İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/798 E. 2026/488 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/798
- Karar No
- 2026/488
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/798 Esas KARAR NO : 2026/488
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/08/2025 KARAR TARİHİ : 15/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/06/2026 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı borçlu ... arasındaki ticari ilişki uyarınca müvekkili ... tarafından davalı adına kazak vb. üretilmiş olup davalı ... şirketi tarafından da satışı yapıldığı, tarafların ticari ilişkileri kapsamında cari hesap şeklinde çalıştıklarını, davalı borçlu ... şirketince müvekkili şirketin bütün taleplerine rağmen icra takibine konu edilen cari hesap borcunun ödenmediği, 30.06.2025 tarihinde 188.073,50-TL bakiye cari hesap alacağı ve buna işleyecek faizi olmak üzere toplamda 220.450,48-TL toplam alacağın ... şirketinden tahsili için ilamsız icra takibi Bakırköy .... İcra Müdürlüğünden başlatılmış olup takip ... Esas sayısına kaydedildiğini, Müdürlükçe hazırlanan 02.07.2025 tarihli ödeme emri, aynı gün borçlu şirkete elektronik tebligat yoluyla tebliğ edilmiş ve aynı gün saat 16.40'ta tebligat zarfı açıldığı, 03.07.2025 tarihinde borçlu tarafça,"işbu huzurdaki davada itiraz gerekçeleriyle bağlı olarak" icra takibine, borca, ödeme emrine, faiz oranına, faize ve ferilerine itiraz edildiğini, açıklanan nedenlerle davalı şirketin davaya konu Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazının iptaline ve takibin aynen devamını, davalı şirket aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama masraf ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 188.073,50-TL asıl alacak, 32.376,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 220.450,48 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "Cari Hesap alacağı ve dayanağı olan fatura" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. .... Esas -... Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında tekstil ürünü satışı yapıldığı, bu ticari ilişki kapsamında düzenlenen fatura ve cari hesap alacağının bakiye kısmının ödenmediği hususlarına dayanmaktadır. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi "Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması" başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin ..... tarih .....E. .....K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (.......). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin .... tarih ..... Esas ..... Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 07/03/2026 tarihli raporda özetle; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı yönünden; davacı ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun .... Sıra No’lu Tebliği kapsamında e-defter mükellefi olduğu, 2023, 2024 ve 2025 yıllarına ait e-defter beratlarının yasal süreleri içerisinde alındığı, envanter defterinin fiziki ortamda tutulduğu ve tasdikli olduğu, davalı .... tarafından ise inceleme kapsamında herhangi bir ticari defter ve belge ibraz edilmediği, bu nedenle davalı ticari defterleri üzerinde usul yönünden inceleme yapılmasının mümkün olmadığı, davacı şirket ticari kayıtlarında dava konusu satış faturası ve buna ilişkin tahsilatların muhasebe kayıtlarında izlendiği, davalı tarafça ticari defter ibraz edilmediğinden taraf defterlerinin karşılaştırmalı incelemesi yapılamadığı, dava konusu alacağa ilişkin ödemelerin defterlerde ve BA-BS formlarında yer alıp almadığı ile faturanın niteliği yönünden; davacı şirket kayıtlarında davalı adına 09.01.2025 tarihli ve ... numaralı 986.573,50 TL tutarında e-fatura düzenlendiği, söz konusu faturanın Temel Fatura senaryosu ile düzenlendiği, davacı ticari kayıtlarına göre davalı tarafından banka kanalıyla toplam 698.500,00 TL ödeme yapıldığı, davacı ticari kayıtlarına göre; Fatura tutarı: 986.573,50 TL, Yapılan ödemeler 698.500,00 TL Bakiye: 288.073,50 TL olarak görüldüğünü, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından gönderilen karşılaştırmalı alış-satış analiz verilerine göre davacı şirket tarafından davalı şirkete yapılan satışa ilişkin kayıt bulunduğu, davalı şirket kayıtlarında ise davacı şirket ile bağlantılı bir alış kaydına rastlanılmadığı, davacı şirket ticari kayıtlarına göre dava ve takip tarihi itibarıyla davalı şirketin davacı şirkete 288.073,50 TL borç bakiyesi bulunduğu, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasında ise 188.073,50 TL asıl alacak talep edildiği, davacı ticari kayıtlarında görülen bakiye ile icra takibinde talep edilen asıl alacak arasında 100.000,00 TL fark bulunduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Ticari defterlerin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. -Her ne kadar davalı tarafça ticari defterlerin ibraz yönünden ön inceleme duruşmasında davalı yana ihtarda bulunulmadığı, yalnızca davacı tarafın ticari defterlerinin ibrazının talep edildiği belirtilmiş ise de öninceleme duruşmasında davalı yana çıkartılacak muhtıraya yer verildiği, bu kapsamda davalı vekiline ticari defterlerin ibrazı yönünde 05/01/2026 tebliğ tarihli tebliğ evrakında bu hususa açıkça yer verildiği anlaşılmakla, davalı tarafın bu yöndeki iddia ve talepleri yerinde görülmemiştir. -Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. -Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen alacağının 288.073,50-TL'lik kısmının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. -Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura ve cari hesap bedellerinin 288.073,50-TL'lik kısmının usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takip talebindeki işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. -Davalı tarafın takip konusu alacağın yukarıda belirtilen miktarını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın takip talebinde yer alan 188.073,50-TL üzerinden kabulü ile takibe yapılan itirazın kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 188.073,50 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden işleyecek reeskont faiz üzerinden devam olunmasına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 37.614,70 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 12.847,30-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.662,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 10.184,80-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 2.662,50-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 615,40 TL başvurma harcı, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti, 105,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 9.720,40 TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%85,31) göre hesap edilen 8.292,79 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kabul edilen kısım yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Reddedilen kısım yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 32.376,98-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen toplam 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul red oranına (%85,31) göre hesap edilen 3.924,41-TL'sinin davalıdan, bakiye 675,59-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin (e-duruşma ortamında) yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/05/2026
Katip ..... e-imzalıdır
Hakim ...... e-imzalıdır