İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/750 E. 2026/213 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/750
Karar No
2026/213
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/750 KARAR NO : 2026/213

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 27/08/2025 KARAR TARİHİ : 03/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: dava konusu uyuşmazlık ile ilgili arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını, müvekkilinin dava dışı sigortalısı lehine 16/12/2024 tarihli Emtia (Kati) Sigorta Poliçesi tanzim ettiğini, müvekkilinin sigortalısının dava dışı gönderici ----3 koli içerisinde, toplam 7 adet ve toplam 38 kg ağırlığında,-------marka tıbbi cihaz" emtiası satın aldığını, ancak içerisinde 2 adet ------- mm marka tıbbi cihaz"ı barındıran 1 adet kolinin davalı tarafından teslim edilmediğini, müvekkilinin taşımada emtia sigortacısı olarak yer aldığını, davalının ise nakliyeci sıfatını aldığını, satın alınan 3 koli içerisinde toplam 7 adet ve toplam 38 kg ağırlığındaki----- marka tıbbi cihaz" emtiasının nakliyesi için konşimentonun düzenlendiğini, davalı tarafından varış ülkesi Türkiye'de düzenlenen -- belgesinde konşimento ile yapılan nakliyede "---- Depolama Yeri"ne sevk edilen emtianın 2 koli ve 25 kg olduğu belirtildiğini, bunun üzerine sigortalı alıcı ----- tarafından ------ Havalimanı Gümrük Müdürlüğüne verilen 08/01/2025 günlü Gümrük Giri Beyannamesinde sadece 2 kolide toplam 5 adet ve 25 kg ağırlığında tıbbi cihaz emtiası için beyan verildiğini, teslim edilmeyen 1 koli emtianın beyan dışı tutulduğunu, davalının 1 koli içinde bulunan 2 adet tıbbi ürünü teslim etmediğini ve gerekçesini de açıklamadığını, hasar ihbarı üzerinde ekspertiz raporunun tanzim edildiğini, bu ekspertiz raporunda "Yurtdışı nakliye işlemleri ile ilgili olarak sigortalıya hizmet sağlayan ----- firmasının söz konusu hasarda sorumluluğunun olduğu ve rücu imkanının bulunduğu anlaşılmaktadır. Sigortalı ile ---- firması arasında yapılan yazışmadan da anlaşılacağı üzere ----- firması tarafından sorumluluk üstlenilmiş olup, Şirketiniz tarafından rücu yönlendirmesinin beklenildiği anlaşılmıştır." hususlarının tespit edildiğini, ekspertiz raporunda eksik olduğu tespit edilen 1 koli içerisindeki 2 adet ----- marka tıbbi cihaza ilişkin muafiyet bedeli düşüldükten sonra kalan hasar bedelinin 18.667,50 € olduğu tespit edildiğini, davalının navlun faturasını müvekkilinin sigortalısı adına tanzim ettiğini, dava dışı gönderici tarafından tanzim edilen 06/12/2024 tarihli satış faturasının 66.500,00 Euro bedelli 30 gün ödeme vadeli olduğunu, gümrük giriş beyannamesinde ise mal mukabili olmak ile birlikte sigortalısının mal bedelini gönderene ödediğini, bu halde taşımaya konu emtia bedelinin sigortalı tarafından ödendiğinden emtia üzerinde hak sahibinin bu aşamada sigortalı alıcı------olduğunu, müvekkilinin hak sahibi sigortalısı ------ şirketine 28/02/2025 günü 18.667,50 Euro tutarında hasar ödemesi yaptığını, müvekkilinin yasal halef olduğunu, davalının Montreal Konvansiyonu'nun 22/5 maddesi kapsamında eksikliğin tamamından sorumlu olduğunu iddia ederek; fazlaya ve ıslaha ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulünü, 18.667,50 Euronun sigortalıya ödeme tarihi olan 28/02/2025 gününden itibaren işleyecek faiz ile birlikte davalıdan alınarak TTK 1472 maddesine göre kanuni rücu alacaklısı ve ayrı olarak TBK 183 maddesine göre akdi temlik alacaklısı sıfatına haiz davacıya verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, davacının iddialarının yersiz olduğunu, iş bu davada taşımacılık hukukuna ilişkin uluslararası sözleşmelerin uygulanacağını, uyuşmazlığın çözümünde Varşova Konvansiyonu ve Protokolleri ile Montreal Sözleşmesinin uygulanması gerektiğini, davacının müvekkili şirketten doğrudan ve dolaylı zararlara ilişkin herhangi bir tazminat talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, basiretli tacir olan davacının sigortalısı tüm bu kural ve koşulları kabul ettiğini, herhangi bir itirazda bulunmadığını, müvekkilinin sınırsız sorumluluğu olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin dava konusu taşıma sürecinde fiili taşıyıcı konumunda olduğunu, gönderinin kaybolması durumları için gönderici tarafından özel fayda beyanında bulunulmaması ve gönderi hakkında ek ücret ödenmediği/taşıyıcı sigortası yapılmadığı durumlarda taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun düzenlendiğini, davacı tarafından sunulan taşıma belgeleri incelendiğinde gönderiye ilişkin özel fayda beyanında bulunulmadığı ve gönderinin sigorta altına alındığını gösterir ek bir ödeme yapılmadığının görüldüğünü, bahsi geçen ek ödemenin eşyanın değerinin veya fatura bedelinin bildirilmesi anlamını taşımadığını, aslen ek ödeme yapılarak sigortalanması anlamı taşıdığını, sınırsız sorumluluk hallerinin yalnızca yolcu ve bagaj taşımaları için düzenlendiğini, müvekkilinin müşteri memnuniyetine önem verdiğini, davacının sigortalısının mağdur olmaması için gereken çabayı da gösterdiğini, müvekkilinin gönderinin kaybolması ile sağladığı/sağlayacağı herhangi bir kazancı olmadığını, bu hususun müvekkili için de zarar doğurduğunu, davacı tarafından emsal olarak sunulan kararlarda bahsi geçen uyuşmazlıklar yönünden CMR Konvansiyonu uyarınca değerlendirme yapıldığını, CMR Konvansiyonunun uluslararası kara taşımalarına uygulanacak hükümleri düzenleyen uluslararası bir sözleşme olmasından bahisle taşımacılığına ilişkin iş bu uyuşmazlıkta uygulama alanın bulmasının mümkün olmadığını savunarak; davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.

DELİLLER : Hava Taşımacılığı Uzmanı Bilirkişi ----, Biyomedikal Uzmanı Bilirkişi ---- ve Sigorta Uzmanı Bilirkişi ---- tarafından hazırlanan 02/01/2026 tarihli heyet raporunda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür. ¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸ Tarafların bilirkişi raporuna karşı itirazları incelendiğinde tarafların bilirkişi raporunda çelişkili tespit ve değerlendirmeler bulunduğu yönünde itirazlarda bulunduğu görülmüştür. Rapor ve itiraz dilekçeleri incelendiğinde, çelişkili tespit ve değerlendirmeler olarak belirtilen hususların hava taşımacılığı uzmanı bilirkişinin ihtimalli hesabına ve hava taşımacılığı ve biyomedikal uzmanı bilirkişilerin aynı konuda (sorumluluk limitinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu) farklı hukuki değerlendirmelerde bulunmasına ilişkin olduğu anlaşılmış, raporda tespiti yapılan teknik hususların hüküm kurmaya elverişli olduğu ve hukuki değerlendirmenin mahkememize ait olduğu ve rapordaki bir kısım hukuki hataların mahkememizce yeniden rapor tesisine gidilmeden düzeltilebileceği anlaşıldığından belirtilen itiraz sebepleriyle ilgili olarak dosya yeniden bilirkişiye verilmemiş, aşağıdaki hukuki değerlendirmeler mahkememizce yapılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, davacının 16.12.2024 tanzim tarihli, ------ poliçe no'lu "Emtia (Kati) Sigorta Poliçesi" kapsamında sigortacısı olduğu, dava dışı ----- yerleşik gönderici ------ tarafından gönderilen 3 koli içerisinde, toplam 7 adet ve toplam 38 kg ağırlığında, ------ marka tıbbi cihaz emtiasının davalı tarafından hava taşıması sırasında içerisinde iki adet ------ marka tıbbi cihaz barındıran 