İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/63 E. 2025/936 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/63
Karar No
2025/936
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/63 KARAR NO : 2025/936

DAVA : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 24/01/2025 KARAR TARİHİ : 12/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: (I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: (1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; şahıs işletmesinde kullanmak üzere davalı taraf şubesinden ... tarihinde 1 adet ... akıllı telefon, bir adet ... akıllı telefon olmak üzere 2 adet telefon, 2 adet Kırılmaz Cam, 2 adet Telefon Kılıfı ile 28.11.2024 tarihinde 2 adet ...akıllı telefon, 2 adet ... akıllı telefon olmak üzere 4 adet telefon, 4 adet Kırılmaz Cam, 4 adet Telefon Kılıfı satın aldığını, toplamda 6 adet Akıllı Telefon, 6 adet Kırılmaz Cam ve 6 adet Telefon Kılıfi için 33.000,00 TL ödediğini, telefonların satın alma işleminden hemen sonra, ilk kullanımlarıyla beraber çeşitli arızalar gösterdiğini, telefon görüşmeleri esnasında cızırtılı sesler çıkarttığını, ses seviyesinin çok düşük olduğunu, uygulamalar arası geçişlerde donma ve kasma yaşandığını, bataryalarının çok hızlı şekilde bittiğini, navigasyon uygulamasını kullanırken yaklaşık 5-10 dakika kadar gecikmeli görüntü verme gibi yazılımsal ve donanımsal arızaları olduğunu, davalı satıcı ile TKHK'de belirtilen 14 günlük cayma hakkı süresi içerisinde iletişime geçilmeye çalıştığını, ancak satıcının hiçbir şekilde geri dönüş sağlamadığını, ardından Sultangazi Kaymakamlığı İlçe Tüketici Hakem Heyetine başvurduğunu ancak başvurunun tüketici işlemi ticari iş olduğu gerekçesiyle dosyanın işlemsiz tarafına iade edildiğini, şirketin sahada müşterilerle iletişimde sorunlar yaşadığını, telefonlardan beklenen verimi alamadığını, iş kaybı yaşadığını, sorunu karşılıklı çözemediğinden masraf yaparak yeni telefonlar almak zorunda kaldığını, telefonların ayıplı olduğunu, sorunlardan dolayı telefonları neredeyse hiç kullanmadığını arz ve izah nedenlerle davanın kabulü ile teknik bilgileri verilen satın alma işlemine konu ayıplı ürünlerin davalıya iadesine, iş bu ürünlerin satın alımı için davalıya ödenen 33.000,00 TL tutarlı bedelin ödeme tarihi itibariyle işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davacı müvekkile iade edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. (2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada cayma süresinin geçtiğini, telefon üretimi ve diğer alanlarda son teknolojide üretim yaptığını, davacının üretim yaptığını, davacınin iş bu cihazları inceleme ve onarım için Teknik Servisine göndermediğini, üretilen cihazlarda üretim ile ilgili herhangi bir sorun bulunmdığını, yaşanan sorunların tamamıyla kullanıcı kaynaklı olduğunu, sorun olsaydı satış öncesinde yapılan inceleme ve testlerde sorunların tespit edilmesi gerektiğini, cihazlarda sorun varsa kullanıcı hatasından kaynaklandığını, 6 adet kılıf ve 6 adet kırılmaz camında kullanıldığını ve satın alınan telefonlara özgülendiğini, satın alınan kılıf ve kırılmaz camların kullanılmış olmasından dolayı iş bu ürünlerin de iadesinin mümkün olmadığını, arz edilen ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle, müvekkili şirket aleyhinde ikame edilen hukuki mesnetten yoksun, haksız ve kötü niyetli açılan işbu davanın ... nolu ve 24.11.2024 tarihli fatura yönünden usulden reddine, ... nolu ve 28.11.2024 tarihli fatura yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. (II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: 1-... Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen ...'ın gelir vergisi beyannamelerinin 2013 ve 2018 yılları arasında işletme esasına göre defter tuttuğu, 2019 yılı itibari ile bilanço esasına göre defter tutmaya başladığı bilgisi ve en son vergi beyannameleri, 2-Bilirkişi raporu, 3-Tüm dosya kapsamı. (III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER: Davacının davası, davalıdan satın alınan telefonların ayıplı olduğu iddiası ile telefonlar ve telefonlara ait aksesuarların bedelinin iadesi talebine ilişkindir. Davacının davalıdan davalıdan 28.11.2024 tarihine 6 adet cep telefonu ve bunlara uyumlu aynı sayıda telefon kılıfı ve ekran koruyucu satın aldığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının satın aldığı telefonların ayıplı olup olmadığı, davacının telefon ve telefona ait aksesuarların bedelini iade talebinin yerinde olup olmadığı hususlarındadır. Tarafların delilleri toplanmış, dava konusu telefonlar üzerinde inceleme yapılmak suretiyle bir elektronik mühendisinden uyuşmazlığa ilişkin rapor alınmıştır. Dosyaya ibraz edilen 04.09.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Üretici sitesi olan https://reeder.com.tr/ sitesinden davaya konu telefonun aynısının ... linkinde bulunduğu,sitede bulunan bilgilere göre ... cihazı; 8 GB RAM, 128 GB HAFIZA, 4,5 İNCH EKRAN, 4000 mA PİL KAPASİYESİ, 16 Mp ÖN KAMERA ÇÖZÜNÜRLÜĞÜ özellikleri olduğunun görüldüğü, incelenen dava konusu telefonların sitede tanıtımı yapılan cihazla birebir aynı teknik özellikte oldukları, telefonların fiziksel görünüm ve kozmetik incelemelerinde; telefonların sıfır ürün oldukları, üzerlerinde herhangi bir çizik, ezik, vurma, leke, hata olmadığı, cihaz kutularının orijinal olduğu ve üzerlerinde leke, yırtık, ezik olmadığı, kullanıcı tarafından cihaz ve kutularına herhangi bir zarar ziyan vermediği, cihazlarda fiziksel olarak kullanıcı hatası olacak herhangi bir emare olmadığı, cihazlarda kullanıcı hatasının bulunmadığı, tüm telefonların çalışır halde oldukları, cihazların şarj süreleri ve deşarj süreleri; kullanım şekli, konuşma süresi, uygulama programlarının yoğun çalışıp çalışmaması gibi bir çok faktöre bağlı olduğu göz önünde tutulmakla birlikte test edildiğinde 4.000 mAh pil durumu ve 6.5 inch ekran büyüklüğüne göre biraz hızlı deşarj olduğu, kullanım süresinin düşük olduğu, şarj ve kullanım sırasında telefon sıcaklığının normal olduğu, her bir cihaza SIM Kart takılıp gerek Hücresel Bağlantı ile ( Operatör üzerinden) gerekse Wi-Fi internet bağlantısı şikayetler ve şikayeet dışı performans testleri birebir test edildiği, cihazların ekran çözünürlüğü ve renk canlılığı giriş seviyesi ile ortalama kalitelerde oldukları, cihazlarda yapılan testlerde; konuşmalarda ve içerik izlemelerindeki seslerde herhangi bir cızırtı, kesiklik ve arıza olmamakla birlikte ses kalitesinin ortalamaların altında olduğu, sesin anlaşılabilir olmakla birlikte mat ve donuk bir ses olduğu, konuşmalarda ses seviyelerinin iyi sayılacak seviyede olduğu görülmekle birlikte içerik izlemelerinde ses seviyelerinin çok daha düşük olduğu, ses kalitesinin ise ortalamanın altında olduğu, yapılan testlerde; Navigasyon uygulamalarında gerek Wi- Fi , gerek Hücresel Bağlantı kullanıldığında navigasyon işleminin ortlama hızda çalıştığı, navigasyonda sorun yaşanmadığı, GPS sinyalini bulduğu görülmekle başka uygulamalarla çalıştığında şikayet konusu GPS sinyalinin 4-5 dakika geç algılandığına dair bir durumun tespit edilemediği," yönünde görüş bildirilmiştir. Tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı hususu tartışmasızdır. Tarafların tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1, a-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Türk Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1, a-c hükmü de uygulanacaktır. Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar: a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir. b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır. Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz. c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır. Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir. Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz. d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür. Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer. Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar; -Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011) Satım sözleşmesine konu telefonların teslimi ile ayıplı, hasarlı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre "(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi...Esas... Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu telefonlarda üretici hatası bulunmadığı, satıcı tarafından vaadedilen özellikleri taşıdığı, telefonlar giriş seviyesi olarak tanımlanan ürünler olsa da, ortalama bir kullanıcının ihtiyaçlarına cevap verdiği, davacının istediği veya talep ettiği özelliklerin dava konusu telefonlarda mevcut olmamasının ayıp niteliğinde olmadığı, davacının dava konusu cihazlardan memnuniyetsizliğinin öznel beklentilerinin cihazın özelliklerine göre yüksek olmasından kaynaklandığı, bu durumda davacının dava konusu telefonların ayıplı olduğuna dair iddiasının sübut bulmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının REDDİNE, Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 33.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, air, taraf vekillerinin yüzüne MİKTAR İTİBARİ İLE KESİN OLMAK ÜZERE verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12/12/2025

KATİP ¸e-imzalıdır

HAKİM ¸e-imzalıdır

Harç/ Masraf Dökümü Peşin Harç : 615,40 TL Karar Harcı : 615,40 TL

Davacı Gider Avansı Yatırılan Avans : 8.150,00 TL

Davalı Gider Avansı Yatırılan Avans : 00,00 TL

Yargılama Gideri Detayları Bilirkişi Ücreti : 6.000,00 TL Posta Giderleri : 190,00 TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/63, K. 2025/936, T. 12.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-63-e-2025-936-k-48bc7a84cc5c