İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/401 E. 2026/156 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/401
Karar No
2026/156
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/401 Esas - 2026/156 T.C. ANKARA 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA Esas No : 2025/401 Karar No : 2026/156

... Dava : İhtiyati Tedbire Muhalefet Nedeniyle Şikayet Dava Tarihi : 29/05/2023 Şikayet Tarihi : 18/09/2025 Karar Tarihi : 15/04/2026 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 15/04/2026 Şikayet eden vekili tarafından şikayet edilen aleyhine açılan İhtiyati Tedbire Muhalefet Nedeniyle Şikayet istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Şikayet eden vekili dilekçelerinde özetle; mahkemeniz ... Sayılı dosyasında 02.11.2023 tarihli ara kararı ile taleplerinin haklı bularak, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin durdurulması yönünde kapsamlı bir ihtiyati tedbir kararı tesis edildiğini, bahse konu kararda, diğer hususlarla birlikte, şikâyet olunanın Instagram sosyal medya platformundaki faaliyetlerine yönelik olarak da; “Davalı tarafa ait ... ibaresi markasal kullanımının çıkarılmasına; mümkün olmadığı takdirde ilgili sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine ve önlenmesine” açıkça hükmedildiğini, usul ve yasaya uygun olarak tesis edilen işbu ihtiyati tedbir kararının infazı için, kararın gerektirdiği 50.000,00.-TL'lik teminat bedelinin 06.11.2023 tarihinde mahkeme veznesine yatırıldığını, kabinde kararın,.... Esas sayılı dosyası üzerinden derhal icraya konulmuş ve kararın şikâyet olunana ve ilgili üçüncü kişi olan Instagram platformunun Türkiye temsilcisi ....ne tebliğinin sağlanmış olduğunu, şikâyet olunanın mahkemenin yasaklayıcı kararından ve bu kararın hukuki sonuçlarından usulüne uygun olarak haberdar edildiğini, ancak şikâyet olunanın, mahkemenin açık kararına ve tüm yasal bıldirimlere rağmen tedbire konu eylemlerini kasten ve ısrarlı bir şekilde sürdürmeye devam ettiğini, şikâyet olunanın,.... kullanıcı adlı Instagram hesabını aktif olarak kullanmaya, mahkeme kararının açıkça belirttiği "...." ibaresini ürün görselleri üzerinde ve paylaşımlarında markasal bir unsur olarak sergilemeye devam ettiğini, şikâyete konu eylemin süregeldiği, dilekçe ekinde sunulan ve Haziran 2025 ayı içerisinde, hatta işbu şikâyet dileçesinin hazırlanmasından sadece saatler ve günler önce yapılmış olan paylaşımlara ait görsellerle sabit olduğunu, şikayet dilekçesindeki görselin, şikâyet olunanın 21-25 Ocak 2025 tarihlerinde düzenlenen .... katılımını duyurduğu paylaşım olduğunu, paylaşımda, fuar standı bilgileriyle birlikte yasaklı...." markası ve logosunun açıkça kullanıldığını, benzer şekilde, 15-19 Nisan 2025 tarihlerinde düzenlenen ..... süresince de müşterilerini ".... mağazamıza" davet eden bu paylaşımın, tedbir kararının fiziksel alanda da hiçe sayıldığının bir diğer kanıtı olduğunu, fiziksel alandaki ihlallerin yanı sıra, şikâyet olunanın Instagram hesabındaki paylaşımlarının da kesintisiz devam ettiğini, dilekçedeki görselin, şikâyet tarihinden sadece birkaç hafta önce, 3 Haziran'da yapılan paylaşımda dahi "..." markasının kullanılmaya devam edildiğini gösterdiğini, ihlallerin geçmişe dönük olarak son 6 ayda da devam ettiğini kanıtlayan 16 Şubat ve 4 Şubat tarihli bu paylaşımların, şikâyet olunanın mahkeme kararını uygulama yönünde hiçbir zaman niyetinin olmadığını ortaya koyduğunu, şikâyet olunanın bu fiilleri, HMK m. 398'de düzenlenen "ihtiyati tedbir kararına muhalefet" fiilini tüm maddi ve manevi unsurlarıyla oluşturduğunu, davalının bu kasıtlı eyleminin müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini ifade ederek, mahkemenin ihtiyati tedbir kararına kasten muhalefet etmesi sebebiyle, davalının, eylemine uyan HMK m. 398 hükmü gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini, bu yönde gerekli yasal işlemlerin yapılmasını talep ve şikayet etmiştir. CEVAP : Şikayet edilen şahıs ve vekili cevaplarında özetle;..... Talimat sayılı dosyasında alınan 17/02/2026 tarihli duruşmasındaki ifadesinde, ".... isimli firmanın sahibiyim, ben firmayı 2-3 yıl önce kurdum, kurduğum zaman ..... ismi ile kuruma başvurarak tescil ettirmek istedim, kuruma başvuru yaptım, ancak şikayet edilen firma itiraz etti, şu an halen itiraz devam etmektedir, şirket markamız birleşik şekilde cldcasamia olup davacının casa markası ile hiçbir benzerlik yoktur, hakkımda açılan şikayet esaslı değildir, benimle kişisel husumetleri nedeni ile konu bu noktaya gelmiştir, ben üretimini kendi yapan tasarımını kendi yapan müşteri çevresi tamamen kendine has İnegöl'de faaliyet gösteren bir firmayım ve ekmeğimi kazanmanın peşindeyim, davcının ne tasarımını taklit ettim ne markasını ne müşterilerini çaldım, markamda esas unsur cld ifadesidir casa tek başına kullanılmamıştır, bu talepler tamamen itibarımı sarsmam için kullanılmaktadır. Daacı mobilya sektöründe tekel olma amacı gütmektedir. Mahkemece verilen tedbir kararı akabinde tüm ürün görsellerinde ve paylaşımlarda tedbir kararlarına aynen uydum, markamın başına cld ibaresini ekledim cldcasamia olarak kullanıma devam ettim, ticaretimi devam ettirmek zorundayım, ben cld ve sofa ibareleri ile tedbire aynen uygun kullanım yaptım, buna uygun kullanımların avukatım tarafından dosyaya sunuldu, ayrıca cldcasamia adına marka başvurumu da yapmak üzereyim, sadece koltuk üretmekteyim, söyleyeceklerim bu kadar," şeklinde beyanda bulunduğu; öncelikle işbu davanın tek bir tarafının mevcut olduğunu, davacı tarafın sadece müvekkili mevlüt aydınlık'a karşı işbu davayı yönlendirdiğini, taleple bağlılık gereği müvekkili şirketin işbu davada taraf sıfatı bulunmadığını, ancak mahkemece hatalı şekilde tefrik kararı ile birlikte müvekkili şirketin de bu davanın tarafı olarak yer aldığını, bu nedenle müvekkili şirket hakkında işbu cevap dilekçesinde usulen herhangi bir savunma yapılmayacağını bu konudaki haklarını saklı tuttuklarını, mahkemece ivedi olarak müvekkili şirketin taraf sıfatının olmaması nedeni ile işbu mahkeme dosyasından silinmesini talep ettiklerini, müvekkilinin uzun yıllardır yapmakta olduğu iş ve müşterilerinin talepleri nedeni ile mobilya sektöründe ürünlerini üretmekte ve satışa sunmakta olduğunu, müvekkilinin mesleğinin, iştigal konusunun, ekmek teknesinin mobilya sektörü olduğunu, bursa ili inegöl ilçesinde yıllardır bilinen müvekkilinin, ürettiği ürünlerle tamamen kendi emeğini satışa sunmuş ve ticaretini yapmış olduğunu, ancak işbu davada ankara ilinde bulunan davacı şirketin bir takım asılsız iddiaları ile ve sanki mobilya sektöründe tekel olma amacı ile açılmış tamamı ile haksız bir dava olduğunu, dava konusu markaya yönelik olup ticari hayatın ise sadece marka hakkı ile ilerlemediğini, bir an için casa ibaresi üzerinde yoğunlaşılsa dahi, yıllardır inegöl de faaliyet gösteren ve ürünleri ile tanınmış hale gelen, yine ürünleri davacının ürünleri ile tamamı ile farklı olan müvekkilinin yıllardır harcadığı emek, salt marka hakkı ihlali ile sona ermeyeceğini, nitekim somut olayda türk ticaret kanunu hükümlerine hiçbir surette değinilmemiş olması da büyük bir soru işareti olup davacının rekabet ilkesini ihlal ettiğini, sektöründe tekelleşmeye yönelik işbu davaları açtığının dikkate alınmasını talep etiklerini, müvekkilinin, tedbir kararı akabinde tüm ürün görsellerinde ve paylaşımlarında tedbir kararına haksız da olsa aynen uymuş ve ibarenin başına cld eklemek sureti ile cldcasamia ibaresi ile davacının markasından tamamen bağımsız, ilgisiz şekilde ticaretini devam ettirdiğini, burada ihlal söz konusu olmadığını, davacının dilekçesinde sunduğu görsellere bakıldığında müvekkilinin markanın başına cld ibaresini getirtmek sureti ile yeni baştan ayrı bir kavram ile ticaretini devam ettirdiğinin sabit olduğunu, müvekkilinin ihtiyati tedbiri ihlal etmediğini ve markasını değiştirmek sureti ile kullandığını, müvekkiline ait internet sitesinde yer alan ürünlerin, müvekkilinin kendi üretimi olup davacı markası ile hiçbir ilgisi ve benzerliği olmadığını, cld casamia ile casa arasında nasıl aynılık söz konusu olduğunu, müvekkilinin hangi açıdan ihlalde bulunduğunu, hiçbir tedbir kararının bir tarafın tamamen aleyhine verilemeyeceğini, müvekkili işinin mobilya sektörü olduğunu, müvekkil elbette mevcut ürünlerini üretip satmaya devam