İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/5 E. 2025/782 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/5
Karar No
2025/782
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/5 Esas KARAR NO : 2025/782 Bakırköy .... İcra Dairesi : ...

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/09/2022 KARAR TARİHİ : 23/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacının davalı ile ortak olarak ... isimli işyerini işlettiğini, her ne kadar ortak olmuş iseler de davalının vergi dairesine ve borçları olması nedeniyle resmiyette marketin davacı adına açıldığını, tarafların ortaklığının 2008 yılında başladığını, 2009 yılı ortasında sona erdiğini, davacının 2009 yılı Mayıs-Haziran gibi ortalıktan ayrılarak 18/06/2009 tarihinde ... Şti' nde temizlik işçisi olarak çalışmaya başladığını, davacının davalı ile ortaklığın sona ermesinden sonra herhangi bir şekilde hukuki, ticari ilişkisinin olmadığını, ortaklığın devam ettiği sırada davalının davacıya İstanbul'a giderek market için alışveriş yapacağını belirterek, bunun için kullanacağını belirterek 5-6 adet boş senedi imzalayarak kaşelemesini ve kendisine vermesini istediğini, ortaklık için kullanılacağını düşünerek senetlerini imzaladığını ve davalıya teslim ettiğini, davacının şifahen hakkında takip başlatıldığını öğrendiğini, bahsi geçen senetlerin takibe konu edildiğini, davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, bahse konu senetlerde düzenleme tarihi olarak belirtilen 20/03/2020 tarihinde davacının davalı ile bir araya gelerek senet imzalamadığını belirterek, davacının Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti, takibin iptali ve davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, ancak katıldığı duruşmada davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takipten dolayı davacının senedi hile ile davalı adına düzenleyip düzenlemediği, senedin sonradan davalı tarafından doldurulup doldurulmadığı, senetten dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti ile tazminat talebinden ibarettir. Mahkememizden verilen 28/05/2024 tarih ve ... Esas .. sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 05/12/2024 tarih ve ... Esas .... Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görüldü. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememize 07/08/2025 tarihinde Grafolog bilirkişi tarafından ibraz edilen bilirkişi raporunda özetle, İnceleme konusunu oluşturan senet aslında bulunan 2 adet borçlu imzasının birbiri arasında uyumlu olup aynı el tarafından atıldıkları, imzaların cihazlarla alınan görüntülerine istinaden baskı-fulaj izi verdikleri yani ıslak imza olarak atıldıkları, Davacının imza örneklerinin birbiri ile uyumlu oldukları değerlendirilmiş davacıya ait bütün imzalar incelenmiş, inceleme konusu oluşturan senet aslında bulunan 2 adet borçlu imzası ile davacıya ait örnek imzaların mukayeselerinde imzaların dairesel başlangıç şeklinin kendisinden sonra gelen basık tarzı şeklin üst kısmından geçerek dışarı taşması, imzalardaki uuu formundaki ara grama örgüsü ile son kısmındaki bombeli dönüş şekli ihtiva eden yapısı ve imza son kısmına bırakılan nokta şekli yönünden benzer oldukları ve davacı tarafından atıldıkları, ayrıca senet aslında atılı imzalar ile yazıları farklı tonda röfle veren farklı kalemler ile atıldıkları ve yazıldıkları değerlendirilmekle, inceleme konusu 20/03/2020 düzenleme tarihli, 20/05/2021 hulülü vade tarihli, 25.000 Euro bedelli senet aslı ön yüzde yer alan borçlu imzaları ile, davacıya ait medarı tatbik örnek imzaların göstermiş oldukları, işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından dosyada mevcut mukayese belgelerine kıyasen benzer yapı ve görünümde imzalar olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır. Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 779/1). Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Kambiyo senetlerine dayalı davada ise ispat yükü davacı borçludadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. 6100 Sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 Sayılı YİBK ). Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK'nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-821 E. 2019/58 K. ) Sebepten mücerret olan kambiyo senetlerinde borçlu, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamadığı için kambiyo yükleniminden kaynaklanan borcunu ödemekten kaçınma hakkı olduğunu (bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası) ileri sürebilir. Bir kambiyo senedinin temel alacağı geçersizse, ya da sona ermişse, o kambiyo senedi bedelsiz - karşılıksız demektir. Bu durum diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Bedelsizlik iddiası Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesi anlamında bir “doğrudan doğruya defi”, kişisel defidir. Burada, kambiyo senedinden doğan kambiyo ilişkisi dışındaki nedenlere (temel borç ilişkisine) dayanılmaktadır. Bedelsizlik, bir kişisel defi olduğundan keşideci tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. (TTK, m. 687, 659.1, 825, I). Çünkü Keşidecinin sadece lehtarla arasında bir temel borç ilişkisi vardır. Fakat borçlu, senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak koşuluyla hamile karşı da bedelsizlik def ini ileri sürebilir. Dava konusu somut olayda, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan Bakırköy .... İcra Dairesinin ... esas sayılı takipten dolayı davacının senedi hile ile davalı adına düzenlendiği, senedin sonradan doldurulduğu ve senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığı iddiasıyla eldeki menfi tespit davası ikame edilmiş ise de, dava dilekçesinde davacının, dava dilekçesindeki anlatımlarının hem senedin sonradan aleyhe doldurulduğu hem senedin tarafınca imzalanmadığı sonucu doğurduğundan bahisle öncelikle mahkememizce takibe konu senedin tarafınca imzalanmadığı beyanı doğrultusunda yapılan imza incelemesi bilirkişi tarafından yapılmış olup dava konusu senetteki imzanın davacıya ait olduğu tespit edilmiştir. Yine sonradan doldurulduğuna dair iddialarına yönelik öncelikle yukarıda açıklanan hukuki gerekçeler ile bu hususta ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, bu durumda davacının, senet metninde geçen ''nakten'' şeklinde geçen bedel kaydının ve bononun sadece imza atılarak açık bono şeklinde düzenlenmesinin olanaklı olduğu göz önüne alınarak bono metninin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının davacı tarafça usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği sabit olduğundan, davacının bu doğrultuda iddialarının ispata muhtaç kaldığı anlaşılmış ve davanın reddine ile davacı lehine tedbir kararı verilmediğinden tazminat talebinin de reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 7.941,75-TL harcın mahsubuyla fazlaca yatırılan 7.326,35-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-AAÜT gereğince hesap edilen 73.756,22-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/09/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/5, K. 2025/782, T. 23.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-5-e-2025-782-k-d3eab7a651b3