İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/376 E. 2026/425 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/376
Karar No
2026/425
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/376 Esas KARAR NO : 2026/425

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2025 KARAR TARİHİ : 20/04/2026 YAZIM TARİHİ : 20/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin söz konusu olduğunu, süre gelen ticari ilişkileri içerisinde davalı ile davacı arasında alacak ilişkisi söz konusu olduğunu, davacının 04/03/2025 düzenleme tarihli 687.559,40-TL tutarlı faturayı düzenleyip karşı taraf davalı-borçluya tebliğ ettiğini, bunun karşılığında davalının bu fatura tutarlarını ödemediğini, davacı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, yükümlülüklerini gereği gibi ifa ettiğini, davacı şirketin tüm şifai uyarıların ve çabasına rağmen söz konusu alacağını tahsil edemediğinden yasal yollarla alacağının tahsili yoluna girişildiğini, ilgili alacağa ilişkin olarak Küçükçekmece İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, borçlu tarafından borca itiraz edildiğini, işbu takibe davalı tarafça haksız itiraz sonucu söz konusu icra takibinin durduğunu, rehinle teminat altına alınmamış olan alacakları için İİK'nın 257.maddesinin aradığı şartların gerçekleştiğini, bu nedenle ihtiyati haciz istediklerini, alacaklarının karşılığında borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine alacak tutarı olan 687.559,40-TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, davalının yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın alacaklarının 987.559,40-TL'lik kısmı açısından iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmesini, borçlu kötü niyetli olarak itiraz ettiğinden asıla alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı şirket her ne kadar müvekkil şirketle aralarında bir alacak ilişkisi söz konusu olduğunu iddia etse de davaya konu nakliye işinin tarafı hiçbir şekilde müvekkil değildir. Zira davacı taraf dava dilekçesinde söz konusu nakliye işine dair herhangi bir sözleşme de sunabilmiş değildir. Yalnızca müvekkil şirketin ödemekle yükümlü olduğu iddia edilen demuraj ücretinin faturası dava dilekçesine sunulmuş, bahse konu faturaya ilişkin herhangi bir itiraz yapılmadığı iddia edilmiştir. Mahkemenizce de bilindiği üzere demuraj ücreti genellikle konteyner ya da yükün belirtilen süre içinde boşaltılmaması veya taşınmaması durumunda taşıyıcı veya liman yetkilileri tarafından talep edilen ücrettir. Müvekkil şirket tarafından herhangi bir şekilde davacı tarafa taşıma işi yaptırılmadığı veya bu konuda bir anlaşma bulunmadığından müvekkil şirketin herhangi bir demuraj ücretinden sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu doğrultuda müvekkil şirkete fatura edilen demuraja karşılık faturanın kesilmesinden 1 gün sonra, yani 8 günlük itiraz süresi içerisinde, almadığı veya sorumlu olmadığı bir hizmeti asıl faturaya itiraz edildiğine şüphe bırakmayacak biçimde aynı rakamlar, miktarlar ve iade sebebi olarak kesilen faturanın hatalı olduğunu belirterek iade faturası kesmiştir. Bu doğrultuda müvekkil şirketin kendisine kesilen faturaya itiraz ettiğinin kabulü gerekecektir. Davacı tarafça 04.03.2025 tarihinde düzenlenen, demuraj ücreti olarak belirtilen 687.559,41 TL'lik faturaya yönelik olarak 05.03.2025 tarihinde müvekkil şirketçe iade faturası düzenlenmiştir. Müvekkil şirket hiçbir surette davacı tarafça iddia edilen borcu kabul etmemiş, söz konusu iade faturasını düzenleyerek davacı tarafça düzenlenen faturaya da yasal süresi içerisinde itiraz etmiştir. Dolayısıyla haksız ve mesnetsiz olarak müvekkilin ödemekle yükümlü olduğu iddia edilen fatura, var olmayan, davacı tarafın somut herhangi bir dayanak sunmadan var olduğunu iddia ettiği bir alacak yönünden düzenlenmiştir. Müvekkil şirket davacı şirketle herhangi bir taşıma sözleşmesi yapmadığı gibi, davacı tarafça taşındığı iddia edilen malların müvekkile ayrılan süreden daha geç bir tarihte alması söz konusu değildir. Zira davacı tarafça taşındığı iddia edilen malların teslim alınmadan limanda bekletilmesi durumunda demuraj ücretine hangi tarafın katlanması gerektiği yönünde bir anlaşma sunulmadığı gibi davacı tarafın bu iddialarına dayanak olarak herhangi bir konşimento da dosyaya sunulmamıştır. Hal böyleyken 04.03.2025 tarihli faturaya karşılık iade faturası düzenleyen müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmamakta, davacı tarafın soyut iddialarına itibar edilmemesi gerekmektedir. Davacı şirket, müvekkil şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığı halde var olmayan bir alacak yönünden 04.03.2025 tarihli faturayı düzenlemiştir. Müvekkil şirket söz konusu faturaya ilişkin iade faturası düzenlemesine rağmen davacı taraf, müvekkil şirket aleyhinde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatmıştır. Açıklanan nedenler gereği; davacı şirket aleyhinde asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ederiz. Belirtilen nedenlerle; davacı tarafça ikame edilen haksız ve kötü niyetli davanın reddine, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere davacı taraf aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı tarafın Mahkememizin 19/01/2026 tarihli oturumuna gelmemiş olduğundan HMK'nin 150. maddesi gereğince istemin yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede; 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nin 150. maddesinin 5. fıkrasında davanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay içerisinde yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek esas kaydının kapatılacağı düzenlenmiştir. Mahkememizin bu dosyası işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay içerisinde yenilenmediğinden istemin açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açılanan nedenlerle: 1-Davanın HMK'nin 150. maddesinin 5. fıkrası gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, Esas kaydının bu nedenle kapatılmasına, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 8.304,00-TL peşin harcın indirilmesi ile eksik kalan bakiye 7.572,00-TL karar harcının davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca maktu 45.000,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına, 6-Kullanılmayan yargılama gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 20/04/2026

Katip ... ☪ e-imzalıdır. ☪

Hakim ... ☪ e-imzalıdır. ☪

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/376, K. 2026/425, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-376-e-2026-425-k-0dcfdc454c72