İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/58 E. 2025/873 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/58
Karar No
2025/873
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/58 Esas KARAR NO : 2025/873 Karar

DAVA : Şirket Hisselerinin İadesi DAVA TARİHİ : 11/09/2024 KARAR TARİHİ : 22/10/2025 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025

Davacı tarafından mahkememizde açılan Şirket Hisselerinin İadesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ..., davalı ... ve dava dışı ...'ın 3 kardeş olduğunu ve birlikte ... Teks.San.İç ve Dış Tic.Ltd. Şti., ... Teks.San. Ve Tic.Ltd.Şti unvanlı şirketleri kurduklarını, yıllar içinde her iki şirketin belirli imkan ve mali güce kavuştuğunu, 2009 yılında müvekkili ...'ın yaşadığı bir kefalet sorunu nedeniyle her iki şirketteki hisselerini belirli oranlarda kardeşleri davalı ... ve ...'a bedelsiz olarak sonra aynı şekilde kendisine iade edilmek üzere emaneten devrettiğini, ... Teks.San. Ve Tic.Ltd.Şti 'ndeki toplam 168.750,00 TL değerindeki hissesinin 86.250,00 TL'lik kısmı ile, ... Teks.San.İç ve Dış Tic.Ltd. Şti., ... Teks.San. Ve Tic.Ltd.Şti'ndeki toplam 4.875.000,00 TL değerindeki hissesinin, 2.500.000,00 TL'lik kısmını davalı ...'a bedelsiz olarak emaneten devrettiğini, hisse devir sırasında hisselerin emaneten devredildiğine ilişkin bir belge düzenlendiğini ve bu belgenin ...'ın saklaması için teslim ettiğini, buna ilişkin tanıklar olduğunu, sürecin bu şekilde ilerlerken davalının usulsüz uygulamalarla şirket kaynaklarını kendi lehine kullandığına ilişkin söylentiler yaygınlaştığını, bunun üzerine müvekkilinin emaneten verdiği hisselerin iadesi için davalı ve diğer kardeş ...'a müracaatta bulunduğunu, ...'ın derhal iade ve devre hazır olduğunu beyan ettiğini, hatta Bakırköy ....Noterliğinden ... yevmiye nolu 04/03/2024 tarihli ihtarnamesi ile müdür vasfını haiz davalıya ihbarda bulunduğunu, davalının durumu istismarla iade için farklı menfaatler istediğini ifade ettiğini , bilinçli olarak yarattığı tartışma, kavga ve saldırı mahiyetindeki uygulamalarıyla istismar yolu ile uzaklaştırma kararı alarak kardeşlerini şirketten uzak tutmaya çalıştığını ve sonuç olarak şirketlerin denetimsiz fiilden davalının tasarrufuna kaldığını, davalıya emaneten ve daha sonra kendisine iade edilmek üzere devredilen hisselerin derhal müvekkiline iade edilmesi hususunda ihtar gönderildiğini, davalının kayıtsız kaldığını, müvekkilinin talebini yerine getirmekten imtina ettiğini, davalı ... hisse bedellerine karşılık müvekkiline herhangi bir ödemede bulunmadığını, aksini ispat külfetinin davalı ... üzerinde olduğunu, devrin karşılıksız yapıldığının ve somut olayın inançlı işlem olduğunun yargılama sonucunda ortaya çıkacağını, öncelikle yargılama süresince müvekkiline iadesi istenen hisseler üzerine hisse devri yasağı getirtilerek ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulünü, müvekkili ...'ın gerçeket ortağı olduğu ... Teks.San.İç ve Dış Tic.Ltd. Şti., ... Teks.San. Ve Tic.Ltd.Şti nezdindeki geri iade edilmek üzere karşılıksız olarak davalıya devrettiği emanet hisselerin davalıdan alınarak müvekkiline iadesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; İnançlı işlemin taraflarınin, inançlı işlemi sadece yazılı delille ispatlayabilecğini, inançlı işlemin taraflarının anne-baba-kardeş gibi hmk m.203/1-a'da sayılan kişiler olsa dahi tanıkla ispatının mümkün olmadığını, davacı ...'ın, 2009 yılında yaşadığı bir kefalet sorunu ile her iki şirketteki hisselerini belirli oranlarda kardeşleri davalı ...'a ve dava dışı ...'a bedelsiz olarak devrettiğini, daha sonra hisselerin kendisine iade edileceğine dair kardeşleriyle anlaştığını iddia ettiğini, taraflar arasındaki inançlı işlemin varlığının Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca yazılı delille ispatlanması gerekirken, ispata yarar hiçbir delil sunamayan davacının açtığı mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini, aynı şekilde, İnançlı işlemin taraflarının; anne-baba kardeş ve HMK m.203/1-a'da sayılan kişiler olması halinde dahi tanık ile ispat mümkün olmadığını, ...'ın, ... Tekstil Ltd. Şti.'ndeki hisselerini 09 Kasım 2009 tarihinde Bakırköy .... Noterliği'nde düzenlenen .... nolu Limited Şirket Hisse Devir Senedi ile, ... Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ndeki hisselerini de 09 Kasım 2009 tarihinde Bakırköy .... Noterliği'nde Düzenlenen Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile Müvekkilime bedeli mukabilinde devrettiğini, Bakırköy .... Noterliği'nin ... Yevmiye Numaralı 09.11.2009 tarihli hisse devir sözleşmesinde, hisse devir eden ..., hisse devir eden ... ve ... isimli kişilerden hisse devir bedelini nakden ve tamamen devraldığını beyan ettiğini, bu hususun aksi ancak yazılı bir delille ispatlanabileceğini, davacı tarafın böyle bir delil sunamadığını, ...'ın aradan 15 yıl geçtikten sonra haksız ve gerçeğe aykırı şekilde ileri sürdüğü iddia inandırıcılıktan uzak olduğunu, bu haksız iddianın aradan bu kadar uzun bir süre geçtikten sonra ileri sürülmesinin nedeni ... ile birlikte hareket ederek müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketleri ele geçirmek istemeleri olduğunu, ... ve ...'ın müvekkiline şiddet uyguladıklarını, müvekkilinin canını çevredekilerin yardımı ile kurtardığını ancak müvekkilinin bu saldırı sonucunda basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek bir şekilde yaralandığını bu nedenle müvekkilinin yapmış olduğu şikayet neticesinde Bakırköy ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasından yargılama halen devam ettiğini, ...'ın ortaklıktan ve yönetimden ayrıldıktan sonra müvekkili tarafından yönetilen şirketin mükemmel bir performans sergileyerek büyüdüğünü ve sektöründe öncü bir firma haline geldiğini, müvekkilinin sadece Türkiye'de değil Yurtdışında da Polanya'da da yatırım yaptığını ama bu yatırımı Diğer ortak ... üzerinden gerçekleştirdiğini, diğer ortak ...'ın, müvekkilinin hakkı olan Polanya'daki yatırımlarının %51'ni müvekkiline vermek istemediğini, sanki Polanya'da inşaa edilen Alışveriş merkezi konutları kendi elde ettiği yatırımla yapmış gibi Polonya'daki yatırımların Gerçekte %51'i müvekkiline ait olmasına rağmen tüm servetin kendine ait olduğunu iddia ettiğini, bununla da yetinmediğini, müvekkilinin Polanya'daki haklarını talep etmesinin önüne geçmek için adeta Türkiyedeki şirketlere kendisi %49 oranında ortak olmasına rağmen zarar verecek tutum ve davranışlar içine girdiğini, davacı ve birlikte hareket eden ...'ın tek amacının müvekkiline ve müvekkilinin yetkilisi olduğu şirkete zarar vermek olduğunu, bu amaçla davacı da oğlu adına müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket ile aynı konuda faaliyet gösteren şirket ... Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı şirketi kurdurduğunu ve müvekkilinin yetkilisi olduğu ve ortak olduğunu iddia ettiği ... Tekstil'in kullandığı gayrimenkulleri satın olarak hisse iddiasında bulunduğu şirketi Tahliye etmeye çalıştıklarını, davacının hisseleri bedelsiz olarak devrettiğini iddia etmişse de bu iddianın da gerçeklere aykırı olduğunu, zira Davacı ile müvekkili arasında ... Mühendislik İnşaat Tekstil Turizm San. Ve Tic. A.Ş. Şirketi üzerinden ortaklık ilişkisi bulunduğunu, ...'ın bu şirketteki hisse oranı %18,51 olduğunu, bu hissenin değerinin ekte sundukları Ticaret Sicil Gazatesinden de anlaşılacağı üzere 51.852.345,00 TL olduğunu, davacı ... Tekstil Ltd. Şti.'ndeki hisselerini bedeli mukabilinde sattığını, bu para ile de ... Mühendislik İnşaat Tekstil Turizm San. Ve Tic. A.