İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/525 E. 2026/218 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/525
- Karar No
- 2026/218
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/525 Esas KARAR NO : 2026/218
DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 21/07/2025 KARAR TARİHİ : 11/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekilinin dava dilekçesi ile ;davacı şirketin faaliyetine devam edebilmesi ve diğer davacı şirket ortağı ile birlikte malvarlığının korunabilmesi için her iki davacı yönünden; İcra ve İflas Kanunu’nun 287, 288., 294, ve 295. maddeleri gereğince derhal tensip kararı ile birlikte 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine,İİK.’nun 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları (prim, idari para cezaları dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, davacılar aleyhine takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulması, yeni takip yapılmamasına, davacılar hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulması, rehinli menkullerin muhafazasının durdurulmasına, davacı şirket tarafından finansal kiralama - leasing sözleşmelerine konu olan (sözleşme tarih ve sayıları yukarıda belirtilen) makinelerin konkordato mühleti kapsamında alacaklı leasing firmaları tarafından iade/muhafaza altına alınmasının önlenmesine, davacılarının tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve tüm hak ve alacaklarının davacılara ödenmesine, geçici mühlet kararı verilmesi halinde kararın verildiği tarih ile konkordato tasdiki veya konkordato talebinin reddine dair kısa kararın verileceği tarih arasındaki süre ile sınırlı olmak üzere ve müvekkillerin düzenlediği çeklerin bankalara ibraz edilmesi halinde bu çeklere "karşılıksızdır" kaşesi yerine, "konkordato tedbir şerhi" kaydının düşülmesine, davacıların takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. Şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesi, davacıların, borçlu olduğu banka hesaplarına geçici mühletin karar tarihi ve sonrasında gelecek olan paraları üzerinde gerek bankaların kendi alacakları yönünden takas-mahsup işlemi yapmalarının gerekse haciz ihbarnameleri nedeniyle bloke konulmasının önlenmesine, İİK 289’ uncu maddesi uyarınca kesin mühlet kararı verilmesine, davacı müvekkillerin konkordato talebinin kabulüne ve yasada belirtilen sair tedbir ve kararların alınmasına, sonuç olarak yapılacak yargılama neticesinde konkordato taleplerinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında konkordato talep eden davacılar vekilinin 04/03/2026 tarihli feragat dilekçesi ile davadan feragat etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307.maddesinde düzenlenen feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın (HMK md.309/2), hüküm kesinleşinceye kadar her zaman (HMK md.310) davacının tek taraflı irade beyanıyla dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilen (HMK md.307), kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran (HMK md.311) ve rücu edilemeyen usul işlemidir. Bu işlemin vekil tarafından yapılacaksa vekilin vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerekir (HMK md.74). Feragat ve kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh mahkemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır (Harçlar Kanunu 22/1). Davadan feragat, davayı kabul ve sulh, içerikleri itibariyle birer maddi hukuk işlemi olmakla birlikte, yapılış şekli itibariyle birer usulü işlemdir. Bu nedenle söz konusu işlemler bir taraftan maddi hukuk anlamında uygulama imkânı bulan iradeyi bozan hâllere dayanılarak iptal edilebilirken, diğer taraftan kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır. Dosya kapsamında davacılar vekilinin 04/03/2026 tarihli feragat dilekçesinde davadan feragat ettiklerini beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Konkordato komiser heyetinin 10/12/2025 tarihli raporunda " Davacı şirketin geçici mühlet süresi içerisinde çalışma kabiliyetini kaybetmediği ve ticari faaliyetine devam ettiği, personel, demirbaş ve mevcut çalışma düzenini koruduğu raporun hazırlandığı tarih itibariyle faaliyetlerine 55 çalışanıyla devam ettiği tespit olunmuştur. Hazırlanan Kaydi ve Rayiç bilançolara göre Şirketin Özkaynaklarını koruduğu ve BORCA BATIK OLMADIĞI tespit edilmiştir. 18.07.2025 tarihli heyet ara kararı ile Sayın Mahkemenizce heyetimize tevdi edilen görev uyarınca İİK'nın 286'ncı maddesi uyarınca borçlu tarafından eklenecek belgelerin ibraz edildiği, Sayın Mahkemece 18.07.2025 tarihinden itibaren 3 ay geçici mühlet verilen borçlu şirket bakımından İİK'da konkordato sürecine ili dikkate alındığında borçlu şirkete ön projede “Konkordatonun tasdik tarihinden itibaren muhtemel tasdik zamanı 2026 Aralık ayı olacağı öngörülerek ilk taksit ödemesinin; Ocak 2027 ayı olarak başlamak ve ayda bir ödenmek üzere 36 taksit olacak şekilde borçların herhangi bir iskonto yapılmadan ve Adi alacaklılara bir sefere mahsus 9024 oranında faiz ilave edilerek ödeneceği” şeklindeki teklifin ülkenin ekonomik konjonktürü, enflasyonist ortam,, uygulanan sıkı para politikaları dikkate alındığında, davacı şirket faaliyetlerine müddetçe ... Şi ortağı tarafından şirket faaliyetleri ile konkordato süreçleri doğru yönetilirse Nakit Akım Tablosunda (NAT) yer verilen kaynakları sağlanmak şartı etmesi mevcut şartlarda ön görülebilir olarak değerlendirilmiş olup konkordato süreci sonunda şirketin ticari faaliyetine devamının, şirketin doğru yönetilerek, ticari faaliyete ilişkin belgelerin sisteme kaydı altında muhtemel olacağı, görüşüne ulaşılmıştır. ...'in şahsi malvarlığı kapsamında taşınmazlarının rayiç değerinin 45.163.629 TL olduğu, kira, huzur hakkı ve benzeri gelirlerinin de ek kaynak niteliğinde bulunduğu; buna karşılık, 150.000.000 TL olarak öngörülen şirket hisse satış bedelinin, şirketin mevcut durumu sebebiyle sağlıklı biçimde değerlenemediği ve bu nedenle tüm kefalet borcunu tek başına karşılama gücünün net olarak tespit edilemediği, yalnızca mevcut gayrimenkul ve şahsi gelirleriyle kefil olunan borcun tamamını ödeyebilmesinin mümkün görünmediği, bu itibarla ...'in ödeme kabiliyetinin büyük ölçüde kefili olduğu şirketin konkordato projesinin başarıyla uygulanmasına bağlı olduğu ve bu yönüyle şirketten bağımsız değerlendirilemeyeceği, bu nedenle şirket ortağı ve yöneticisi davacı ...'in kesin mühlete geçilmesi durumunda sahip olacağı koruma şemsiyesi altında, davacı şirketi daha iyi yönetebileceği görüşüne ulaşılmıştır. Davacı şirketin geçici mühlet dönemindeki faaliyetini devam ettirme çabaları, hedeflenen satış rakamları, kârlılık, mühlet içi alımlara ilişkin borç ödeme, personel maaş ödemeleri, nakit akışı gibi temel veriler dikkate alındığında “Kesin Mühlet” şartı olan Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olacağı, davacıların başvurduğu Konkordato müessesinde geçici mühletten KESİN MÜHLET aşamasına geçmesinin davacılar, alacaklılar ve ülke ekonomisi açısından uygun olacağı sonuç ve görüşlerine ulaşıldığı,"şeklinde rapor sunmuşlardır. Bu şekilde davacı şirketlerin borca batıklık durumunun olmadığı açıkça tespit edilmiştir. Bu suretle İİK m.292 hükmünde belirtilen şartların oluşup oluşmadığı dahi araştırılmıştır. Alınan konkordato komiser heyeti rapor içeriğine, mevcut dosya kapsamına göre iflasa tabi davacı her şirket ve gerçek kişi yönünden konkordato talebinden feragat edilmiş ise de şirketin borca batık olmadığı, bu nedenle şirket hakkında İİK m.292 hükmü çerçevesinde iflas kararı verilmesinin şartının oluşmadığı ortaya çıkmıştır. Davacı gerçek kişinin ise iflasa tabi olmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Davacılar vekilinin vekaletnamesinde her iki davacı yönünden de feragat yetkisinin olduğu anlaşılmıştır. Davanın davacıların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri "konkordato" davası olması, davacılar vekilinin vekaletnamesinde feragat etmeye özel yetkisi bulunması, feragatin karşı tarafın yahut mahkemenin muvafakatine bağlı olmaması hususları nazara alınarak davacılar vekilinin kayıtsız ve şartsız feragati sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Anılan gerekçelerle konkordato talep eden davacıların kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran ve duruşma yapıldıktan sonra sunulan feragat beyanı sebebi ile davanın feragat nedeniyle reddine, yargılama giderlerinin 6100 sayılı HMK'nın 312. maddesi uyarınca davacı üzerinde bırakılmasına dair karar vermek gerekmiş ve hüküm aşağıdaki şekilde kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 1-... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... no.sunda kayıtlı ... ŞİRKETİ, ... T.C. kimlik numaralı ... yönünden, davadan feragat beyanı karşısında KONKORDATO TALEBİNİN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Davacılar ...no.sunda kayıtlı ... ŞİRKETİ, ... TC kimlik numaralı ... hakkındaki kesin mühlet ve tedbir kararlarının 11/03/2026 günü saat 17:00 itibariyle kaldırılmış olduğuna, 3-Davacı ...no.sunda kayıtlı ... ŞİRKETİ, ... TC kimlik numaralı ... yönünden atanan konkordato komiserlerinin görevine 11/03/2026 günü saat 17:00 itibariyle son verildiğinin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, 4-Davacılar hakkındaki konkordato talebinin feragat nedeniyle ret olunduğunun, mühlet kararlarının kaldırıldığının ve konkordato komiserinin görevine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirilmesine, 5-İflas şartları oluşmadığından davacılar hakkında iflas kararı verilmesine yer olmadığına, 6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından feragat nedeniyle 2/3 oranında alınması gereken 488,00-TL peşin harcın mahsubu ile fazla olan 127,40-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 7-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta yasal süre içinde ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/03/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip