İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/465 E. 2026/59 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/465
- Karar No
- 2026/59
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/465 Esas KARAR NO : 2026/59
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/05/2025 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23.01.2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında, davalı şirkete iş yeri hekimliği hizmeti verilmesi şeklinde ticâri ilişki bulunduğunu, bu ticâri ilişki gereği, davalı tarafça davacı şirketten talep edilen tüm hizmetler, davalı şirkete, tam ve eksiksiz olarak verildiğini, şirketin davalı şirketten olan alacağını tahsil edememesi üzerine icra takibi açıldığını ancak davalı tarafça, haksız tutum devam ettirilerek, tüm borç ve fer’ilere itiraz edildiğini, davalı tarafın, işbu davaya konu borcu ödememesinin gerekçesi; aldığı hizmetin eksik ya da ayıplı olması değil, davalı şirketin irtibatta olduğu/hizmet verdiği diğer bir şirketin işbu davaya konu alacağı ödemeyi kabul etmemesi olduğunu, kendi iç anlaşmazlıkları nedeni ile davacı şirket, alacağını alamadığını ve zarara uğradığını, arabuluculuk aşamasından da sonuç alınamadığını, gerçek dışı iddiâsı, hukuki dayanaktan yoksun, sadece, icra takibini durdurma amaçlı olduğunu, davalı tarafın kötü niyeti nedeniyle, işbu davanın açılması mecbûriyeti doğduğunu, bu nedenlerle davalı tarafın Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ... Esas dosyasına yapmış olduğu haksız itirazının iptaline ve icra takibinin tüm fer’ileri ile birlikte devamına, İİK. 68/son maddesi uyarınca %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap Dilekçesi: Davalı tarafından usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap verilmemiş, duruşmalara da iştirak edilmemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava, fatura alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce tarafların bağlı bulundukları İlgili Vergi Dairelerine müzekkereler yazılmış, uyuşmazlık konusu yıllara ait BA-BS formları celp edilerek delil olarak toplanmıştır. 3-Mahkememizce res'en seçilen SMM bilirkişi raporunda özetle; ''a) Defter Usul İnceleme: Davacıya ait ticari defterlerin usulüne uygun şekilde tutulduğu ve kayıtların birbirini doğruladığı, Davacı Alacak Bakiyesi: Davalı adına düzenlenen toplam 106.920,00 TL tutarındaki 7 adet faturanın, davacı ticari defterlerinde eksiksiz biçimde yer aldığı ve bu faturaları tamamen veya kısmen ortadan kaldıran herhangi bir ödeme veya mahsup kaydının bulunmadığı, Hizmetin fiilen verildiğine ilişkin belgelerin (İSG defteri, muayene raporları, reçeteler, sözleşmeler vb.) mali inceleme açısından yeterli ve tutarlı olduğu, Davalı tarafından borcu sona erdirici mahiyette muhasebe kaydı veya ödeme belgesi sunulmadığı, Faiz Hesaplaması: Sayın Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; faturaların üzerinde “faturanın kesim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödenmelidir.” Şeklinde yazılmış olup 106.920 TL Asıl alacak için 24.935,16 TL temerrüt faizi hesaplanmıştır. (Talep edilen 27.221,83 TL'dir), ''şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir. 5-Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden incelenmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; taraflar arasında iş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunulmasına dair anlaşma olduğunu, davalıya bu kapsamda hizmet verilmesine rağmen davalının borcunu ödemediğini, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise usulüne uygun tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 ve 2025 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının 106.920,00 TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu hizmet sözleşmesindeki hizmeti yerine getirdiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Davacı tarafından bu kapsamda taraflar arasındaki iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin hizmet sözleşmesinin bakanlık onaylı suretlerinin sunulduğu, davacı tarafından davalının şantiyesinde yapılan hizmetlere ilişkin raporların dosya arasına sunulduğu, yapılan incelemelere ilişkin raporların ve iş yeri hekimi tarafından düzenlenen belge ve reçetelerin sunulduğu anlaşılmakta olup davacının bu suretle faturalara konu verdiği hizmeti ifa ettiğini de ispat ettiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların e-fatura olduğu ve sistem üzerinden davalıya tebliğ edildiği buna karşılık davalı tarafından ilgili faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, davacı tarafından ilgili faturalara konu sözleşmenin ve yapılan işlere ilişkin belgelerin de dosya arasına sunulduğu bu suretle hizmetin ifasının da ispatlandığı, davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 106.920,00-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının hizmeitni ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise .. Esas ve ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir." Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 106.920,00-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 106.920,00-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden de itirazın iptali talep edilmiş ise de takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı bu sebeple takipten önce işlemiş faiz talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından ticari temerrüt faizi talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı talep edebileceği anlaşılmakla 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 21.384,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, -Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 106.920,00-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 21.384,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 7.303,70-TL harçtan peşin alınan 1.620,10-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 5.683,60-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 3.666,51-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafça yatırılan 1.620,10-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.235,50-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 8.870,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 7.069,98-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 27.221,83-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/01/2026
Katip ... E¸
Hakim ... E¸