1 kolisinin teslim edilmemesi (2 kolide toplam 5 adet ve 25 kg emtia teslim edilmesi) nedeniyle dava dışı sigortalısına 28/02/2025 tarihinde 18.667,50 Euro sigorta tazminatı ödeyen davacının bu bedeli halefiyete dayalı ve dava dışı sigortalı ile arasındaki alacağın temliki sözleşmesine dayanarak davalıdan rücuuna dair tazminat davasıdır. Dava konu taşıma ----- ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki hava taşımacılığına ilişkin olduğundan, somut olayda devletlerin taraf olduğu 1999 Montreal Konvansiyonu hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme (Montreal Konvansiyonu) 18. maddesi uyarınca "1. Taşıyıcı, kargonun tahrip olması ya da kaybolması ya da kargoya zarar gelmesi durumundauğranmış hasara karşı sadece, hasara bu şekilde uğranmasına neden olan olayın hava yoluyla taşımaesnasında meydana gelmiş olması durumunda sorumludur. (...) 3. Bu maddenin birinci paragrafının anlamı dahilinde hava yolu ile taşıma, kargonun taşıyıcınınsorumluluğu altında bulunduğu dönemi kapsamaktadır. (...)" Montreal Konvansiyonu'nun 22. maddesi uyarınca "1. Madde 19'da belirtilen biçimde yolcu taşımasındaki gecikmeden kaynaklanan bir hasar olduğudurumlarda, taşıyıcının her yolcu için sorumluluğu 4 150 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır. 2. Bagaj taşımacılığında, kontrol edilmiş bagajın taşıyıcının sorumluğuna verildiği anda yolcu bagajımulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesihalinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcının bagajın tahrip olması, kaybolması ya dabagaja hasar gelmesi halinde her yolcu için sorumluluğu 1 000 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır. Diğerdurumda, ödenecek toplamın, yolcunun varıştaki teslimatta sağlayacağı gerçek faydadan fazlaolduğunu ispatlamadığı müddetçe, taşıyıcı beyan edilen toplamı aşmayan bir miktar ödemekle sorumluolacaktır. 3. Kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda gönderenkargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumungerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcının kargonun tahrip olması, kaybolması ya da kargoya hasar gelmesi halinde her kilogram için sorumluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır. Diğer durumda, ödenecek toplamın, gönderenin varıştaki teslimatta sağlayacağı gerçekfaydadan fazla olduğunu ispatlamadığı müddetçe, taşıyıcı beyan edilen toplamı aşmayan bir miktar ödemekle sorumlu olacaktır. 4. Kargonun bir parçasının ya da içindeki malzemelerden herhangi birinin tahrip olması, kaybolmasıya da gecikmesi durumunda, taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı olduğu miktarın belirlenmesinde dikkate alınacak ağırlıik, sadece ilgili paket ya da paketlerin ağırlığı olacaktır. Bunun yanı sıra,kargonun bir parçasının ya da içindeki malzemelerden herhangi birinin tahrip olması, kaybolması yada gecikmesi, aynı sevk fişinin ya da aynı makbuzun ya da, basılı değilse, Madde 4'ün 2. paragrafinda anılan farklı bir yöntemin içerdiği aynı kayıtların kapsadığı diğer paketlerin değerini etkiliyorsa sorumluluk sımırının belirlenmesinde bu tür bir paketin ya da paketlerin de toplam ağırlıkları dikkate alınmalıdır. 5. Bir çalışanın ya da acentenin bir fiil ya da ihmalinin gerçekleşmesi durumunda çalışan ya da temsilcinin istihdamları kapsamında hareket ettiklerinin de ispatlanması kaydıyla, eğer hasarın,taşıyıcının, bir çalışanının ya da temsilcisinin hasar vermek niyctiyle ya da hasarın muhtemelen oluşacağı bilinerek dikkatsizce yaptığı bir fiili veya ihmali neticesinde oluştuğu ispatlanırsa. Bu maddenin 1. ve 2. paragraflarındaki koşullar geçerli olmayacaktır."

Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın hava taşımacılığından kaynaklanan rücuen tazminat davası olduğu, hava taşımasının ----- ve Türkiye Cumhuriyeti arasında yapılmış olması nedeniyle olaya devletin taraf olduğu ve her iki devlet açısından da yürürlükte bulunan Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme (Montreal Konvansiyonu) hükümlerinin uygulanması gerektiği, bilirkişi raporunda tespit edildiği ve taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere davacının sigortalısına ait 1 koli 2 adet ve 13 kg yükün taşıma sırasında kaybolduğu, bu sebeple davalının buna ilişkin zarardan sorumlu olduğu, yine davacının sigorta sözleşmesi kapsamında sigortalısına 28/02/2025 tarihinde 18.667,50 Euro ödeme yapmış olması nedeniyle TTK 1472 uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğu, davacı ile sigortalısı arasındaki alacağın temliki sözleşmesi uyarınca da davacının alacağı davalıdan talep hakkının bulunduğu, yine taşımaya konu satış faturalarına ilişkin bedellerin sigortalı tarafından satıcıya tamamen ödenmiş olması nedeniyle hasar ve yararın dava dışı sigortalıya geçtiği ve davacının sigortalısına yaptığı ödemenin hatır ödemesi olmadığı, tüm bu sebeplerle davacının dava açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, belirtildiği gibi kargonun hava taşımacılığı sırasında kaybolduğunun sabit olması nedeniyle davalının zarardan sorumlu olacağı, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere rücu edilebilecek gerçek zarar miktarının 18.667,50 Euro olduğu, ancak yukarıda atıf yapılan konvansiyon hükümlerine göre sınırlı sorumluluk ilkesinin geçerli olduğu, buna göre kargo taşımasında sorumluluk limitinin somut olayda kaybolan eşyanın brüt ağırlığının 17 SDR (ÖÇH) ile çapılması ile bulanacağı, 17 SDR değerinin bilirkişi raporunda da tespit edildiği ve açık kaynaklardan da tespit edileceği üzere Konvansiyon'un 24. Maddesi hükümleri uyarınca 28/12/2019 tarihinden itibaren 22 SDR ve 28/12/2024 tarihinden itibaren 26 SDR olarak uygulandığı, davalının kargonun kaybolduğunu kabul ettiği tarihin kaybolma (hasar) tarihi olarak baz alınması gerektiği, bu tarihin de 23/12/2024 olduğu, buna göre somut olayda sorumluluk limitinin bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere kaybolan eşyanın brüt ağırlığı 13 kg x zarar tarihindeki özel çekme hakkı değeri 22 SDR = 286 SDR olduğu, bu noktada tartışılması gereken hususun Konvansiyon'un 22/4 maddesi uyarınca kargonun bir parçasının ya da içindeki malzemelerden herhangi birinin kaybolmasının diğer paketlerin değerini etkilemesi durumunda sorumluluk sınırının belirlenmesinde bu tür bir paketin ya da paketlerin de toplam ağırlıkları dikkate alınıp alınmayacağı hususu olduğu, biyomedikal uzmanı bilirkişi raporunda kaybolan kargonun diğer parçaların bütünlüğünü bozduğu ve onları çalışamaz haline getirdiği tespitinin yapıldığı, ancak somut olayda davacı sigortacısının sigortalısına yalnızca kaybolan eşyaya ilişkin olarak 28/02/2025 tarihinde 18.667,50 Euro tazminat ödemesi yaptığı, kargoya dahil olup sigortalıya teslim edilen diğer koliler yönünden bunların ekonomik bütünlüğünün bozulduğunun bahisle sigorta tazminatı ödenmediği, dolayısıyla sorumluluk limitinin sevk irsaliyesine dahil olan tüm kargo yönünden değil kaybolan eşyanın brüt ağırlığı üzerinden değerlendirilmesi gerektiği, buna göre sorumluluk limitinin belirtildiği gibi 286 SDR