İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/542 E. 2026/211 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/542
- Karar No
- 2026/211
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/542 Esas KARAR NO : 2026/211
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/06/2025 KARAR TARİHİ : 24/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen 14.01.2025 tarihli 35.632,99 TL meblağındaki faturada yer alan mallar aynı gün sevk irsaliye edildiğini, 22.01.2025 tarihli 2.626,00 TL meblağındaki faturada yer alan mallar aynı gün sevk irsaliye edildiğini, 04.02.2025 tarihli 1.040,30 TL meblağındaki faturada yer alan mallar aynı gün sevk irsaliye edilmiş, 05.02.2025 tarihli 1.131,20'TL meblağındaki fatura da yer alan mallar aynı gün sevk irsaliye edildiğini, 13.02.2025 tarihli 4.020,00 TL meblağındaki faturada yer alan mallar, aynı gün borçluya sevk irsaliye edildiğini, davalı şirket tarafından yapılan sosyal medya paylaşımlarından 14 Ocak 2025 tarihinde teslim edilen bütün ürünlerin teslim alınmış olduğu raflarda ki malzemelerden açıkça görüldüğünü, davalıdan faturalar nedeni ile alacaklı olduğunu, fatura bedeli ödenmediğinden borçlu şirket hakkında, Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ... Esas Dosya numarası ile icra takibi açtıklarını ve borçlu tarafından itiraz edilerek takibin durduğunu borçlunun itirazının haksız olduğunu bu nedenlerle itirazın kaldırılarak takibin devamını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf her ne kadar davalı şirkete faturada yer alan emtiaların teslim edildiği iddiasında olsa da şirkete fatura içeriğinde belirtilen mallar teslim edilmediğini, söz konusu malların teslim edildiğini davacı taraf ispat etmekle yükümlü olduğunu, faturaya dayalı takibe itirazın iptali yada faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düştüğünü, alacaklı düzenlediği faturadaki malların yada hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi fatura tek başına taraflar arasında ki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, davacı satıcı, dava konusu satılanı davalı alıcıya teslim etmiş olduğu yönündeki savunmasını yazılı delille ispatlamak zorunda olduğunu savunmuş, ihtiyati haciz talebinin ve davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-Tarafların vergi dairelerine, müzekkereler yazılarak taraflara ait BA BS formları celp edilmiştir. 3- Bilirkişi tarafından mahkememize 08/12/2025 tarihinde sunulan raporda "1. Davacı .... Gıda Kafe İşletmeciliği İthalat İhracat Tic. Ltd. Şti.'nin 2025 yılına ilişkin elektronik defterlerinin (yevmiye ve büyük defter) ilgili mevzuata uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve GİB onaylı beratların zamanında envanter defteri bilgilerinin sunulmadığı; bu itibarla davacı ticari defterlerinin usul geçerli olduğu takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, . Davacı şirket defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davalı .... Öğretim Eğitim Yayıncılık Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti. adına 2025 yılı içerisinde düzenlenmiş 5 adet fatura bulunduğu, bu faturaların KDV dâhil toplam tutarının 44.450,49 TL olduğu, söz konusu tutara ilişkin davacı kayıtlarında herhangi bir tahsilat/ödeme kaydına rastlanmadığı görülmüştür. Silivri Vergi Dairesi Müdürlüğü yazısına göre, davacı mükellefin 2025 yılı Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi'nde davalı şirket adına düzenlenmiş 5 adet belge karşılığında KDV hariç 41.119 TL tutarında satış bulunduğu, bu tutar ile davacı defterlerinde yer alan KDV dâhil 44.450,49 TL'lik fatura toplamının birbiriyle uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirket tarafından bilirkişi incelemesine esas alınmak üzere ticari defter ve belge ibraz edilmemiş olması nedeniyle, davalı kayıtlarında anılan faturaların yer alıp almadığı, varsa nasıl muhasebeleştirildiği ve davalı nezdinde borç-alacak durumunun ne şekilde gözüktüğü tespit edilememiştir. BA/BS formlarında da davacıya yönelik bir bildirimin bulunmadığı vergi idaresi yazıları ile belirtilmiştir. Bu hususların hukuki sonuçlarının takdiri Sayın Mahkemeye aittir. Dosyada mevcut fotoğraflar ve diğer deliller, fiili teslim ve sözleşmesel ilişki yönünden hukuki değerlendirme gerektirdiğinden, bunların hukuki ispat gücü ve sonuçlarının takdiri tamamen Sayın Mahkemeye aittir. . Faiz yönünden; davacı tarafın takip öncesi işlemiş faiz talebinde bulunmamış olması sebebiyle temerrüt tarihi ve faiz hesabına ilişkin ayrı bir hesaplama yapılmamış; faiz başlangıcı, türü, oranı ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesindeki hukuki değerlendirme mahkemeye ait olduğu" şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisine istinaden davalı tarafından sipariş edilen faturaya konu malların davalıya teslimine rağmen davalı tarafından bedellerin ödenmediğini iddia etmiş, davalının başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacının öncelikle malların teslimi ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından mallar gönderilmeden malların faturasının gönderildiğini ancak malların teslim edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise kesin süre içerisinde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2025 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalıya 5 ayrı fatura kesildiği ve davacının defter ve kayıtlarına işlendiği, davacının defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 44.450,49-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya tebliğ ve teslim edildiği davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinin 2. Sayfasında açıkça kabul ve ikrar edilmiş olup, davalı tarafından ilgili faturaların kabul edilmeyerek davalı tarafından yasal süresi içerisinde faturaya itiraz ve iade edildiği hususunda herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Davalı tarafından faturaların teslim ve tebliğine rağmen yasal süresi içerisinde faturalara itiraz ve iade edilmediği, faturalara konu ürünlerin teslim edilmediğine dair davacıya herhangi bir ihtar çekilmediği anlaşılmakta olup, söz konusu durumun basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğüne aykırı olduğu, faturaların alınmasına rağmen ürünlerin gelmemesi nedeniyle herhangi bir ihtarname çekilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Davalı tarafından yasal süresi içerisinde faturalara itiraz ve iade edilmediği dolayısıyla faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, bu aşamada ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından ticari defter ve kayıtların davalı vekiline 28.09.2025 tarihinde yapılan tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunulmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ise .... Esas ve .... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ise .... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça bedeli ödenmediği iddia olunan dava konusu cari-açık hesaba ilişkin faturalar ile satılan emtianın davalı tarafa teslim edildiği ileri sürülerek anılan hususların ispatı için diğer deliller yanında her iki tarafın ticarî defterlerine dayanıldığı, yargılama sırasında ticarî defterlerin ibrazı için mahkemece verilen süreler sonrasında ise davalı tarafça, herhangi bir mazeret ileri sürülmeksizin ticarî defterlerin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen iddiaların ispatı için davalının ticarî defterleri yanında diğer delillere de dayanılmış olup davalının ticarî defterlerinin ibrazı ve bundan kaçınmanın sonuçlarına ilişkin olarak uygulama alanı bulacak olan düzenlemeler HMK’nın 219 ve 220. maddeleridir. Her ne kadar mahkemece, davacıya yemin delili hatırlatılarak, davalının şirket yetkilisi ise yemin ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, belgelerin/ticarî defterlerin mazeretsiz olarak ibraz edilememelerinin sonuçlarını düzenleyen HMK’nın 220. maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez. Zira ileri sürülen hususların ispatında münhasıran davalı defterlerine dayanılmamış olması durumunda uygulanmayacak hüküm TTK’nın 83/2. maddesi olup somut olay bakımından HMK’nın 220. maddesi geçerliliğini korur(Yargıtay HGK'nın 17.02.2022 tarihi ve 2019/11-328 E. - 2022/154 K. sayılı kararı). Yargılama sırasında davacının ticarî defterleri üzerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesi sonucu dosya arasına alınan bilirkişi kök ve ek raporunda; davacının ticarî defterlerine göre 10,998,66 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Öte yandan dava konusu satışa ilişkin faturaların ve malların davalı tarafa teslim edilip edilmediği hususlarındaki belirsizliği gidermek amacıyla davalının ticarî defterlerinin ibrazı istenmiş olmakla birlikte davalı tarafından ticarî defterler ibraz edilmediği gibi buna ilişkin herhangi bir mazeret de ileri sürülmemiştir. Mevcut durum itibariyle satılan mallara ilişkin faturaların davalının ticarî defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunun, taraflar arasında çekişme konusu vakıalar ve davanın aydınlatılması kapsamında belirlenmesi zorunludur. Dolayısıyla HMK’nın 220/1. maddesi çerçevesinde davalının ticarî defterlerinin, davacı tarafça ileri sürülen hususların ispatına elverişli olduğu ve ibrazına ilişkin talebin kanuna uygun olduğu açıktır. Davalı tarafa ticarî defterlerin ibraz edilmemesi hâlinde HMK’nın 220/3. maddesi gereğince ortaya çıkacak sonuçların ihtar edilmiş olması ve davalı tarafça ibraz etmeme nedenine ilişkin herhangi bir mazeretin sunulmamış olması karşısında mahkemece, HMK’nın 220/3. maddesi ve ticarî defterlerin ibrazına ilişkin hükümler çerçevesinde yapılacak değerlendirme sonrasında hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Davalı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılması gerekir. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir(Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 12/09/2017 tarih, 2016/3858 Esas ve 2017/2944 Karar sayılı İlamı - Yargıtay 11. HD'nin 07/02/2017 tarih ve 2015/12365 Esas - 2017/648 karar sayılı ilamı - Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 28/01/2016 Tarih, 2015/5491 Esas ve 2016/506 Karar sayılı ilamı). Davacının ticari defterlerinin, Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulmuş olması ayrıca alacağın konusunu oluşturan faturaların mevcut olması karşısında belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması ilkesine uygun olması nedeni ile davacı lehine delil teşkil edeceğinin kabulü gerekir. Hal böyleyken mahkemece, davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalı tarafından cevap dilekçesinde davacı tarafından faturaların tebliğ ve teslim edilmesine rağmen malların teslim edilmediğini iddia ettiği, davalı tarafından cevap dilekçesinde faturaların kendisine teslimini beyan ve ikrarı esas alındığında davalının 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde faturalara itiraz ve iade etmediği gibi malların teslim edilmediğine dair de davacıya herhangi bir beyan veya ihtar göndermediği bu durumun basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğü ile bağdaşmayacağı gibi hayatın olağan akışına da uygun olmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun tutulduğu, davaya konu faturaların davacı tarafından defterine işlendiği buna karşılık davalının inceleme gününün tebliğine rağmen inceleme gününde defterini incelemeye sunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 222/3. Maddesi gereğince davalının bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılması gerekmesi karşısında davacının defter ve kayıtları ile davalının cevap dilekçesindeki faturalardan haberdar olduğu ve kendisine teslim edildiğine yönelik ikrarı gözetilerek davacının iddiasını ispatladığı, davalının ise aksini ispatlayamadığı anlaşılmakla takip tarihinde davacının davalıdan 44.450,49-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğini veya malların kendisine teslim edilmediğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 44.450,49-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından 21.09.2025 tarihli cevap dilekçesinde yemin deliline de dayanılmış ise de; davalı şirkete dava dilekçesi ve tensip zaptının 02.07.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 15.07.2025 tarihli dilekçe ile cevap süresinin uzatılmasının talep edildiği, Mahkememizce talebin kabul edilerek davalının davaya cevap süresinin yasal cevap süresinin bitiminden itibaren 2 hafta uzatılmasına karar verildiği bu suretle davalının cevap süresinin adli tatil içerisinde sona erdiği, 6100 sayılı Kanun'un 104. Maddesi gereğince davalının cevap süresinin adli tatilin bitiminden itibaren 1 hafta uzadığı, ancak davalı tarafından söz konusu yasal süresinden sonra 21.09.2025 tarihinde davaya cevap dilekçesi sunulduğu, davalı tarafından yasal süresinden sonra sunulan cevap dilekçesindeki yemin delilinin gözetilemeyeceği anlaşılmıştır. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faizi talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 8.890,09-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; davaya konu Büyükçekmece İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı takip dosyasında 44.450,49-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 8.890,09-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.036,41-TL harçtan peşin alınan 759,11-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 2.277,30-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 759,11-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.374,51-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 5-Davacı tarafça yapılan 7.785,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 44.450,49-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 24/02/2026
Katip ... e-imza Hakim ... e-imza