İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/362 E. 2026/175 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/362
- Karar No
- 2026/175
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/362 Esas - 2026/175 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/362 KARAR NO : 2026/175
... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 28/08/2025 KARAR TARİHİ : 15/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/04/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin dünyaca tanınmış bir firma olduğunu, 45 yılı aşkın bir zamandır cep telefonları, kişisel bilgisayaralar, tabletler vb ürünlerde tanınmış olduğunu, .... 1977 yılında oluşturulduğunu, sağ tarafı ısırılmış bir elma ve elmanın üzerinde sağa yatık olarak asılı duran tek bir yaprak figüründen oluştuğunu, .... apple ibaresinin ve ... şeklinin tanınmış markalar siciline kayıt edildiğini, davaya konu başvurusunun, müvekkili şirketin tanınmış apple kelime markasının .... ibaresini ve yine müvekkilin tanınmış markasıyla da benzer elma şekli ile başvuru yapıldığını, bu biçimiyle müvekkili markalarının serisi izlenimini verdiğini, somut olay bakımından çok benzerlik gösteren çok sayıda markaya itirazlarının kabul edildiğini, bu kararlarının dikkate alınması gerektiğini, çok sayıda kesinleşmiş yargı kararı bulunduğunu, başvuruda yer alan emtiaların müvekkili markalarında aynen yer aldığını, dava konusu markada yer alan 41. Sınıfta markada yer alan teknik basım matbaacılık kısmının ayırt edicilikten yoksun olduğunu, markaların esas unsurunun ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkili markasının dünyaca tanınmış olduğunu, bu nedenle SMK 6/5 de aranılan tüm koşulların oluşacağını beyan ederek .... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, başvuru konusu marka, ikinci harfi büyük, diğer harfleri küçük ve mavi renklerle yazılmış “elma” ibaresi ile bu ibarenin altında bulunan “....” ibaresinden oluştuğunu, “e” ve “l” harfinin arasında elma şeklini andıran kırmızı renkli bir şekil unsuru yer aldığını, “elma” ibaresinin Türkçe’de çok yaygın kullanımı bulunan, ayırt edici niteliği son derece zayıf olan bir ibare olmasının yanı sıra “apple” ibaresi ile de işitsel ve görsel yönden herhangi bir benzerliği bulunmadığını, 41.sınıfın bilinçli tüketici kitlesine hitap ettiğini, taraf markalarınıngenel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intibanın farklı olduğunu, başvuru konusu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden ayrı/farklı markalar olarak algılayacaklarını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalının yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, YİDK Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, .... ibareli markasının 41. sınıfta yer alan mal ve hizmetleriçin başvuruda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 29.05.2023 tarih ve 421 sayılıResmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacının çok sayıda .... unsurlu markasını mesnet göstererek 6/1 ve 6/5 maddelerine dayanarak itiraz ettiği, davalının karşı görüş sunduğu, .... tarafınından bu itirazın reddedildiği, davacının bu karara itiraz ettiği, itirazın nihai olarak .... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ; Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “....” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir.3Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Davacının redde mesnet sunduğu markaları incelendiğinde....esas unsurunun yanına ek ibareler getirilmek suretiyle oluşturulmuş seri markalarının bulunduğu, bir kısım markalarında ise şekil unsuru ve yanına ek ibareler getirildiği, ek olarak tüm markalarında 41. Sınıfın bulunduğu görülmüştür. Usul ekonomisi bakımından aşağıda yer alan markaları değerlendirilmeye alınmıştır, zira bu markalardan biriyle dahi benzerlik göstermesi halinde SMK 6/1 madde kapsamında aranılan emtia benzerliği koşulu sağlanmış olacaktır. Dava konusu markada yer alan “Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.” dışında kalan tüm hizmetler davacı markalarında aynen/benzer şekilde yer alamktadır. Bununla beraber emtia çevirisi davacının beyan dilkeçesi ile sunmuş olduğu marka listesi ve çevirileri listesinden alınmıştır. İlgili dökümanın incelenmesinde dahi Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri içeren bir markasına rastlanmamıştır. Bu nedenle dava konusu markada yer alan “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri.” bakımından emtia benzerliğinin sağlandığı, İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.....kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir . Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. Uyuşmazlık konusu 41. Sınıf kapsamında yer alan eğitim, öğretim, eğlence, kültürel ve sportif faaliyetlere ilişkin hizmetler, genellikle belirli bir ilgi alanına sahip, bilinçli tercihler yapan ve hizmet sağlayıcıyı seçerken karşılaştırma eğiliminde olan tüketici kitlesine hitap etmektedir. Bu tür hizmetlerden yararlanan tüketiciler, hizmetin içeriği, kalitesi, sağlayıcının itibarı ve markası gibi unsurları dikkate alarak karar vermekte; dolayısıyla ortalama tüketiciye kıyasla görece daha yüksek bir dikkat ve özen düzeyi göstermektedir. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Dava konusu marka incelendiğinde, “elma teknik basım matbaacılık” ibaresinden oluştuğu, markanın esas unsurunun elma ibaresi olduğu, mavi renkle yazılan elma ibaresinde e ve l harfleri arasında kırmızı renkte yarım bir elma şekline benzer bir görselin yer aldığı, davacı markalarında ise ....esas unsur olmak üzere kelime markası olduğu ve şekil unsuru olarak yer aldığı, Kavramsal (anlamsal) benzerlik,kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Husumet konusu .... ibaresinin bir meyve türü olduğu, İngilize karşılığının Apple olduğu, dilimizde de sıklıkla kullanılan/anlamı bilinen bir ibare olduğu, bu noktada markalar arasında kavramsal açıdan ayniyet olduğu açıktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Dava konusu marka .. şeklinde okunacakken, davacı markaları .... şeklinde okunacaktır. Markaların sadece ilk harfi aynı olup, hecesel farklılıklardan dolayı fonetik açıdan farklı olduğu, Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Taraf markalarının görsel açıdan da benzemediği açıktır. Davacının vurguladığı üzere her iki markada da yarım elma şekli yer almaktadır. Ancak dava konusu markada kırmızı şekilde içi boş bir elma şekli yer alıp, davacı markalarının tam zıttı yönünde bir boşluk bırakılmıştır. Davacı markası incelendiğinde ise, içi dolu, siyah olarak betimlenmiş ve ısırık şeklinde bir boşluğunun bulunduğu görülmektedir. Davacının yine beyanlarında yaprak şeklinin sağa doğru olduğu, bu hususun benzerlik içerdiği belirtilmektedir. Ancak bu husus küçük ayrıntıda bir benzerlik olup, elma figürlerinin bariz farklılığını bertaraf etmeye yetmemektedir. Elma ibaresinin sektöründen bağımsız olarak sıklıkla kullanıldığı, kurum nezdinde elma ile başlayan 968 adet markaya rastlandığı, bu bağlamda zayıf marka kategorisinde olduğu değerlendirilmektedir. Bütünsel açıdan değerlendirildiğinde, tüketicinin her koşul ve şartta elma ibaresini gördüğünde bu kelimenin İngilizcesi olan Apple ibaresini aklına getirmeyeceği, insan zihninin ilk etapta ana dilinde algılayıp, düşüneceği, bu durumu davacının dünyaca tanınmış olmasının da değiştirmeyeceği, zira dava konusu markada davacı markalarını çağrıştıracak en ufak bir unsurun bulunmadığı, elma ibaresini marka olarak seçenlerin marka görseli olarak elma şeklini kullanmaları/kullanmak istemelerinin doğal olduğu, yine dava konusu markada yer alan elma şeklinin davacı elma şeklini anımsatmadığı, yaprak figürünün sağa yatık olmasının markanın bütünü düşünüldüğünde ufak bir ayrıntı olduğu, tüketicinin markayı bir bütün olarak algılayacağı, ilgili emtia grubu tüketici kitlesinin dikkat seviyesenin yüksek olduğu da eklendiğinde, tüm sayılan nedenlerle takdiri Sayın Mahkemede olmak üzere taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, TANINMIŞLIK İDDİALARI; 6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir. 6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır. Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir. Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma) tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması mümkün değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır. Somut olayda, davacı markalarının tanınmış olduğu konusunda bir beis bulunmamaktadır. Markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, bu nedenle tanınmış markalar için sağlanan geniş koruma şartlarından yararlanamayacağı, Netice itibariyle, Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri.“ bakımından ayniyet/benzerlik koşulunun sağlandığı, Bütünsel açıdan yapılan değerlendirmede taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, Davacı markasının tanınmış olduğu ancak, markalar benzer bulunmadığından tanınmış markalara sağlanan geniş koruma şartlarının oluşmadığı, .... sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde.... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır