İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/495 E. 2026/254 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/495
- Karar No
- 2026/254
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/495 Esas KARAR NO : 2026/254
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 16/12/2017 KARAR TARİHİ : 24/03/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/06/2017 tarihinde dava dışı sürücü ...'nın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin ağır yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, trafik kazasında yaralanan davacı için, 6100 sayılı Yasa’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak niteliğindeki şimdilik 1.000-TL geçici ve kalıcı iş göremezlik (maluliyet) tazminatının, davalının temerrüde düştüğü başvuru tarihinin 8. iş günü olan 08.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 12/11/2020 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmiş ve ıslah harcını da yatırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından, sigorta kuruluşuna elde edilmiş/elde edilebilecek eksik belgeler sunulmaksızın, doğrudan dava yoluna gidilmesi yazılı başvuru şartının hiç yapılmamış olması anlamına geleceğinden, davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde netice-i talep bölümünde alacak ve tazminatların konu ve değer veya bedelinin ayrı ayrı belirtilmemesi çelişki ve eksiklik oluştuğunu, talebin hükme götürmeye elverişli olmaması da eksiklik sayılacağından ve ek süre verilmesi iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olacağından dilekçenin doğrudan reddini, kusur v maluliyet oranlarının tespiti gerektiğini, davacının çalışma süresi hesaplanırken bir kimsenin çalışma süresinin hiçbir zaman ömrünün tüm süresi kadar uzun olamayacağı gerçeği de göz önünde bulundurulması gerektiğini, cevap dilekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Davacı taraf delil olarak; tedavi evrakları, ceza dosyası, sigorta dosyası, davacının işi ve kazancı, trafik kayıtları, kusur durumu, geçici ve kalıcı iş göremezlik durumu ve diğer delillere dayanmıştır. Davalı taraf delil olarak; kusur ve maluliyet oranları, savcılık dosyası, tanık, keşif, bilirkişi incelemesi, isticvap, yemin ve her türlü yasal delillere dayanmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; yaralanmalı trafik kazası nedeni ile talep edilen sürekli ve geçici iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizden verilen 28/06/2021 tarih ... sayılı kararı ile; "... 2.592,62 TL geçici iş göremezlik tazminatının 08/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 88.094,41 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 08/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." şeklinde verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 26/06/2025 tarih, 2022/51 Esas 2025/1013 Karar sayılı kararı ile: "...Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı gibi kuruluşlarından, kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde oluşturulacak uzman doktor heyetinden, usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınması... davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir..." gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiş olup mahkememizin iş bu esasına kaydının yapıldığı görüldü. Davacı vekilinin 27/02/2026 tarihli dilekçesi ile; davadan feragat ettiğini bildirdiği, yargılama giderleri hariç olmak üzere davadan feragat ettiklerini, davalı taraf yargılama giderlerinin sadece 10.800,00-TL.’lik kısmını karşılamış olduğunu, ödemenin eksik ve bakiye yargılama gideri alacağı bulunmadığını, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi ATK maluliyet raporu için tarafından 28.445,00- bedel üniversitenin hesabına yatırıldığını, yargılama giderleri hesaplanırken bu bedel de eklenerek ve davalı tarafça yapılan 10.800,00-TL.lik ödeme mahsup edilerek bakiye yargılama giderleri yönünden müvekkili lehine hüküm kurulmasını talep ettiği görüldü. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. Maddesinde feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır. HMK'nın 307 ve 309 maddeleri gereğince feragat davaya sona veren ve davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ayrıca kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir. Feragat dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği belirtilmiştir. Açıklanan yasal hükümler ışığında davacı vekilinin feragatinin usulüne uygun olduğu, bu hususta vekaletnamede özel yetkisinin de bulunduğu anlaşılmakla davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı vekili davalı tarafça yapılan 10.800,00 TL ödeme mahsup edilerek ödenmeyen yargılama giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuş ise de; davacının bu talebi dava konusu hakkın özüne ilişkin olmayıp, yargılama giderlerine ilişkindir ve yargılama giderlerinin de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326 vd. Maddeleri uyarınca aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilmesi gerekir. Feragat halinde de HMK'nın 326. maddesindeki düzenlemeye paralel şekilde HMK'nın 312. Maddesinde feragat beyanında bulunan tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerine mahkum edileceği düzenlenmiştir. Bu halde davacı davadan feragat ettiğinden davacı lehine yargılama giderine hükmedilmesi mümkün değildir. Davalının dosya kapsamında bakiye yargılama giderleri yönünden davacı lehine karar verilmesi yönünde bir kabulü de yoktur. Açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, davalı taraf talep etmediğini beyan ettiğinden, davalı tarafça yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına ve davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar vermek gerekmiş uyuşmazlığın tümü hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca Harçlar Kanunu'nun 22. Maddesi gözetilerek 2/3 oranında hesap edilen 488,00-TL ilam harcının peşin yatırılan 1.127,12 TL (peşin/tamamlama harcı) harçtan mahsubu ile fazla alınan 639,12-TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Talep etmediğini beyan ettiğinden davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. 24/03/2026
Katip ... E-İMZA
Hakim ... E-İMZA