İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/368 E. 2026/448 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/368
- Karar No
- 2026/448
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/368 Esas KARAR NO : 2026/448 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/04/2025 KARAR TARİHİ : 21/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait --------- plakalı araçta, 05.09.2023 tarihinde --------- mevkiinde yoğun yağış ve sel sularına maruz kalmasından kaynaklı hafif motor ve şanzıman titremeleri/sesleri meydana geldiğini, davacının bu hasarın --------- poliçe numaralı kasko poliçesi kapsamında değerlendirilmesi için davalı sigorta şirketine başvurduğunu ve aracını davalı sigorta şirketinin kendisini anlaşmalı servise yönlendirilmesiyle ---------- teslim ettiğini, serviste ve sigorta tarafından atanan ekspertiz tarafından yapılan incelemeler neticesinde davalı sigorta şirketi tarafından "sel hasarı bulunmadığı" gerekçesiyle hasar dosyasının reddine karar verildiğini, ancak davacının aracında hafif hasar olması ve bu hasarın zamanla kendiliğinden düzelmesi sebebiyle bu karara itiraz edilmediğini ve aracın servisten teslim alınarak normal bir şekilde kullanılmaya devam edildiğini, davacının 20.08.2024 tarihinde aracını satmak istediğinde, tramer kaydında 479.072,00 TL tutarında bir hasar kaydının bulunduğunu ve bu nedenle aracı satamadığını, ancak bu hasar kaydı asılsız olduğunu, aracın bu denli bir hasarı olmadığı gibi sigorta kapsamında aracın herhangi bir onarımı da yapılmadığını, davacı bu yanlışın düzeltilmesi için dosyayı inceleyen------- Şirketi'ne başvuruda bulunmuş, buradaki yetkililerden ------- "hasar feragat dilekçesi" verilmesi halinde hatalı kaydın düzeltilebileceğini belirtildiğini ancak verilen dilekçelere rağmen sigorta şirketi tarafından bu konuda hiçbir işlem yapıladığını, feragat dilekçesi dosya kapandıktan sonra verildiği gerekçesiyle düzeltme talebinin reddedildiğini, ayrıca davacının davalı sigorta şirketinin çağrı merkezi üzerinden üç kere-------, -------- ve --------- bildirim numaraları ile talep oluşturduğunu, olumsuz dönüş yapıldığını, dava şartı arabuluculukta anlaşma sağlanamadığını, davacının aracına haksız ve yanlış yere işlenen tramer kaydı nedeniyle aracın piyasa değeri düşmüş ve davacının aracını satamayarak büyük bir mağduriyet yaşadığını, davacının aracında oluşan piyasa değer kaybına ilişkin uğramış olduğu maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılarak davanın kabulünü talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ---------, davalı şirketin sigortalısı olduğunu, davalı şirket nezdinde --------- plakalı aracını --------- numaralı Hesaplı Standart Kasko Sigorta Poliçesi "Genişletilmiş Kasko" ile sigortalandığını, 05.09.2023 tarihinde meydana gelen kaza sonrası aracı maddi hasar gören davacının, davalı şirkete ihbarda bulunduğunu, davalının şirket tarafından Eksper ataması gerçekleştirilmiş ve Ekspertiz tarafından hasar incelemesi gerçekleştirilerek Ekspertiz Raporu hazırlandığını, ekspertiz raporuna göre davacı tarafın aracında KDV DAHİL 567,177.83 TL hasar bedeli belirlendiğini, hasar tespitinin tamamlanmasının ardından 27.11.2024 tarihinde sigortalı tarafından feragat beyanı sunulmuş olup dosya kapsamında ödeme yapılmadığını ancak ödeme yapılmaması, hasarın mevcut olduğu gerçeğini değiştirmediğini, nitekim hasar talebi teminat dışı olsaydı da yine hasar belirlemesi yapılacak ve hasarın mevcut olduğu gerçeği değişmeyeceğini, sigortalı aracın ağır hasarlı olduğunun tespiti davalı şirketçe değil, bağımsız eksper tarafından yapıldığını, davacının da belirttiği üzere davalı şirket hasara ilişkin tüm bilgileri doğru ve eksiksiz bir şekilde SBM'ye bildirdiğini, aracın ağır hasarlı olduğunun tespitinde herhangi bir eksiklik veya hata bulunmadığını, bu