İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/434 E. 2026/243 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/434
Karar No
2026/243
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/434 Esas - 2026/243 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/434 Esas KARAR NO : 2026/243

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/06/2025 KARAR TARİHİ : 14/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları: ... numaralı faturadan kaynaklanan alacaklarının tahsili amacıyla Kaynarca İcra Dairesi 2025/388 Esas sayılı icra dosyası ile icra takibine geçildiği, davalı borçlu tarafından haksız bir şekilde borca itiraz edildiği, davalı tarafça yasal süresi içerisinde faturalara itiraz edilmediği, ürünlerin davalıya teslim edildiği, takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi ileri sürülmüştür. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü savunmalar: Talep edilen borcun bulunmadığı, faizin fahiş olduğu, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı ileri sürülerek davanın usulden ve esastan reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinde bulunulmuştur. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Dava, fatura ilişkisinden kaynaklanan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Taraflar arasında ticari ilişkinin olup olmadığı, Kaynarca İcra Dairesi 2025/388 Esas sayılı takip dosyası kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının itirazının haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği, davanın reddi halinde davalının kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşıldı. Kaynarca İcra Dairesi 2025/388 sayılı dosyası incelendiğinde, davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, 32.000,00 TL asıl alacak üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin "10/04/2025 tarihli TOPLAM ASIL ALACAK 32.000,00 TL" şeklinde olduğu, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya tarihinde tebliğ edildiği, süresinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşıldı. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının sağlandığı görüldü. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı HMK'nın 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda; Davacı taraf, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, dava konusu alacağın düzenlenen faturadan kaynaklandığını belirtmiştir. Davalı taraf borcunun bulunmadığını ileri sürmüştür. Davacı tarafın süresi içerisinde ticari defterlerin bulunduğu yer adresini bildirdiği, ancak davalı taraf, adına tebliğ edilen muhtırada (04.03.2026 tarihli) belirtilen sürede ticari defterlerini ibraz etmediği ve bunların bulunduğu yer adresini bildirmediği tespit edilmiştir. Mahkememizin 23.12.2025 tarihli celsesinde davacının ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Davacının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi ... sunduğu 24.03.2026 tarihli raporda davacının ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğunu, davacının ticari defter kayıtlarında davalıdan 32.000,00 TL alacaklı olduğunu, faturaların tarafların BA ve BS kayıtların yer aldığını belirtmiştir. Alınan rapor taraflara tebliğ edilmiş ve rapora itiraz edilmemiştir. Dosya kapsamı ve hükme elverişli görülen 24.03.2026 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak; davalı taraf süresi içerisinde ticarini ibraz etmemesi nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 222/3.maddesi gereği davacının delil olma vasfına haiz ticari defter kayıtlarına itibar etmek gerekmiştir. Davacının ticari defter kayıtlarına, faturaların tarafların BA ve BS formunda yer almasına ve sunulan delillere göre taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmıştır. Davaya konu faturaya 6102 sayılı yasanın 21.maddesine göre 8 gün içerisinde itiraz edilmediği tespit edildiğinden taraflar arasında takibe konu faturalara esas hizmetin gerçekleştiği kabul edilmiştir. Davacının delil olma vasfına sahip ticari deterlerin incelenmesi ile davalıdan 32.000,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça bu faturalara karşı makbuz ya da ödeme belgesi sunulmadığı gibi, faturaların içeriğine yönelik somut bir itiraz da ileri sürülmemiştir. Takibe yapılan itirazın yerinde olmadığı sonucuna varılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. Kabul edilen alacak likit olduğundan kabul edilen alacak miktarının üzerinden yüzde 20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir. HÜKÜM. Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Kaynarca İcra Dairesi 2025/388 Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin aynen devamına, 2-Asıl alacak miktarı olan 32.000,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 2.185,92 -TL harçtan başlangıçta yatırılan TL'nin mahsubu ile 1.570,52 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T. göre hesaplanan 32.000,00 -TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç, 9.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 463,50 -TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 10.694,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, , 6-Arabuluculuk dosyasında Hazine tarafından karşılanan 4.600,00 -TL ücretin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı tarafın yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/04/2026

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/434, K. 2026/243, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-434-e-2026-243-k-17dc3953eea4