olduğu, her ne kadar davacı tarafça davalının kargonun kaybolmasına ilişkin geçerli ve kabul edilebilir bir mazeret ileri süremediği, bu sebeple davalının kasıtlı ya da ağır kusurlu olduğu ve Montreal Konvansiyonu'nun 22/5 maddesi uyarınca sorumluluk limitinin uygulanmayacağı ileri sürülmüş ise de, atıf yapılan Konvansiyon hükümlerinden açıkça anlaşılacağı üzere Konvansiyon'un 22/5 maddesinde sorumluluk limitinin kaldırılmasına dair istisnanın yolcu ve bagaj taşımalarına ilişkin olduğu, kargo taşımasında ise belirtilen şekilde bir istisna düzenlenmediği, kargo taşımacılığında sorumluluk limitinin tek istinasının yukarıda da vurgulanan Konvansiyon 22/3 maddesinde düzenlenen özel fayda beyanı bildirimi olduğu, somut olayda bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere taşıtan tarafından özel fayda bildiriminde bulunulmadığı gibi buna ilişkin ilave ödeme yapıldığına dair bir iddia ve delil de bulunmadığı, yine taşıma irsaliyesinde taşınanın gümrük bedelinin yazmasının da özel fayda beyanı bildirimi niteliğinde olmadığı, bu sebeple somut olayda davalının sorumluluk limiti ile sınırlı sorumlu olduğu, hüküm tarihinde SDR/Euro kurunun 1 SDR/1,23 Euro olduğu, hüküm tarihinde sorumluluk limitinin 286,00 SDR x 1,23 Euro = 351,78 Euro (bilirkişi raporunda hatalı olarak sorumluluk limiti TL üzerinden belirlenmiş, anılan yanlışlık mahkememizce düzeltilmiş, deliller kısmında belirtilen gerekçelerle yeniden rapor tesisine gidilmemiştir) olduğu, limitin gerçek zararın altında kalması nedeniyle limite göre hüküm kurulması gerektiği, alacağa ödeme tarihi 28/02/2025 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz uygulanması gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 351,78 Euro maddi tazminatın 28/02/2025 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (351,78 Euro x dava tarihindeki kur 47,79 TL = 16.811,56 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 1.148,39 TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak alınan 15.235,18 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 14.086,78 TL harcın hükmün kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan 1.851,30 TL dava açma masrafı (iadesine hükmedilen harç tenzil edilmiştir), 87,50 TL vekalet harcı ve 37.770,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 39.708,80 TL yargılama giderinin kabul/dava değeri oranına (351,78/18.667,50) göre 748,30 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan vekalet harcına ilişkin 191,50 TL yargılama giderinin ret/dava değeri oranına (18.315,72/18.667,50) göre 187,90 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, 6-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (351,78 Euro x dava tarihindeki kur 47,79 TL = 16.811,56 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 uyarınca hesaplanan 16.811,56 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (18.315,72 Euro x dava tarihindeki kur 47,79 TL = 875.308,25 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/3 uyarınca hesaplanan 16.811,56 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/dava değeri oranına (351,78/18.667,50) göre 86,68 TL’sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, bakiye 4.513,32 TL’sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile --- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/750, K. 2026/213, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-750-e-2026-213-k-0d3d1f63abe5