İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/528 E. 2025/568 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/528
Karar No
2025/568
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/528 Esas KARAR NO : 2025/568 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/04/2025 KARAR TARİHİ : 12/06/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; Dava dışı sigortalı ...'e ait konutun müvekkili sigorta şirketi nezdinde... numaralı “Modüler Konut Paket Sigorta Poliçesi” ile 21.07.2022-2023 tarihlerini kapsar şekilde sigortalandığını, 25.02.2023 tarihinde sigortalı konutta bulunan ve çalışır durumdaki kurutma makinesinden kaynaklı bir yangın başladığı ve sigortalı konutta hasara neden olduğunu, ekte sunulan yangın raporunda yangın sebebinin; “Yangın yerinde yapılan tetkikte yangın başlangıcının tamamı üç katlı tripleks binanın çatı katındaki odanın sol dip kısmındaki çamaşır kurutma makinasında olduğu görülmüş olup; yapılan araştırma ve soruşturmada çalışır durumdaki kurutma makinasında herhangi bir nedenden dolayı (eskime, yıpranma, gevşeme vb) meydana gelen elektriksel ısınmanın kolay yanıcı kablo yüzeyleri tutuşturup oradan kurutma makinasının içinde olduğu dolaplara ve çok yakın olan binanın çatısına sirayet etmesi neticesinde yangının çıkmış olabileceği” belirtildiğini, yangına sebebiyet veren kurutma makinesinin davalı tarafından üretilen Arçelik marka bir makine olduğunu, meydana gelen yangın olayından sonra sigortalı tarafından şirketlerine hasar ihbarında bulunulduğunu ve yangın sebebiyle ortaya çıkan zararının poliçe kapsamında karşılanmasının talep edildiğini, yangın sebebiyle sigortanın sorumluluğundaki bina hasarı 207.896,77 TL ve eşya hasarı 106.384,99 TL olarak tespit edilerek poliçe kapsamına giren bu hasarlar için toplamda 314.281,76 TL sigorta tazminatı ödemesi 08.05.2023 tarihinde sigortalıya ait ...Bankası TR... numaralı hesaba ödendiğini, 12.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu'nun “Ürün sorumluluğu tazminatı” başlıklı 6.maddesinin 1.fıkrasında: "Ürünün, bir kişiye veya bir mala zarar vermesi halinde, bu ürünün imalatçısı veya ithalatçısı zararı gidermekle yükümlüdür.” şeklinde düzenleme mevcut olduğunu, yangına sebebiyet veren kurutma makinesinin imalatçısının davalı... A.Ş. Olduğunu, müvekkil şirketin alacağının dayanağının TTK 1472 ve 1481 maddeleri olduğunu, bu hükme göre sigortacının halefiyet ilkeleri çerçevesinde, sigortalısına ödediği sigorta tazminatını teminat kapsamındaki rizikonun meydana gelmesine haksız fiilleri ve sair nedenlerle sebep olan ve bu zararlardan sorumlu bulunanlardan geri alma hakkına sahip olduğunu, bu amaçla Ödemiş İcra Dairesi... E. sayılı dosyadan ilamsız takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, iş bu dava ikame edilmeden önce bu kez dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle yangın hadisesi sebebiyle ortaya çıkan ve tahsil edilemeyen itiraza konu İcra takibinin takip çıkışı olan 546.865,54 TL'nin tahsili ve takibe yapılan haksız itirazın iptali için iş bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın kabulü ile davalının Ödemiş İcra Dairesi'ni...E. sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın tahsili ile alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, davalı aleyhine takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; 1-Dava, davacı sigorta şirketince konut sigorta poliçesi nedeniyle dava dışı zarar gören sigortalıya ödenen hasar tazminatının davalıdan tahsili talepli rücuen tazminat davasıdır. 2-Görev hususu kamu düzeninden olup mahkeme tarafından her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nun 1472.maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün defilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği;doğal olarak sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Diğer taraftan, 3 Temmuz 1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir." şeklindedir. 3-Halefiyete dayalı davalarda görevli mahkemenin belirlenmesinde davacının ödeme nedeniyle halef olduğu zarar gören ile davalı zarar veren arasındaki hukuki ilişkinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 4-Somut uyuşmazlıkta davacı ile sigortalısı arasında imzalanan sigorta poliçesinin konut sigortasına ilişkin olduğu, yangın hasarının ikamet amaçlı oturulan konutta meydana geldiği, yangına sebebiyet veren ve davalı tarafından üretilen kurutma makinesinin konut kullanımı için tasarlanmış bireysel nitelikte bir kurutma makinesi olduğu, davacının sigortalısı dava dışı ...'in ikametinde ailesiyle kullandığı çamaşır kurutma makinesini mesleki veya ticari bir amaçla satın aldığına dair dosy...... ile davalı arasındaki ilişkinin tüketici işlemi niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla Ödemiş..Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği, kaldı ki sigortalı ile ...A.Ş. Arasında bir tüketici işlemi bulunmasa dahi uyuşmazlığın yine genel hükümlere göre Ödemiş ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerekeceğinden yine görevsizlik kararı verilmeksizin genel mahkeme sıfatıyla yargılamaya devam olunması gerektiği dikkate alınmaksızın mahkememizin görevli olduğuna yönelik görevsizlik kararı verildiği anlaşılmakla, mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmede görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi sıfatıyla Ödemiş ..Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatiyle davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, ÖDEMİŞ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN(TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA) GÖREVLİ OLDUĞUNA, 2-HMK'nun 20.maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararı ile kararın kesinleşmesinden sonra, Ödemiş 3.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından da görevsizlik kararı verilmiş olması nedeniyle dosyanın yargı yeri belirlenmesi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesine gönderilmesine, 3-Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği hatırlatılarak, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar verildi.12/06/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/528, K. 2025/568, T. 12.06.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-528-e-2025-568-k-f54c742715a9