İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/426 E. 2026/376 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/426
- Karar No
- 2026/376
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/426 Esas KARAR NO : 2026/376
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/05/2025 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 YAZIM TARİHİ : 04/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde; müvekkili şirket tarafından gönderilen ürünlerin davalıya ulaşmış, 27/12/2024 tarihli ..... no.lu fatura kesilmiş, davalı itiraz etmemiş, fatura onaylanmış ve faturaya ilişkin bedel ödenmesi gerekirken bugüne kadar taraflarına herhangi bir ödeme yapılmamış olduğu, davalı ile defalarca iletişime geçilmiş ve her seferinde ödeyeceğini söyleyerek sürekli ileri bir ödeme tarihi istemiş olduklarını, ödeme yapmaması üzerine davalı hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ..... E. sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 275.952,90 TL asıl alacak ve 22.858,10 TL işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapılmış; davalı 28/03/2025 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurmuş olduğu, davalı, borca itiraz etmiş, ancak icra takip dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmemiş ve ödeme belgesi de sunmamış olduğunu, bu nedenlerle uygun görülecek teminat karşılığında davalı üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden devamına, borçlunun takip konusu borcu, işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının iddia ettiği gibi ürün gönderildiği ve teslim edildiği iddiası gerçeği yansıtmamakta olduğu, davacı taraf müvekkili şirketin kestiği faturaya itiraz etmediği için alacaklarının sabit olduğunu iddia etmekte olduğunu, fatura içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu anlamı doğmakta, Faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını gelmeyeceği, uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun, eğer fatura konusu mal ise de teslim edilmiş olduğunun kanıtlanması gerektiğini, satış sözleşmelerinde ise malın teslim edildiği, teslim makbuzu, sevk irsaliyesi, irsaliyeli fatura ile ispat edildiği, bu belgelerin imzalı ve imzaların, alıcıya veya alıcının çalışanına ait olması gerektiğini, imzanın alıcı veya çalışanı yanında, başka biçimde teslim almaya yetkili sayılabilecek kişiye ait olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini, uygulamada, bu belgelere, sadece kime ait olduğu anlaşılamayan imza atıldığına veya sadece ismin yazıldığına sıklıkla rastlanılmakta olduğu, bu durum alacaklının aleyhine olup malın teslim edildiğine ilişkin ispat külfeti davacı/alacaklıya ait olmakta olduğu, bu nedenlerle, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddi ile kötü niyetli davacının % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
ARAŞTIRMA; 1-Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır. 2-Kartal Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 12/05/2025 Tarih, .... Sayılı yazısı ile; davacı şirketin karşılaştırmalı alış-satış analiz listesi getirtilmiştir. 3-Bakırköy .... İcra Dairesi'nin 15/05/2025 Tarih, ..... Esas sayılı yazısı ile; ilgili dosyası uyap sistemi üzerinden getirtilmiştir. 4-Davutpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 23/09/2025 Tarih, ...... Sayılı yazısı ile; davalı şirketin BA-BS formları getirtilmiştir. 09/02/2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda; 1-) Davacının 2024 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu, 2025 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 2-) Davalının 2024 yılına ait Ticari defterlerinin, envanter defteri incelemeye sunulmadığından 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olup olmadığı tespit edilememiş olduğu, 2025 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 3-) Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 25/03/2025 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 275.643,34 TL Alacaklı oldukları, 4-) Davalı yanın incelenen ticari defterlerinde, 27.12.2024 tarihi itibariyle, davalının davacı yana 275.643,34 TL Borçlu oldukları, 31.12.2024 tarihinde Ortaklar hesabına virman yapılarak davacı cari hesabının kapatılmış olduğu, sunulu cari hesap ekstresine göre, 01.10.2025 tarihinde düzeltme kaydı yapılıp davacı lehine tekrar alacak kaydı yapılmış olduğu, dolayısıyla, davalı ticari defterlerine göre, icra takip tarihi olan 25/03/2025 tarihi itibariyle, davalının davacı yana 275.643,34 TL Borçlu oldukları değerlendirilmiş olduğu, 5-) Davalı tarafından Davacı yana KDV Dahil Toplam Tutarı 457.897,13 TL olan 2 Adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu, Davacı ..... bank Hesabından Davalı .... Bankası hesabına 04.11.2024 tarihinde 457.587,57 TL Banka ödemesi yapılmış olduğu, Davacı tarafından Davalı yana 27.12.2024 tarihinde KDV Hariç toplam tutarı 229.960,75 TL, KDV Dahil Tutarı 275.952,90 TL olan 1 Adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu, tarafların 2024 yılı 12.ay BA BS Bildirimleri arasında fark olmadığı, Davacı alacağının kaynağı 27.12.2024 tarihli KDV Hariç toplam tutarı 229.960,75 TL, KDV Dahil Tutarı 275.952,90 TL olan 1 Adet E-Faturanın Davacı BS, Davalı BA Bildirimlerinde olduğu tespit edilmiş olduğu, Davacının davalıdan (-457.897,13 TL+457.587,57 TL+275.952,90 TL) 275.643,34 TL Alacaklı oldukları tespit edilmiş olduğu, 6-) Davacı yan tarafından dava dilekçesi ekinde 2 .... yazışmasının sunulmuş olduğu, 2 farklı telefon numarasından yazışma olduğu, 24 Aralık ve 20 Şubat tarihlerinde ...... isimli şahsa ödeme sorulmuş olduğu, cevap görülmediği, başka bir telefon numarasından 14 Ocak’ta Cuma günü ödemeniz yapılacaktır. Olarak yazılmış olduğu görülmekte olduğu, ancak tutarın görülmemiş olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 7-) Davacı yan 25/03/2025 tarihli icra takibinde 275.952,90 TL Alacağına 22.858,10 TL işlemiş Faiz talep etmiş olduğu, ancak taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmeye ve davalı tarafı temerrüde düşürecek ihtarnameye dosya içeriğinde rastlanmamış olduğundan tekrar işlemiş faiz hesabı yapılmamış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 8-) Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan’ın, icra takip tarihi olan 25/03/2025 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek değişen oranlarda TTK.1530. Madde Temerrüt Faizi talep edebileceğine ilişkin Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir. Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konuların; davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksız ise icra inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının davalıya karşı icra takibi başlatmasında kötü niyetli olup olmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı tarafından, davalı aleyhine başlatılan fatura alacağına dayalı ilamsız icra takibi olduğu, 275.952,90-TL asıl alacak, 22.858,10-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 298.811,00-TL alacak olduğu, davalı (borçlunun) süresinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davacı taraf, davalıya mal sattığını, bu kapsamda fatura düzenlediğini, ancak, davalının fatura bedelini ödemediğini, iddia etmektedir. Davalı ise, faturaya konu mal veya hizmeti almadıklarını savunmuştur. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi yukarıda özetlerine yer verilen 09/02/2026 tarihli raporunu dosyaya sunmuştur. Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, sahibi lehine delil vasfını haiz olduğu görülmüştür. Buna göre, davacının incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 25/03/2025 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 275.643,34-TL alacaklı olduğu, davalının incelenen ticari defterlerinde, 27.12.2024 tarihi itibariyle, davalının davacıya 275.643,34-TL borçlu olduğu, 31.12.2024 tarihinde Ortaklar hesabına virman yapılarak davacı cari hesabının kapatılmış olduğu, sunulu cari hesap ekstresine göre, 01.10.2025 tarihinde düzeltme kaydı yapılıp davacı lehine tekrar alacak kaydı yapılmış olduğu, dolayısıyla, davalı ticari defterlerine göre de, icra takip tarihi olan 25/03/2025 tarihi itibariyle, davalının davacıya 275.643,34-TL borçlu olduğu, yani tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davacının alacağının 27/12/2024 tarihli KDV hariç tutarı 229.960,75-TL, KDV dahil tutarı 275.952,90-TL olan fatura olduğu, davalı tarafından davacıya KDV dahil toplam tutarı 457.897,13-TL olan 2 adet e fatura düzenlenmiş olduğu, davacı tarafından davalıya 457.587,57-TL ödeme yapılmış olduğu, sonuç olarak, davacının kalan alacağının (-457.897,13 TL+457.587,57 TL+275.952,90 TL) 275.643,34-TL olduğu, her iki tarafın ticari defter kayıtları ile ispatlandığı üzere davacının, davalıdan 275.643,34-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere, davacı tarafça takip konusu edilen faturanın BA-BS bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın, davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması nazara alındığında, fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD'nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) Tüm bu nedenlerle, davacının, dava konusu takibe dayanak fatura kapsamında davalıdan 275.643,34-TL alacaklı olduğu, tarafların incelenen ticari defter kayıtları ve dosya kapsamına alınan karşılıklı BA-BS bildirimleri ile ispatlandığından, davanın kısmen kabulü ile, davalının takibe yaptığı itirazın kısmen iptalinde, takibin 275.643,34-TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle devamına karar verilmiştir. Davacı icra takibinde, 22.858,10-TL takip öncesi işlemiş faiz talep etmiş ise de, TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, ayrıca, TBK'nın 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusunun ancak alacaklının ihtarıyla temerrüte düşeceği ve TTK'nın 18/3 maddesi gereğince, tacirler arasında diğer tarafı temerrüte düşürmek için ihtarların, noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiği, somut olayda davalıyı takip öncesi temerrüte düşürecek usulüne uygun bir ihtarın bulunmadığı anlaşıldığından, davacının takip öncesi işlemiş faiz talep edemeyeceği kanaatine varıldığından, bu alacak kalemi yününden talebi reddedilmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre, davalı borçlu tarafından fatura ve vergi dairesi kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı her ne kadar kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, reddedilen kısım yönünden davacının kötü niyetle takip başlattığı hususunda herhangi bir delil bulunmadığından, reddedilen kısım üzerinden yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 275.643,34-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 3-Davalının reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE, 4-Alınması gereken 18.829,19-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 3.608,89-TL peşin harcın indirilmesi ile geriye kalan 15.220,30-TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 3.608,89-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.224,29-TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 10.205,00-TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre 9.413,09-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Arabuluculuk ücreti 4.600,00-TL'nin kabul ret oranına göre 356,96-TL'sinin davacıdan, geriye kalan 4.243,04-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 23.167,66-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekilinin yüzüne karşı (e-duruşma), davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2026
Katip .... e-imzalıdır Hakim .... e-imzalıdır