İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/691 E. 2026/279 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/691
- Karar No
- 2026/279
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2025/691 Esas KARAR NO : 2026/279
.... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/09/2025 KARAR TARİHİ : 14/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin cep telefonu alım-satımı yapmakta olup bu kapsamda davalı şirkete 03.03.2025 tarihinde 200 adet .... marka cep telefonu ve 1 adet .... marka cep telefonunu toplam 339.500,00-TL bedelle sattığını, satışı yapılan cep telefonları davalı tarafından teslim alındığını, ancak telefonların teslimini takip eden süreçte davalı tarafından eksik ödeme yapılması üzerine alacağın tahsilini teminen davalı borçluya karşı ....Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine karşı borçlu tarafından süresi içinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve yapılan itiraz üzerine icra takibinin durduğunu, taraflarınca, icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı talebiyle arabuluculuk başvurusu yapılmış ise de yapılan arabuluculuk görüşmelerinde de bir anlaşma sağlanamadığını, tarafların usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi sonucunda da davalının, davacı müvekkil şirkete borçlu olduğu hususunun açıklığa kavuşacağını, fatura karşılığı satışı ve teslimi yapılan cep telefonlarının bedellerinin davacı müvekkiline ödenmemiş olması ve alacak tutarının likit olması sebebiyle davalı borçlu tarafından icra dosyasına yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talepleriyle huzurdaki davayı açma zorunluluğunun doğduğunu ileri sürerek, taraflarınca açılan itirazın iptali davasının kabulü ile, .... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak tutarı likit olduğundan davalı aleyhine asıl alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça, müvekkili hakkında 03.03.2025 tarihli bir fatura bedeline dayalı olarak ....Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, müvekkili tarafından süresi içinde takibe itiraz edilmiş olup, bu itirazla birlikte takibin durduğunu, davacı tarafın itirazın iptali ve %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davayı açtığını, ancak davanın hukuki dayanakları yetersiz ve mesnetsiz olup, tümden reddinin gerektiğini, davacı tarafın alacak iddiasına dayanak olarak yalnızca 03.03.2025 tarihli ve 339.500,00 TL bedelli bir fatura ibraz ettiğini, bir faturanın tek başına İİK madde 68 anlamında bir belge teşkil etmediğini, borçlunun kabulüne veya zımni onayına dayanmayan faturanın borç ikrarı niteliği taşımayacağını, faturanın davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiş olup, müvekkili tarafından imzalanmadığını, kabul edilmediğini, teslim ve kabul iradesinin fatura üzerinde mevcut olmadığını, icra takibine konu alacağın varlığının İİK madde 68’de sayılan belgelerle ispat edilmesi gerektiğini, alacağın tutarı, miktarı ve ödenip ödenmediği hususunda taraflar arasında açık ihtilaf bulunduğundan alacağın likit bir alacak olmadığını, bu durumda İİK madde 67/2 uyarınca asıl alacak likit olmadığından, davalı müvekkili aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak, davacının açmış olduğu itirazın iptali davasının reddine, takibe konu alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, faturaya dayalı bakiye alacağın tahsilini teminen davalı aleyhine başlatılan icra takibine karşı davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Mahkememizce yapılan yargılama sırasında uyuşmazlığın çözümü için gerekli tüm delillerin toplanmasına ve tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, verilen ara karar uyarınca dosyanın tevdi edildiği bilirkişi .... tarafından düzenlenen 15.03.2026 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, taraflara tebliğ edildiği, dosya kapsamına sunulanların dışında toplanması gereken başkaca bir delil ve araştırılacak başkaca bir hususun da kalmadığı anlaşılmakla, tahkikata son verilmiştir. Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, takip dosyasına, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu .... Esas sayılı takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 300.000,00-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, borcun sebebinin “03/03/2025 tarihli .... nolu 339.500,00-TL bedelli fatura” olarak belirtildiği, alacağın tahsili tarihine kadar yasal faiz (yıllık adi kanuni faiz), masraf ve vekalet ücreti ile tahsilinin talep edildiği, davalı tarafından vekili aracılığıyla takibe itiraz edildiği, sunulan itiraz dilekçesinde özetle; Alacaklı ile aralarında herhangi bir sözleşme, ticari ilişki veya mal/hizmet alış verişinin bulunmadığını, bu nedenle belirtilen borcun gerçek dışı olduğunu, takibe konu borcu kabul etmediği gibi alacaklı tarafça ileri sürülen fatura bedelini kabul eder nitelikte herhangi bir imza da atmadığını, söz konusu borcun hem miktarına hem de hukuki dayanağına itiraz ettiğini belirterek, takibin durdurulmasını talep ettiği, duran icra takibinin devamı için Arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de bir anlaşma sağlanamaması üzerine açılan işbu davada, Mahkememizce yapılan yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda özetle; "Davacı ve davalı arasında davaya konu faturaların içeriği mallara ilişkin bir sözleşmeye dava dosyasında rastlanmadığı, davacının 2025 yılı defterlerini e-defter olarak tuttuğu, açılış ve kapanış beratlarını yasal süresinde aldığının görüldüğü, davacının davalı için 120 Alıcılar hesabını kullandığı, davacı defter kayıtlarına göre davalıdan 300.000,00-TL alacaklı olduğunun görüldüğü, davaya konu faturanın davacı defter kayıtlarında yer aldığı, davalının bu faturaya karşılık 05.05.2025 tarihinde bankadan 39.500,00-TL ödeme yaptığı, dekont açıklamasında "05.05.2025 tarihli .... sorgu no'lu .. 