kapsamda davalı şirket davanın tarafı olmadığından öncelikle usulden, aksi kanaatte olunması halinde ise esastan reddini talep etmiştir. Bilirkişi raporunda özetle: Motor, şanzıman, beyin üniteleri, tesisat ve kontrol sistemleri dahil toplam 17 parçanın arızalanmasının yalnızca sel gibi doğal afetlerden kaynaklanmasının tek ihtimal olmadığı; aracın yaşı ve yüksek kilometresi (220.254 km) nedeniyle ömrünü tamamlaması veya kullanıcı hatasıyla da arızalanabileceği, ancak, özellikle motor ve şanzıman gibi ana parçaların birlikte arızalanması ve görsel olarak çarpma/çarpışma kaynaklı bir deformasyon bulunmaması, aracın uzun süre su altında kalmış olma ihtimalini güçlendirdiğini, ana ve yardımcı aksamların tamir seti kapsamında onarılabileceği, değişmesi gereken parçaların ise orijinal veya çıkma parçalarla değiştirilebileceği kabul edildiğini, bununla birlikte, hasar ve hasar boyutuna ilişkin görsellerin rapora eklenmemiş olması nedeniyle kesin ve bağlayıcı bir kanaat oluşturulması mümkün görülmediğini, hasar tespitinin tamamlanmasının ardından, davacı tarafından 27/11/2024 tarihinde feragat beyanı sunulmuş olup, hasar dosyası kapsamında herhangi bir ödeme yapılmadığını, aracın yetkili serviste tamir edilmediği; şikâyetler doğrultusunda başka bir yerde kısmi tamir uygulandıysa dahi, aracın yetkili bir serviste ve orijinal parçalarla onarılıp onarılmadığına ilişkin bilgi dava dosyasına tevdi edilmediğini, bu nedenle, aracın tamir süreci ve kullanılan parçaların niteliği hakkında kesin veri bulunmadığından, değer kaybı hesaplaması yapılamadığını, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 31/B maddesinin birinci fıkrasına istinaden; sigortalılar ve sigorta sözleşmesinden dolaylı da olsa menfaat sağlayanlara ilişkin olarak, yanlış sigorta uygulamaları da dahil olmak üzere, risk değerlendirmesine esas bilgileri toplamak ve bu bilgilerin sigorta, reasürans ve sigortacılık faaliyetinde bulunan emeklilik şirketleri ile T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın belirlediği kişilerle paylaşılmasını sağlamak amacıyla --------- Birliği bünyesinde tüzel kişiliği haiz bir kurum olarak kurulmuş olduğu, Davacının hasar talep etmemesi araçta sigorta eksper marifeti ile tespit edilen hasarlanmayı değiştirmeyeceğinden (Sigorta eksperleri, sigorta uyuşmazlıklarında önemli bir bilirkişi olarak görev yapmakta ve hazırladıkları ekspertiz raporları, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve ilgili yönetmeliklere göre delil niteliği taşımaktadır), aracın SBM kayıtlarında var olan kaydının silinmesi/değiştirilmesi halinin “risk değerlendirmesine esas bilgileri toplamak” olgusu açısından olumsuz sonuç doğurabileceği, yönünde görüş bildirir bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile kasko sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı araç maliki ile aracın Kasko şirketi davalı arasında akdi ilişki olup, bu ilişkide araç maliki hizmet alan/tüketici, davalı da hizmet sağlayandır. Bu ilişki 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici ilişkisidir. Davacı, davalı şirket nezdinde sigortalı aracının hasarlanması nedeniyle oluşan zararını Kasko Sigorta Poliçesi uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmektedir.Araç ruhsatının incelenmesinde, hususi amaçla kullanılmak üzere trafiğe tescil edildiği, aracın davacı adına kayıtlı olduğu, aracın trafik tescil kayıt bilgilerine göre aracın hususi araç olduğu, yapılan bu tescilin niteliğine göre taraflar arasındaki kasko sigorta poliçesinin tüketici işlemi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Sigorta sözleşmesi, TTK m. 1401 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme uyarınca; sigorta sözleşmesi sigortacının bir prim karşılığında kişinin parayla ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya bir