İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/409 E. 2026/153 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/409
Karar No
2026/153
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/409 KARAR NO :2026/153

DAVA:Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:19/05/2025 KARAR TARİHİ:24/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... mahallesi, ... sokak, ... Han No:1/2 ... adresinde ... A.Ş. Elektrik aboneliğine sahip olup faturalarını sürekli düzenli bir şekilde ödediğini, müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak ... seri numaralı sayacı kullandığını, ne kaçak ne de elektriğe müdahale edecek hareketi olmadığını, usulsüz bir şekilde kaçak fatura düzenlendiğini, müvekkili tarafından kaçak elektrik kullanılmadığı gibi söz konusu miktarın da fahiş bir şekilde fatura düzenlendiğini, bu durumdan dolayı ilgili kuruma başvuru yaptığını, ancak ...'ın yaptığı usulsüz işleme karşı herhangi bir cevap vermediğini, karşı tarafın haksız kazanç sağlamak için müvekkilini baskı altında tutarak bu ödemeyi yapmasının zorlandığını, ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, davacının iş yeri olarak kullandığı taşınmazının kesilen elektriğinin verilmesine ilişkin ihtiyati tedbir isteminde bulunduklarını, davacının aynı zamanda menfi tespit isteminde bulunmakla borcun varlığı yargılamaya konu edildiği, tedbir talebine konu yerin iş yeri olarak kullanıldığı, elektrik enerjisinin zaruri ihtiyaç olduğu, kesinti halinde davacı tarafın günlük hayatının güçleşeceği, telafisi zor veya imkansız sonuçlar doğacağını, öncelikle ivedi olarak elektrik verme işleminin tesisi ve dava sonuna kadar elektrik kesilmemesi ve icra yasağı konulması yönünden müvekkilin maddi durumu uygun olmadığından öncelikle teminatsız olmadığı takdirde teminatlı olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, kaçak elektrik bedeli olarak fatura edilen 431.676,38 TL ve ferileri için davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca elektrik enerjisinin kesilmesi/bağlanması ve dağıtımı işinin münhasıran müvekkili şirketin faaliyet alanında olduğunu, tespit edilen kaçak kullanımlar sonucunda, mevzuatta ön görüldüğü şekilde tespit tutanağı düzenlenmekte, kaçak kullanım düzeneği ortadan kaldırılmakta, enerjisi kesilmekte ve kaçağın niteliğine göre mevzuatta ön görülen hesaplama tarafından düzenlenen ve kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin tespit içeren tutanağın, aksi sabit oluncaya kadar geçerli, resmi belge hükmünde olduğunu, tutanakta yer alan bilgilerin doğru olduğu karinesinin mevcut olduğunu, bu bilgiler ışığında davacının ... hizmet numarası ile elektrik enerjisi aboneliği bulunmakta olduğunu ve ticarethane tarifesi üzerinden faturalandırıldığını, tutanaklardan anlaşılacağı üzere tedbir talep eden davacının tutanak tutulan adreste uzun süredir abone olarak bulunmasına rağmen mevzuata uygun tüketim yapabilme yolunu tercih etmediğini, mevzuata aykırı şekilde kaçak elektrik kullanımı yaptığını, müvekkili şirket çalışanlarının kaçak kullanım tespit sürecini video kaydına almış olup davacı yanın kaçak kullanımının bu video ile sabit olduğunu, davacının elektrik faturası ödememek için profesyonel şekilde sayaca ve ekipmanlarına müdahale ettiğini, karşılığını ödemeden enerji kullandığını, yapılan bu tespit üzerine davacı yana toplam 431.676,38-TL bedelli kaçak elektrik tüketim ve ek tüketim borcu tahakkuk ettirildiğini, davacı tarafın sayaçlara müdahale ederek kaçak elektrik kullandığını, bu durumun müvekkil şirketin ilgili denetim personelince tespit edilmesi üzerine Kaçak Elektrik Kullanım Tespit Tutanağı düzenlenerek Yönetmelik uyarınca ilgili bedel tahakkuk ettirildiğini, bu doğrultuda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddiyle birlikte haksız ve kötü niyetli dava ikame edilmiş olması sebebiyle %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. DELİLLER : Kaçak elektrik tespit tutanağı, kaçak tahakkuk hesap bülteni, sayaç fotoğrafı, video kaydı, vergi kaydı, abonelik kaydı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. Mahkememizce atanan elektrik mühendisinin hazırlamış olduğu 16/01/2026 tarihli raporda "davacının, ..., ... Mahallesi, ... Sokak, ... Han No:1/2 adresindeki işyerinde ayrı bir hat çekerek ... seri numaralı kayıtlı sayaçtan geçirmeden 270 gün elektrik enerjisi kullandığı davalı şirket görevlileri tarafından 03.04.2025 tarih ve H/... sayılı kaçak elektrik tutanağıyla saptanmıştır. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin Madde-42 (1) fıkra b) bendi; Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak; Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi, kaçak elektrik tüketimi sayıldığından dava konusu olay kaçak elektrik tüketimi olup davacının kaçak elektrik enerjisi tükettiği, davacı ...’nin Borçlu Olduğu Bedel: davacı ...’nin, kullandığı kaçak elektrik enerjisine ilişkin davalı ... A.Ş.’ne borcu 195.946,60 TL olarak saptandığı, davacı ...’nin borçlu olmadığı bedel: davalı şirketin tahakkuk ettirdiği bedel 431.676,38 TL, davacının hesaplanan borcu 195.946,60 TL, davacının borçlu olmadığı bedel 235.729,78 TL, davacı ...’nin, davalı ... A.Ş.’nin tahakkuk ettirdiği 431.676,38 TL’nin 235.729,78 TL’den borçlu olmadığı" şeklinde görüş bildirmiştir.

Dosya kapsamında sunulan video kaydının incelenmesinde; davacı kurum çalışanları tarafından yapılan kontrolde sayaçta bulunan kabloların gerilim(voltaj) ölçümlerinin yapıldığı, daha sonra şartel kesilerek işyerinde yapılan kontrolde nakış makinelerinin ve diğer cihazların çalışmaya devam ettiği görülmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE: Dava, kaçak elektrik kullanım iddiasına dayalı olarak davalı kurum tarafından düzenlenen 20/05/2025 son ödeme tarih ... nolu 431.676,38TL faturadan dolayı İİK 72 maddesi kapsamında açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İncelenen belgelere göre tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır. Öncelikle, menfi tespit davası ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.

Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. HMK 190. maddesinde: İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. Şeklinde hüküm bulunmaktadır. Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Kaçak tutanaklarının , bir özel hukuk tüzel kişisi olduğu tartışmasız olan davalı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde, 6100 sayılı Kanun'un 204. maddesinin ikinci fıkrasında hüküm altına alınan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir. ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2021 tarihli ve 2021/4894 E., 2021/10580 K. sayılı kararı da aynı yöndedir.) Somut olayda, davalının harici hat çekmek suretiyle kaçak elektrik kullandığı tesbit edilmiş olup söz konusu tutanakların aksi ispatlanamamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihatlarına göre; abonelik sözleşmesinden kaynaklı ödemelerde gecikme olması halinde, 6183 sayılı Yasada belirtilen gecikme zammının istenebilmesi için, sözleşmede gecikme zammı uygulanacağına dair açık ve anlaşılır bir ifadeye yer verilmesi gerekir. Abonelik (elektrik, su, atık su ve doğalgaz) sözleşmesinde, 6183 sayılı Kanunda belirtilen gecikme zammı oranının uygulanacağına yönelik bir hüküm yoksa, normal tüketim bedeline 6183 sayılı Kanunda belirtilen gecikme zammı değil, abonenin sıfatına göre (mesken ise yasal faiz, ticarî ise ticarî faiz, diğer aboneler için yasal faiz) faiz uygulanacaktır. (HGK'nın 28.11.2012 tarih ve 2012/13-624 E., 2012/915 K., 3. HD’nin 27/02/2014 tarih, 2013/18346 Esas, 2014/3079 Karar sayılı ilâmlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.) Uyuşmazlık davalının kaçak elektrik kullanıp kullanmadığı, takibe yapılan itirazın haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42. maddesinde:'' (1) Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak; a) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi, b) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi, c) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, ç) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında açması, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.'' şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının, ..., ... mahallesi, ... sokak, ... Han No:1/2 adresindeki işyerinde ayrı bir hat çekerek ... seri numaralı kayıtlı sayaçtan geçirmeden elektrik enerjisi kullandığı, davalı davalı şirketin iki çalışanı tarafından 03.04.2025 tarih ve H/... sayılı kaçak elektrik tutanağıyla tespit edildiği, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği 42. Maddesine göre; perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek ve perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi kaçak elektrik tüketimi sayıldığından dava konusu kullanımın dosyaya sunulan fotoğraf kaydından da anlaşıldığı üzere kaçak elektrik tüketimi olduğu, harici hattın üzerindeki elektrikli cihazların kurulu gücünü 30,1 kW olarak tespit edilmiş ise de, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği Madde-44: (3) fıkra b) bendi; uyarınca; işyerinde 3x10 mm2 kesitli kablodan geçirilerek elektrik enerjisi tüketildiği, Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliğinin 57. Maddesinde yer alan Çizelge 9’a göre 3x10 mm kablonun taşıyabileceği yük akımı 65 A ve elektrik gücü P=65Ax0,220kV= 14,3 kW olacağı, 3x10 mm kesitli kablonun 30,1 kW gücü taşıyamayacağı ve yanacağı dikkate alınarak 14,3 kW üzerinden ve kaçak kullanım süresi 270 gün, ortalama günlük çalışma saati 8 saat, kullanım faktörü 0,60 olduğundan kaçak tüketilen elektrik enerjisi 270günx14,3kWx0,6x8saat= 18532,8 kWh olarak bilirkişi tarafından hesaplanmıştır. Davacı tarafın kaçak elektrik tüketimi yaptığının kaçak elektrik tespit tutanakları ve çekilen video kaydı ile sabit olduğu, elektrik mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda hesaplamanın Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine göre yapıldığı ve düzenlenen rapor dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmış ve yapılan değerlendirmeler sonrasında davalı şirketin 195.946,60TL alacağının bulunduğu, davalı kurum tarafından düzenlenen 20/05/2025 son ödeme tarih ... nolu 431.676,38TL faturadan dolayı davacı tarafın, fatura alacağının 235.729,78TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespit edilmiş ve davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ( kabul oranı: %54,60 ) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı kurum tarafından düzenlenen 20/05/2025 son ödeme tarih ... nolu 431.676,38TL faturadan dolayı davacı tarafın, fatura alacağının 235.729,78TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadığının TESPİTİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 16.102,70TL nispi karar harcından yatırılan 7.371,96TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 8.730,74TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00TL'nin 2.511,60TL sinin davalıdan, 2.088,40TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafça yatırılan 7.371,96TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan toplam 10.292,90TL yargılama giderinin kabul oranına göre 5.619,92TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa resen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 24/02/2026

Katip ... Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/409, K. 2026/153, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-409-e-2026-153-k-5cd691028f65