Ş'ne sermaye koyduğunu, ...'ın müvekkiline göndermiş olduğu ekte sunulmuş olan İhtarname ekindeki tapu bilgilerinden de anlaşılacağı üzere iki gayrimenkul için 34.000.000,00 TL ödeme yaptığının anlaşıldığını, ...'ın bu ekonomik gücünün nedeni ... Tekstil Ltd. Şti.'ndeki payının satımından elde ettiği gelir olduğunu, Zira ...'ın hisselerini sattıktan sonra ... Tekstil Ltd. Şti.'nde emekli olana dek sigortalı olarak çalıştığını, bu itibarla ...'ın ekonomik gücünün kaynağı ... Tekstil Ltd. Şti.'ndeki hisselerinin karşılığını müvekkilinden almış olmasına dayandığını, ekte sunulmuş olan 09.11.2009 tarihli Limited Şirket Hisse Devir Senedi'nden de anlaşılacağı üzere Davacının noterdeki "Devir bedelleri nakden ve tamamen ödenmiş olup, taraflar birbirlerini bu devirle ilgili olarak ibra etmişlerdir. Bu hisse devir senedi taraflarca okunarak kabul ve imzalanmıştır." şeklindeki beyanından sonra hisse bedellerini almadığı ve ispat külfetinin tarafımızda olduğu yönündeki iddianın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hisse devri üzerinden 16 yıl geçtikten sonra böyle bir iddia ortaya atması iyiniyetli bir iddia olmamakla birlikte karşı tarafın iddiası zamanaşımına da uğramış bir iddia olduğundan Zamanaşımı itirazında da bulunduklarını, davacının ... ile ortak hareket etmesi nedeniyle ...'ın hisselerini ...'a devri konusundaki açıklamaların işbu davada herhangi bir delil niteliği bulunmadığını, ...'ın amacının ...'ı kullanarak şirketi ele geçirmek ve müvekkilini zor duruma düşürmek bu şekilde müvekkilinin Polonya'daki haklarını talep etmesinin önüne geçmek olduğunu, karşı tarafın ... Tekstil San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nde olduğu gibi ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.'ndeki hisselerini de aynı şekilde bedelini alarak müvekkiline devrettiğini, bu hususun ekte sunulan Noterde düzenlenen hisse devir sözleşmeleri ile ortada olduğunu, bu itibarla Dava dilekçesindeki anlatımların gerçeklere ve hukuka aykırı olduğundan haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep ettiklerini, neticede davacı tarafça açılan, zamanaşımına uğramış mesnetsiz davanın reddine, tüm yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; Davalı vekilinin altı sayfadan ibaret cevap dilekçesinin içerdiği paragraflar ve cevapların, açık bir surette davanın haklı, beyanlarının gerçek olduğunun teyidi mahiyetinde olduğunu, davalı cevabında davanın tümü ile haklı olduğunu teyitle, sadece davacının ispat sorunu olduğu iddiasında bulunarak, ispat için yeterli delil bulunmadığını ispata çaba gösterdiğini, davalı vekilinin, dilekçesinin hiçbir yerinde hisselerin emaneten devredildiği beyanları ile, diğer hissedar ...'ın hisseleri iade ve devre hazır olduğu, keza bunun için gerekli işlemleri yaptığı, şirkete müracaat ettiği, fakat bunun davalı tarafından engellendiği konusundaki beyanlarının gerçek olmadığına ilişkin aksine hiçbir beyan ve cevapta bulunmadığını, altı sayfalık dilekçesinde inançlı işleme dayalı davalarda ispatın ancak yazılı delil ile olabileceği savunmasını yapmış bulunduğunu, diğer hissedar dava dışı ...'