İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/512 E. 2025/785 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/512
- Karar No
- 2025/785
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/512 Esas KARAR NO:2025/785
DAVA:Alacak DAVA TARİHİ:16/09/2014 KARAR TARİHİ:06/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların, bankanın kredilendirme prensiplerine aykırı olarak kullandırdıkları krediler nedeniyle bankayı zarara uğratmış oldukları, davalıların her ne kadar YPK kararı doğrultusunda kredi kullandırdıklarını iddia etmekte iseler de YPK kararında kredi verilmesi öngörülürken, teminatsız kredi verilmesine ilişkin bir yönlendirme yapılmadığı, kaldı ki, davalıların konum ve görevleri gereğince, YPK kararlarını uygularken muhtemel banka zararını engellemek üzere gerekli önlemleri almaları, riskleri yeterli teminat ile garanti altına almaları gerektiği, dosyadaki delillerden de anlaşılacağı üzere, davalıların kullandırdığı usulsüz kredilerin yeterli teminata bağlanmadığı, kredilerin neredeyse tamamının kefalet karşılığı kullandırıldığı, bu nedenle bugün itibariyle hala banka zararının kredi bulunan kişilerden tahsil ve tazmin edilemediği, feriler üzerinden ipotek alınamadığı ve gemilerin yurt dışında bulunmasından dolayı tahsilat yapılamadığı, banka'nın kredi ilişkisinde riski taşıyan taraf olmasına karşın yeterli teminattan yoksun bırakıldığı, risk'in ...tarafından üstlenildiği halde söz konusu kredi kapsamında hangi firmanın ne tutarda kredilendirileceği ... tarafından belirlenmiş olmasının, ...'ın kendi uygun gördüğü armatörlere kredi kullandıracak olması ve bu nedenle her bir kullandırımda ...'ın onayının alınacak olmasının, yine ... tarafından verilen kredi tutarımdan bir kısmının kredi gemi ipoteği ile güvence altına alınmış olmasına rağmen ...'ın kendi nezdinde açacağı bir hesapta güvence olarak tutacak olmasının, kredi tesisi ve kullandırılmasında ve teminata bağlanmasında, bankacılık teamüllerine bankacılık yasasına ve mevzuata aykırı olduğu, ödeme güçlüğü içinde olduğu açıkça bilinen bir kredi müşterisine en azından güçlü bir teminat alınmadan kredi kullandırmak ve buna yönelik bir sözleşme imzalamak suretiyle, ... ile banka arasında yapılan Kredi Kolaylığı Anlaşması ile kabul edilen hususların, genel kabul görmüş bankacılık ilke ve prensiplerine ve T. ...A.Ş.'nin yasa ve yönetmeliklerine uygun olmayan bir anlaşma imzalanarak bankanın zararına yol açan davalılardan zararın tazmini gerektiği, yukarıda ve daha önceki beyanlarda açıklanan nedenlerle döviz cinsinden 81.391.894,29 USD zararının ülkemizde ABD Dolarına uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle 31.12.2001 tarihinden itibaren faiziyle birlikte, fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalının Deniz/İstanbul şubesinde 16.02.1998- 18.06.1998 tarihleri arasında görev yaptığını, yargılamaya konu edilen firmalar ile davacı bankanın çalışmaya başlamasının, müvekkilinin göreve gelmesinden çok önce başlamış olduğunu ve müvekkilinin bu görevden ayrıldıktan sonra da devam ettiğini, müvekkilin görevde bulunduğu 1996/1997 yıllarında yürürlükte olan 3182 sayılı yasanın 69'uncu maddesi gereği şube müdürünün Bankalar Yasasına aykırı bir karar ve işlemi iddia dahi edilmediğine göre, sorumluluğuna gidilemeyeceğini, aynı şekilde TTK. 342'nci maddesi uyarınca da müdürün sorumluluğuna gidilebilecek haklı bir sebebin bulunmadığını, genel kurul kararı olmadan dava açılamayacağı, davaya konu iddianın zamanaşımına uğradığını, zarar ile müvekkili arasında illiyet bağının olmadığı, müvekkilin bu şubede çok kısa süreli görev yaptığı, kredilerin tamamına yakınının kullandırışına ilişkin işlemler gerçekleştirilirken müvekkilinin bu şubede görevli dahi olmadığını, müvekkiline sorumluluk yöneltilen 8 adet firmadan 7 adedinin riskinin davacı tarafından tasfiye planına bağlandığını, kalan bir firmadaki alacağın yapılandırılması içinde görüşmelerin devam ettiğini, sorunun kredilerin vadelerinin uzatılmasının veya yasaya aykırı kullandırılmasından değil, firmaların faaliyet gösterdiği denizcilik sektöründeki ekonomik krizden kaynaklandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Firmalara kredinin şube müdürlüğünce önerildiğini, şubenin firma ile görüşerek kullandırılacak kredi tutarını belirlediğini, firmanın istihbaratının yapıldığını, kredi kullandırılacak niteliklere sahip ise kredi önerisinin Krediler Daire Başkanlığına gönderildiğini, Daire Başkanlığınca uygun görülürse Yönetim Kuruluna iletilmek üzere Krediler Genel Müdür Yardımcılığına (kendisine) geldiğini, kendisinin de inceleyip Genel Müdüre gönderdiğine, Genel Müdüründe inceleyip Yönetim Kuruluna havale ettiğini, Yönetim Kurulunca uygun görülürse kredinin onaylanıp kullandırıldığını, yasal prosedürün böyle olduğunu ve buna tamamen uyulduğunu, yasaya aykırı hiçbir işlem yapılmadığını, kredilendirilen firmaların uzun yıllar önce kurulmuş olduğunu, kredi tarihine kadar faaliyetlerini büyüyerek sürdürdüklerini, borçlarını inkar etmediklerini ve ödeyebilmek için bankaya ödeme planı verdiklerini, açılan kredilerin yasal olmayan hiçbir yönü olmadığını, alınan teminatların yeterli olduğunu, bugüne dek bu kredilerle ilgili şahsına ait verilmiş herhangi bir cezai hüküm olmadığını, suçlamaları kabul etmediğini ve davanın reddini istemiştir. Davalılardan ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kredi borçlusu olmadığını, tasfiye halindeki davacının kredi alacağının söz konusu olmadığını, bu davanın rücuen tazminat davası olduğu halde harç ödemeden hem davalı olarak hem de Hazinenin zararına davanın açıldığını, dava dilekçesinde de açıklandığı isnat edilen suçtan dolayı müvekkilinin ve arkadaşlarının aleyhinde açılan ceza davalarının 4616 Sayılı Yasa gereğince ertelendiğinden, haklarında verilmiş ve kesinleşmiş bir ceza mahkemesi hükmü bulunmadığından olaylarda kusurun bulunduğunu ispatın davacı tarafa ait olduğunu, davacı bankanın kefalet ve ipotekleri paraya çevirmediğini, borçlu kredi kullananlar aleyhinde icra takibi yapmadığını, takipleri aciz vesikası alma aşamasına getirmediğini, davada zamanaşımının söz konusu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, açılan davanın özü ve içeriği bakımından hukuki temellere bağlanamadığını, açılmasının TTK. m. 341 anlamında mümkün olmadığını, banka zararının belirlenmesi gerektiğini, iş bu krediler açılırken bankacılık mevzuatına harfiyen riayet edildiğini, söz konusu şirketlere tahsis edilen kredilerin bankacılık mevzuatına, T. ...A.Ş.'nin yönetmeliklerine ve bankacılık teamüllerine tamamen uygun olduğunu, kredilerin tahsisinde herhangi bir usulsüzlük olmadığını, dava konusu firmaya kullandırılan kredi ile ilgili incelemenin yine bankanın denizcilik konusunda deneyimli personeli tarafından yapıldığını, teknik birimlerin öngörmüş oldukları, gayrimenkul ipoteği ile tüm ortakların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla kefaletlerinin alınarak bu şekilde firma sahiplerinin de tüm şahsi mal varlıklarıyla sorumlu olmalarının sağlandığını, söz konusu kredilerde firmaların durumlarına ve teknik birimlerin önerileri paralelinde verilen kredilerin teminatı olarak gayrimenkul ipotekleri, gemi ipotekleri ve firma sahipleri ile grup şirketlerinin müşterek borçlu ve müteselsil kefaletlerinin teminat olarak alındığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı asil ... cevap dilekçesinde özetle; davanın yasada belirtilen süre içerisinde açılmadığından zaman aşımına uğradığını, zarar doğmadan dava açıldığını, memura karşı tazminat davası açılabilmesi için zararın doğmuş ve zarar tutarının belirlenmiş olması gerektiğini, H. ...'la imzalanan 200 milyon dolar tutarındaki kredi anlaşmasında imzasının bulunmadığını ve bu anlaşma çerçevesinde denizcilik sektörü firmalarına tesis edilen bu kredilerde de kusurlu bir işleminin bulunmadığını, bu nedenle tarafına yöneltilen beyanları kabul etmediğini, ödeme güçlüğü içindeki firmalara kredi verilerek usul ve esaslara aykırı davranıldığı iddiasının Yüksek Planlama Kurulu kararında zikredilen "Mali sıkıntı içerisindeki denizcilik sektörünün desteklenmesi" amacına ters düştüğünü, kredinin çıkış amacının Yüksek Planlama Kurulu karanında belirtildiğini, bu nedenle mevzuata aykırılık olmadığını, davacının iddiaları arasında aksi bir ifadeye rastlanmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; usulsüz olarak belirtilen işlemlerinin tamamının hükumetin bir kurtarma operasyonu olduğunu, bankacılık teamül ve usullerine uyulduğunu, bütün işlemlerin bankanın hukuk müşavirliğinden geçirildiğini, yasaya ve mevzuata uyulduğunu, olayda zamanaşımının olduğunu, zararın ortaya çıkmadığını, ipotek ve kefillere müracaat edilmediğini, alınan kararlar ve uygulamalarla 1998 senesinde karar verilen ve uygulanan kredi ve aracılık işlemlerine ait usul ve borç yapısının yeni bir borç yapısına dönüştürüldüğünü, yeni durumdaki yapıdan 1998 yılı yönetim kurulunun sorumlu olmadığını, açıklanan gerçekler karşısında iddiaların reddedilmesine karar verilmesini savunmuş ve talep etmiştir. Davalı asil ... cevap dilekçesinde özetle; davanın yasada belirtilen süre içerisinde açılmadığından zaman aşımına uğradığını, memura karşı tazminat davası açılabilmesi için zararın doğmuş ve zarar tutarının belirlenmiş olmasının gerektiğini, huzurdaki davanın davacının asıl kredi borçlularına karşı kanuni takip işlemlerinin devam ederken, hatta bazı firmalarla ilgili yasal işlem bile yapılmadan ve ortada firmalar hakkında riskin tasfiye edilemediğini belgeleyen aciz vesikası vs. söz konusu değilken muhtemel zarar iddiaları ile iş bu davayı açtığını, H. ...'la imzalanan 200 milyon dolar tutarındaki kredi anlaşmasında imzasının bulunmadığını ve bu anlaşma çerçevesinde denizcilik sektörü firmalarına tesis edilen bu kredilerde de kusurlu bir işleminin bulunmadığını, bu nedenle tarafına yöneltilen beyanları kabul etmediğini, ödeme güçlüğü içindeki firmalara kredi verilerek usul ve esaslara aykırı davranıldığı iddiasının Yüksek Planlama Kurulu kararında zikredilen "Mali sıkıntı içerisindeki denizcilik sektörünün desteklenmesi" amacına ters düştüğünü, kredinin çıkış amacının Yüksek Planlama Kurulu karanında belirtildiğini, bu nedenle mevzuata aykırılık olmadığını, davacının iddiaları arasında aksi bir ifadeye rastlanmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı asil ... cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, iş bu davanın kredi alacağının tahsili için açılmış bir alacak davası değil zararın tahsili amacıyla açılan bir tazminat davası olduğunu, bu nedenle davacının harcı tamamlamasının zorunlu olduğunu, dava açmak için gerekli usul şartlarının yerine getirilmediğini, asıl meslekleri bankacı olan ve bankanın kredi açma ve teminatları belirleme konusunda yetkili kıldığı bu kadrolarda bulunan kişiler tarafından anılan firmaya kredi açılması konusunda uygun görüş verildiğini, ... Başkanlığı görevini yürüttüğü 1998 yılında toplam 10 ay boyunca bankada yönetim kurulu üyeliğini yürüttüğünü, yönetim kuruluna oluşturan diğer 4 kişinin deneyimli bankacı olduğunu, deneyimli bankacılardan oluşan 9 makamdan uygun görüş olarak yönetim kuruluna sunulan ve imzalanan bir kararın inşaat mühendisi olarak şahsının hangi gerekçeyle imzalamayacağının her türlü izahtan vareste olduğunu, bankanın zararının oluşmadığını, bu tür davalarda zararın varlığının davacı tarafından ispat edilmesinin şart olduğunu, davacı tarafından talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, kredinin açılırken bankacılık mevzuatına harfiyen riayet edildiğini, kredinin tahsisinde herhangi bir usulsüzlük olmadığını, müvekkilinin Yönetim Kurulu Üyesi olarak mevzuata tümüyle uygun olarak görevini yapmış iken 'Teşebbüs ve bağlı ortaklıklara verilen sermayeyi ve sağlanan diğer kaynakları verimlilik ve karlılık esaslarına göre kullanmak ve değerlendirmek hususunda gereken gayret ve basireti göstermekle sorumlu ve yükümlü olurlar" ilkesine aykırı davrandığının iddiasının, herhangi bir delile dayanmayan, hakkaniyetten uzak, kanaate dayalı sübjektif bir iddia olduğunun açık olduğunu, dava konusu firmalara talimatlar doğrultusunda kredi kullandırıldığını, zira denizcilik sektöründeki krizin sona ermemesi nedeniyle 03/03/2000 tarihli, 2000/T-5 YPK kararı ile denizcilik firmalarının ... Bankasına olan kredi borçlarının ertelenmesine karar verildiğini, kredi tahsisinde şubenin teklifinden yönetim kurulunun onayına kadar oluşan tüm işlemlerin eksiksiz ve tam olarak yerine getirildiğini, müvekkilinin bankanın yönetim kurulu üyesi olarak basiretli bir tüccar gibi davrandığını, bu nedenle davanın öncelikle zaman aşımından, aksi halde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/5379 Esas 2013/4871 Karar sayılı kararının bozma gerekçesinde "...yapılan yargılama sırasında işbu davaya muvafakat verilmesine ilişkin olarak genel kurul tarafından alınan karar üzerine aynı genel kurulda seçilen denetim kurulu üyeleri tarafından verilen vekaletname ile usuli eksiklikler giderilmiş olup, mahkemece yargılamaya devam olunarak uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Bozma üzerine Mahkememizce yeniden oturum günü tayin edilmiş, taraflara tebliğ edilmiş, tayin edilen gün, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devamla esas hakkında hüküm tesis edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/5379 Esas 2013/4871 Karar sayılı bozma sonrası Mahkememizce Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ilamı doğrultusunda esasa girilerek, alınan Bankacı ve Konu uzmanı Akademisyen (2) Bilirkişi heyetinin 14/04/2015 tarihli 6 sayfadan ibaret raporunda özetle; davacının verdiği USD cinsinden kredilerin tablosunun sunulduğunu, davacı tarafça temin edilmesi gereken bilgi ve belgelerin temin edilmediğini, ve heyetteki bankacı bilirkişisi tarafından bu yönde bir zarar hesaplanmasının gerçekleştirilemediği, Mahkemenin, davalıların tabloda gösterilen borçlardan sorumlu olduğu kararı vermesi halinde, her bir davalının hangi tutardan sorumlu olacağının ayrıca tespit edilmesi gerekeceği, zarar olmadan sorumluluk olmaz ilkesi gereğince, her bir davalı bakımından söz konusu zarar hesaplaması yapılmadan tarafimızca davalıların sorumluluğu yönünde hukuki inceleme ve değerlendirmede bulunulamayacağı belirtilmiştir. Bankacı ve Konu uzmanı Akademisyen (2) Bilirkişi heyetinin 21/06/2016 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; davacının 36.776.883,78 USD zararının olduğu varsayımında bu zararın ilgili YKÜ'lerinden kusurları ölçüsünde tahsilinin mümkün olabileceği, kusuru değerlendirirken yapılan işlem ile alınan kararları, bunların yapıldığı ve alındığı tarihteki şartları içerisinde değerlendirmek gerekeceği yolundaki kanaatleri belirtilmiştir. SMMM, Bankacı, Nitelikli Hesaplama Uzmanı, Konu Uzmanı, SPK Denetim ve Finans uzmanından oluşan 5 kişilik bilirkişi heyetinin 16/08/2021 tarihli 45 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı Bankaca usulsüz kredi kapsamında değerlendirilen ve Raporun önceki bölümlerinde ayrıntılarıyla incelenen 25 adet firmaya açılıp kullandırılan kredilerden, 15 adet firmaya ait kredilerle ilgili olarak kredi borçlularının davacı Banka ile protokol yapmak suretiyle borçlarını ödediği, bu nedenle söz konusu 15 adet firma işlemleriyle ilgili olarak davalıların herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, bir tanesi aciz vesikasına bağlanmış bulunan 10 adet firma ile ilgili gerçekleştirilen kredi işlemlerine yönelik olarak, davalıların kredi açma, kredinin teminatlarını belirleme ve krediyi kullandırmaları yönünden Bankanın cari mevzuatına uymadıkları ve genel bankacılık kredi uygulamalarına da aykırı iş ve eylemlerde bulunduklarının değerlendirildiği, davacı Banka tarafından alacağın temliki işleminin yapılmasının, aciz belgesine bağlanan alacak hariç davalıların sorumluluğunu sona erdirdiğinin kabul edilebileceği ve bu durumda -... A.Ş. ile ilgili kredi işlemlerinden dolayı; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ...'ın, 31.12.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4a hükmüne göre yabancı para alacağı için uygulanacak faiziyle 3.500.000,00 USD banka zararından dolayı müteselsil olarak sorumlu bulundukları, Sorumluluğun sürdüğü sonucuna varıldığı takdirde, Tahsilsiz Kalan alacaklarla ilgili olarak, mahsup işlemi sonucunda bulunan alacak miktarları dikkate alınarak; -... Deniz Nak. Ltd. Şirketi ile ilgili kredi işlemlerinden dolayı; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'ın, 31.12.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4a hükmüne göre yabancı para alacağı için uygulanacak faiziyle 4.693.192,21 USD banka zararından dolayı müteselsil olarak, -... Deniz İşi. San. A.Ş. ile ilgili kredi işlemlerinden dolayı; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'ın, 31.12.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4a hükmüne göre yabancı para alacağı için uygulanacak faiziyle 3.139.152,87 USD banka zararından dolayı müteselsil olarak, -... Akaryakıt Nakl.Tic. Ltd. Şirketi ile ilgili kredi işlemlerinden dolayı;..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'ın, 31.12.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4a hükmüne göre yabancı para alacağı için uygulanacak faiziyle 4.855.909,16 USD banka zararından dolayı müteselsil olarak, -...Ltd.Şirketi ile ilgili kredi işlemlerinden dolayı; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'ın, 31.12.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4a hükmüne göre yabancı para alacağı için uygulanacak faiziyle 1.835.282,80 USD banka zararından dolayı müteselsil olarak, -... Deniz İşi. San.A.Ş. ile ilgili kredi işlemlerinden dolayı; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'ın, 31.12.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4a hükmüne göre yabancı para alacağı için uygulanacak faiziyle 3.192.393,59 USD banka zararından dolayı müteselsil olarak, -... Taşımacılık Taah. Ve Tic. Ltd. Şirketi ile ilgili kredi işlemlerinden dolayı; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'ın, 31.12.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun a hükmüne göre yabancı para alacağı için uygulanacak faiziyle 1.187.239,22 USD, 9.802.405,37 CHF ve yasal faiziyle 862.164,01 TL banka zararından dolayı müteselsil olarak, -... Denizcilik A.Ş. ile ilgili kredi işlemlerinden dolayı; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'ın, 31.12.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun da hükmüne göre yabancı para alacağı için uygulanacak faiziyle 7.986.993,07 USD banka zararından dolayı müteselsil olarak, -... Denizcilik Ambalaj San. ve Tic.Ltd. Şirketi ile ilgili kredi işlemlerinden dolayı; ..., ..., ...'nin, 31.12.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4a hükmüne göre yabancı para alacağı için uygulanacak faiziyle 1.229.958,69 USD banka zararından dolayı müteselsil olarak, -... Tur. İnş. A.Ş. ile ilgili kredi işlemlerinden dolayı; ..., ..., ..., ...'in, 31.12.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4a hükmüne göre yabancı para alacağı için uygulanacak faiziyle 207.942,78 USD banka zararından dolayı müteselsil olarak, -... A.Ş. ile ilgili kredi işlemlerinden dolayı; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ...'ın, 31.12.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4a hükmüne göre yabancı para alacağı için uygulanacak faiziyle 3.500.000,00 USD banka zararından dolayı müteselsil olarak sorumlu bulundukları, Dava konusu sektör kredilerinin açılmasında siyasi otoritenin etki ve telkinin yanı sıra, o süreçte ülkemizde yaşanan ekonomik kriz ve darboğazların (özellikle 2000 yılı ekonomik krizi) başta firmalar ve bankalar olmak üzere, tüm kişi ve kuruluşlar ile mali kesim üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle, kredi işlemlerinde karşılaşılan olağan ve olağanüstü risklerin de gözetilmesinin gerektiği dikkate alındığında, davalıların sorumluluklarının Mahkemece bu yönüyle ayrıca değerlendirilmesinin uygun olacağının düşünüldüğü, bu kapsamda Yargı kararlarında %75'e varan hakkaniyet indirimi kurallarının Mahkeme bilgisine tekrar sunulması gerektiği, tarafların diğer iddia, savunma ve sunduğu delillerin hukuki takdir ve değerlendirilmesinin, Bilirkişilik Kanunu ve Yönetmeliğine istinaden Mahkemeye ait bulunduğu belirtilmiştir. SMMM, Bankacı, Nitelikli Hesaplama Uzmanı, Konu Uzmanı, SPK Denetim ve Finans uzmanından oluşan 5 kişilik bilirkişi heyetinin 30/07/2022 tarihli 18 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Tarih itibari ile sorumluluğu doğuran hukuka aykırı işlemler 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun (TTK) yürürlükte olduğu dönemde gerçekleşmiştir. TTK m. 336'da tam teselsül ilkesi düzenlenmiştir. TTK m. 336'da düzenlenmiş olan tam teselsülün uygulanabilmesi için, zarara sebep olmuş birden fazla kimsenin aynı zarar için sorumlu olmaları yeterlidir. Buna göre bir kısım yönetim kurulu üyesi ile yöneticinin yaptığı işlemler sonucunda ortaya çıkan zarardan, bu işlemi yapanların yanında denetim ve gözetim yapanlarında sorumlu olduğu ve diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu olacaklardır. Başka bir deyişle, davalı YK üyeleri ve diğer yöneticilerin bir kısmının yaptığı işlemler sonucu şirketin zarar görmesi durumunda, bu işlemleri denetleme ve gözetleme görevi olan diğer YK üyeleri ve yöneticilerin de görevlerini ihmal etmeleri durumunda müteselsilen sorumlu olacakları kabul edilmelidir. Sorumluluk iddiasında incelenen kredilerin kullandırılmasında risk teminat dengesi ve ödeme kapasitesi ölçümü dikkate alınmadan kredilendirmeler yapılmıştır. Bu nedenle, TTK m. 336 çerçevesinde aynı kredi işleminden sorumlulukları bulunan YK üyeleri ve/veya yöneticiler beş tam teselsül sorumluluğunda grup oluşturulmuş ve bu grupların zarar oluşturan kredi işlemlerinden verdikleri zarar toplam olarak beş grupta gösterilmiştir. Mahkemenin davacıların iddialarının karşılanmasına yönelik olarak, öncelikle hazırlanan soruşturma raporlarında denizcilik kredileri banka iç kredilendirme mevzuatına aykırı olarak yapıldığının görülmekle belirtilen ek açıklamalar dışında kök raporda belirtilen hususlarda bir farklılık bulunmadığı belirtilmiştir. Davalılardan ... yargılama sırasında vefat ettiği, mirasçılarının reddi miras talebinde bulundukları, ... 7.AHM ... Tereke sayılı dosyası ile davalı ...'ın terekesinin borçlu olarak kapatıldığı, davalılardan ...'in yargılama sırasında vefat ettiği, mirasının iflas hükümleri uyarınca tasfiyesi ve tereke memuru atanmasın ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Tereke sayılı dosyasından tereke memuru olarak ...'ın atandığı görülmüştür.
Safahat; davacı vekili davasını 27.12.2002 tarihinde .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açmış olup, iş bu mahkemeden dosya devri ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esasını aldığı, Yargıtay bozma ilamı ile yine .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esasını aldığı, iş bu mahkemeden de dosya devri ile İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esasını aldığı, 21.10.2014 tarihinde dosyanın heyete tevdi edildiği, Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının 06/04/2023 tarihinde karara çıktığı, tarafların talebi üzerine dosyanın 19/09/2023 tarihinde Yargıtay'a gönderildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/5178 Esas sayılı kararı ile Mahkememiz kararının bozulmasına karar verildiği ve dosyanın Mahkememizin 2025/512 Esasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Mahkememizden verilen 06/04/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; ''Davanın Kısmen Kabulüne'' karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03/10/2024 tarih ve 2022/353 Esas, 2024/1387 Karar sayılı ilamı ile, ''Her ne kadar ... Hukuk Takip Direktörlüğü'nün dosyaya sunulan 13.11.2019 tarihli yazısında, banka tahsili gecikmiş alacakları portföyünde yer alan alacakların, ... A.Ş.'ye devir/temlik edilmesinin, yönetim kurulunun 26.12.2018 tarih ve 143 no'lu kararı ile kararlaştırıldığı, ancak 06.07.2001 tarihinden önce kullandırılan kredilerden kaynaklı bu alacakların, temlik sözleşmesinde belirlenen bedeller karşılığında temlik edilmiş olmasının (Ek-1), Banka zararını ortadan kaldırmadığı ve iş bu davaya konu yöneticilerin sorumluğundan doğan bu nitelikteki Banka hak ve alacaklarının devir konusu yapılmadığı bildirilmiş ise de, ... A.Ş. Hukuk İşleri Direktörlüğü'nün 03.04.2019 tarihli yazısında açıkça dosya numarası da bildirilmek suretiyle banka tahsili gecikmiş alacakları portföyünde yer alan kredi takip alacaklarının, ... A.Ş.'ye temlik/devir edilmesinin, yönetim kurulunun 26.12.2018 tarih ve 143 no'lu kararı ile kararlaştırıldığı ve iş bu davaya konu alacakların tamamının bu kapsamda temlik/devir edildiği bildirilmiş, ekinde de yönetim kurulu karar örneği gönderilmiş ise de; Dava konusu edilen alacağın dava açıldıktan sonra devir/temlik edildiği anlaşılmış olup buna göre Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işlem yapılarak (görülmekte olan davada davacı yerine devralmış olan kişinin geçmesi için gerekli usuli işlemler yapılarak) bir karar verilmesi gerekirken müddeabihi devretmiş davacı huzuru ile davaya devam edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı ... vekili, davalılar ..., ..., ... vekilleri, davalı asıl ..., davalılar ... ..., ..., ..., ... vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile mahkememizin kararının bozulduğu ve dosyanın Mahkememize iade edilerek dosyanın 2025/512 Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında; ... A.Ş. Hukuk İşleri Direktörlüğü'nün 03.04.2019 tarihli yazısında "bankanın tahsili gecikmiş alacakları portföyünde yer alan kredi takip alacaklarının ... A.Ş.'ye temlik edildiği ve davaya konu alacakların tamamının bu kapsamda temlik edildiği" bildirilmiştir. Bu yazı, Yargıtay bozma kararının temel dayanağını oluşturmuştur. Ancak aynı bankanın Hukuk Takip Direktörlüğü'nün 13.11.2019 tarihli yazısında ise "yöneticilerin sorumluluğundan doğan bu nitelikteki banka hak ve alacaklarının devir konusu yapılmadığı" açıkça ifade edilmiştir. Yargıtay bozma kararı sonrası, temlik meselesinin açıklığa kavuşturulması amacıyla hem temlik alan şirkete hem de davacı bankaya müzekkere yazılmış olup, alınan cevaplar aşağıdaki gibidir: 1) ... A.Ş.'nin Beyanı: ... A.Ş. vekili, Mahkememize sunduğu dilekçede "Mezkur dosya tarafımıza temlikli değildir. İşbu nedenle dosyada taraf kaydımızın silinmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur. Ayrıca şirketin 25.07.2025 tarihli müzekkere cevabında "Şirketimiz kayıtlarında yapılan incelemede; tarafımıza temlik edilen herhangi bir borç, şahsa ilişkin şirketimiz nezdinde hak ve alacak kayıtlarına rastlanılmamıştır." denilmiştir. 2) ... A.Ş.'nin Beyanı: Davacı bankanın Hukuk İşleri Direktörlüğü'nün 23.07.2025 tarihli müzekkere cevabında; davanın 27.12.2002 tarihinde eski personellerin bankacılık mevzuatına aykırı olarak kredi kullandırması nedeniyle oluşan banka zararının tahsili amacıyla açılmış bir mali sorumluluk davası olduğu, yapılan temlik sözleşmesinde davaya konu tazminat taleplerinin yer almadığı, bankanın tahsili gecikmiş alacakları portföyünde yer alan kredi takip alacaklarının ... A.Ş.'ye temlik edildiği, davadışı firmalara kullandırılan kredilerden kaynaklanan banka alacaklarının tamamının 31.12.2018 tarihli temlik sözleşmesi gereğince temlik/devir edildiği ancak "06.07.2001 tarihinden önce kullandırılan kredilerden kaynaklı bu alacakların temlik sözleşmesinde belirlenen tutar karşılığında temlik edilmiş olmasının banka zararını ortadan kaldırmadığı ve davaya konu edilen eski yönetici ve personellerin sorumluluğundan doğan bu nitelikteki banka hak ve alacaklarının devir konusu yapılmadığı" açıkça bildirilmiştir. Dava; davalı yönetim kurulu üyeleri ve çalışanların usulsüz olarak verdikleri kredi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Dosyada birbirinden hukuken farklı iki alacak türü mevcuttur: Kredi Alacakları: Bankanın, kredi kullanan firmalardan (kredi borçluları ve kefillerden) olan alacakları. Bu alacaklar, kredi sözleşmesinden doğan asıl alacaklardır. Tazminat Alacakları: Banka yönetici ve çalışanlarının kusurlu/usulsüz işlemleri nedeniyle bankaya verdikleri zarardan kaynaklanan sorumluluk alacakları. Bu alacaklar, haksız fiil/akde aykırılık hükümlerine dayanan bağımsız alacaklardır. Bozma sonrası dosyaya giren delillerden de yeniden açıkça anlaşıldığı üzere: ... A.Ş.'ye temlik edilen alacaklar, bankanın "tahsili gecikmiş alacakları portföyünde yer alan kredi takip alacakları"dır. Davaya konu "yöneticilerin sorumluluğundan doğan tazminat alacakları" ise temlik kapsamında değildir. Nitekim temlik alan ... A.Ş., şirket kayıtlarında bu davaya ilişkin herhangi bir hak ve alacak kaydının bulunmadığını, dosyanın kendilerine temlikli olmadığını açıkça beyan etmiştir. Davacı banka da, yöneticilerin sorumluluğundan doğan tazminat alacaklarının devir konusu yapılmadığını bildirmiştir. TBK m. 183 ve devamı maddelerinde düzenlenen alacağın devri hükümlerine göre, asıl alacak devredildiğinde ona bağlı fer'i haklar da birlikte devredilmiş sayılır. Ancak somut olayda: Yöneticilerin sorumluluğundan doğan tazminat alacağı, kredi alacağına bağlı fer'i bir hak değildir. Tazminat alacağı, yöneticilerin kusurlu eylemlerinden bağımsız olarak doğan, ayrı bir hukuki ilişkiye dayanan müstakil bir alacaktır. Davacının kredi alacaklarını devretmiş olmasının aktif husumet ehliyetini ortadan kaldırıp kaldırmayacağına ilişkin Kaldıracağı yönünde emsal olarak .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas ilamı ve karşı görüş olarak da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/1950 karar sayılı ilamı ibraz edilmiştir. Davalıların görevlerini ihmali nedeniyle oluşan banka zararı, somut olayda temlik değeri, temlik amacı, temlik edilen kurumdan da anlaşıldığı üzere kredi nedeniyle kredi lehdarı ve kefillere hakkındaki alacağa bağlı, fer'i bir hak değildir. Bu nedenle kredi nedeniyle kredi lehdarı ve kefillere hakkındaki alacağın temliki, davalıların görevlerini ihmali nedeniyle oluşan banka zararını temlik anlamına gelmeyeceği açıktır. Kredi alacağının tahsil edilmesi veya üçüncü kişiye devredilmesi, yöneticilerin kusurlu eylemlerinden doğan sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Yargıtay bozma kararı, dosyadaki 03.04.2019 tarihli yazıya dayanarak "davaya konu alacakların tamamının temlik edildiği" sonucuna ulaşmıştır. Oysa: Aynı bankanın 13.11.2019 tarihli yazısında aksi yönde beyanda bulunulmuştur. Bozma sonrası alınan beyanlarla, temlik alan şirketin bu davaya ilişkin herhangi bir alacak kaydının bulunmadığı beyan edilmiştir.. Davacı banka da yöneticilerin sorumluluğundan doğan ve temlik edilen , kredi kullanan firmalardan (kredi borçluları ve kefillerden) olan alacakları kapsamında kalmayan tazminat alacaklarının devir konusu yapılmadığı açıktır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davaya konu tazminat alacağı temlik edilmemiş / temlik kapsamında kalmamakta olup, davacı bankanın aktif husumet ehliyeti mevcuttur. HMK m. 125/2'nin uygulanmasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenle Yargıtay bozma kararına uyulmayarak direnilmesine karar verilmiştir. Elbette ki temlik bedeli zarar miktarından düşülmesi gerekmekte olup, bilirkişi raporlarında da bu mahsup yapılmıştır. Bu aşama tartışılması gereken bir sorum belki, temlik bedelinin ötesinde temlik edilen kredilerden temlik alacaklısı ... A.Ş.'nin temlik miktarını aşan tahsilatlar sağlaması halinde davalı yöneticilerin tazmin yükümlülüğünde bir azalma olması gerekip gerekmeyeceğidir. Temlik bedelinin zarar miktarından mahsubu konusunda tereddüt yoktur; bilirkişi raporlarında da bu hesaplama yapılmıştır. Asıl tartışılması gereken mesele, temlik alacaklısı ... A.Ş.'nin temlik bedelini aşan tahsilatlar gerçekleştirmesi halinde, bu fazla tahsilatların davalı yöneticilerin tazmin yükümlülüğünden düşülüp düşülemeyeceğidir. Bu devir işlemi, olağan alacak temlikinden esaslı şekilde ayrılır. Bankalar tahsili gecikmiş alacaklarını toplam tutarın yüzde 3-15'i gibi düşük bedellerle varlık yönetim şirketlerine satmaktadır. Banka bu satışla yalnızca alacağını değil, tahsilat riskini ve şansını da tamamen devretmektedir. Bu riski almak istemeyen bankalar, alacağın varlık yönetim şirketlerine devrini gerçekleştirir. Yöneticilerin sorumluluğu bakımından zarar, kredinin batık hale geldiği ve banka tarafından tahsil edilemez olarak değerlendirildiği anda kesinleşmiştir. Satış bedeli, bankanın bu kesinleşmiş zararını kısmen telafi eden tek ve nihai menfaattir. Varlık yönetim şirketinin sonraki tahsilatları ile yöneticilerin hukuka aykırı eylemi arasında uygun nedensellik bağı bulunmamaktadır. Varlık yönetim şirketleri, kredi borçluları ile görüşmeler ve hukuki süreçler yürüterek tahsilât yapmaya; kredi portföylerini satın almak için yaptıkları yatırımlarını, tahsilât sürecinde oluşan masraflarını ve faiz giderlerini karşılayıp kâr etmeye çalışan finans kuruluşlarıdır. Dolayısıyla temlik bedelini aşan her tahsilat: - Yöneticilerin eyleminin değil, varlık yönetim şirketinin bağımsız ticari faaliyetinin sonucudur, - Bankanın malvarlığına değil, üçüncü kişinin malvarlığına girmektedir, - Temlik anında gerçekleşip gerçekleşmeyeceği tamamen belirsizdir. Tazminat hukukunda denkleştirme, zarar görenin zarar verici olaydan elde ettiği menfaatlerin mahsubunu öngörür. Oysa burada menfaati elde eden zarar gören banka değil, üçüncü kişi olan varlık yönetim şirketidir. Üstelik bu menfaat, zarar verici eylemden değil, tamamen bağımsız bir ticari faaliyetten kaynaklanmaktadır.
Banka kredi verme koşulları ile ilgili iç mevzuat incelenerek, istihbarat raporları da dikkate alınarak dava dışı şirketin kredi tahsisi itibariyle kredi verilebilecek bir şirket olup olmadığı, o tarih itibariyle dava dışı şirketlere kredi verilip verilmeyeceği, her bir davalının her bir kredi dosyasında eylemlerinin ne olduğu, istihbarat raporundaki kredibilite, mali gücü, borç ödeyebilme hususlarına göre belirgin olumsuzluklar bulunup bulunmadığı, yeteri teminat alınıp alınmadığı, alınmadı hususları uyuşmazlığın temelini oluşturmaktadır. İş bu davada uyuşmazlığın çözümünde 16.08.2021 tarihli heyet kök raporu ve sonrasında düzenlenen ek rapor esas alınmıştır. Dava konusu krediler, yurtdışı kaynaklı (... ...) ve denizcilik sektörüne hitap eden kredilerdir. Ancak sonraki bölümlerde görüleceği üzere, aynı nitelikteki bazı kredilerin de banka kaynaklı olduğu anlaşılmaktadır. Yüksek Planlama Kurulu, 03.04.1998 tarih ve 98/T-17 sayılı kararı ile ...vasıtasıyla denizcilik sektörüne 200 milyon USD'ye kadar yatırım ve işletme kredisi tahsisi için dış kaynaklı kredi temin edilmesi yönünde karar almıştır. ...Yönetim Kurulu da, 05.05.1998 tarih, 12-517 sayılı kararıyla, Türk denizcilik sektörünün güçlendirilmesi ve yeni yatırımların teşvik edilebilmesi amacıyla, yalnızca H.... ile kredi ilişkisi içerisinde bulunan denizcilik sektörü firmalarına kullandırılmak üzere, 5 yıl vadeli ve altı aylık eşit taksitler halinde geri ödemeli 200 milyon USD'lik kredi anlaşması yapılmasını kabul etmiştir. 04.06.1998 tarihinde de ...'la Banka arasında yapılan “Kredi Kolaylığı Sözleşmesi” sonucunda toplam 52 adet firmaya 169.750.000 USD kredi kullandırılmıştır. Bankanın kredi süreçlerinde iç mevzuatı ve genel bankacılık uygulamalarına göre kredi süreçlerinde izlediği yöntem 16.08.2021 tarihli heyet kök raporunun 7,8,9. Sayfalarında ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, banka tarafından müşteriye kredi açılabilmesinin ve açılacak kredinin teminatlarının belirlenmesinin ön koşulu, bankanın kredi açma ve teminatları tespit konusunda yetkili kıldığı personelin, ilgili kredi müşterisine kredi açılması ve açılacak kredinin koşulları konusunda uygun görüş vermesidir. Kredi teklifinin yönetim kuruluna sunulabilmesi için, şubeden başlayarak genel müdüre kadar uzanan birimler tarafından söz konusu teklifin uygun görülmesi gerekmektedir. Teklif, daha alt birimlerde gerekli incelemeler (firmanın mali bünyesi, teminatlar vs.) yapıldıktan sonra uygun görülmezse, bu teklif, hiçbir şekilde yönetim kuruluna karar alınması - için sunulamamaktadır ya du sunulmaması gerekmektedir. Usulsüz olarak kredi kullandırıldığı belirtilen 25 adet firmanın 15 adedinin, davacı Banka ile protokol yapmak suretiyle borçların ödedikleri, davacı Bankanın Sayın Mahkemeye muhatap 26.08.2020 tarihli yazısı ve eklerinden anlaşılmaktadır. Kök raporda bilirkişi kurulu beyan ettiği üzere bir bankacı, kredi talebi ile karşılaştığında öncelikle talep sahibi firmanın; -genel olarak kredibilite durumunun ne olduğu, -sahip ve yöneticilerinin iş kabiliyeti, kapasite ve moralitelerinin (ticari ahlaklarının) nasıl olduğu, -diğer bankalara olan kredi borçları ve bunların akibeti, -piyasa ilişkilerinin durumu, -yer aldığı sektördeki konumu, -gelecek hakkındaki planları, bunun geçmiş performansı ile uyumu ve gerçeklik derecesi, -borç ödeme kabiliyeti, -alacaklarının mahiyeti ve tahsil kabiliyetleri, -yer aldığı sektörün Türkiye'deki ve dünyadaki mevcut ve gelecekteki durumu, -krediyi ne için istediği yani, sunulan projenin detayları ve bu projenin kredi maliyet ve geri ödenebilirliğinin olan uyumun sıhhati, -diğer banka ve piyasadan temin ettiği kredilerin mahiyeti ve teminat hususlarını titizlikle tetkik ederek, edinilen kanaat doğrultusunda kredinin geri ödenmesinde sorun halinde, başvurulması söz konusu olacak kredi teminatının ne olması gerektiği, hususlarında özenli ve tedbirli olmalıdır. Bugünkü ve genel bankacılık uygulamalarında müşteriden talep edilebilecek olan kredi teminatları; nakit karşılık, şahsi teminat (kefalet), ayni teminat (menkul rehni, ticari işletme rehni, ipotek), senet, alacağın temliki olarak karşımıza çıkmaktadır. Bankacı, krediyi teminatsız yani açık kredi şeklinde değil de teminat mukabili kullandırmaya karar veriyor ise, bu takdirde teminat alırken; genel olarak firmanın mali ve kredibilite durumu ve teminatın gereklilik derecesine ve özel olarak da, kullandırılması söz konusu olan kredinin dayandığı projeye dikkat etmesi ve teminatı da buna göre sağlaması gerekmektedir. Kredilerle ilgili söz konusu olabilecek cezai ve hukuki sorumluluk halleri ise karşımıza genellikle şu şekilde çıkmaktadır. -Yönetim kurulu kararı olmadan bir firmaya kredi kullandırılması, -Kredinin yönetim kurulunca kararlaştırılan şartlara uymadan kullandırılması, -Bankaca, kredi değeri olmayan bir firmaya kredi tahsisi yapılması, -Bankalar kanununda doğrudan ve dolaylı kredi sınırlarında aşıma gidilerek kredi kullandırılması, -Kullandırılan kredinin banka kayıtlarına aktarılmadan kullandırılması, -Kredinin asıl kredi verilmesi gereken firmaya bir başka firma vasıtası ile tahsisi, -Bankalar kanununda belirtilen gerekli belgeler temin olunmadan firmaya kredi kullandırılması, -Banka parasının başka bir bankaya rehnedilmesi mukabilinde bir firmaya kredi kullandırılması, -Bankaların bazı firmalara karşılıklı kredi vermesi, -Kredi açma yasağının ihlali, -Karşılık ayrılmaması -Off-Shore (kıyı bankacılığı) ile ilgili söz konusu olabilecek suçlara yönelik bankacılık eylemlerine girişilmesidir. 16.08.2021 tarihli heyet kök raporu ve sonrasında düzenlenen ek raporda gerek tamamen tahsil edilip konusuz kalan gerek ise tahsil edilemeyen krediler ile ilgili olarak, hangi davalının hangi unvan ile hangi eylemi ile sorumlu olduğu ve sorumluluk nedenleri ile tahsilsiz kalan krediler açısından kredilerin son (güncel) durumları açıklanmıştır. Dava tarihinden sonra ödenip konusuz kalan kredilerde yönetim kurulu üyeleri/başkanı Genel Müdür ..., yönetim üyeleri ..., ... ..., Dr. ..., ... ve ...'ı yanında kimin hangi sebep ile sorumlu olduğuna ilişkin 01.08.2022 tarihli bilirkişi kurulu Ek raporunun ilgili kısmı aynen aşağı aktarılan şekildedir : ¸ ¸
¸ ¸ Tahsilatsız kalan kredilerde yönetim kurulu üyeleri/başkanı Genel Müdür ..., yönetim üyeleri ..., ... ..., Dr. ..., ... ve ...'ı yanında kimin hangi sebep ile sorumlu olduğuna ilişkin 01.08.2022 tarihli bilirkişi kurulu Ek raporunun ilgili kısmı aynen aşağı aktarılan şekildedir : ¸ ¸ ¸ ¸ ¸ ¸ Hem dava tarihinden sonra ödenip konusuz kalan kredilerde, hem de tahsilsiz kalan kredilerde kimin hangi sebep ile sorumlu olduğuna ilişkin 01.08.2022 tarihli bilirkişi kurulu Ek raporundaki gerekçeler mahkememizce de, Bankanın kredi süreçlerinde iç mevzuatı ve genel bankacılık uygulamalarına göre kredi süreçlerinde izlediği yöntem ve banka yöneticileri ve çalışanlarının sorumluluk esaslarına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Kefillere icra takibi yapılıp yapılmadığı, ipoteğe başvurulup başvurulmadığı, kredi kanuni takipleri yeni bir YPK kararı ile durdurulup durdurulmadığı, krediler yapılandırılıp yapılandırılmadığı, kredi koşullarının sonradan değiştirilip değiştirilmediği, uzatma protokelleri yapıp yapmadıkları (yeni bir itfa planı yapılıp yapılmadığı), uzatma protokollerinde değeri eksilen teminatlara yeni teminatların eklenip eklenmediği,gemi ipotekleri ile ilgili garantör banka sıfatıyla davacı bankanın uğramış olduğu zarar nedeniyle rücu hakkını kullanıp kullanmadığı, kullanmadı ise neden, kullandı ise devralmış olduğu geri ipotekleriyle ilgili herhangi bir icra takibi yapılıp yapılmadığı gibi hususlarda bilirkişi raporuna itirazlar ... sürülmüş ise de; başlangıçtaki kredi önermeleri ve kredi tahsisinin bankanın kredi süreçlerinde iç mevzuatı ve genel bankacılık uygulamalarına aykırılık unsurunu ve dolayısıyla sorumluluk esasını kaldıracak nitelikte olamayacağı, ... sürülen bu hususların zarar miktarın sonradan azaltıp azaltmadığı açısından ise bu hususa ilişkin ispatın yerine getirilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Yabancı para üzerinden kredi verilmiş olup, oluşan ve bu nedenle davalıların sorumlu olduğu zarar miktarının da yabancı para üzerinden doğduğu anlaşılmıştır. Zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de; 2 yıllık zamanaşımının, eylemin öğrenildiği müfettişin 11.05.2001 tarihi ile dava tarihi olan 27.12.2002 tarihi arasında dolmamış olduğu anlaşılmış ve yerinde görülmemiştir. Dava tarihinden sonra tamamen ödenerek ve bu nedenle de buna ilişkin davaların konusuz kalmasına neden olan bu 15 firmaya verilen kredilerden davalıların -ödenmiş olması nedeniyle- davalıların sorumlu olmadıklarına ilişkin bilirkişi kurulu görüşü mahkememizce kabul edilmemiştir. Sorumluluk, kredilerin iç mevzuata ve genel bankacılık uygulamalarına göre izlemesi gereken kredi süreçlerine aykırılık ile doğmakta olup, sonradan kredinin tamamen ödeme yapılarak kapatılmış olması, bu ödemenin dava öncesi yapılması halinde dava şartından ret kararı, dava sırasında yapılmış olması halinde ise işin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesine neden olabilir. Davalıların sadece imzaları bulunan kredi açma, kredinin teminatlarını belirleme ve krediyi kullandırmaları eylemleri yönünden Bankanın cari mevzuatına uymadıkları ve genel bankacılık kredi uygulamalarına da aykırı iş ve eylemlerde bulundukları, imzaları/eylemleri bulunmayan krediler açısından ise bir sorumluluklarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Usulsüz verdiği kredilerden kaynaklanan zararın ortaya çıktığı an belirlenip, bu an itibariyle zararın hesaplanması uygun olacaktır. Söz konusu miktar kredinin tahsil edilemediği tarihtir. Aciz vesikası alınmamasının zararın talebine engel değildir. Haksız fiil sebebiyle banka yönetici ve çalışanlarına uygulanacak faizin de yasadan kaynaklanan faiz olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Her ne kadar kredi ilişkisi sebebiyle borçludan sözleşme ile kararlaştırılan faiz talep edilebilirse de, dava ile talep edilen zarara yönelik davalılar ile davacılar arasında ayrı bir faiz anlaşmasından söz edilebilmesi mümkün değildir. Bilirkişi Kurulu "Usulsüz kredi kullandırmadan dolayı sorumluluk altına giren kişilerin aynı zamanda içinde bulundukları özel koşulların, siyasi iradenin özellikle banka yönetimleri üzerinde oluşturduğu etkinin, çalışan durumunda bulunan ara kademe yöneticilerinin üzerlerindeki karar baskısının da dikkate alınması gerekmektedir. Yargıtay 4.Hukuk Dairesi bir kararında (Esas: 2017/4528, Karar: 2017/7861, T. 04.12.2017) %75 hakkaniyet indirimi yapan yerel mahkeme kararını onamıştır." şeklinde görüş beyan etmiştir. Ancak mahkememizce bu görüşe itibar edilmemiştir. Şöyle ki: Birincisi, Yüksek Planlama Kurulu'nun 03.04.1998 tarih ve 98/T-17 sayılı kararı, denizcilik sektörüne kredi VERİLMESİNİ öngörmektedir; yoksa bu kredilerin teminatsız, istihbarat yapılmadan, mali durumu olumsuz firmalara ve bankacılık teamüllerine aykırı olarak verilmesini öngörmemektedir. Davalıların sorumluluğu, YPK kararını uygulamalarından değil, bu uygulama sırasında bankacılık mevzuatına ve teamüllerine aykırı davranmalarından kaynaklanmaktadır. İkincisi, 2000-2001 ekonomik krizinin kredilerin tahsil edilememesindeki etkisi yadsınamaz ise de, bilirkişi kurulunun da 01.08.2022 tarihli ek raporda belirttiği üzere "ekonomik krizin varlığının kredilerin usulsüz kullandırılmasına etkisi bulunmamaktadır." Davalıların sorumluluğu, kredilerin KULLANDIRILMASI aşamasındaki usulsüzlüklerden kaynaklanmakta olup, kredilerin TAHSİL EDİLEMEMESİ aşamasındaki ekonomik koşullar bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Üçüncüsü, siyasi baskı ve üst yönetimin baskısı iddiaları somut delillerle ispat edilmiş değildir. Davalılar, hangi tarihte, kim tarafından, ne şekilde bir baskı yapıldığını somutlaştıramamışlardır. TBK m.30 vd. maddelerinde düzenlenen irade bozuklukları (hata, hile, korkutma) kapsamında kalacak bir olgu dosyaya yansımamıştır. Dördüncüsü, bilirkişi kurulunun atıf yaptığı Y. 4. HD kararındaki olayın somut koşulları ile eldeki davanın koşulları farklıdır. Her dava kendi somut koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenlerle hakkaniyet indirimi yapılmasına yer olmadığı sonucuna varılmıştır. ... terekesi, ... 7.AHM ... Tereke sayılı dosyası ile borçlu olarak kapatılmış ise de; terekeye girebilecek bir malvarlığının daha sonra ortaya çıkabilmesi nedeniyle hukuki menfaatin halen devam etmesi nedeniyle bu davalı hakkında da hüküm kurulmuştur. Davalı ... ... hakkında da dava açılmış ise de sorumluluğu tespit edilemediğinden bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ... vekili tarafından, yapılan tahsilatların faize mahsup edildiği, buna rağmen 31.12.2001 tarihinden itibaren ayrıca faiz yürütülmesinin faize faiz yasağını (3095 sayılı Kanun m.3, TBK m.388/3) ihlal ettiği ... sürülmüştür. Bu hususta; bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamalarda, tahsilatların öncelikle anapara borcuna mı yoksa faize mi mahsup edildiği, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında yabancı para borçlarına uygulanacak faiz hesabının nasıl yapıldığı detaylı olarak açıklanmıştır. Bilirkişi kurulu, faiz hesaplamalarında TCMB'nin USD için belirlediği azami mevduat faiz oranlarını esas almıştır. Yapılan hesaplamalarda, tahsilat tarihleri ve tutarları dikkate alınarak kalan anapara üzerinden faiz hesabı yapılmış olup, faize faiz uygulanması söz konusu değildir. Dava konusu tazminat alacağı, kredi sözleşmesinden doğan alacaktan bağımsız olarak, yöneticilerin kusurlu eylemlerinden kaynaklanan haksız fiil niteliğinde olup, bu alacağa 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince yabancı para alacaklarına uygulanan yasal faiz yürütülmesi hukuka uygundur. Davalı ... vekili tarafından, davacının sadece USD cinsinden talepte bulunduğu halde mahkemece CHF ve TL cinsinden de hüküm kurulmasının talep dışına çıkıldığı ... sürülse de davacı dava dilekçesinde toplam zararını USD olarak belirtmiş ise de, dava konusu kredilerin bir kısmı (özellikle ... Taşımacılık firmasına kullandırılan krediler) CHF ve TL cinsinden kullandırılmıştır. Davacı, dava dilekçesinde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu" belirtmiştir. Bilirkişi raporlarında, her bir kredinin kullandırıldığı para birimi cinsinden zarar hesabı yapılmıştır. Yabancı para cinsinden kullandırılan kredilerin, aynı para birimi cinsinden tazminata hükmedilmesi, 3095 sayılı Kanun m.4/a ve TBK m.99 hükümlerine uygundur. Bu nedenle talep dışına çıkılması söz konusu değildir.
Dava tarihinden sonra tamamen ödenerek konusuz kalan 15 firmaya verilen krediler hakkında: Bilirkişi kurulu, bu 15 firmaya kullandırılan krediler sebebiyle davalıların sorumluluğunun bulunmadığı görüşünü bildirmiştir. Ancak mahkememizce bu görüşe itibar edilmemiştir. 01.08.2022 tarihli ek rapordaki Birinci Tablo'dan görüldüğü üzere, bu 15 firmanın tamamı borcunu 27.12.2002 tarihli dava tarihinden SONRA ödemiştir. Örneğin en erken kapanan borç bile (... Denizcilik) 18.07.2006 tarihinde kapatılmıştır. En geç kapanan borç ise (... Denizcilik) 30.05.2014 tarihinde kapatılmıştır. Sorumluluk, kredilerin iç mevzuata ve genel bankacılık uygulamalarına göre izlemesi gereken kredi süreçlerine aykırılık ile doğmaktadır. Başlangıçtaki usulsüzlük, sonradan kredinin ödenmesi ile ortadan kalkmaz. Sonradan yapılan ödeme, zararın giderilmesine yol açar ve bu nedenle işin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı (KVYO) kararı verilmesini gerektirir. Dava tarihinde (27.12.2002) davacının bu 15 firmadan alacağı mevcut ve usulsüzlük sebebiyle davalıların sorumluluğu doğmuştu. Davanın açıldığı anda haklı olan taraf davacıdır. Bu nedenle konusuz kalan 15 firma ile ilgili davada yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Davalılar, 03.03.2000 tarih ve 2000/T-5 sayılı YPK kararı ile borç ertelemesi yapıldığını, Bakanlar Kurulu'nun 20.06.2001 tarihli kararı ile kredilerin yeniden yapılandırıldığını ve bu kararların uygulanması nedeniyle kredilerin tahsil edilemez hale geldiğini savunmuşlardır. Bu hususta; anılan YPK ve Bakanlar Kurulu kararları, dava konusu kredilerin KULLANDIRILMASINDAN SONRA alınmış olup, kredilerin TAHSİL sürecini düzenlemektedir. Bu kararlar, başlangıçtaki usulsüz kredi kullandırımını hukuka uygun hale getirmemektedir. Bilirkişi kurulunun da 01.08.2022 tarihli ek raporda belirttiği üzere "farklı krediler bakımından uygulamaların yapılması, söz konusu kredilerin usulsüz kullanımları yönünden farklı düşünmeyi gerektirmemektedir." Sonuç olarak, YPK ve Bakanlar Kurulu kararları, tahsil sürecindeki aksaklıkları açıklayabilir ise de, başlangıçtaki usulsüz kredi kullandırımından kaynaklanan sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır. Tüm bu nedenler sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkememizin 06/11/2025 tarihli celsesi kısa kararında kanun yolu istinaf olarak bildirilmiş ise de sehven hata yapıldığı anlaşılmakla maddi hata gerekçeli karar taraflara tebliğ edilmeden resen kanun yolu Yargıtay olarak tashih edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle; Mahkememizin 06/04/2023 tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı kararında direnilmesine; 1-a- ... A.Ş'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...; ... ... A.Ş'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...; ... Denizcilik A.Ş'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ...'den, ...; ... Ticaret A.Ş''ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...; ... Gemicilik ve Tankercilik A.Ş, 'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...; ... Denizcilik Tic. A.Ş,'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...; ... Gemi İşletmeciliği ve Tic. A.Ş'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...; ... Denizcilik Tic. Ltd. Şti''ye verilen kredi nedeniyle 'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...; ... Denizcilik Petrol ürünleri Paz. Nak. ve San. Tic. A.Ş'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ...; ... Denizcilik İnş. San. Tic. A.Ş'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...; ... Gemi İşletmeleri Turz. İşl. Ltd. Şti'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...; ... Den. Ltd. Şti.'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ...; ... Gemi inş, San. Tic. A.Ş,'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ..., ...; ... Tic. San. Tic. A.Ş.'ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ..., ..., ...; ... Denizcilik A.Ş ye verilen kredi nedeniyle Davalılar ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a açılan davaların konusuz kalması nedeniyle bu davalar hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, b- Bu denizcilik şirketleri açısından her bir şirkete kullandırılan kredide diğer davalılar müştereken sorumlu olduğu iddiasıyla dava da açılmış olmakla belirtilen şirketlere ilişkin kullandırılan kredilerden dolayı kabul kararı verilmeyen diğer davalılar hakkında açılan tazminat davaların esastan reddine,
2- a-... Denizcilik Nakliyat Ltd. Şti ile ilgili kredi işlemi nedeniyle açılan tazminat davasında 4.693.192,21 USD'nin Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'dan -taleple bağlı kalınarak- 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... Deniz işl. San. A.Ş ile ilgili kredi işlemi nedeniyle açılan tazminat davasında 3.139.152,87 USD'nin Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'dan -taleple bağlı kalınarak- 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... akaryakıt Nak. Tic. Mtd. Şti ile ilgili kredi işlemi nedeniyle açılan tazminat davasında 4.855.909,16 USD'nin Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'dan-taleple bağlı kalınarak- 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ...Ltd. Şti ile ilgili kredi işlemi nedeniyle açılan tazminat davasında 1.835.282,80 USD'nin Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'dan -taleple bağlı kalınarak- 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... Deniz İşl. San. A.Ş ile ilgili kredi işlemi nedeniyle açılan tazminat davasında 3.192.393,59 USD'nin Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'dan -taleple bağlı kalınarak- 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... Taşımacılık İnş. Taah. Ltd. Şti ilgili kredi işlemi nedeniyle açılan tazminat davasında 1.187.239,22 USD, 9.802.405,37 CHF ve 863.957,67 TL'nin Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'dan -taleple bağlı kalınarak- 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD alacak için USD ile açılmış CHF için CHF ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında TL alacak için 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... Denizcilik A.Ş ilgili kredi işlemi nedeniyle açılan tazminat davasında 7.986.993,07 USD'nin 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ...'dan -taleple bağlı kalınarak- 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmışbir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... Denizcilik Ambalaj San. ve Tic. Ltd. Şti ilgili kredi işlemi nedeniyle açılan tazminat davasında 1.229.958,69 USD'nin 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile Davalılar ..., ..., ...'dan -taleple bağlı kalınarak- 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmışbir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... Tur. İnş. A.Ş ilgili kredi işlemi nedeniyle açılan tazminat davasında 207.942,78 USD'nin 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile Davalılar ..., ..., ..., ...'dan -taleple bağlı kalınarak- 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmışbir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ... A.Ş açısından açılan tazminat davasında 3.500.000 USD'nin -taleple bağlı kalınarak- 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile Davalılar ...,..., ..., ..., ..., ..., ... ...,..., ...'dan -taleple bağlı kalınarak- 31.12.2001 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b- Bu denizcilik şirketleri açısından her bir şirkete kullandırılan kredide diğer davalılar müştereken sorumlu olduğu iddiasıyla dava da açılmış olmakla belirtilen şirketlere ilişkin kullandırılan kredilerden dolayı kabul kararı verilmeyen diğer davalılar hakkında açılan tazminat davaların esastan reddine, 3-Davalı ... ... hakkındaki davanın REDDİNE, 4-Davacı taraf dava tarihinde harçtan muaf olduğu, dosya kapsamında ödeme makbuzu bulunmadığı anlaşılmakla peşin harç+başvuru harcı mahsubu ve davacıya iadesi yönünde hüküm kurmaya yer olmadığına, 5-Kısmen kabul(+KVYO) kararı verilen davalılar yönünden; a-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 8.941.258,08-TL ilam harcının aşağıda yazılı davalılardan -her bir davalı aleyhine kabul kararı verilen miktarlar da gözetilerek- müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, (dosya 2002 yılında açılmış olup dosya kapsamında ve Uyap sisteminde peşin harç ödeme makbuzu bulunamadığı, davacının dava tarihi itibariyle harçtan muaf olduğu anlaşılmakla harç mahsup işlemi yapılmamıştır)
-Davalı ... yönünden 4.128.869,54-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 8.941.258,08-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 8.941.258,08-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 8.456.862,35-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 8.224.793,81-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 4.875.076,73-TL'sine kadar, -Davalı ... ... yönünden 8.603.417,52-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 8.603.417,52-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 8.603.417,52-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 7.702.927,50-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 4.812.388,54-TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla b-Davacı T. ...A.Ş. kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 2.364.923,74-TL vekalet ücretinin aşağıda yazılı davalılardan -sorumlulukları oranında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, -Davalı ... yönünden 1.660.431,20-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 2.364.923,74-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 2.364.923,74-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 2.294.012,35-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 2.260.039,50-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 1.769.669,56-TL'sine kadar, -Davalı ... ... yönünden 2.315.466,77-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 2.183.642,73-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 2.315.466,77-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 2.315.466,77-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 1.760.492,54-TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla, c-Bir kısım davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre hesaplanan 569.045,61-TL vekalet ücretinin davacı T. ...A.Ş. tarafından tahsili ile davalılardan ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... tarafına verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 135.047,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre (kk+kvyo toplamı) takdiren oranlayarak 131.081,25-TL'nin aşağıda yazılı davalılardan -sorumlulukları oranında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, -Davalı ... yönünden 60.530,34-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 131.081,25-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 131.081,25-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 123.979,88-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 120.577,69-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 71.469,94-TL'sine kadar, -Davalı ... ... yönünden 126.128,42-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 126.128,42-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 126.128,42-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 112.926,99-TL'sine kadar, -Davalı ... yönünden 70.550,91-TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla 7-Davalılar tarafından yapılan aşağıda yazılı yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak a-Davalılardan ..., ..., ... tarafından yapılan 5.793,30-TL yargılama giderinden 3.118,53-TL'sinin b-Davalılardan ... tarafından yapılan 76,00-TL yargılama giderinden 6,09-TL'sinin c-Davalılardan ... tarafından yapılan 810,50-TL yargılama giderinden 382,13-TL'sinin d-Davalılardan ... ... tarafından yapılan 48,00-TL yargılama giderinden 1,81-TL'sinin e-Davalılardan ..., ..., ... tarafından yapılan 118,50-TL yargılama giderinden 4,47-TL'sinin f-Davalılardan ... tarafından yapılan 72,00-TL yargılama giderinden 33,24-TL'sinin davacıdan tahsili ile ilgili davalılara verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/11/2025
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır