İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/667 E. 2026/564 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/667
Karar No
2026/564
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/667 Esas KARAR NO : 2026/564

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2025 KARAR TARİHİ : 26/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş. (..." veya "işsahibi") ile müvekkili ... A.Ş. ("..." veya "yüklenici") arasında 2021 yılının ikinci yarısında yapılan anlaşma ile; davalı işsahibinin müvekkili davacıya alüminyum hurda vermesi, müvekkili davacının ise bu hurdaları fabrikasında işleyerek alüminyum profil haline getirerek davalı ...'e BAĞLANTI ... (...) + PRİM + BAĞLANTI KURU üzerinden fatura kesmesi, bunun dışındaki satışlarda (hurda karşılığı olmayan normal satışlar) ise ... + PRİM + GÜNCEL KUR üzerinden fatura edilmesi kararlaştırıldığını, görüldüğü üzere, ...'in müvekkili davacıya hurda malzeme vermesi halinde malzemenin verildiği tarihteki (bağlantı tarihindeki) .. + PRİM + KUR üzerinden hurdanın alımının yapılacağı; karşılığında ise mamul mal olarak (profil) alacağı, bunun için de bağlantı tarihindeki ... KUR üzerinden fatura kesileceği (eser sözleşmesi), hurda karşılığı olmayan normal satışlarda ise GÜNCEL ... + PRİM + GÜNCEL KUR üzerinden satış yapılıp fatura kesileceği (satış sözleşmesi) hususunda taraflar arasında karma bir sözleşme yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalı ...'in müvekkili davacıya hurda alüminyum malzemesi verip karşılığında mamül alüminyum profil alması durumunda, sadece sevk irsaliyesi düzenlemesi gerekmekte iken ...'in malzemeleri fatura keserek göndermesi nedeniyle müvekkili davacı ...'a gelen hurda malzeme bedelinin tamamı ...'e sehven ödendiğini, hurda malzemenin işlenmiş mamul haline getirilmesinden sonra davalı firmaya kesilen faturada ise malzeme bedeli düşülerek hatalı fatura kesildiğini, bilindiği üzere fason işçiliğe gönderilen malzemeler irsaliye ile gönderdiğini ve herhangi bir bedel veya fatura düzenlenmediğini, ... firması, fason olarak görnderdiği hurdalar için sonradan fatura düzenlediğini ve bu fatura bedellerini de müvekkili davacıdan tahsil ettiğini, böylece, taraflar arasındaki fason işçilik anlaşması (eser sözleşmesi) fiilen ortadan kalktığını ve davalı tarafın, davacı tarafa ticari hurda satımı yaptığını, ancak, davacı ... hatalı olarak, fason işçilik anlaşması üzerinden fason hurda bedellerini düşüp fason işçilik üzerine ilave edilen malzeme + işçilik bedellerini ... firmasına fatura ettiğini, davalı taraf hurda teslim ettiğini ve kendisine hurda bedeli ödenmemesi gerekirken hatalı olarak davacı tarafından hurda bedelinin tamamı ödendiğini; mamul satışı yapılırken ise sanki hurda karşılığı malzeme satışı yapılıyormuş gibi (hurda malzemenin bedeli ödenmemiş gibi) kendisine hatalı olarak haksız yere indirimli mal satımı yapıldığını, böylece taraflar arasında başlangıçta hurda mal verilmesi karşılığında mamül mal verilmesi (bağlantılı mal alım satımı) şekildeki eser sözleşmesi ile hurda malzeme verilmeksizin mamul mal satışı yapılması (bağlantı dışı mal alım satımı) şeklindeki satış sözleşmesi olarak kurulan iki ayrı sözleşme, fiilen hurda alım-satımı ve mamul mal alım satımı olmak üzere iki ayrı satış sözleşmesi olarak gerçekleştiğini, dolayısıyla, müvekkili tarafından davalıya kesilen mamul mal satışından kaynaklanan faturaların tamamının hatalı olduğunu, davacı ..., davalı ... firmasına fason işçilik bedeli fiyatından 2021 yılının 2. yarısından 2025 yılı 1. çeyreğine kadar 2.720 Ton Alüminyum profil satışı yaptığını, davalı ... firmasından ise bu süre zarfında, 3.674 Ton malzeme alındığını ve alınan malzemelerin