İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/772 E. 2026/286 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/772
- Karar No
- 2026/286
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/772 Esas KARAR NO : 2026/286
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/08/2025 KARAR TARİHİ : 11/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ile davalı ... Sanayı ve Ticaret Limited Şirketi arasında ticari alım satım ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davalının siparişleri üzerinden 02/01/2025 tarihinden başlayarak davalı şirkete işbu alım satım ilişkisine istinaden faturalar kestiğini, müvekkilinin farklı tarihlerde davalı şirkete ürün satışları yaptığını, söz konusu faturalara yönelik davalı şirketçe herhangi bir itirazda bulunulmadığını, taraflarınca Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup davalı borçlu şirket tarafından icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davalı borçlu şirketin itirazlarının haksız olup itirazlarında kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, itirazın iptali davası açmadan önce 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve 6102 sayılı TTK’ nın 4. maddesi çerçevesinde Arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunduğundan, ... başvuru numarası ile arabuluculuk başvurusu yapılmdığını ve davalı borçlu ile anlaşma sağlanamadığını, borçlu ile anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davayı ikame etme gereğinin hasıl olduğunu, davalı borçlu şirketin TTK m 1530/4 uyarınca temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğini, takibe konu edilen faturalara ilişkin malların davalı şirkete teslim edildiğini ancak faturadaki bedellerin tamamının süresi içerisinde davacı müvekkiline ödenmediğini, davalı şirketin cari hesap ekstresinde açıkça görüldüğü üzere, muhtelif tarihlerde kısmi ödemeler gerçekleştirdiğini, mal ve hizmet tedarikinde para borçlusunun hangi anda temmerrüde düşmüş sayılacağının ve bu kapsamda alacaklının faize hak kazandığı anın tarafların sözleşmede ödeme günü veya süresi kararlaştırılmış olup olmamasına göre farklılık gösterdiğini, somut olayda taraflar arasında akdedilen yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi belirlenen bir ödeme tarihi de bulunmadığını, mal ve hizmet tedarikinde para borcunun ödenmesine ilişkin olarak, sözleşmede ödeme günü veya süresi kararlaştırılmamış ise, TTK m. 1530/4 uyarınca borçlunun fatura veya eşdeğer ödeme talebini almasından otuz gün sonra temerrüde düştüğünü, bu durumda alacaklının borçluya fatura göndermesi ve borçlunun bu faturayı almasından itibaren otuz gün içinde ödemede bulunmamış olmasının temerrüdün oluşması bakımından yeterli olduğunu, somut olayda cari hesap ekstresinde görüleceği üzere fatura alacaklarına faturaların düzenlendiği tarihten itibaren 30 gün sonrasında faiz işletilmeye başlandığını, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davalı borçlu şirketin temerrüte düştüğünün kabulü gerektiğini, faiz oranının taraflarca sözleşmede belirlenmediği veya geçersiz sayıldığı durumlarda ise, uygulanacak faiz oranının TTK m. 1530/7 uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında yapılan ilana göre belirlendiğini, somut olayda taraflar arasında akdedilen yazılı bir sözleşme bulunmaması sebebiyle alacağa yönelik temerrüt faizinin TTK. M. 1530/7 hükmü uyarınca belirlenen faiz oranı üzerinden hesaplandığını, davalı şirket tarafından yapılan kısmi ödemelerin TBK. M. 100 uyarınca, müvekkilinin faiz alacağından düşüldüğünü, davalı borçlu tarafından kısmi ödemelerin TBK. M. 100 uyarınca ana para alacağı yerine gecikmiş faiz alacağına sayıldığını, cari hesap ekstresinden görüleceği üzere, borçlu tarafından yapılan ödemelerin TTK. M. 1530/4 uyarınca muaccel hale gelen faiz borcuna sayıldığını, dolasıyla takibe konu edilen alacağın asıl alacaktan ibaret olduğunu, bu doğrultuda da her ne kadar borca itiraz dilekçesinde ileri sürülmemiş olsa da, davalı borçlunun bileşik faiz yasağına yönelik itirazı olursa kabulünün mümkün olmadığını, TBK. M. 100 düzenlemesinin alacaklıya tanıdığı yetkiye göre alacaklının borcun tamamı belli ve muaccel ise kısmi ifaya razı olmak zorunda olmadığını, alacaklının kısmi ifayı reddinin temerrüdüne sebebiyet vermeyeceğini, TBK. M. 100/1 hükmü uyarınca borçlu gider ve faiz borcunu ödemede gecikmişse, kendisi anaparanın (anaborcun) tamamını ödemeyi teklif etmiş olsa dahi, yani TBK. M. 84 anlamında kısmi ifa teklifinde bulunmamış olsa bile, yapacağı ödemeyi ana borca saydırmak istese, alacaklının itirazda bulunarak artık borçlu tarafından yapılan ödemeyi ana borç yerine gecikmiş faiz veya gider borcuna saymak yönünde bir seçimlik yetkiye sahip olduğunu, alacaklının borçludan borçlanılan edimi talep ve dava yetkisinin vade/muacceliyet ile doğmuş kabul edildiğini, faiz ve gider borcu muaccel ise alacaklı kabul etmedikçe, yapılan kısmi ifanın