edeceğini, müvekkilinin, cld ibaresi ile yeni bir kavrama büründürdüğü marka adı ile ürünlerini sergilemeye devam ettiğini, burada hiçbir ihlalden bahsedilemeyeceğini, aksi durum müvekkilinin ticari hayatının büsbütün engellenmesi sonucunu doğuracağını, bunun da adil yargılanma ilkeleri ile bağdaşmayacağını, müvekkilinin İstanbul fuarına casamia ibaresi ile katılması sebebi ile bu paylaşımları yapmakta olup, sırf ihlalde bulunmamak için yukarıda bahsedildiği üzere.... ibaresinin olduğunu, paylaşımların fuar kapsamında olduğunu, casamiasofa şeklinde paylaşım yapıldığını, yine sosyal medya açıklamalarında açıkça İnegöl mobilya şeklinde açıklamaların olduğunu, devam eden işleri kapsamında elbette işlerini yürütmekte, önceki fuar çalışmaları doğrultusunda ürünlerini elbette sergilemekte, ancak .... ibareleri ile markanın tedbir getirilen kısmı kullanılmamakta, ilgili ibarelerle farklı bir işaret üretilmekte, ayrıca açıklamalara da bol bol İnegöl mobilya ibareleri eklenmekte olduğunu, ayrıca sosyal medya platformunda ürünlerin müvekkili tarafından tanıtılmasının ticari bir zorunluluk olduğunu, zira aksi halde müvekkilinin ekmek teknesi olan ürünleri başkaları tarafından görselleri çalınmak sureti ile paylaşılabileceğini, müvekkilinin tek amacının, kendi ekmek teknesini hiçbir ihlale neden olmadan döndürebildiğini, müvekkilinin hiçbir kasıtla hareket etmediğini, müvekkilinin işlerini yürütmek ve ekmek kazanmak derdinde olduğunu, bu nedenledir ki .... ibaresini olduğu gibi kullanmamakta .... olarak kullandığını, davacının tedbire yönelik mahkeme kararında .... ibaresine kısıtlama getirilmediğini, müvekkilinin sadece usule uygun şekilde kimsenin markasına haklarına zarar getirmeden kendi ilinde işlerini yönetmekte, ürünlerini üretmekte işlerini yapmakta olduğunu, mahkemece aksi kanaate varılır ise, müvekkilinin ....olarak yaptığı kullanımların dikkate alınmasını ayrıca ilgili kullanımlara konu üretilen eşyadan örnek alınmasını ve müvekkili ile davacı ürünlerinin aynı olup olmadığının incelenmesini talep ettiklerini, açıklamalar ışığında, tedbir kapsamında hiçbir yükümlülüğü ihlal etmeyen müvekkilin tek amacının ticaretini yürütmek olduğunu, .... ibaresinin tedbir kararı sonrasında kullanımının değiştirildiğini ve görsellerden de görüldüğü üzere .... olarak kullanımın devam ettiğini, davacının işbu şikayette bulunmakla tamamen kötü niyetli olduğunu ifade ederek, ticari hayatı büsbütün engellemeye yönelik haksız iddia ve ithamlarla açılan işbu şikayetin reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların şikayet, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; İhtiyati tedbir kararlarına aykırı davranılmasının sonuçları HMK m.398’de düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, bir aydan altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa, ihtiyati tedbir kararı veren mahkeme; esas hakkındaki dava açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir. 6100 sayılı HMK m.398’e göre ihtiyati tedbir kararları sadece bu kararın tarafları için değil, üçüncü kişiler için de bağlayıcıdır. Bütün bu kişiler ihtiyati tedbir kararlarına uymak ve sonuçlarına katlanmakla yükümlüdürler. İhtiyati tedbire aykırı davrananların cezalandırılabilmesi için öncelikle geçerli bir ihtiyati tedbir kararının bulunması gerekir. Başlangıçta geçerli olmasına rağmen daha sonra kalkmış olan bir ihtiyati tedbir kararına aykırı davranan kişi bu hükme göre cezalandırılamayacaktır. Yine HMK m.398’de öngörülen disiplin hapsinin uygulanabilmesi için ihtiyati tedbir kararının yerine getirilmiş ve ilgiliye tebliğ edilmiş olması gerekir. Zira karşı taraf tebliğden önce ihtiyati tedbir kararından veya bu kararın yerine getirildiğinden habersiz olabilecektir. İhtiyati tedbir kararını icra eden icra dairesinin veya yazı işleri müdürünün ihtiyati tedbir kararının uygulanması için verdiği emre uymamak ve ayrıca icra edilmiş olan ihtiyati tedbire aykırı davranış HMK m.398’de öngörülmüş olan cezaya sebebiyet verecektir. 