İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/635 E. 2026/200 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/635
Karar No
2026/200
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/635 Esas KARAR NO : 2026/200

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/07/2025 KARAR TARİHİ : 27/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/03/2026 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin otomotiv yedek parça ve ham madde sektöründe faaliyet gösteren, genç girişimci teşvikinden faydalanılarak kurulmuş bir şirket olduğunu, davalı şirkete Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden 28/12/2023 tarihinde Yönetim Kayyumu atınmış olduğunu, Yönetim Kayyumları göreve başladıktan sona davalı şirket ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişki gereği satışların ve ödemelerin yapılmış olup, uzun süre ödenmeyen cari hesap alacağı için İstanbul .... Noterliği'nin 18/04/2025 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile 01/01/2024-18/04/2025 tarihleri arasındaki 1.851.107,15 TL borcun 8 iş günü içerisinde ödenmesinin ihtar edilmiş olduğunu, işbu ihtarnamenin 22/04/2025 tarihinde davalı şirkete tebliğ edilmiş olup, herhangi bir ödeme yapılmadığı için Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı şirketin, tüm kayıtlara ve mahkemece atanmış yönetim kayyımı idaresinde olmasına rağmen haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine "müvekkilinin alacaklı görünene hiçbir surette, hiçbir nam altında herhangi bir borcu bulunmamakla birlikte, alacağın ve faiz oranının kaynağına dair takip talebinde de herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır." şeklinde itiraz etmiş olduğunu, borçlunun köklü bir sanayi firması olup ihtiyacı olan hammeddeyi üstelik yönetim kayyımı yönetimindeyken müvekkilinden temin etmiş olduğunu, şirket kayyımları ile yapılan görüşmelerde de ödemeye ilişkin net bir sonuç elde edilemeyeceğinin anlaşıldığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile Bakırköy .... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve takibin devamını, takip çıkışının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti alacağının karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi ibraz edilmediği, yargılama sırasında sunulan beyanlarda davanın reddini talep edildiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 1.851.107,15-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "Muaccel Cari Hesap Alacağı " olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında ürün satışlarının yapıldığı, bu kapsamda düzenlenen fatura bedellerinin ve cari hesap alacağının ödenmediği hususlarına dayanmaktadır. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).

-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, 20/01/2026 tarihli raporda özetle; davacı ve davalı tarafın 2023-2024 yılı ve 2025/9 dönemi yevmiye ve kebir defterinin Gelirler İdaresi Bilgi Sistemine yasal süre içerisinde yüklendiği, defterlerin davanın esasını kapsayan kısımların birbiriyle uyumlu olduğu ve denetim ve tespit yapmaya elverişli olduğu, muhasebe teknik usullerine uygun tutulduğu davacıyla davalı arasında yazılı bir sözleşme olmadığı dosya genelinde sunulan deliller incelenmiş ve taraf beyanlarından anlaşılmış olup, davacı davalıdan bakır, kalay gibi hammadde tedarikini gerçekleştirdiği, davalının ise davacıdan yedek parça malzemelerinin tedarikini gerçekleştirdiği, davacının davalıya ürünleri irsaliyeyle teslim ettiği, bedelleri ise ticari faturayla yansıttığı, davalının da ürünlerin bedellerini davacıya ticari faturayla yansıttığı taraflar arasındaki ticari ilişkide cari hesap fatura toplam tutarlarından ödemelerin mahsuplaştırması ve karşılıklı düzenlenen fatura tutarlarının mahsuplaştırılması şeklinde devam ettiği, dava konusu alacağın dayanağı ticari faturalar 2023-2024 yılında düzenlendiği, icra takip tarihi itibariyle faturaların likit durumda olduğu, takip dayanağı cari hesap alacağını oluşturan faturalar davalıya e-ticari fatura olarak gönderildiği, elektronik ortamda gönderilen ticari faturalara TTK.21-2 maddesince davalıca noter huzurunda veya iade fatura şeklinde düzenlenerek yasal 8 gün süre içerisinde bir itirazın dosya içeriğinde ve yapılan ticari defter incelemelerinde görülemediği, davacı şirketin davalı firma ile ilgili faturaları ve ödemeleri 2023-2024 yılı ve 2025/9 dönemi defter ve kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, raporun denetim ve tespitler kısmında yer alan yevmiye kaydı ile detayı verilen tüm işlemlerden sonra 10.05.2025 icra takip tarihi itibariyle 9.692.086,92- TL’sı defter ve kayıtlarında davalıdan alacaklı gözüktüğü, dava tarihi itibariyle alacağın aynı tutarda olduğu, davalı şirketin davacı firma ile ilgili faturaları 2023-2024 yılı ve 2025/9 dönemi defter ve kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, raporun denetim ve tespitler kısmında yer alan yevmiye kaydı ile detayı verilen tüm işlemlerden sonra 10.05.2025 icra takip tarihi itibariyle 9.692.086,92- TL’sı defter ve kayıtlarında davacıya borçlu gözüktüğü, dava tarihinden sonra davalının farklı isimlere ve farklı icra dairelerine yapmış olduğu raporun denetim ve tespitler kısmında açıklanan ödemleri davacı alacağından mahsuplaştırdığı 15.11.2025 tarihi itibariyle davalı kayıtlarında davacı 8.095.465,54- TL’sı alacaklı gözüktüğü, davalının kayıtlarında olan bu ödemeler davacıda gözükmediği, kayıtların davacıyla ilişkisi anlaşılamamış olup, dava konusu alacak tutarını da değiştirmediği neticeten davacı tarafın 1.851.107,15 TL’sı cari hesap alacağına 10.05.2025 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile davacı tarafından icra takibi başlatıldığı, davacının alacağının davacı ve davalı defterlerinde tespit edildiği, icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle tarafların ticari defter ve kayıtları bire bir örtüştüğü, davacının alacağının likit olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen cari hesap alacağının takip ve dava tarihinde 1.851.107,15-TL'lik kısmının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür. -Buna göre dava konusu alacağın 1.851.107,15-TL'lik kısmının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı görülmektedir. -Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça, ticari defter kayıtları kayıtlarıyla ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap ve fatura alacağının bakiye 1.851.107,15-TL'lik kısmının ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 370.221,43 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 126.449,13-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 22.356,75-TL harcın mahsubu ile bakiye 104.092,38- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 22.356,75-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.187,50-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 11.802,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 277.155,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/02/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim .... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/635, K. 2026/200, T. 27.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-635-e-2026-200-k-72200d2531ed