ana borçtan mahsup edilemeyeceğini, yine takip sonrası 16/06/2025 tarihinde gerçekleştirilen ödemenin de öncelikli olarak ferilerden düşülmesi gerektiğini, davalının icra takip dosyasına sundukları faturalardan ve cari hesap ekstresinden dolayı borçlu bulunduğunu, davalının itirazında alacaklıya herhangi bir borcunun bulunmadığından bahisle borca itiraz ettiğini, ancak icra takip dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini ve ödeme belgesi de sunmadığını, davalının müvekkiline takip dayanağı faturalardan dolayı borçlu olduğunu, davalının itirazlarının haksız olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin davalının haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğradığını, mağduriyetinin giderilmesi amacı ile takip bedelinin %20'sinden az olmamak üzere icra tazminatına hükmolunmasını talep ettiğini, davalının icra takibine yaptığı itirazları haklı kılacak hiçbir sebep olmadığını, itirazların alacağı sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, tarafların ticari defterlerinde ve cari hesap ekstresi üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile de gerçek durumun ortaya çıkacağını iddia ederek; haklı davanın kabulüne, davalının Küçükcekmece İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazların iptali ile takibin takip talebindeki şartlara aynen devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının talep ve iddialarını kabul etmemekle ve zamanaşımı itirazında bulunmakla birlikte aşağıdaki beyan ve itirazlarda bulunma gereği hasıl olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacıya 04.06.2025 tarihinde 400.000 TL, 13.06.2025 tarihinde 300.000 TL ve icra takibinin başlatıldığı gün daha henüz ödeme emri dahi düzenlenmeden ve müvekkili şirketin ilgili takipten haberi ve bilgisi yokken 16.06.2025 tarihinde kayıtlara göre bakiye 500.000 TL daha ödeme yapıldığını, akabinde davacı tarafça Küçükçekmece İcra Dairesi Müdürlüğü'nde ... esas sayılı dosya ile 1.227.371,84 TL asıl alacak tutarı için icra takibi başlatıldığını, yapılan 500.000 TL'lik ödemenin haricen tahsil olarak dosyaya bildirildiğini ve 727.371,84 TL üzerinden ödeme emri düzenlenerek taraflarına tebliğ edildiğini, bunun üzerine süresi içerisinde işbu borca ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, zira müvekkili şirket kayıtlarına göre davacıya ödenmesi gereken bakiye borç bulunmadığını, davacı tarafın dürüstlük kurallarına aykırı ve kötü niyetli bir şekilde hareket ettiğini, yapılan inceleme neticesinde müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığının anlaşılacağını, bu nedenle davacı tarafın haksız taleplerinin ve davanın reddi gerektiğini, ayrıca hiçbir suretle kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket ile davacı arasında bugüne kadar yapılan ödemeler haricinde farklı bir ticari ilişki bulunmadığını, davacı şirketin tek taraflı olarak düzenlemiş olduğu faturalara dayanarak ek alacak iddiasında bulunduğunu ve bu kapsamda herhangi bir delil ibraz etmeksizin tarafların arasında bu tek taraflı düzenlenen faturalar kaynaklı alacağının bulunduğunu, alacağın likit ve muaccel olduğunu öne sürdüğünü, ancak süresi içinde itiraz edilmeyen fatura nedeniyle fatura konusu olan malın teslim edilmiş olduğu anlamına gelmediğinin açık olduğunu, nitekim TTK. m. 21 uyarınca fatura düzenlenip verilmesi için, taraflar arasında önceden kurulmuş geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunmasının şart olduğunu, taraflar arasında akdedilen yazılı veya yazısız herhangi bir sözleşme bulunmamakta olup, iddia edilenin aksine taraflar arasında bugüne kadar yapılan ödemeler haricinde ticari bir ilişki de mevcut olmadığını, nitekim faturanın sözleşmenin kuruluş safhasıyla ilgili olmadığından ve TTK. m. 21'de yer alan karine de faturanın içeriğine dair olduğundan faturaya itiraz edilmemesinin de sözleşme ilişkisinin varlığını göstermediğini, davacı vekilinin dilekçesinde dayanmış olduğu emsal kararda davacının iddia ettiği şekilde salt olarak fatura itiraz edilmemesinin malın teslim edildiğine ve alacak olgusuna işaret etmemekte olup taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin yazılı olarak ispat edilme şartına bağlandığının görüldüğünü, taraflar arasında yazılı herhangi bir sözleşme bulunmamakta olup ne dosyaya bir delil ibraz edildiğini, ne de malın teslimine ilişkin bir belge sunulduğunu, davacının fatura düzenlediğini beyan ederek alacak iddiasında bulunduğunu, dolayısıyla davacı tarafın salt faturaya dayalı alacak talebi mesnetsiz olup, müvekkili ile aralarında bugüne kadar ödenenler haricinde bir ticari ilişki de mevcut olmadığını, müvekkilinin davacıdan aldığı ayrıca bir hizmet bulunmadığını savunarak; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafça cari hesap alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır. Uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça cari hesap alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği; davalı savunması kapsamında davacı tarafın talep edebileceği bakiye alacağı bulunup bulunmadığı, borcun ödeme ile sona erip ermediği, zaman aşımı itirazlarının kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası UYAP Bilişim Sistemi üzerinden celp edilmiş olmakla incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, cari hesap alacağından kaynaklı alacak borç sebebi gösterilerek 1.227.371,84-TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı, kısmi tahsilat bildirimi ile 727.371,84-TL üzerinden düzenlenen ödeme emrinin davalı borçluya 25/06/2025 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, borçlu vekilinin 01/07/2025 tarihli dilekçesi ile takibe, takipte kesinleşen borç miktarına, kusur oranlarına, borcun hesaplanma şekline, ticari defterlerinde bulunmayan işbu faturaya, gecikme cezalarına, faize, tüm ferilerine itiraz ettiği, davalı borçlu vekilinin itirazı üzerine 02/07/2025 tarihinde icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicili ve Beyazıt Vergi Dairesi Müdürlüklerine müzekkere yazılarak; davacının gerçek kişi ya da şahıs firması olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, hangi defterleri tuttuğu, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında esnaf mı yoksa tacir mi olduğu hususlarının araştırılarak mahkememize bu hususla ilgili bilgi verilmesi istenmiş, cevabi yazılar ve ekleri dosyaya kazandırılmıştır. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü yazı cevabında; davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, .... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ortağı olduğu hususlarının bildirildiği görülmüştür. Beyazıt Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabında; davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177. Maddeleri kapsamında tacir statüsünde olduğu hususlarının bildirildiği görülmüş; müzekkere cevapları ve ekleri incelenerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Beyazıt ve İkitelli Vergi Dairelerinden; tarafların 2025 yılına ait BA/BS formları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Mahkememiz dosyası, davacının iddiaları, savunma, sunulan ve toplanan deliller, takip dosyası, BA/BS formları, dosya kapsamındaki belgeler ve tüm dosya kapsamına göre TARAFLARIN TİCARİ DEFTERLERİ İNCELENEREK; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, lehlerine delil niteliğinde olup olmadığı, defter kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bulunması halinde tarafların ticari ilişkiyi hangi hesaplarla izlediği, defterler arasında fark bulunması halinde farkın sebebi, dava ve takip konusu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, BA formlarında bildirilmiş olup olmadığı hususları ile takip ve dava tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacağın miktarı, davalı savunması kapsamında davacı tarafın talep edebileceği bakiye alacağı bulunup bulunmadığı, borcun ödeme ile sona erip ermediği hususlarında rapor düzenlenmek üzere SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından 21/01/2026 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş; 21/01/2026 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle; ''... Davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 525.137,24 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davalının davacıya 527.232,99 TL borçlu olduğu, taraf ticari defterlerinin takip tarihi itibari ile birbiri ile davacının davalıdan 525.137,24 TL alacaklı olduğu noktasında uyumlu olduğu, davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı ve kabulünde olduğu, davalı şirket tarafından yapılan tüm ödemelerin ise davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı ve kabulünde olduğu, dava konusunun, davacının, davalı ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının 2025 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi (20.06.2025) itibariyle davacının davalıdan 525.137,24 TL alacaklı olduğu, davalının 2025 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi (20.06.2025) itibariyle davalının davacıya 527.232,99 TL borçlu olduğu, taraf ticari defterlerinin takip tarihi (20.06.2025) itibari ile birbiri ile davacının davalıdan 525.137,24 TL alacaklı olduğu noktasında uyumlu olduğu, davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı ve kabulünde olduğu, davalı şirket tarafından yapılan tüm ödemelerin ise davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı ve kabulünde oluğu, bu itibarla, her ne kadar davacı şirket tarafından takip talebinde 727.371,84 TL talep edilmişse de hem davacı şirket hem de davalı şirket ticari defterleri kapsamında davacının 525.137,24-TL alacaklı gözüktüğü sabit olduğundan, takip tarihi (20.06. 