kaç kişinin hayat süreleri sebebi ile ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi ya da diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği bir sözleşmedir. Yapılan bu düzenlemeden açıkça anlaşılacağı üzere; tüketici işlemi niteliğinde olan hususi araçla ilgili yapılan kaska sigorta poliçesi uyarınca, poliçe koşullarına uygun şekilde rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacı gerçekleşen hasar bedelini ödemeyi taahhüt etmiştir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda yapılan düzenlemerele göre, tüketici; ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi ifade eder. mal veya hizmet fiyasalarında kamu tüzel kişileri de tahil olmak üzere ticari ve meselik amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan taşıma, eser, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder(TKHK.m.3/l.; mülga 4077 sayılı TKHK 3/h).6502 sayılı TKHK.m.2 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca, tüketici kanunun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar. tüketici işlemlerinde taraflardan birisi daima tüketici sözleşmenin karşı tarafı gelir elde etme amacıyla bu işi yapan satıcı, sağlayıcı, imalatcı, italatcı, hizmet veren, banka, yüklenici, taşıyıcı, sigortacı veya bunlar gibi gelir elde etme amacıyal bu işleri yapan gerçek veya tüzel kişilidir. Tüketici işleminin karşı tarafı olan müteşebbisin (girişimcinin) gerçek kişi tacir, esnaf veya TTK. anlamında ticaret şirketi olmasının herhangi bir önemi yoktur, önemli olan gelir elde etme amacıyla bu işi yapan bir kişinin bulunmasıdır. Sözleşmenin yapıldığı veya olayın gerçekleştiği tarihin mülga 4077 sayılı TKHK döneminde gerçekleşmesinin herhangi bir önemi yoktur. Mülga TKHK 'nın yürürlükte olduğu dönemde yüksek Yargıtay tüketici işlemi ile ilgili olmak üzere bazı sözleşmelerin tüketici işlemi sayılamayacağını kabul etmişti. Ancak 6502 sayılı TKHK 2, 3/l, 73, 83 maddelerinde yapılan açık düzenleme ile bu sınırlamaların tamamı ortadan kaldırılmıştır. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK. 4,5 madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın mutlak ticari dava olması veya sözleşmenin TTK. da yada başka kanunlarda düzenlenmesinin herhangi bir önemi yoktur. (6502 sayılı TKHK m.83). Bu nedenle örneğin, taraflardan biri tüketici karşı tarafı müteşebbis olan uyuşmazlık konusunun kambiyo senedi, sigorta sözleşmesi (maliki tüketici olan hususi araçlar için yapılan kasko), taşıma sözleşmesi veya eser sözleşmesi ya da başka bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir örnemi yoktur. Mahkemelerin görevi, ancak kanunla belirlenir (HMK m.1), kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu nedenle; yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir . Somut uyuşmazlıkta, dava konusunun davacıya ait ---------- plakalı hususi nitelikteki araçta yağış ve sel sularına maruz kalmasından kaynaklanan zararının -------- poliçe numaralı kasko poliçesi kapsamında davalı sigortacısından maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı kasko şirketi olup, dava konusu aracın kullanım amacının hususi olduğu ve davacının tacir olmadığı anlaşıldığından davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiğinden dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 (iki) haftalık yasal süresi içinde başvurulması halinde dava dosyasının görevli NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-6100 sayılı HMK.'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti konusunun görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden veya kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 (iki) hafta içinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı) HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğuna verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/05/2026