İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/338 E. 2026/154 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/338
- Karar No
- 2026/154
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/338 KARAR NO : 2026/154
DAVA : Alacak (Tüketici Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/03/2023 KARAR TARİHİ : 26/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Tüketici Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesine özetle, müvekkili davalının bireysel tüketici kredisi sözleşmesinden kaynaklanan ve 20.03.2023 tarihi itibariyle 3.524.069,56 TL’ye ve USD.920.711,57 ’ye ulaşan borçların işleyecek temerrüt faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiğini, davalı ...’a ... A.Ş.’ nin Nişantaşı Şubesi’nce 19.09.2000 tarihinde dövize endeksli konut kredisi kullandırıldığını, anılan bu krediyle ilgili olarak USD.148.170,60 tutarında tüketici kredisi sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin davalı tarafından imzalandığını, anılan kredinin vadesinde geri ödenmemesi üzerine ... 22. Noterliği tarafından 05.09.2001 tarihinde ihtarname keşide edildiğini ancak ihtarnameye rağmen kredi borcunun ödenmediğini, akabinde anılan kredinin 07.09.2001 tarihinde ...’nin kanuni takip hesaplarına aktarıldığını, yapılan arabuluculuk görüşmesinden de sonuç alınamamasını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle birlikte davalının tüketici kredisinden kaynaklanan ve 20.03.2023 tarihi itibariyle 3.524.069,56 TL’ye ulaşan borcunun 20.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek ve kredi sözleşmesi hükümlerine göre tespit edilmiş % 200 oranında temerrüt faizi ve fer’ ileri ile birlikte, yine aynı sözleşmeden kaynaklanan ve 20.03.2023 tarihi itibariyle 920.711,57 USD’ ye ulaşan borcun 20.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek ve kredi sözleşmesi hükümlerine göre tespit edilmiş % 33,60 oranında USD temerrüt faizi ve fer’ ileri ile birlikte davalıdan tahsili ile yargılama giderleriyle vekalet ücretinin de Davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin medya sektöründe görev yaptığını, başarılı çalışmaları sebebiyle teşekkür hediyesi olarak medya sahibi tarafından tüketici kredisi kullandırılmak suretiyle konut satın alımına aracılık ettiklerini ve ... A.Ş. ... Şubesi vasıtasıyla 19.09.2000 tarihinde bu krediyi kullandırdıklarını ve konutun satın alındığını, kredi taksit bedellerinin 2003 yılına kadar sorunsuz bir şekilde ... A.Ş. tarafından ödendiğini, bu kapsamda yaklaşık 27.000,00 USD ödeme gerçekleştirildiğini, bankanın ...’ye devredilmesi sonucunda medyanın sahibi ...’nin tüketici kredisi dahil tüm Banka zararını ödemeyi taahhüt ettiğini, bu kapsamda ... ile Banka hakim ortakları arasında protokol akdedildiğini ve tüketici kredisinden kaynaklı borçların üstlenildiği, lakin protokollere rağmen ... sayılı kanun uyarınca yapılan ödemeye çağrı mektubu, akabinde ödeme emrinin tebliği, sonrasında konutun ihale yoluyla değerinin altında bir bedel ile satışının gerçekleştirildiğini, işbu süreçte üç ayrı idari dava ikame edildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle birlikte müvekkilinin ...’ye herhangi bir nam altında bir borcu bulunmadığını davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davacının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından sunulan 15/10/2004 tarihli belgede, davalının vekili aracılığıyla borcu ikrar ettiği ve borcu ödemek üzere davacıdan taksitlendirme yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, tüketici kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu kredi hesabının 05.09.2001 tarihinde katedilerek aynı tarihli hesap kat ihtarının davalıya keşide edildiği, ihtarnamenin davalıya 10.09.2001 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede verilen süre nazara alındığında davalının 13.09.2001 tarihinde temerrüde düştüğü, davalı vekili tarafından davacıya hitaben yazılan 15/10/2004 tarihli yazı ile borcun miktar belirtilerek ikrar edildiği ve davacıdan taksitlendirme talebinde bulunulduğu , dava dışı banka hakim ortağına ait şirketler tarafından 17.11.2003, 07.05.2005 ve 28.11.2008 tarihli protokoller ile dava konusu krediyi de kapsayan banka zararının üstlenildiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, yönetimi ve denetimi Fon'a devredilen... Şirketi ... Şubesi ile davalı arasında imzalanan tarihsiz Tüketici Kredisi Sözleşmesi kapsamında davalıya 19/09/2000 tarihinde tahsis edilen 100.000 USD tutarlı dövize endeksli kredinin taksitlerinin vadesinde ödenmemesi sebebiyle bankanın krediyi kullanan davalıdan dava tarihi itibari ile ne kadar alacaklı olduğu, kredi alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davalının borcu ikrar etmesi halinde zamanaşımının Bankacılık Kanunu'ndaki en uzun zamanaşımı süresi kadar uzayıp uzamayacağı, bankanın hakim ortakları tarafından bankanın zarara uğratıldığı gerekçesiyle banka hakim ortakları ile bankanın tüm zararının karşılanması amacıyla protokol düzenlenmesinin asıl borçlunun borcunu sona erdirip erdirmeyeceği, davalının 26/01/2026 tarihli