İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/556 E. 2026/228 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/556
Karar No
2026/228
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/556 Esas KARAR NO : 2026/228

DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 18/09/2020 KARAR TARİHİ : 17/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı firma arasında akdedilen 18/06/2015 tarihli, 5 yıllık bayilik sözleşmesinin 3.1.6. maddesi gereğince müvekkili şirketin 1.000 m³/yıl beyaz ürün satış taahhüdünü içerdiğini, müvekkili şirketin ... tarih ve ... yevmiye numaralı bildirimiyle bayilik sözleşmesinin 43. maddesine dayalı olarak sözleşmeyi yenileyemeyeceklerini bildirdiklerini, davalı firmanın ise ... 8. Noterliği marifetiyle ... tarih ve ... yevmiyeli bildirimiyle 122.126,00 TL'lik cezai şart tutarını akaryakıt bayilik sözleşmesinin 5. yılının son günü itibariyle ödenmesi suretiyle cezai şartı talep ettiğini, davalı firma tarafından tahakkuk ettirilen cezai şarta ilişkin olarak davalı firma tarafından 01/07/2020 tarih ve ... nolu 117.132,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini ancak müvekkili firma tarafından faturaya itiraz edilerek iade edildiğini, davalı firmanın sözleşme kapsamında teminat olarak uhdesinde bulunan 200.000 TL bedelli banka teminat mektubunun tamamını nakde çevirmek suretiyle 10/07/2020 tarihinde tahsil ettiğini, davalı firmanın Covit-19 tedbirlerinin satışlara mücbir sebep olarak etkisini dikkate almadan yıllık satış cirosunun gerçekleştirilemediği gerekçesiyle müvekkili firma aleyhine cezai şart tahakkukunun hukuka aykırı olduğunu, tahakkuk ettirilen birbiriyle çelişkili cezai şartın da üzerindeki 200.000 TL bedelli banka teminat mektubunun tamamının nakde çevrilmek suretiyle tahsil edilmesinin hukuka ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, müvekkili firmanın 5 yıllık bayilik sözleşmesi döneminde toplamda taahhütlerinin yerine getirilmiş olması dikkate alındığında davalının cezai şart ve mahrumiyet tahakkuku yaparak nezdinde bulunan 200.000 TL bedelli teminat mektubunu nakde çevirerek 200.000 TL cezai şart tahsilinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile 200.000 TL'nin tahsil tarihinden (10/07/2020) itibaren işletilecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline, banka teminat mektubunun işleme konulmuş olması sebebiyle bankalar nezdinde müvekkil firmanın uğradığı ticari itibar kaybı sebebiyle 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmede yer alan yetki şartı gereği mevcut uyuşmazlıkta yetkili mahkemenin "İstanbul Mahkemeleri" olarak belirlendiğini, işbu davanın yetki yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. Maddesi gereğince, “tacirler veya kamu tüzel kişilerinin, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabileceklerini, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır hükmünün amir olduğunu, taraflar arasındaki Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi'nde geçerli bir yetki şartı mevcut olduğunu, yetkisiz mahkemede açılan işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında cezai şart ve mahrumiyet tahakkuk ettirilerek fatura miktarı üzerinde banka teminat mektubunun bozdurulması ile cezai şart tahsilinin hukuka aykırı olduğunun tespiti, teminat mektup bedelinin tahsili ve bu sebeple oluşan manevi zarardan dolayı manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkememizce 11/01/2022 tarihinde davanın kısmen kabulü kararı verilmiş olup; verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 19/06/2025 tarihli, ...Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile; " ....Taraflar arasında, akaryakıt bayilik sözleşmesinin son olarak 18.06.2015 tarihinde düzenlendiği, sözleşmenin 5 yıllık olarak geçerli olduğunun kabul edildiği, davacı bayi tarafından sözleşmenin yenilenmeyeceğine dair ihtarnamenin gönderildiği ve sözleşmenin sona ermiş olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf mevcut değildir. Diğer taraftan, sözleşmenin eki niteliğindeki bayilik protokolü ve ayrıntılı şekilde yer verilen cezai şarta ilişkin düzenleme ile davacı bayi tarafından düzenlenen satış taahhütnamesi, cezai şart tutarı ile ilgili düzenlemelerin mevcudiyetide