2025) itibariyle davacının davalıdan 525.137,24 TL talep edebileceği" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur. İİK'nun 67. maddesinde "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmüne yer verilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'un 67/2.maddesinde "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmüne yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. "Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası, 21/01/2026 tarihli bilirkişi raporu, BA/BS formları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından cari hesaptan kaynaklı alacaklı olduğu iddia edilerek davalı hakkında icra takibine girişildiği, davalı tarafça borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali istemli davanın açıldığı, delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 21/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 2025 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 525.137,24 TL alacaklı olduğu, davalının 2025 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davalının davacıya 527.232,99 TL borçlu olduğu, taraf ticari defterlerinin takip tarihi itibari ile birbiri ile davacının davalıdan 525.137,24 TL alacaklı olduğu noktasında uyumlu olduğu, davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı ve kabulünde olduğu, davalı şirket tarafından yapılan tüm ödemelerin ise davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı ve kabulünde oluğu, bu itibarla, her ne kadar davacı şirket tarafından takip talebinde 727.371,84 TL talep edilmişse de hem davacı şirket hem de davalı şirket ticari defterleri kapsamında davacının 525.137,24-TL alacaklı gözüktüğü hususlarının tespit edildiği; davacı tarafça 16/06/2025 tarihinde saat 12:58'de harçları ödenerek davalı hakkında Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığı, henüz ödeme emri tebliğ edilmeden 16/06/2025 tarihinde akşam saat 17:00'den sonra davalı tarafça 5 ayrı 100.000,00-TL 'lik işlem ile davacı taraf hesaplarına 500.000,00-TL havale yapıldığı, iş bu ödemeler üzerine davacı vekili tarafından 17/06/2025 tarihli talep dilekçesi ile (Dosya borcuna istinaden 500.000,00 TL 16.06.2025 tarihinde(Takip başlatıldıktan sonra borçludan haricen 500.000,00 TL tahsilat yapılmıştır. Ödeme emri tebliğe çıkarılmamış olması sebebiyle tahsilatın harçsız olarak kaydedilmesini ve açık kanun hükümleri gereğince harçlandırma yapılmaması) açıklamasıyla 500.000,00-TL haricen tahsil bildiriminde bulunulduğu, ödeme emrinin iş bu ödeme asıl alacaktan düşülerek davalı tarafa tebliğe çıkarıldığı, 500.000,00-TL ödeme taraf ticari kayıtlarına işlenmekle bakiye yönünden hem davacı şirket hem de davalı şirket ticari defterleri kapsamında davacının davalıdan 525.137,24-TL alacaklı gözüktüğü, her iki taraf kayıtlarının 500.000,00-TL ödeme sonrasında birbiri ile davacının davalıdan 525.137,24 TL alacaklı olduğu noktasında uyumlu olduğu anlaşılmakla; denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak tarafların ticari defter kayıtları ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve 525.137,24 TLalacağın varlığının ispatlandığı, cari hesaptan kaynaklı borcun ödenmediği, faturalardaki bedelin ödendiği hususunda ispat yükü üzerinde olan davalının bakiye fatura bedellerinin ödendiğini ileri sürmediği gibi bu yönde delil de sunmadığı ve bu nedenle bakiye borcu ödediğini ispatlayamadığı, icra takibinde cari hesap alacağı asıl alacak olarak talep edilmekle ve takipten evvel işlemiş faiz talebinde bulunulmamış olduğu da dikkate alınarak davacının icra takibi başlatmakta kısmen haklı olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 525.137,24-TL asıl alacak üzerinden takipteki koşullarla DEVAMINA, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si oranında (105.027,45-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Reddedilen kısım yönünden davalının şartları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE, Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 35.872,12-TL harçtan peşin alınan 6.284,84-TL harç ile icra dosyasına yatırılan 6.136,86-TL peşin harcın mahsubu ile noksan kalan 23.450,42-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafça yatırılan 6.284,84-TL harç ile icra dosyasına yatırılan 6.136,86-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 13.037,10-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Arabuluculuk aşamasında Devlet Hazinesinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul - ret oranına göre hesaplanıp takdir olunan 3.321,04-TL'sinin davalıdan, 1.278,96-TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta kayıtlı bulunan tebligat, posta ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.302,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 5.994,12-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 84.021,96-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacı tarafça yatırılan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra kullanılmayan kısmının davacı tarafa resen iadesine, HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2026
Katip ... ¸¸
Hakim ... ¸¸