dilekçesinde belirtildiği şekilde davalıya yapılan kredi tahsis işleminin ödül, teşvik olarak değerlendirilmesi halinde taksit borçlarının bir kısmının dava dışı banka hakim ortağına ait şirket tarafından ödenmiş olmasının; kredi sözleşmesini imzalayan davalının tazminat sorumluluğunu kaldırıp kaldırmayacağı, müteselsil borçlulardan birinin borcu üstlenmesinin borcu sona erdirip erdirmediği, dava tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve dava tarihinden itibaren asıl alacağa uygulanacak faiz miktarının ne kadar olduğu konularından ibarettir. Davacı tarafından, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın, 4389 Sayılı Yasada öngörülen şekilde 6183 Sayılı Kanun uyarınca tahsil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile 08/09/2003 tarihli ödemeye çağrı mektubunun iptali istemiyle ... 6. İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, davanın reddine dair verilen kararın bozulması üzerine davacının kullandığı kredilerin ... grubundan olan Fon alacaklarının tahsiline ilişkin işlemlerle bağının bulunmadığı gerekçesiyle verilen daire kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun ...Esas... K. sayılı kararla onandığı anlaşılmakla davalının, dosyanın banka hakim ortakları ve yöneticileri aleyhine açılan mahkememizin... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiş ve 6100 sayılı HMK 142.maddesi uyarınca zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi gerekmiştir. Kredinin tahsis edildiği ve alacağın muaccel hale geldiği tarihte yürürlükte bulunan Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 125-140. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 146-161.) maddelerinde düzenlenmiş bulunan zamanaşımı, alacak hakkının, belli bir süre kullanıl¬maması yüzünden “dava edilebilme” niteliğinden yoksun kalmasını ifade etmektedir. Zamanaşımını kesen sebepler 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 133. maddesinde düzenlenmiş, aynı kanunun 135. maddesinde ise zamanaşımı kesilince, kesilmeden itibaren yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır. BK’nun 125.maddesi: “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir.” hükmünü içermektedir. Dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 153. ve 154. maddelerinde zamanaşımının durması ve kesilmesi hüküm altına alınmıştır. Zamanaşımını durduran sebeplerin varlığı hâlinde zamanaşımı hiç işlemeye başlamaz, daha önce işlemeye başlamışsa, işlemesi durur. Zamanaşımının kesilmesinde kural olarak yeni bir süre işlemeye başlarken zamanaşımının durmasında eksik kalan sürenin tamamlanması söz konusu olur (Uygur, s. 978). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda zamanaşımını kesen sebepler 154. maddede düzenlenmiş olup anılı maddeye göre; “…Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa”. Maddenin 1. fıkrasında borçlunun fiili ile; 2. fıkrasında ise alacaklının fiili nedeniyle zamanaşımının kesilmesi düzenlenmiştir. Borçlunun maddede belirtilen eylemlerinin alacaklısına veya temsilcisine yöneltilmesi ve ayırt etme gücü bulunan borçlu tarafından bizzat veya yetkili temsilcisi tarafından yapılması gerekir. Ayrıca borcu ikrar eden borçlunun bu durumunun zamanaşımını keseceğini bilip bilmemesi önemli değildir (Eren, s.1293). Borçlu üçüncü bir şahsa da ikrarda bulunurken, bu ikrarın alacaklının bilgisine sunulacağını ciddi olarak öngörmüş sayılırsa zamanaşımı yine kesilmiş olur (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1053). Maddedeki “borcu ikrar” deyimi, “borcu tanıma” şeklinde değerlendirilmelidir. Bu tanıma açık ve zımni olabileceği gibi tanımanın mahkeme dışında yapılması da mümkündür. Ancak sonuç doğurabilmesi, alacaklıya yöneltilmiş bulunmasına ve borçlunun temyiz kudretine sahip olmasına bağlıdır (Uygur, s. 984). Kanun zamanaşımının kesilmesini bu şekilde düzenledikten sonra yeni sürenin başlamasına ilişkin olarak 156. maddesinde “Borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması hâlinde” başlığı altında; “Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.” düzenlemesine yer vermiştir. Alacağın muaccel olduğu tarihte yürürlükte bulunan (mülga) Borçlar Kanunu'nun 135.maddesinde de aynı yönde düzenleme yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, dava konusu alacağın hesabın katedilmesi ile muaccel hale geldiği, hesabın katedildiği 05.09.2001 tarihinden itibaren dava tarihi olan 21/03/2023 tarihine kadar 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı borçlu tarafından 15/10/2004 tarihli yazı ile borcun miktar belirtilerek ikrar edildiği, borcun yeniden taksitlendirilmesine ilişkin başvurunun yasanın 133.maddesinde belirtilen, “borcun ikrarı” anlamına geleceğinden, başvuru tarihi itibariyle zamanaşımı süresi kesilmiş olup Borçlar Kanunu 135. maddeye göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 2-Davacı harçtan muaf olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.686,50 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 5.186,50 TL yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/02/2026
BAŞKAN ...
ÜYE ...
ÜYE ...
KATİP ...