tartışmasızdır. Bayilik sözleşmesinde açıkça sözleşmenin feshi akabinde her zaman satış taahhüdüne bağlı olarak cezai şart talebinde bulunulabileceği hususlarına yer verilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 179-182. maddelerinde ise “ceza koşulu” düzenlenmiştir. Ceza koşulu, borçlunun, asıl borcunu ilerde hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edimdir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde TBK'nın 125/1. maddesi gereğince alacaklı, gecikme tazminatı talep edebilir ise de ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır. Sözleşmenin sona ermesinden önce davalı şirket tarafından 14.06.2019 tarihli ihtarname ile taahhüt edilen ürün alımına dair taahhüdün yerine getirilmediği, eksik alım yapıldığı belirterek cezai şart borcunun varlığı bildirilmiştir. Davacı, sözleşmenin 4. ve 5. yıllarında davacı şirket tarafından eksik ürün alındığı iddia edilmiştir. 26.10.2021 tarihli hükme esas alınan bilirkişi raporunda 19.06.2018-18.09.2019 ve 19.06.2019-18.06.2020 tarihleri olan iki dönemde satış taahhüdünün ihlal edildiği belirtilmiştir. Her iki dönem için davacının toplam 420,418 m3 (65,51 m3+ 354,98 m3) eksik ürün karşılığı cezai şart alacağının doğduğu ifade edilmiştir. Mahkeme tarafından 4. yıl olarak kabul edilen 19.06.2018 - 18.09.2019 dönemine denk gelen 65,51 m3 eksik ürün alımına ilişkin miktar mahsup edilerek 5. yıl için hesaplanan miktar üzerinde cezai şart bedeli belirlenerek ve kabul edilmiştir. Mahkemenin kabulünde yer vermiş olduğu davalı şirket tarafından 4. yılda cezai şart talep edilmediği ve herhangi bir çekince belirtilmeksizin ve ihtirazı kayıt konulmaksızın mal verilmeye devam edilmesinin göz önünde bulundurularak söz konusu dönem için TMK'nın 2. maddesi kapsamında cezai şart talep edilmeyeceğine karar verilmiş ise de davalı tarafça 14.06.2019 tarihinde davacı şirkete gönderilen ihtarnamenin gerekçeli kararda değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca hesaplama için esas alınan döviz kuru karşılığının hangi yıla ait olduğu da gerekçeden anlaşılamamaktadır. Diğer taraftan yargılama aşamasından sonra davalı şirket tarafından cezai şart alacağına dair 200.000,00 TL bedelli teminat senedinin tamamını nakde çevirmiş olmasına rağmen fatura olarak düzenlediği cezai şart alacağına dair bedeli mahsup ederek dava tarihinden sonra davacı tarafa 82.868,09 TL iade edilmiş olmasına rağmen bu miktar alacak yönünden karar verilmemiş olması da yerinde usule aykırı olmuştur...." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilerek dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kayıt edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 19/06/2025 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 18/06/2015 tarihli 5 (beş) yıl süreyle geçerli olmak üzere Bayilik Sözleşmesi ve yine aynı tarihli Çerçeve Protokol akdedildiği davalı tarafın Bayilik Sözleşmesi ve Çerçeve Protokol'e ilave olarak düzenlenmiş olduğu Ürün Alım Taahhütnamesi ile; Sözleşme süresince toplam 1000 m3/yıl beyaz ürünü (Kurşunsuz benzin + normal benzin + motorin)... 'den almayı, eksik kalan ton üzerinden 60 USD tutarınca kar mahrumiyetini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, Çerçeve Protokolün 5.3 Maddesi ile; davalı tarafın Bayilik Anlaşması, taahhütlerinin, mevzuatının herhangi bir hükmünün kısmen ya da tamamen ihlal edilmesi, satın aldığı ürün bedellerini ve hizmet bedellerini vadesinde ödenmemesi halinde davacı anlaşmayı haklı nedenle fesih hakkına haiz olduğu hususu düzenlenmiştir. Mahkememizce aşamalarda aldırılan bilirkişi raporlarında; yıl bazlı eksik ürün alımı tespit edilmiştir. Yine mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2017, s. 582). Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır. COVID- 19, ilk olarak 2019 yılının Aralık ayında Çin’de görülmeye başlamış, 11 Mart 2020' de Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın ilan edilmiş, Ülkemizde de ilk vaka 01/03/2020 tarihinde ortaya çıkmış ve giderek yayılmıştır. Olayın ifaya engel olan sonuçları ise daha sonraki tarihlerde ortaya çıkmaya başlamıştır. Mesela uzun süre sokağa çıkma yasağı kararı verilmiştir. Ulaşıma kısıtlamalar getirilmiştir. Dolayısı ile COVID- 19 salgının mücbir sebep teşkil ettiğinin kabulü gerekmekte olup bilirkişi incelenmesinde covid- 19 dönemindeki eksik ürün alımı önceki yıllara oranlamak suretiyle hesaplanmıştır. Kaldırma kararı doğrultusunda yapılan inceleme de 14/06/2029 tarihli ihtarname de ".... Müvekkil Şirket kayıtlarının incelenmesi neticesinde, taahhüdünüz gereği Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi süresince her bir sözleşme yılı için 1.000 m3 miktarda ürün alımı yapmanız gerekirken eksik alım yaptığınız tespit edilmiştir. Buna ilişkin olarak sözleşme başlangıcından bu yana oluşan cezai şart borcunuz aşağıdaki tabloda gösterilmiştir..." şeklinde denilmek suretiyle çekince konulduğu görülmekle cezai şart alacağının talep edilebileceği kanaatine varılmış mahkememiz hükme esas alınan 26/10/2021 tarihli bilirkişi raporuyla 18/06/2015 başlangıç ve 18/06/2020 bitiş tarihli sözleşmenin 19/06/2018-18/09/2019 ve 19/06/2019-18/06/2020 tarihlerindeki iki döneminde de satış taahhüdünü ihlal ettiği, davalı tarafın, toplamda 420,418 m3 (* 60 USD) eksik mal karşılığı cezai şart alacağının doğduğu tespit edilmiş olmakla bu bedel karşılığı yine alacak istemine kapsamında 18/06/2020 tebliğ tarihli ... 8. Noterliği"nin ... tarihli, ... yevmiye tarihli ihtarname ile;"... Müvekkil Şirket'in taraflar arasında imzalanmış sözleşmeler ve ticari ilişkiler nedeniyle doğmuş doğacak her türlü hak ve alacağı saklı olmak üzere; yukarıda hesaplanan 122.126,00-TL'lik cezai şart tutarını (13.09.2018 tarih ve 30534 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'a istinaden; cezai şart tutarı, 02.01.2018 USD Efektif Satış Kuru olan 3,7776 baz alınarak TL olarak..." hesaplama yapıldığının ihtar edildiği, ilgili sözleşme Türk Parasının Değerinin Korunması Kanunu kapsamında değerlendirilebilecek sözleşmelerden olmasa da iş bu tarih itibariyle kur karşılığı TL belirtilmek suretiyle cezai şart alacağının kazanılmış hak niteliğinde olduğu ve davalı tarafça seçimlik hakkını kullandığı kanaatiyle iş bu kur üzerinden alacak istemi hususunda 420,418 m3 (* 60 USD) x 3,77 =95.290,26 TL davalı şirketin cezai şart alacağı bulunduğu, kalan 104.709,74 TL bedelden konusuz kalan 82.868,09 TL bedel düşürüldükten sonra haksız nakde dönen 21.841,65 TL davacı yanın alacağı hesaplanmıştır. Konusuz kalan dava hakkında davacı tarafça dava açmakta haklı bulunmakla lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmetmek gerekmiş ve davanın kısmen kabulü ile; 21.841,65-TL'nin 10/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama aşamasında iade edilen 82.868,09 TL yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminat talebinin nakde dönen teminat nedeniyle manevi tazminat isteminin şartları oluşmadığı anlaşılmakla reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 21.841,65-TL'nin 10/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Yargılama aşamasında iade edilen 82.868,09 TL yönünden dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.492,00 TL nispi karar ilam harcı ile konusuz kalan miktar üzerinden hesaplanan 732,00 TL maktu karar harcı toplamı 2.224,00 TL harcın peşin alınan 4.269,38 TL harcın mahsubu ile artan 2.045,35 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 6-Kabul edilen tazminat tazminat talebi ve konusuz kalan tazminat talebindeki miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesinin 10/3 maddesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan dava açılarken yatırılan toplam 2.286,20 TL (54,40 TL BVH, 7,80 TL VSH, 2.224,00TL karar harcı) harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 3.242,50 TL (992,50 TL tebliğler ve posta, 2.250,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.358,08 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak, davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 11-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL’nin davadaki kabul ve red oranına göre; 767,14 TL ‘sının davacıdan, 552,86 TL’sının davalıladan alınarak, hazineye GELİR KAYDINA, 12-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/03/2026

Katip e-imza

Hakim e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/556, K. 2026/228, T. 17.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-556-e-2026-228-k-6f85350ff640