bedelinin tamamı ödendiğini, bir başka ifadeyle, davalı ... firması tarafından müvekkiline 2.720 Ton bedelsiz hurda girişi olmadığını, dolayısıyla, davalı ... firması, 2.720 ton tutarında hurda malzemenin bedeli kadar haksız menfaat sağladığını, bu durumda müvekkili tarafından davalıya kesilen mamul mal satışı için düzenlenen hatalı faturalardan kaynaklanan zararın (2.720 ton tutarında hurda malzeme bedelinin) tamamının davalı tarafça karşılanması gerektiğini, müvekkili tarafından aynı dönemde başka müşterilere yapılan satışlarda uygulanan birim fiyatlar incelendiğinde, davalıya yapılan birim satış fiyatlarının aynı dönemde davacı tarafından başka firmalara yapılan satışlarda uygulanan birim fiyatlardan bariz derecede düşük olduğunu ve dolayısıyla ortada maddi bir hatanın bulunduğunu, müvekkilinin, ortada yapılan maddi hatanın varlığını müvekkil şirketin 2025 yılı Nisan ayında konkordatoya başvuru aşamasında geçmiş dönem cari hesaplar üzerinde yaptığı incelemede tesadüfen fark ettiğini, öte yandan, müvekkilinin, alüminyum imalatında ve ihracatında Türkiye'nin önde gelen firmaları içinde olduğunu, davalı tarafa yapılan satışların müvekkilinin satış cirosu içinde çok düşük bir rakamda kalması nedeniyle yapılan bu maddi hata davacı tarafından uzun süre fark edilemediğini, durumun müvekkili tarafından 2025 yılı Nisan ayında fark edilmesi üzerine davalı bu durumu hemen davalı tarafa gerek yazılı bildirimle (maillerle) gerekse davalı tarafın yetkilileriyle 15.05.2015 tarihinde yüz yüze yapılan görüşmeler yapmak suretiyle haberdar ettiğini ve maddi hatadan kaynaklanan zararının ödenmesini talep ettiğini, ancak, davalı taraf müvekkilinin alacak talebini kabul etmediğini, bunun üzerine, müvekkili tarafından alacağının tahsili amacıyla zorunlu arabuluculuğa başvuruda bulunulduğunu, ancak arabuluculuk aşaması anlaşamama ile sonuçlandığından dolayı işbu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmeden kaynaklı şimdilik 5.000 Amerikan Doları (Beşbin Amerikan Doları) alacak hakkının arabuluculuk başvuru tarihi olan 16.07.2025'nden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun olarak tensip zaptı, tevzi formu ve dava dilekçesi ile eklerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı tarafın davaya cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE Davacının davasının, alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin mevcut olup olmadığı, var ise ticari ilişkinin mahiyetinin ne olduğu, davacı tarafın iddia ettiği şekilde taraflar arasında davalının davacıya alüminyum hurda vermesi, davacının ise bu hurdaları fabrikasında işleyerek alüminyum profil haline getirerek davalı ...'e BAĞLANTI ... (... + PRİM + BAĞLANTI KURU üzerinden fatura kesmesi, bunun dışındaki satışlarda (hurda karşılığı olmayan normal satışlar) ise GÜNCEL ... + PRİM + GÜNCEL KUR üzerinden fatura edilmesinin kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, davacı tarafın iddia ettiği şekilde ve mahiyette bir sözleşme aktedilmiş ise davacı tarafından davalıya yapılan ödemelerin bu sözleşmeye uygun olup olmadığı, davacı tarafından davalıya fazla ödeme yapılmış ise bu ödemenin hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacının varsa davalıdan talep edebileceği alacak miktarının ne kadar olduğu hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. Tarafların ticari defterleri incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişisinden alınan 03.05.