1086 sayılı HUMK m.113/A’da ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya o yolda alınmış tedbire aykırı davranışta bulunan kimsenin fiili daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, altı aya kadar hapis cezası öngörülmüşken; 6100 sayılı HMK m.398 bu kimselerin bir aydan altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılacağını düzenlemiştir. Görüldüğü üzere verilecek ceza artık disiplin hapsi olarak öngörülmüştür. Bu ceza, disiplin hapsi olarak düzenlenmesi nedeniyle seçenek yaptırımlara çevrilemeyecek, ön ödeme uygulanmayacak, tekerrüre esas olmayacak, şartla salıverilme hükümleri uygulanmayacak, ertelenemeyecek ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyecektir. 1086 sayılı HUMK’ta tedbir kararına aykırı davranılması halinde hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğuna ilişkin bir düzenleme yer almamaktaydı. Bu nedenle ceza hükmünü vermek konusunda görevli ve yetkili mahkeme bakımından genel kurallar uygulanıyordu. Bu hallerde cezayı, ceza mahkemesi vermekteydi. 6100 sayılı HMK m.398’de tedbire muhalefet halinde hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğu da düzenlenmiştir. İhtiyati tedbire muhalefet halinde görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa, ihtiyati tedbir kararı veren mahkeme; esas hakkındaki dava açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir. Neticede, dosya incelendiğinde, toplanan delillerden, taraf beyanlarından ve tüm dosya kapsamından; Mahkememizin.... esas sayılı dosyasında verilen 22/11/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararında "Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin 50.000,00tl teminat mukabilinde kabulü ile, Tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden karşı taraf fiillerinin önlenmesine ve durdurulmasına; .... ibaresini taşıyan her tür tabela, basılı evrak ve sair evrakın kaldırılmasına; Bu ibarenin, iş evrakı, tabela, nakliye araçları, reklamlar ve benzeri şekillerde kullanılmasının durdurulmasına; Davalı tarafından üretilip piyasaya sunulmuş .... markasını üzerinde barındıran ürünlere, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde el konulmasına ve bunların saklanmasına, Davalı tarafa ait... isimli platformda .... erişilebilen ...kullanıcı adı ile yayın yapan hesapta yer alan tüm içerikten, .... ibaresi markasal kullanımının çıkarılmasına; mümkün olmadığı takdirde ilgili sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine ve önlenmesine; Bu Instagram hesabında yer verilen ....uzantılı alan adına da erişimin engellenmesine ve önlenmesine; Tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden davalı taraf fiillerinin önlenmesine ve durdurulmasına; ....” ibaresinin, internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması eylemlerinin önlenmesine ve durdurulmasına; Davalı tarafın ‘.... markası altındaki tabela, katalog, fatura, antetli kağıt, kartvizit ve benzeri her tür fiziki kullanımının önlenmesine, Davalı tarafından üretilip piyasaya sunulmuş ..... markasını üzerinde barındıran ürünlere, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde elkonulmasına ve bunların saklanmasına," şeklinde ara karar kurulduğu, kararın taraflara 11/11/2023 tarihinde tebliğ olunduğu, tedbirin uygulanması için 06/11/2023 tarihinde icra daireleri tevzi bürosuna müzekkere yazıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının icrasının icra müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmesinin gerektiği, aleyhine ihtiyati tedbir uygulanan şikayet edilene infaz yükümlülüğü getirilemeyeceği, bu yüzden tazyik hapsi uygulanamayacağı, dolayısıyla, tedbire muhalefet suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, şikayet edenin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Şikayetin Reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın şikayet edenden alınarak hazineye irad kaydına, Şikayet edenin yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Şikayet edilen kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin şikayet edenden alınarak şikayet edilene verilmesine, Şikayet edilenin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.15/04/2026

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/401, K. 2026/156, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-401-e-2026-156-k-d1c48b776182