ın Polonya'daki yatırımlarının dava konusu ile uzak yakın hiçbir ilgisinin bulunmadığını, Polonya için yatırım yapıldığı iddiasının, dava dışı olduğu gibi tümü ile gerçek dışı bir iddiadan ibaret olduğunu, dava dışı ... ile müvekkilinin birlikte hareket ederek şirketi ele geçirme çabalarına ilişkin iddia gerçek dışı olmanın ötesinde, davalının içinde bulunduğu ve maalesef toplumda sıkça rastlanılan para hırsının aile değerlerinin önüne geçmesi, çiğnenmesi hadiselerine sadece yeni bir örnek olmakla kalmayıp, davalı, gerçekte üç ortaklı olan şeklen ise iki ortaklı gözüken şirketteki dava dışı diğer ortağı ...'a dahi bilgi vermek ve yönetimle ilgili asgari fikirlerini almak bir ..., kendisini temin ettiği kişiler vasıtası ile sade bir müşteri gibi bile, şirketin kapısından içeri sokmadığını ve tüm bu olayların yargıya da intikal etmiş bulunduğunu, ortaklarını şirketten uzak tutabilme adına sürekli tahrik ederek olay çıkarıp, kardeşleri olan ortaklar hakkında uzaklaştırma kararı alan diğer bir deyişle bu olayları tertipleyen de davalı olduğunu, nitekim yargı dosyalarına bakıldığında davalarda her iki yanında sanık durumunda bulunduğunun görüleceğini, dava dilekçesinde açıkça belirttikleri üzere olayın, Anadolu aile kültüründe kardeşlerin hele büyük ağabeyin baba bilinmesi, sonsuz güvenilmesi, ayrıca şirketleri ve ülkemizdeki tüm varlıkları üç kardeşin çabalarıyla birlikte başladıkları süreçte bugüne getirdikleri, esnaf seviyesinden başlayarak gelinen noktada ise ortaya çıkan değerin zarar görmesi, davalının hırsı sonucu maalesef duygu ve örfleri tahrip etmesi, yine aile fertlerinin sayılarının artması sonucu keza etkilenmeler ile ve davalı ve çevresinin hırsları ile ortaya koyduğu bir tablodan ibaret olduğunu beyan etmiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde; Karşı tarafın davalarını ispata yarar herhangi bir delili olmaması nedeniyle cevap dilekçelerini çarptırmak suretiyle haklı çıkma çabası, karşı tarafça açılan davanın, inandırıcılıktan uzak soyut iddialardan ibaret, haksız mesnetsiz, gerçeklere ve açıkça hukuka aykırı olduğunu göstermesi bakımından yeterli olduğunu, müvekkilinin hisse oranının %51 olduğunu, dava dışı ve birlikte hareket ederek şirketi ele geçirmeye çalıştığı ...'ın hisse oranının ise %49 olduğunu, ... ve ...'ın birlikte hareket ederek şirketi ele geçirmeye çalışmakta olduğuna ilişkin anlatımlarının gerçeklere uygun olduğunu, dava dışı ...'ın bu amaçla Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile müvekkili hakkında müdürlükten azil ve şirkete yönetim kayyımı atanması talepli dava açmış ise de bu haksız ve mesnetsiz davada istediği sonuca ulaşamayınca bu kez ... ile birlikte hareket ederek işbu mesnetsiz davayı açtığını, dava dilekçesinde hisse devri ile ilgili olarak kefalet sorunu nedeniyle hisselerini bedelsiz olarak müvekkiline ve ...'a devredildiği ileri sürülse de bu kefalet sorunu ile ilgili hiçbir delil sunulmamış olması bir ... bu sorunun bu tarihe kadar devam ettiğine dair de hiçbir delil sunulmadığını, sunmalarının da mümkün olmadığını, gerçekte böyle bir sorunları olsa 30.06.2022 tarihinde ... Mühendislik İnşaat Tekstil Turz. San. Ve Tic. A.Ş.'nin %18 hissesine sahip olmaktan da imtina etmesi gerektiği izahtan vareste olduğunu, davacı ... Mühendislik İnşaat Tekstil Turz. San. Ve Tic. A.Ş,'de müvekkili ile birlikte ortaklığı halen devam ettiğini, karşı tarafın bu gerçeklerin hilafına herhangi bir delil sunmadığını, sunmasının da mümkün olmadığını, cevaba cevap dilekçesinde sunulan delillerin hiçbirinin dava konusuna ilişkin olmadığını, bu nedenle delil niteliğinin bulunmadığını, karşı tarafça sunulan kamera çözümlemelerinin açık bir suç ikrarı niteliğinde olduğunu, zira müvekkilinin bir takım ses ve görüntüleri müvekkilinin izni olmaksızın elde edilmiş ve bu görüntüler üzerine yapay zeka ile bir takım eklemeler yapıldığını, bu eklemelerin ... ve ...'ın iki kişi olarak müvekkilini darp etmelerinden kaynaklanan ve halen Bakırköy ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasından ceza almama çabası ile yapıldığını, hukuka aykırı olarak oluşturulan bu görüntünün işbu dava ile bir ilgisinin de bulunmadığını, karşı tarafça gerçeklere aykırı olarak açılan, zamanaşımına uğramış mesnetsiz davanın reddine Tüm yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava; geri devredileceği inancıyla davalıya devredildiği iddia edilen limited şirket hisselerinin davacıya iadesi istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK' nın 137. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: Davalı ...'a inanç sözleşmesine dayalı karşılıklıksız devredildiği iddia edilen dava dışı .... Tekstil San. İç ve Dış Ltd. Şti. ile ... Tekstil San. Tic. Ltd. Şti.'ndeki davacıya ait hisselerin davacıya iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür. Davalı taraf, açılan davayı kabul etmemiş ve davanın reddini talep etmiştir. Dava konusu; dava tarihinden önce şirket ortağı olan ve ancak dava öncesi ortaklık sıfatı bulunmayan davacının, ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu tarihlerden kaynaklanan hukuki uyuşmazlık nedeninin limited şirketler hisselerinin iadesi olduğundan, 6102 sayılı TTK' nın 4/1-a ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görev alanına girmektedir. Dava dışı ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin sicil kayıtlarının incelenmesinde; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında ve "... Cad. ... Sok. No:11 Yenibosna Bahçelievler/İSTANBUL" adresinde sicilde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Dava dışı ... Sanayi İç ve Dış Ticaret Limited Şirketinin sicil kayıtlarının incelenmesinde; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... sicil numarasında ve "... Cad. ... Sok. No:11 Yenibosna Bahçelievler/İSTANBUL" adresinde sicilde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Dava dışı şirket merkezlerinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6100 sayılı HMK' nın 14/2. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 4/2. maddesi (mefhumu muhalifinden) gereğince yazılı yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. Bakırköy .... Noterliği'nin 09 Kasım 2009 Tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile davacının, dava dışı ... Tekstil Sanayi İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi' ndeki hissesini davalıya devrettiği görülmüştür. Bakırköy .... Noterliği'nin 09 Kasım 2009 Tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile davacının, dava dışı ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi' ndeki hissesini davalıya devrettiği görülmüştür. Dava dışı şirketlerin sicil kayıtlarının incelenmesinde; dava tarihi itibariyle davacının, dava dışı şirketlerin ortağı olmadığı görülmüştür. Davalı tarafın zamanaşımı itirazının, davacının payların inanç sözleşmesi gereğince kendisine iade edileceği ümidinin bittiği anın, işbu davanın açıldığı tarih olması sebebiyle reddine karar verilmiştir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 29.05.2024 Tarih ve 2023/3629 E. - 2024/3023 K. sayılı ilamı). İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Dosya kapsamında, taraflar arasında imzalanan yazılı inanç sözleşmesi bulunmamaktadır. Şirket pay devrini içerir inanç sözleşmesinin de, yazılı şekilde olması gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.12.2017 Tarih ve 2016/1835 E. - 2017/986 K. sayılı ilamı). Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarih ve 2014/14-516 E. - 2015/2838 K. sayılı ilamı). Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; * Davacının iddiası kapsamında; Bakırköy .... ATM'nin .... Esas sayılı dosyasına ilişkin dava ile mahkememizdeki davanın farklı davalar olduğu, ilgili davadaki davalının yöneticilikten azlinin mahkememiz dosyası açısından bir belirleyiciliğinin olmadığı, bu azil kararının iş bu dava dosyası yönünden yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olmadığı; dava dışı ...'ın, davacıya şirket hisselerini devretmesinin, iş bu davadaki davalı yönünden bir bağlayıcılığının bulunmadığı, dava dışı üçüncü bir kişinin tasarrufunun davacıya iş bu dava yönünden hak bahşetmeyeceği; Bakırköy .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi içeriğinde ve Bakırköy .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi içeriğinde, her iki şirket yönünden hisse devir bedellerinin "nakden ve tamamen" alındığına ilişkin davacının imzası ile tasdik ettiği kendisini bağlar yazılı beyanı karşısında, banka kayıtlarının celbinin mahkememiz dosyasına herhangi bir katkısının olmayacağı, aksine yönelik ispat yükünün aynı mahiyetteki kesin delilerle davacı üzerinde olduğu; davacının 01.09.2025 tarihli dilekçesi ile delil olarak dayandığı görüntü kayıtlarına, dava dilekçesinde ve delil dilekçesinde dayanılmadığı, davalının sunulan görüntü kayıtlarına rızasının bulunmadığı, süresinden sonra sunulan delilin ancak davalının açık rızasına dayalı olarak incelenebileceği, dosya kapsamında davalının açık rızasının bulunmadığı, sunulan görüntü kayıtlarının hukuka uygun yollarla edinilen bir görüntü ve yine sonradan elde edilen delil mahiyetinde olduğuna ilişkin iddia kapsamında değerlendirme yapılması ihtimalinde de, 19 saniyelik videodaki beyandan dava konusu hisselerin inanç sözleşmesi kapsamında verildiğine yönelik davalının kendisini bağlar açık bir beyanının mahkememizce tespit edilemediği, yine bu tespitler karşısında da isticvabın yasal şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır. * 6100 sayılı HMK 203/1-a maddesi (kardeşler arasındaki işlemler), inançlı işleme dayalı açılan davalarda yazılı delille ispat koşulunun istisnasını teşkil etmemektedir. Bu husus yerleşik Yargıtay içtihatları ile de sabittir. Bir diğer ifade ile inançlı işleme dayalı açılan limited şirket hisse devir davalarında 6100 sayılı HMK 203/1-a maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Davacı tarafından inançlı işlem iddiasını ispata yarar yazılı belge ibraz edilemediği gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (İnanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge de ibraz edilememiştir. Davalının da, açıkça tanık dinletilmesine muvafakati bulunmamaktadır. Yukarıda sayılan tüm sebeplerle ve ispat yasakları kapsamında, yazılı delil ile ispatın gerçekleşmesi gerektiğinden, davacının tanıkları dinlenmemiştir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.04.2019 Tarih ve 2019/1073 E. - 2019/2827 K. sayılı ilamı; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 02.04.2019 Tarih ve 2016/16634 E. - 2019/2997 K. sayılı ilamı ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.09.2024 Tarih ve 2023/4275 E. - 2024/3734 K. sayılı ilamı). Davacı tarafa, yemin delili hatırlatılmasına rağmen süresinde yemin teklifinde de bulunmadığı görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının davasını ispat edemediği anlaşılmış ve açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının sübut bulmadığından REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan toplam 44.166,68-TL peşin harçtan mahsubu ile 43.551,28.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafça yatırılan ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 4-Davalı tarafından sarf edilen tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 732,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, -Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın talep halinde davalı tarafa İADESİNE, 5-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 344.487,50-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/10/2025

Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/58, K. 2025/873, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-58-e-2025-873-k-ad279689430c