İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/755 E. 2026/35 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/755
Karar No
2026/35
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/755 Esas KARAR NO : 2026/35

DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 21/10/2025 KARAR TARİHİ : 20/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; ...A.Ş. ile...Yönetim A.Ş. arasında akdedilen temlik sözleşmesi uyarınca işbu davaya konu alacak haklarının ...Yönetim A.Ş. tarafından temlik alınmış olduğunu, ... Yönetimi A.Ş. ile müvekkili...Yönetimi A.Ş. birleşmiş olduğunu, alacağı temlik eden banka tarafından davalı şirkete imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden muhtelif krediler kullandırılmış olduğunu, Genel Kredi Sözleşmelerini davalı... müteselsil kefil olarak imzalamış olduğunu, kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle hesap kat edilerek ihtarname keşide edilmiş olduğunu, ödenmeyen borca istinaden banka tarafından İstanbul ... İcra Dairesi ...E (Yeni:..) Esas sayılı dosyasıyla kambiyo takibine dayalı icra takibi başlatılmış olduğunu, borçlular vekili tarafından süresi içerisinde yetkiye, borca ve faize itiraz edilmiş olduğunu, zorunlu arabuluculuk kapsamında İstanbul ... Bürosu ... Büro Dosya Numaralı - ... Arabulucuk numaralı başvurularının da olumsuz sonuçlanmış olduğunu, borçlular tarafından yapılan itirazın alacaklarının tahsilini geciktirmeye yönelik haksız ve kötüniyetli olarak yapılmış olduğundan itirazın iptali ile takibe haksız itiraz eden davalıdan %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsili ve takibin devamına karar verilmesi için işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, borçlular vekili tarafından yapılan itirazda müvekkillerinin adresinin Bahçelievler/İstanbul olduğundan bahisle Bakırköy Adliye'sinin yetkili olduğu belirtilerek takibin yetkisine itiraz edilmiş ise de yetki itirazının geçersiz olduğunu, zira; para borcu götürülecek borçlardan olup TBK 89/1-1 uyarınca alacaklının yerleşim yerinin yetkili olduğunu, müvekkili şirketin adresinin Merkez Mah. ... Cad. No:..Kağıthane/İSTANBUL olmakla; icra takibi ve işbu dava bakımından İstanbul Adliyelerinin yetkili mahkeme olduğunu, ayrıca Genel Kredi Sözleşmesi'nde mevcut yetki şartı uyarınca da İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile; davalarının kabulü ile davalı borçluların İstanbul ...İcra Dairesi... E. sayılı takip dosyasına ilişkin borca ve faize itirazlarının iptali ile davalılardan % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini ve takibin devamına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; icra dosyasındaki itirazlarında da belirtmiş oldukları üzere icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olduğunu, yetkili icra dairesi ve yetkili mahkemenin müvekkillerin adresinin bulunduğu Bakırköy İcra Müdürlükleri ve Bakırköy Mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan temlik sözleşmesinde müvekkili ile ilgili bir temlik görünmemekte olduğunu, temlik edilen toplu icra dosyalarından bahsedilmekle birlikte ne kadar bir temlikten bahsedildiği ne miktar ne de icra dosyası olarak belli olmadığını, temliğin sadece belli bir icra dosyası ile belirlenen bir alacak mı olduğu yoksa banka nezdindeki tüm alacak miktarının mı temlik edildiği davacı tarafça açıklayıcı bir şekilde ortaya konulmamış olduğunu, bu hali ile davacının temlik alacaklısı olduğu iddiasıyla müvekkili şirkete karşı husumet yöneltmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafça da sunulan evraklardan da anlaşılacağı üzere temlik alındığı iddia edilen ve alacağın dayanağı olarak gösterilen 16.08.2012 tarihli GKS'ye dayalı alacak ile ilgili olarak hesapların 02/06/2014 tarihinde Beyoğlu ... Noterliği'nin ihtarnamesi ile kat edildiği bildirilmiş olup, icra takibi ise 05/08/2024 tarihinde başlatılmış olduğunu, bu hali ile her iki tarih açısından da 10 yıllık genel zamanaşımı dolmuş olduğundan temlik alındığı iddia edilen alacaklar da zamanaşımına uğramış olduğunu, yine müvekkili ...'nun bu GKS ve hesap kat ihtarnamesinde kefil sıfatıyla borçlu gösterilmiş olup, icra takibi ise 05.08.2024 tarihinde başlatılmış olduğunu, iddia edilen alacakların 10 yıl geçmiş olduğundan zamanaşımına uğradığı gibi müvekkili ... açısından hem alacak hem de kefalet süresinin de 10 yılı geçmekle sonlanmış ve zamanaşımına uğramış olduğunu, bu sebeple davanın reddini talep ettiklerini, yine ödeme emrinde gösterilen gerek temlik öncesi faizin gerekse temlik sonrası faizin hangi oranlarla nasıl hesaplandığının belirtilmediği gibi fahiş faiz oranları ile de talepte bulunulmuş olduğunu, bu sebeple gerek takip öncesi gerekse takip sonrası işletilen ve talep edilen faiz oranlarının fahiş olduğunu, faizin nasıl hesaplandığının takip talebinde gösterilmemiş, faize faize işletilerek taleplerde bulunulmuş olduğunu, bu sebeple müvekkillerinin böyle bir borcu bulunmamakta olduğunu, takip dayanağı GKS (Genel Kredi Sözleşmesi)'nde müvekkili ... kefil olarak gösterilmiş ve bu müvekkil yönünden de kefalet nedeniyle borçlu gösterilmiş olduğunu, GKS, 16.08.2012 tarihinde imzalanmış olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK. 583. maddesi gereği kefaletin şekil şartları işbu kredi sözleşmesinde bulunmamakta olduğunu, matbu olarak hazırlanan kefalet bölümü boşluk doldurmak suretiyle tamamlanmış olup işbu haliyle yasanın aradığı şartları taşımadığını, bu hali ile şartlar sağlanmadığından kesin hükümsüzlük nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için kefil müvekkili ...'nun sorumluluğu düşünülse dahi GKS deki kefalet limiti 1.000.000-TL limit ile sınırlı olup bunun üzerindeki alacak taleplerinin de müvekkili ... yönünden reddi gerekmekte olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; davanın reddi ile davacı taraf aleyhine % 20' den aşağı olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava İİK 67. Maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır. İstanbul...