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava dosyası ile taraf şirketlere ait ticari defter kayıtlarının tetkiki sonucunda, nihai takdiri Sayın Mahkememize ait olmak üzere; taraf şirketlere ait ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, taraf şirketler arasındaki ticari ilişkinin 2021-2025 yılları arasında gerçekleşmiş olduğu, 31.12.2024 tarihi itibarıyla 3.525.590,25 TL cari hesap bakiyesinde mutabık olunduğu, taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişki çerçevesinde; alım-satımı ile alüminyum profil malzemesinin üretimi hususlarının uzmanlık alanı dışında olması sebebiyle herhangi bir değerlendirme yapılamadığı, davacı ve davalı şirket tarafından düzenlenen faturalar için 2021-2022-2023-2024-2025 yılları BA-BS formlarında taraflarca mutabakat sağlanmış olduğu ve faturaların vergi dairesi sisteminde kayıtlı olduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtlarında; davalı şirketin dava tarihi itibarıyla davacıya 258.206,45 TL borcu bulunduğu, söz konusu borç bakiyesinin; 25.04.2025 tarihli 164.196,92 TL tutarlı ve 28.05.2025 tarihli 94.009,55 TL tutarlı faturalardan oluştuğu, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında; Davacı şirketin dava tarihi itibarıyla davalıdan 258.206,45 TL alacağı bulunduğu, söz konusu alacak bakiyesinin; 25.04.2025 tarihli 164.196,92 TL tutarlı ve 28.05.2025 tarihli 94.009,55 TL tutarlı faturalardan oluştuğu yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli...E. ... K. sayılı ilamı; "...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli ... E.... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli ...E. ... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli ... E. ...K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli ...E. ... K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi ...Esas ...Karar) Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli,... E., ... K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup daha sonra düzeltme beyannamesi verilmesi davacı yararına oluşan bu karineyi ortadan kaldırmayacaktır. Bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir.( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının işbu davaya dayanak alacağım, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalı ...'in müvekkili davacıya hurda alüminyum malzemesi verip karşılığında mamül alüminyum profil alması durumunda, sadece sevk irsaliyesi düzenlemesi gerekmekte iken davalının malzemeleri fatura keserek göndermesi nedeniyle davacıya gelen hurda malzeme bedelinin tamamının davalıya sehven ödendiği ve hurda malzemenin işlenmiş mamul haline getirilmesinden sonra davalı firmaya kesilen faturada ise malzeme bedeli düşülerek hatalı fatura kesildiğinin iddia edildiği, eş deyişle davacının davasının davalı tarafından hatalı tanzim edilen faturaların davacı tarafından sehven ödendiği ve davacı tarafından davalı adına sehven eksik tutarlı fatura tanzim edildiği iddiasına dayandığı, tarafların ticari defterleri ile BA BS formları arasında mutabakat bulunduğu, bir başka deyişle tarafların karşılıklı tanzim ettikleri faturaları ticari defterlerine kaydettikleri ve ilgili faturaları bağlı oldukları vergi müdürlüklerine ayrı ayrı beyan ettikleri, bu durumda taraflar arasındaki ticari ilişkinin mahiyeti hususunda davalı lehine karine oluştuğu, davacının bunun aksini gösterir delil ibraz edilmediği, her ne kadar tarafların defterlerine göre davacının davalıdan faturaya dayanan alacağı olduğu tespit edilse de, davanın dayanağının ilgili faturalar olmadığı anlaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00- TL maktu karar harcının peşin yatırılan 615,40-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzünne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/06/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/667, K. 2026/564, T. 26.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-667-e-2026-564-k-127201a875e5