300.000,00-TL borcu kaldığının görüldüğü, davalının defter ve belgelerinin bulunduğu adres ve telefonu dava dosyasına sunmadığı, bu nedenle davalı defter ve belgelerinın incelenemediği, davacı kayıtlarında davaya konu faturanın kayıtlı olduğu, davalının Türk Ticaret Kanunu’na göre yasal süresinde noter kanalı ya da e arşiv fatura sistemi üzerinden vb. yöntemler ile anılan faturalara ile itiraz etmediği, dosyaya ....gelen yazılarda; davalının tacir olduğunun bildirildiği, davacı ile davalı arasında ticari satım mahiyetli bir sözleşme olmadığı anlaşılmakla birlikte, davacının davalıya 4 adet fatura düzenlediği, 3 adedinin ödendiği, davaya konu olan 4. fatura için ise kısmi ödeme yapıldığı, davalı tarafın borca itirazında akdi ilişkinin varlığına delalet eden açıklaması ve davacı faturalarının içeriği itibariyle, taraflar arasında cep telefonu satımından kaynaklı sözleşme ilişkisinin mevcut olduğu, davacı lehine delil teşkil edebilecek nitelikteki ticari kayıtları itibariyle, takibe konu edilen faturalar dahil davacının davalıya hitaben düzenlediği, davacının talep edebileceği bakiye tutarın 300.000,00-TL olup, takip talebi ile uyumlu olduğu, davacının alacağın tahsiline kadar yıllık adi kanuni faiz talebinde bulunduğu" hususlarının tespit edilmiş olması karşısında Mahkememizce yapılan değerlendirmede; Davacı şirket tarafından tacir olan davalıya satışı yapılan cep telefonlarına ilişkin olarak düzenlenen fatura bedelinden davalı tarafça yapılan kısmi ödeme sonrası kalan tutar olan 300.000,00-TL'nin ödenmemiş olması nedeniyle anılan tutar üzerinden davalı aleyhine başlatılan icra takibine karşı davalı tarafça yapılan itirazın incelenen davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar uyarınca yerinde olmadığı, davalının gerek Tensip Tutanağı ile gerekse ön inceleme duruşması sırasında Mahkememizce ticari defter ve kayıtların yerinin bildirilmesine ilişkin olarak verilen ara kararlara rağmen ticari defter ve kayıtlarının yerini dosyaya bildirmediği, bu nedenle davalı taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bir inceleme yapılamadığı, davacının ticari satım ilişkisi kapsamında düzenlenen faturadan ve teslim edilen faturaya konu ürünlerden dolayı davalıdan takibe konu bakiye tutar kadar alacaklı olduğu hususunun dosya kapsamı ve davacıya ait ticari defter ve kayıt içeriklerinden anlaşıldığı, buna karşın davalının borçlu olmadığına ilişkin olarak takibe yaptığı itiraz ve davaya verdiği cevap dilekçesindeki savunmalarının soyut nitelikte kalıp, hiçbir somut delille desteklenmediği ve kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacının bakiye alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine karşı davalı tarafça yapılan itirazın iptaline ilişkin olarak açtığı işbu davanın kabulüne karar vermek gerekmekle, açıklanan esaslara ve varılan hukuki sonuca uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KABULÜ İLE; davalının .... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibin 300.000,00-TL Asıl Alacak miktarı üzerinden ve takip talebindeki koşullarla DEVAMINA, 2-Takip konusu alacak, taraflar arasındaki faturaya dayalı ticari satım ilişkisinden doğduğundan likit bir alacak niteliğinde olmakla, davacının icra inkâr tazminatına ilişkin feri nitelikteki isteminin de kabulü ile hüküm altına alınan asıl alacak tutarı olan 300.000,00-TL'nin %20'si olan 60.000,00-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 3-Hüküm altına alınan 300.000,00-TL üzerinden hesaplanan 20.493,00-TL harçtan, davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 3.623,25-TL harcın mahsubu sonucu kalan 16.869,75-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvuru harcı, 3.623,25-TL peşin harç, 87,50-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 4.326,15-TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafça tüm yargılama sürecinde yargılama gideri olarak yapılan bilirkişi ücreti karşılığı 10.000,00-TL, tebligat posta giderleri karşılığı 257,50-TL ve 25,00-TL dosya kapak masrafı olmak üzere toplam 10.282,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davacı davasını bir vekil vasıtası ile takip ettiğinden, AAÜT hükümleri uyarınca hüküm altına alınan dava değeri göz önüne alınarak belirlenen 48.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (13). Maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/04/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.