İcra Dairesi ...E. Sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklı toplam 1.473.076,41TL alacağın tahsili için (İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyayla tahsilde tekerrür olmamak üzere)ilamsız takip başlatıldığı, davalı tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Taraflar arasında akdedilen 16.08.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin incelenmesinde; davacı banka ile takibin diğer borçlusu ... Ltd. Şti. Arasında imzalandığı, davalının aynı tarihte sözleşmeyi 1.000.000,00TL limitle müteselsil kefil olarak imzaladığı görülmüştür. Davanın , davacı tarafından genel kredi sözleşmesinin asıl borçlusu ile kefiline karşı açıldığı HMK'nun 142. Maddesi uyarınca ön inceleme duruşmasının tamamlanmasından sonra tahkikata başlanmadan önce hak düşürücü süre yönünden davalı kefil hakkında hüküm tesis etmek gerektiğinden davalı şirkete karşı açılan davanın tefriki ile Mahkememizin başka esasına kaydının yapılmasına karar verilmiştir. Davalı her ne kadar Müdürlüğün ve Mahkememizin yetkisine itiraz etmiş ise de TBK'nun 89. Maddesi uyarınca yetki itirazının reddine karar verilmiştir. "6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 142. Maddesinde, ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def'ileri inceleyerek karara bağlayacağı düzenlenmiştir. Hak düşürücü süre, itiraz niteliğinde olup, taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da taraflarca ileri sürülmese dahi her zaman resen nazara alınması gerekir. Hak düşürücü sürenin varlığı halinde hak maddi anlamda sona erer. Zamanaşımı ise, bir def'dir ve hakim tarafından resen nazara alınması mümkün olmayıp, savunma yoluyla cevap süresi içerisinde ileri sürülebilir. Zamanaşımının varlığı ise alacağı eksik borç haline getirir. Dolayısıyla hak düşürücü sürenin söz konusu olduğu hallerde hak sona ermiş olduğundan artık zamanaşımına uğradığı kabul edilebilecek bir alacak bulunmaz. Dolayısıyla hem hak düşürücü süre hem de zamanaşımının aynı anda bulunması halinde öncelikle hak düşürücü sürenin incelenmesi gerekir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598. maddesinde, “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmü düzenlenmiş olup, anılan kanuni düzenlemeye göre 10 yılın geçmesiyle kefalet ortadan kalkacağına göre maddi anlamda hak sona erdiğinden bu 10 yıllık süre hak düşürücü süre niteliğindedir. 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5.maddesinde "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur" düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 11. HD'nin 2020/7503 E- 2022/4265 K sayılı, 31/05/2022 tarihli emsal karar içeriğinde de belirtildiği üzere Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden daha uzun olamaz. Buna göre Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, ilk defa öngörülen hak düşürücü süreler en geç 01.07.2013 tarihi itibariyle sona ermiş bulunmaktadır.Hak düşürücü süreyle ilgili olarak genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte çeşitli kanuni düzenlemeler ile bir kısım haklar için öngörülmüştür. Hak düşürücü süre ifadesinden anlaşılacağı üzere bu kurum; ilgili hakkın düşmesi, sona ermesi, ortadan kalkması sonucunu doğurmaktadır. Kanun koyucu, zamanaşımını kesen ve durduran sebepleri 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 153. ve 154.maddelerinde hüküm altına almasına karşın hak düşürücü süreye ilişkin bu şekilde bir düzenleme getirmemiştir. Zamanaşımının durması ve kesilmesine ilişkin bu düzenlemelerin kıyas yoluyla hak düşürücü sürelere uygulanması da mümkün değildir"( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2024/1842 E. 2025/1406 K sayılı kararı) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598. maddesinde, “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmü düzenlenmiş olup, anılan kanuni düzenlemeye göre 10 yılın geçmesiyle kefalet ortadan kalkacağına göre maddi anlamda hak sona erdiğinden bu 10 yıllık süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; icra takibinin, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapıldığı, takip borçlusu davalının genel kredi sözleşmesinin kefili olması nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığı, dayanak kefalet sözleşmesinin 16/08/2012 tarihli olduğu, davaya konu takip tarihinin ise 06/08/2024 olduğu , davalı yönünden sözleşmenin imzalandığı tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'da düzenlenen hak düşürücü sürenin dolduğu görülmekle davanın reddine ve davacının kötü niyetli olduğu davalı tarafça ispatlanamadığından, kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 732-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 17.791,09-TL. harcın mahsubu ile fazla alınan 17.059,09-TL. harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800-TL. arabuluculuk ücretinin tamamının, davacıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına, 7-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,

Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/01/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/755, K. 2026/35, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-755-e-2026-35-k-61dbebb2693d