yaklaşık 6 milyon TL) gibi devasa bir tutarı "yanlış hesaplamışız" diyerek silen bir tarafın; ne ticari defterlerine ne de mahkemeye sunduğu cari hesap dökümlerine itibar edilmesinin mümkün olmadığı, dava konusu işlemin uluslararası bir ticari satım olduğunu, davacının, bu malları Almanya'dan "İhracat" olarak gönderdiği, müvekkilin ise Türkiye'de "İthalat" rejimine tabi tutulduğunu, davacı yanın, sunduğu faturaların karşılığında malların müvekkile fiilen teslim edildiğini, gümrük çıkış ve giriş kayıtlarıyla ispatlamak zorunda olduğunu, davacının 7 yıl sonra bu farkları talep etmesi ticari dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olduğunu, 2018 yılına kadar müvekkil şirket davacı yan ile alışveriş yaptığını, sonrasında bildiği kadarıyla şirket sahibi şirketini yatırımcılara sattığını, bu devir sonrasında taraflar arasında hiçbir ticari çalışma veya mal alımı olmadığını, şirketin eski sahiplerinin, devir öncesinde ciro ve alacak kalemlerini potansiyel yatırımcılar nezdinde yüksek göstermek amacıyla ("bilanço makyajlama") cari kayıtları gerçek dışı şekilde şişirmiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, bu hayali kayıtların faturasının, yıllar sonra müvekkiline kesilemeyeceğini, Uluslararası ticarette "fatura" değil "fiili teslim"'in esas olduğunu, müvekkilin kayıtlarında görünen fatura bedeli ile davacının talep ettiği fatura bedelleri birbiriyle örtüşmediğini, davacının, elektronik ortamda tutulduğu ve noter/apostil tasdikli defter kayıtlarına dayandığı, Apostil, içeriğin doğruluğunu değil yalnızca imzanın aidiyetini tasdik ettiğini, tek taraflı tutulan defter kayıtlarının karşı tarafça kabul edilmedikçe kesin delil olmadığını, cari hesap mutabakatı bulunmadığını, müvekkilin kabulünde olmayan, tek taraflı oluşturulmuş elektronik kayıtların alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını, davacı yanın kendi kayıtlarının güvenilmez olduğunu ihtar yazışmalarında açıkça ortaya koyduğunu, bu nedenlerle öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, kötü niyetli davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konuların; Davacı, davalı ile yapılan ticari alışveriş kapsamında 2018-2020 yılları arasında faturalar düzenlendiğini, davalının kısmi ödeme yaptığını, bakiye alacağının kaldığını, bakiye alacak için yapılan icra takibine itiraz edildiğini, bildirmiş davalı da , taraflar arasındaki fatura bedellerinin farklı olduğunu, müvekkilinin kayıtlarında karşılığı bulunmayan faturalar düzenlendiğini, gümrük kayıtlarında da bu faturalara konu mal girişinin bulunmadığını, fiili teslimatın gerçekleşmediğini ispat yükünün davacıda olduğunu bildirerek davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizce ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası celp edilmiş olmakla, yapılan incelemesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 63.568,60 EURO üzerinden ilamsız icra takibi yapılmış, davalının yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiği takibin durduğu görülmüştür. Mahkememiz 05/03/2026 tarihli ara kararı gereği, Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, Gümrük Müdürlüklerine yazılan müzekkere cevapları davalının ticari defter ve kayıtları ve davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu Opostil şerhli Noter Onaylı kayıtlar ile birlikte dosya incelenerek " davacının davalıdan takip tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığı varsa miktarının nelerden ibaret ve ne kadar olduğu " konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti 14/05/2026 tarihli raporunda; Dış ticaret uzmanlığı yönünden yapılan incelemede, dosya kapsamında gümrük/sevkiyat belgeleriyle tevsik edilebilen işlemin ... tarihli, ... numaralı ve 100.000,00 EUR bedelli ticari faturaya konu ithalat işlemi olduğu; bu işlem bakımından iki kamyon sevkiyatı, paket sayısı, ağırlık bilgileri ve ... kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğu, davacı kayıtlarında yer alan 178.500,00 EUR bedelli fatura bakımından, 100.000,00 EUR'yu aşan 78.500,00 EUR farkın ve ayrıca 5.700,00 EUR, 4.800,00 EUR ile 768,60 EUR tutarlı diğer fatura kalemlerinin ithalat, sevkiyat, gümrük beyannamesi, ek teslim veya taraf mutabakatı ile yeterince tevsik edilemediği, tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, ticari defter ve kayıtlar, banka ödeme dekontları, gümrük beyannameleri, ...belgeleri, cari hesap hareketleri, sevkiyat ve ... kayıtları ile mali ve dış ticaret yönünden yapılan teknik incelemeler birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça ileri sürülen toplam 189.768,60 EUR tutarlı alacağın tamamının dosya kapsamındaki objektif ticari ve gümrük belgeleriyle tam olarak doğrulanamadığı, özellikle 15.06.2018 tarihli işlem bakımından gümrük kayıtları ve fiili ithalat belgelerinde 100.000,00 EUR tutarlı ithalatın tevsik edildiği, buna karşılık davacı kayıtlarında yer alan 178.500,00 EUR tutarlı fatura ile bu tutar arasındaki 78.500,00 EUR farkın hangi ek teslim, sevkiyat, hizmet veya mutabakata dayandığının somut ve denetlenebilir belgelerle ortaya konulamadığı, ayrıca 5.700,00 EUR, 4.800,00 EUR ve 768,60 EUR tutarlı diğer fatura kalemlerinin de ithalat, teslim veya gümrük kayıtlarıyla desteklenmediği, davacı cari hesap kayıtlarında 27.03.2018 tarihli 40.000,00 EUR ödemenin yalnızca 12.000,00 EUR'luk kısmının dikkate alınmasının bakiye alacak hesabını doğrudan etkilediği, davalı tarafın ticari defterlerinin ise TTK m.64, VUK m.220-226 ve Elektronik Defter Genel Tebliği hükümlerine uygun şekilde tutulduğu ve davalı kayıtlarında takip tarihi itibarıyla borcun kapatıldığı yönünde muhasebesel kayıtların bulunduğu anlaşılmakla, mevcut delil durumu itibarıyla davacının takip dayanağı alacağının tamamını kesin, açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ispatlayamadığı, bu nedenle özellikle gümrük ve sevkiyat belgeleriyle doğrulanamayan fatura kalemleri yönünden davacı talebinin ihtiyatla değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığını bildirdikleri görüldü. Dosya kapsamındaki belgeler, bilirkişi raporu, taraf beyanları, ticari kayıtlar, ödeme belgeleri,..., teklif belgeleri ve Gümrük Müdürlüğü’nden gelen kayıtlar dış ticaret uygulamaları yönünden birlikte değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın esasen davacı tarafça ileri sürülen 189.768,60 EUR tutarındaki toplam fatura bedelinin tamamının fiili ithalat ve ticari kayıtlarla doğrulanıp doğrulanamadığı ile davalı tarafından gerçekleştirilen ödemelerin cari hesaba doğru şekilde mahsup edilip edilmediği noktasında toplandığının anlaşıldığı, mali bilirkişi tarafından, davacı tarafın 15.06.2018 tarihli 178.500,00 EUR tutarlı ... no.lu fatura ile birlikte toplam dört adet faturaya dayanarak 63.568,60 EUR bakiye alacak talebinde bulunduğu, buna karşılık davalı tarafın aynı siparişe ilişkin fiili ithalata konu gümrük belgelerinde mal bedelinin 100.000,00 EUR olarak yer aldığı, davacı tarafından ileri sürülen bakiye farkın ise gerçeği yansıtmadığının tespit edildiği, davalı ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64 ve devamı maddeleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 220-226. maddelerine uygun şekilde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, 2020-2022 yıllarında elektronik defter beratlarının süresinde oluşturulduğu ve defterlerin şekli anlamda usulüne uygun tutulduğu, bu kapsamda HMK m.222 uyarınca davalı kayıtlarında davacıya ilişkin 320.02.01 satıcı hesabında yer alan kayıtların sistematik ve birbirini doğrular nitelikte olduğu, 26.06.2018 tarihli ithalat kaydının ... sayılı gümrük beyannamesine dayandığı ve söz konusu beyannamede mal bedelinin açık şekilde 100.000 EUR olarak gösterildiği, davalı kayıtlarında 10.12.2022 tarihinde 271.260,00 TL ödeme kaydı ile borcun kapatıldığı, takip tarihi itibarıyla davalı kayıtlarında bakiye borç bulunmadığı yönünde muhasebesel sonuç oluştuğunun tespit edildiği, HMK'nın 222/3 maddesinde tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği düzenlemesinin mevcut olduğu, buna göre ticari defter ve belgelerinden davacının alacak iddiasını ispat edemediği, alacağın varlığı iddiasına yönelik olarak sunulan diğer delillerin incelenmesinde ise, dosyada mübrez 15.06.2018 tarihli “...” başlıklı belgede alıcı olarak ... Yapıları, satıcı olarak ... göründüğü, aynı belgede invoice/order numarası 45333 olarak belirtilmiş, mal tanımı “...” şeklinde yazıldığı, belgede iki ayrı kamyon sevkiyatı gösterildiği, birinci kamyon için 68.500,00 EUR, ikinci kamyon için 31.500,00 EUR mal kıymeti yazıldığı ve toplam bedelin 100.000,00 EUR olarak düzenlendiği, gümrük belgelerinden taraflar arasındaki ticari ilişkide 15.06.2018 tarihli 100.000,00 EUR tutarlı ithalat işleminin gerçekleştiğinin anlaşıldığı, buna karşılık davacı tarafın kayıtlarında aynı işlemle bağlantılı olduğu anlaşılan 178.500,00 EUR bedelli fatura yer almakta ise de davalı kayıtlarında ve gümrük belgelerinde ise bu işlem 100.000,00 EUR olarak göründüğü, dolayısıyla 178.500,00 EUR ile 100.000,00 EUR arasındaki 78.500,00 EUR farkın hangi ek mal teslimi, ilave hizmet, ayrı sevkiyat, fiyat revizyonu veya taraf mutabakatına dayandığının mevcut dış ticaret belgeleriyle açık biçimde tespit edilemediği, bu kapsamda tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça talep edilen 63.568,60 EUR alacağın tamamının ticari ve dış ticaret belgeleriyle kesin ve tereddütsüz biçimde ispatlanamadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının reddine, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 38.035,20-TL ile icra veznesine depo edilen 15.162,00-TL peşin harcın toplamı 53.197,20-TL 'den mahsubu ile fazla yatan bakiye 52.465,20-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden 446.955,95-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/06/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır