İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/804 E. 2026/124 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/804
- Karar No
- 2026/124
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/804 Esas KARAR NO:2026/124
DAVA:Şirketin İhyası DAVA TARİHİ:07/11/2025 KARAR TARİHİ:19/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ... Ticaret A.Ş. ile ihyası talep edilen ... Şirketi arasında 01.05.2017 tarihli Açık Satış Noktası Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca tarafların karşılıklı edimler altına girdiğini, sözleşmeden kaynaklanan katkı bedeli iadesi, cezai şart ve ihtarname masraflarının tahsili amacıyla tasfiye edilen şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu şirketin 20.08.2021 tarihli ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanı ile ... sicil numarası üzerinden ticaret sicilinden terkin edildiğini, tüzel kişiliğin sona ermiş olması nedeniyle icra takibine devam edilebilmesi için şirketin ihyasının zorunlu hale geldiğini, icra müdürlüğünce ihya davası açılması için taraflarına yetki belgesi verildiğini, tüzel kişiliğini kaybetmiş şirketin taraf ehliyetinin yeniden sağlanabilmesi için mahkeme kararıyla ihyasına karar verilmesi gerektiğini, aksi halde müvekkilinin alacağını takip ve tahsil imkanının ortadan kalkacağını, bu nedenle 6102 sayılı TTK ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca sicilden terkin edilen şirketin yeniden tüzel kişilik kazanacak şekilde ihyasına karar verilmesinin zorunlu olduğunu belirttiğini, sonuç olarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... sicil numarasıyla kayıtlı ... Şirketi’nin ihyasına ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkili olduğu müdürlüğün TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükümleri çerçevesinde işlem yaptığını, tescil taleplerini yalnızca kanunun kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini, yargı mercii gibi hareket etme yetkisinin bulunmadığını, tescil için aranan kanuni şartların varlığını incelemekle yükümlü olduğunu, şartların oluşması halinde tescile karar verdiğini, aksi halde talebi gerekçeli olarak reddettiğini, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurlarına ait olduğunu, tasfiye prosedürünün eksik bırakılmasının tasfiye memurlarının sorumluluğunu gerektirdiğini, alacaklıların haklarını koruma yükümlülüğünün tasfiye memurlarına ait olduğunu, henüz muaccel olmayan veya ihtilaflı borçlar için kanunda öngörülen depo ya da teminat yükümlülüğünün tasfiye memurlarınca yerine getirilmesi gerektiğini, bu işlemler yapılmadan terkin gerçekleştirilmiş ise sorumluluğun sicil müdürlüğüne yüklenemeyeceğini, müvekkili olduğu müdürlüğün tasfiye memurlarının bildirimi üzerine işlem yaptığını ve kanuni çerçevede hareket ettiğini, tasfiye memurlarının kusurlu işlemlerini re’sen tespit etme yükümlülüğünün bulunmadığını, mahkemece ihya veya ek tasfiye kararı verilmesi halinde TTK m. 547/2 uyarınca tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, önceki tasfiye memurlarının görevinin terkin ile sona erdiğini, ek tasfiye için atanacak tasfiye memurlarının TTK m. 536’da öngörülen şartları taşıması gerektiğini ve en az birinin Türk vatandaşı olup yerleşim yerinin Türkiye’de bulunmasının zorunlu olduğunu belirttiğini, müvekkili olduğu müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yalnızca yasal hasım konumunda bulunduğunu, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının da bu yönde olduğunu ifade ettiğini, sonuç olarak davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde özetle ; İhyası talep edilen ... Şirketi’nin 20.08.2021 tarihli ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanı ile sicilden terkin edildiğini, davacı tarafından tasfiye sonrası döneme ilişkin alacak iddiası nedeniyle icra takibine devam edilebilmesi amacıyla ihya talep edildiğini, tasfiye memuruna husumet yöneltilmesinin 6102 sayılı TTK gereği ihya davalarında zorunlu hasım olmasından kaynaklandığını, işbu davanın tasfiye memurunun şahsi sorumluluğuna ilişkin olmadığını ve alacağın esası hakkında kabul veya ret anlamı taşımadığını, şirketin ihyasına yönelik olarak tasfiye memuru sıfatıyla itirazlarının bulunmadığını ve takdirin mahkemeye ait olduğunu belirttiğini, tasfiyenin sona ermesinin ardından şirketin tüm yasal defter ve belgelerinin .... Noterliği’nin 18.08.2021 tarihli tasdik tutanağı ile usulüne uygun şekilde notere teslim edildiğini, bu suretle tasfiye memurunun TTK ve Vergi Usul Kanunu kapsamındaki defter tutma, muhafaza ve teslim yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, tasfiye sürecinde herhangi bir usulsüzlük veya mevzuata aykırı işlem bulunmadığını ifade ettiğini, tasfiye memurunun sorumluluğunun TTK m. 553 uyarınca kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarının birlikte ispatına bağlı olduğunu, somut olayda bu unsurların hiçbirinin ortaya konulmadığını, sorumluluğun objektif değil kusura dayalı olduğunu, tasfiye sürecinde kendisine bildirilmeyen ve öngörülmesi mümkün olmayan alacaklardan sorumlu tutulamayacağını, davacının alacağının tasfiye tamamlandıktan sonra icra takibine konu edildiğini ve tasfiye aşamasında tasfiye memuruna yöneltilmiş bir ihtar, dava veya resmi alacak bildirimi bulunmadığını, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün cevap dilekçesinde yer alan genel kanun atıflarının tasfiye memuru aleyhine somut bir kusur isnadı içermediğini, Yargıtay içtihatlarının da soyut iddialarla tasfiye memurunun sorumlu tutulamayacağını ortaya koyduğunu, müvekkil tasfiye memurunun davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve şahsi kusurunun ispat edilmediğini, bu nedenle tasfiye memuru aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini belirttiğini, sonuç olarak tasfiye memuruna kusur ve kişisel sorumluluk atfedilmesine yer olmadığına ve tasfiye memuru yönünden davanın sorumluluk isnadı bakımından reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; sözleşme, icra dosyası, müvekkil şirket kayıtları, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları, vergi kayıtları, ticari defter ve belgeler, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi, isticvab, yemin, keşif ve sair hukuki her türlü delile dayanmışlardır. Getirtilip incelenen ticaret sicil kaydına göre; ...'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı "..." adresinde faaliyet gösterdiği, eski unvanının ... Şirketi, Ortağı ve yetkilisinin ... olduğu, Şirketin tasfiyesinin sona erdiği 20.08.2021 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydı terkin olduğu anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Ticaret sicilden terkin edilen ...'nin sicil kaydının yeniden ihyasına ilişkindir Şirketin ticaret sicilinden silinmesi işlemi kurucu değil, açıklayıcı nitelik taşır. İncelenen dosyalar kapsamına göre; sicilden tasfiye sonucu terkin edilen ... aleyhine açılmış .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi bulunduğu, ancak borçlu şirketin 20.08.2021 tarihli ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanı ile ... sicil numarası üzerinden ticaret sicilinden terkin edildiği, tüzel kişiliğin sona ermiş olması nedeniyle icra takibine devam edilebilmesi için şirketin ihyasının zorunlu hale geldiği ve bu durumda davacının ihya davası açmakta hukuki menfaati olup, tüzel kişiliğin ihyasının talep edilmesi olanaklı bulunduğundan; İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nun ... sicil numarasında kayıtlı ...'nin sicil kaydının yeniden ihyasına, tasfiye memuru olarak ...'ın atanmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak, ... Şirketi (TSN: ...)'nin sicil kaydının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasının yürütülmesi, sonuçlandırılması ve bu uyuşmazlık kapsamında ortaya çıkacak hukuki ihtilafların görülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, ... ŞİRKETİ (TSN: ...)'nin sicil kaydının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasının yürütülmesi, sonuçlandırılması ve bu uyuşmazlık kapsamında ortaya çıkacak hukuki ihtilafların görülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere yeniden İHYASINA, 2-)... (TCKN: ...)'in tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisine ücret takdirine yer olmadığına, 3-)İlgili kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına, 4-)Harçlar yasası uyarınca alınması gerekli 732,00-TL'den peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın Tasfiye Memuru ...'dan alınarak hazineye irat kaydına, 5-)İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olup davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-)Tasfiye Memuru tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-)Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin Tasfiye Memuru ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-)Tarafların gider avansından artan bakiyenin karar kesinleştiğinde ve talep halinde tarafa/vekiline iadesine, Davacı vekilinin ve tasfiye memuru vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/02/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır