İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/523 E. 2026/18 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/523
- Karar No
- 2026/18
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/523 Esas KARAR NO :2026/18
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:23/07/2025 KARAR TARİHİ:13/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde: Müvekkili şirketin sahibi olduğu ... portalı faaliyete geçtiği 2008 yılından bugüne düğün sektöründe faaliyet gösteren müşterilerine yıllık hizmet bedeli karşılığı internet üzerinden tanıtım ve reklam hizmeti verdiğini, bu reklam ve tanıtım hizmeti, www.... internet portalında reklam ve tanıtımının yapılmasını isteyen firma için bir sayfa oluşturularak gerçekleştirilmediğini, ... ünvanlı işletmesinin reklam ve ilanını portalımızda yayınlamak isteyen davalı ile 31.05.2022 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında borçludan 01.01.2023 tarihinde toplam 1,00 TL ödeme sağlandığını, bakiye ödemelerin davalı tarafından yerine getirilmediğini, alacağın tahsili için .... İcra Müdülüğü 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu icra takibinde borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, itiraz ile icra takibin durduğunu, 20.02.2025 tarihinde müvekkili şirket ile davalı arasında 2025/30828 arabuluculuk numarasıyla Ticari Dava Şartı arabuluculuk süreci başladığını, görüşme sonunda anlaşmanın sağlanamadığını, bu sebeple huzurdaki davayı açtıklarını, müvekkilinin alacağı sözleşmeye, faturalara, internet üzerinden verilen hizmete ve cari hesaba dayandığını, sözleşme yapıldıktan sonra e-faturalar davalı adına müvekkili şirket tarafından tanzim edildiğini, davalının yetki itirazları yerinde olmadığını, davaya konu icra takibi, sözleşmeden kaynaklı bir borçtan doğması sebebiyle, sözleşmede belirtildiği üzere yetkili olan İstanbul İcra dairelerinde başlatıldığını, sözleşmenin ifa yerinin de İstanbul olması nedeniyle İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu, sözleşme 12 Aylık Taahhütlü Üyelik Sözleşmesi olduğunu, 12 aylık taahhüt karşılığı müşterilere avantajlar ve indirimler sağlandığını, müvekkili şirketle davalı arasında imzalanan sözleşme davalının ticari işletmesiyle alakalı olduğunu, aradaki ilişkinin ticari bir iş olduğunu, talep edilen faizde ticari işlerde uygulanan avans faizi olduğunu, hiçbir şekilde yasaya ve usule aykırı olmadığını, müvekkili tarafından sözleşemeye ilişkin tüm yükümlülükler eksiksiz olarak yerine getirildiğini, sözleşme gereği ödemeler davalı tarafından yapılmadığını, borçlu davalı, takibi sürüncemede bırakarak borcu ödememeye çalıştığını, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, borçlunun itirazının iptali ile alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatı talebiyle mahkemeye başvurduklarını, borçlunun .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı icra takibine itirazın iptali ile takibin devamını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde: Davacı taraf haksız ve hukuksuz olarak elde ki iş bu davayı açtığını, davasının gerek usul gerekse esastan reddinin gerektiğini, bu davada ve davaya dayanak icra takibinde gerek icra müdürlüğü gerekse mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkilinin ikamet yeri olan ... Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğunu, davaya konu ....İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasına da yetki itirazında bulunulduğunu, mahkemece yetkisizlik kararı verilerek dosyanın ... Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, HMK genel yetki kuralı gereğince iş bu davaya bakmakla yetkili mahkeme ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, mahkemenizce yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkili tacir sıfatına haiz olmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler ile anlaşıldığı üzere iş dava tüketici kapsamında değerlendirilmesi gereken bir dava olup tüketici mahkemeleri görevli olduklarını, dayanak yapılan sözleşmedeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin böyle bir imza atmadığını, müvekkili reklam sözleşmesi yapıldığı iddia edilen şirketin yetkilisi olmadığını, müvekkili ... olarak davacı taraftan herhangi bir hizmet almadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan sözde ... Gelinlik için verilen hizmet içeriği incelendiğinde dahi yanlış ve reel gerçeklerle örtüşmediğini, icra takibinde alacak sebebi net ve açık bir şekilde gösterilmediğini, dayanak belgeler müvekkile gönderilmediğini, müvekkili icra takibine itiraz etmekle haklı olduğunu, davacı taraf icra takibinde takip talebinde dayanak belgeyi net olarak belirtmediğini, dayanak belgeleri icra dosyasına sunmadığını, alacağın hangi faturadan hangi sözleşmeden kaynaklandığı bilmemesi sebebiyle en doğal hakkı olan itiraz hakkını kullandığını, takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının icra inkar tazminat talebi de haksız olduğunu, dava dilekçesinin ekinde sunulan tüm faturaların davalıya noter aracılığı ile iade edildiğini, müvekkilinin tacir vasfının olmaması davacı ile herhangi bir ticari ilişki içerisine girmediğini, davacı tarafından avans faizi istenmesi hukuka aykırı olduğunu, bu bağlamda yapılan itirazlarının haklı olduğunu, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini, davanın öncelikle usulden reddini, yapılacak yargılama toplanacak delil ile davacının davasında haksız olacağı sabit olacağını, davanın esastan reddini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile itirazın iptali davasıdır. Davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı ticari davalardır. Ticari davalar ise 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde sayılmıştır. Maddenin 1. fıkrasında "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri.." ifadesi ile her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan davalar nispi ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Davanın nispi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması gerekmektedir. Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, Vergi Dairesi'nden gelen müzekkere cevabının incelenmesinde davalının kazancının Bakanlar Kurulu'nun belirlediği sınırın altında kaldığı, Ticaret Sicil'den gelen müzekkere cevabının incelenmesinde gerçek kişi ticari işletme kaydı, ortağı olduğu kollektif, komandit ve limited şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da bulunamadığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen müzekkere cevabının incelenmesinde davalının herhangi bir kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmakla, her ne kadar davacı taraf tacir ise de davalının tacir olmadığı, aralarında hizmet sözleşmesi bulunsa da ticari iş niteliğinde olmadığı, bu kapsamda davacının 6502 sayılı yasa kapsamında tüketici de olmadığı, bu durumda uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklandığı ve davanın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca DAVANIN GÖREV DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-HMK.nun 20. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birisinin başvurması halinde dava dosyasının görevli ve yetkili İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, süresi içinde talep olmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılacağı hususunun ihtarına, 3-Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, HMK 331/2. maddesi gereğince davaya başka bir mahkemede devam edilmediği taktirde talep halinde harç ve yargılama giderinin ve gider avansının harcanmayan kısmının Mahkememizce karar altına alınmasına, Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 13/01/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır