İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/440 E. 2026/351 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/440
Karar No
2026/351
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/440 Esas KARAR NO : 2026/351

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/06/2025 KARAR TARİHİ : 14/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Müvekkil şirket, otomatik kapı imalatı, montajı ve satımı alanlarında faaliyet göstermekte olup davalı şirkete ürün satışı yaptığını, malları teslim ettiğini, hizmet verdiğini ve faturalandırdığını, Davalı şirkete de hizmet vermiş olup hizmet karşılığında14.02.2025 Tarihli ... nolu 5.400-TL bedelli, 14.02.2025 Tarihli ... nolu 45.000-TL bedelli,06.03.2025 Tarihli ...nolu 11.400-TL bedelli,06.03.2025 Tarihli ... nolu 30.000-TL bedelli,14.04.2025 Tarihli ...nolu 11.040-TL bedelli,14.04.2025 Tarihli ... Nolu 3.000-TL bedelli faturalar düzenlendirdiğini, davalı tarafından faturalara karşı gerek yasal süre içerisinde gerekse yasal süreden sonra herhangi bir itirazda bulunulmadığını ve 20.03.2025 tarihinde 40.000-TL ödeme yapıldığını, davalının zaman kazanmaya çalışarak ödeme yapmadığını, müvekkil şirket davalı şirket aleyhinde icra takibi başlattığını, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, borçlu şirketin ödeme emrine itiraz ettiğini bu nedenle icra takibinin durdurulduğunu, davalının müvekkile 65.840,00-TL borçlu olduğunu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesini, davalının icra itirazının iptalini ve takibin devamının, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesinin, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; davacı tarafından sunulan iddialara karşı söz konusu faturalara konu işin davalı müvekkil için yapmış olduğunun tek başına faturalarla ispatının mümkün olmadığını, taraflarınca yapılan teklifin ve davalı müvekkil şirketçe verilen teklif onayının ve servis formlarının ıslak imzalı asıl suretlerinin davalı müvekkile iletilmesini, dava dosyasına sunulması gerekliliğini, gerektiği hususlarının altını çizmekle davacı yanca ilk olarak takip dosyasına ve akabinde açılan davaya sadece faturaların sunulduğunu ifade ettiğini, faturanın tek başına hizmetin verildiğini ispatlamaya yeterli olmadığını, Akdi ilişkiyi ve hizmet verdiğini ispat yükü davacı tarafta olduğunu, başlattığı takibin ve açtığı davanın ekine eklediği faturaların davacı yanın müvekkil şirket ile arasındaki anlaşmaya istinaden hizmet gördüğünü ve ispat edemeyeceğini, faturanın malın verildiğini yahut hizmetin görüldüğünü tek başına ispatlamayacağını, sözü edilen ödemeye davacı yanca hak kazanılabilmesi için davacı yanın işe ilişkin teklifinin ve tarafımızın teklif onayının ibrazı ve servis formlarının ıslak imzalı asıl suretleri gerektiğini, gerek açılan takip ve gerek açılan davada davacı yanın işe ilişkin teklifi ve tarafımızın teklif onayı ile ıslak imzalı servis formaları bulunmadığını, sözü edilen belgelerin davacı ile müvekkil şirket arasındaki akdi ilişkiyi gösterebilecek argümanlar olup işbu belgelerin ibrazı olmaksızın davacı yana ödeme yapılabilmesi söz konusu olmayacağını, davacının davalıya iletmiş olduğu bir teklif formu ve davalının tarafınca işbu teklife istinaden oluşturulmuş bir onay formunun davacı tarafça gerek tarafımıza gerek icra dosyasına sunulmamış olması hasebiyle ve yine ıslak imzalı servis formu da olmaması sebebiyle davacı ile müvekkil şirket arasında var olan mevcut bir akdi ilişkiden bahsetmek olanaksız olacağından fatura mucibince doğan bir alacaktan da söz edilemeyeceğini, açıklanan sebeplerle davacı tarafın salt faturalara ilişkin sözde alacak iddiasının yetersiz olduğunu, salt faturanın bildirilmesi alacak hakkının olmadığını, faturayı düzenleyen tacir aradaki ilişkiyi ve malın teslimini de kanıtlaması gerektiğini, bu hususlara dayanarak davanın reddinin,%20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatını, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde olmasını arz ve talep etmiştir. Dava, cari hesap ilişkisinden ve faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.

Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır.

İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 66.588,06-TL asıl alacak 5.362,53-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 71.950,59-TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya . 17/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 20/05/2025 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişinin düzenlediği 10/02/2026 tarihli 8 sayfadan ibaret raporunda özetle; Taraf Defterlerinin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı, Onayların Bulunup Bulunulmadığı, Yönünden Değerlendirme; Davacının İbraz edilen diğer ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut tespitlere göre davacının ibraz edilen ticari defterlerinin delil olarak değerlendirilmesi hakkında nihai karar sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Davalı taraf ise ticari defterleri ocak dönemi, şubat dönemi ve mart dönemi e-defterler flash bellek içinde ibraz edilmemiştir. Nisan, mayıs haziran dönemi e-defterler flash bellek içinde ibraz edildiği, ibraz edilen ticari defterler kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut tespitlere göre davalının ibraz edilen ticari defterlerinin delil olarak değerlendirilmesi hakkında nihai karar sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Faturaların Taraf Defterlerinde Yer Alıp Almadığı Yönünden Değerlendirme; Davacının ibraz edilen ticari defterine göre; davacı tarafından davalı adına tanzim edilen ve icra ve dava konusu yapılan faturaların davacı ticari defterlerinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu, icra ve dava konusu yapılan fatura tutarlarında dolayı icra takip tarihi itibariyle davalıdan 65.840,00 .-TL alacağı olduğunun tespit edildiği, Faturanın Davalıya Tebliğ Edilip Edilmediği, Fatura İçeriği Hizmet Veya Malın Davalı Tarafça Alınıp Alınmadığı, İcra ve dava konusu yapılan faturaların biçimsel yapısı incelendiğinde icra ve dava konusu faturaların e- fatura olduğu, e- fatura kullanıcılarının 213 sayılı VUK tebliğ hükümleri çerçevesinde fatura uygulamasına dâhil olan mükelleflerin, elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan diğer mükellefler tarafından gönderilen elektronik faturaları e-belge portalı üzerinden almaları zorunlu olduğu, bu durumda davacı tarafından icra ve dava konusu yapılan e-faturaların davalı tarafından tebliğ alındığı, alınan e -faturalara yasal süresi içinde herhangi bir itiraz gelmediği, yasal süresi içinde dava ve icra konusu faturalar itiraz etmediğine göre icra konu faturaların davalı tarafından kabul edildiğine karine getirmek gerektiği, Davalı taraf davacı tarafından tanzim edilen faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediği gibi faturalarda yazılı malları/ hizmetleri teslim almadığı yönünde yasal süresi içinde herhangi bir itirazı da olmadığı, Dava dosyasında bu yönde herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediği, fatura içerikleri yasal süresi içinde itiraz edilmediğine göre fatura içeriklerinin davalı tarafından kabul edildiğini karine getirildiği, Takip Tarihi İtibariyle Davacının Alacağının Bulunup Bulunmadığı Var İse Miktarının Tespiti Yönünden Değerlendirme; Davacının İstanbul ... İcra dairesinin ...dosya numarası ile davalı aleyhine yaptığı icra takip tarihi itibariyle davalıdan 40.015,43.-TL alacağı olduğu değerlendirildiği, bu alacağa davalının ödeme tarihi olan 28.06.2025 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı uygulanması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu ve bu anlamda cari hesap borç ilişkisinin oluştuğu, davacının bu cari hesap alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, davacının alacağına dayanak olan faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturaya itiraz olmadığı, davaya konu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, dolayısıyla davacının bu faturaya ilişkin işin yapıldığının kabulü gerektiği, aksini yazılı delil veya kesin delil ile ispat edebileceği, taraf defterleri arasındaki borç farkının bulunmadığı, davacının davasını tüm bu açıklamalarla ispatladığının kabulü gerektiği, icra takibinden sonra davalı tarafından yapılan ödemenin ise hükmün infazı sırasında icra dairesi tarafından hükmün infazı sırasında nazara alınmasına, davacı yalnızca asıl alaca yönünden itirazın iptali talep ettiği anlaşılmakla davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının asıl alacak yönünden iptaline, takibin 65.840,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, -Davalı tarafından icra takibinden sonra yapılan 30.000,00 TL ödemenin hükmün infazı aşamasında dikkate alınmasına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan 13.168,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Karar ve ilam harcı 4.497,63-TL nin peşin alınan 764,64-TL den düşümü ile kalan 3.732,89-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.380,04-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 7.125,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/440, K. 2026/351, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-440-e-2026-351-k-4bdb9663b7be