İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/358 E. 2026/243 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/358
- Karar No
- 2026/243
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/358 Esas - 2026/243 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/358 KARAR NO : 2026/243
.... DAVA : Marka Yidk Kararının İptali İle Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 25/08/2025 KARAR TARİHİ : 14/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şirketin ...” ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından uzun yıllardır kullanılan tescilli “....” markası ile benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğundan itiraz edildiğini, markaların görsel, işitsel, kavramsal olarak benzer olduğunu ve aynı mal ve hizmetleri kapsadığını, davalı Kurum nezdindeki itirazda müvekkili markalarının tanınmışlığı, kullanım yoğunluğu, ayırt edici gücünün ortaya konulduğunu, itirazın ....kararı ile müvekkili itirazının reddedildiğini, kararın gerekçesiz ve hukuka aykırı olduğunu, “.... markasının müvekkilinin sahip olduğu şirket ve şirket yetkilisini temsil eden grup şirketlere ait olduğunu ve bölünmemesi gerektiğini, 04 / 12 / 39. Sınıfların müvekkili markasına dahil edilerek bölünmezliğin devam ettirilmesi gerektiğini beyanla;....” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile davacının itiraza mesnet markalarının birbirinden tamamen farklı markalar olduğunu, dava konusu markanın ....” kelime grubundan ve şekil unsurundan oluştuğunu, markadan sadece “...” kelimesinin çekilerek benzerlik iddiasında bulunmanın mümkün olmadığını, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzemediğini, aralarında sınıfsal benzerlik de bulunmadığından ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali olmadığını, kurum kararının hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili şirketin marka başvurusu ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların farklı mal ve hizmet sınıflarını kapsadığını, davacının ... sayılı marka başvurusunun müvekkili şirketi yetkilisinin şirketlerinden olan terkin edilmiş bir şirketin markası sebebiyle SMK 5/1-ç uyarınca 04. sınıf bakımından reddedildiğini, müvekkiline ait ... sayılı sayılı marka sebebiyle de SMK 6/1 maddesi gereği 12 ve 39. sınıflarda reddedildiğini, müvekkili şirketin dava konusu marka başvurusu dışında .... ibareli markaları bulunduğunu, dava konusu markanın tescili talep edilen sınıfların bilinç ve dikkat düzeyi yüksek tüketicilere hitap ettiğini, bu durumun markaların karıştırılma ihtimalini azalttığını, müvekkili markasının bütüncül olarak davacı markalarından farklılaştığını, müvekkili markasındaki şekil unsurunun esas unsur sayılabilecek derecede baskın olarak kullanıldığını, markada yer alan “...” ibaresinin ülke genelinde sıkça duyulabilen bir soyadı olduğunu, ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacının cevaba cevap dilekçesindeki 12 ve 39. sınıflarda tescilli markası bulunduğu iddiasının asılsız olduğunu, işbu davada kendi adlarına marka tescil talebinde bulunamayacaklarını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, .... kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... yayımlandığı, dava konusu başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım”, “Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmışlık”, “tanınmışlık”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçelerine dayanılarak itiraz edildiği, davacı şirket itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından .... kararı ile itirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markaları Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, 04, 12 ve 39. Sınıf mal ve hizmetler bakımından tescillidir. Davacıya ait markalar kapsamında 04, 12, 39. Sınıf mal ve hizmetler bulunmamaktadır. Dolayısıyla, taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Sınıflandırma Tebliği idari amaçlı olduğundan, farklı sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetlerin benzer olmadığı doğrudan söylenemez. Benzerliğin kabulü için, mal ve/veya hizmetin doğası, kullanım amacı, satış ve dağıtım kanalları, tüketici kitlesi gibi birçok ayrıntının göz önünde bulundurulması gerekir. .... kararlarında belirtildiği gibi farklı sınıflarda yer almalarına rağmen yöneldiği müşteri kitlesi nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikteki, diğer bir anlatımla birbirinden ayrılmayacak derecede iç içe geçmiş olan, ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olduğunun kabulü gerekir. Dava konusu marka kapsamında yer alan 04 ve 12. Sınıf emtia, davacıya ait 2022 194071 sayılı marka kapsamında yer alan (04 ve 12. Sınıf emtia satışına yönelik) 35/05 sınıf hizmetler ile benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir. Dava konusu marka kapsamında yer alan 39. Sınıf hizmetler ise, davacı markaları kapsamında yer almadığı gibi, davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile benzer de değildir. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan 04 ve 12. Sınıf emtia bakımından taraf markaları arasında “emtia/hizmetlerin benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Davaya konu marka başvurusu, “....” ibaresinden oluşan karma nitelikte bir markadır. Markada yer alan ....” ibaresi, İngilizcede “grup, topluluk, şirketler bütünü” anlamına gelmekte olup, ticari hayatta şirket veya işletme yapılanmasına işaret eden, bu nedenle ayırt ediciliği zayıf ve tanımlayıcı nitelikte bir ibaredir. Markada yer alan “...” ibaresi ise, ülkemizde isim ve/veya soyisim olarak kullanılabilen; “öz” ve “bey” kelimelerinin birleşiminden oluşan bir ibaredir. “Öz” kelimesi Türkçede “gerçek, asli, saf, içten olan” gibi anlamlar taşımakta; “bey” kelimesi ise hitap veya unvan niteliğinde kullanılmaktadır. Bu yönüyle “...” ibaresi, bütün olarak değerlendirildiğinde ad/soyad görünümü taşıyan ve markada ayırt edici işlev üstlenen esas unsur niteliğindedir. Dava konusu markada yer alan şekil unsuru ise, markanın bütünsel algısında bağımsız ve baskın bir ayırt edicilik yaratacak ölçüde dikkat çekici nitelikte olmayıp, kelime unsurunu destekleyen ikincil bir unsur görünümündedir. Bu nedenle dava konusu markanın esas ve baskın unsurunun “...” ibaresi olduğu, Davacıya ait marka ise, herhangi bir şekil unsuru içermeyen, mavi renk ile yazılmış “...” ibaresinden oluşan kelime markası niteliğindedir. Söz konusu markada da ayırt edici ve tek unsur “...” ibaresidir. Taraf markaları bütünsel olarak değerlendirildiğinde, markalar arasında yüksek derecede benzerlik bulunduğu, Zira dava konusu markanın esas unsurunu oluşturan “...” ibaresi ile davacı markasının tamamını oluşturan “...” ibaresi birebir aynı olduğu, Dava konusu markada yer alan “group” ibaresi, yukarıda açıklandığı üzere ticari organizasyon yapısına işaret eden, tanımlayıcı ve ayırt ediciliği düşük bir ek unsur niteliğindedir. Bu nedenle ortalama tüketici nezdinde markanın ayırt edici unsurunu oluşturan unsur olarak algılanmayacak; tüketici dikkatini esas olarak “...” ibaresi üzerinde yoğunlaştıracaktır. Aynı şekilde, dava konusu markada yer alan şekil unsurunun da markaya bağımsız ve güçlü bir ayırt edicilik kazandırmadığı, kelime unsurunun gerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, taraf markaları arasında görsel açıdan, dava konusu markada eklenen şekil ve “group” ibaresine rağmen, esas unsur olan “...” ibaresinin ortaklığı nedeniyle güçlü bir benzerlik bulunmaktadır. İşitsel açıdan da markaların baskın biçimde “...” olarak telaffuz edileceği açıktır. Anlamsal açıdan da taraf markaları arasında farklılaştırıcı bir unsur bulunmamaktadır. Her iki markada da ortak ve baskın unsur aynı ibare olup, dava konusu markaya eklenen “group” ibaresi markaya bağımsız bir kavramsal kimlik kazandırmamıştır. Bu nedenlerle, dava konusu marka ile davacıya ait marka arasında, özellikle esas unsurun birebir aynı olması, dava konusu markadaki ek unsurların ise ayırt edici niteliğinin zayıf kalması nedeniyle, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunduğu, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, davacı markası ile benzer bulunan 04. sınıf emtialar bakımından ilgili tüketici kitlesi; yakıtlar, endüstriyel yağlar, gresler, aydınlatma amaçlı maddeler ve benzeri ürünleri temin eden sanayi işletmeleri, teknik servisler, üreticiler, bakımonarım faaliyeti yürüten profesyoneller ile bazı ürünler yönünden nihai tüketicilerden oluşmaktadır. Bu ürünler çoğu zaman teknik özellikleri, kullanım alanı ve performans kriterleri dikkate alınarak satın alındığından, ilgili tüketici kitlesinin genel olarak ortalamanın üzerinde dikkat ve özen gösterdiği kabul edilmektedir. 12. sınıf emtialar bakımından ilgili tüketici kitlesi ise motorlu veya motorsuz taşıtlar, araç parçaları, bisikletler, lastikler, aksesuarlar ve benzeri ürünler bakımından genel tüketiciler, araç sahipleri, filo işletmeleri, otomotiv sektörü profesyonelleri, servis ve yedek parça satıcıları gibi daha geniş bir kesimden oluşmaktadır. Bu emtialar çoğu zaman güvenlik, uyumluluk, teknik yeterlilik ve fiyat gibi unsurlar dikkate alınarak tercih edildiğinden, ilgili tüketici kitlesinin satın alma sürecinde orta ile yüksek düzeyde dikkat gösterdiği, Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan 04 ve 12. Sınıf emtianın, davacı şirkete ait ....sayılı markanın kapsamında yer alan 35/05 alt sınıf hizmetler ile benzer olduğu, dava konusu markanın “....” ibaresinden oluştuğu, esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu, davacı markasının ise tek unsurunun “...” ibaresinden oluştuğu, dava konusu marka ile davacı markası arasında esas unsur bakımından görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, dava konusu markada yer alan “group” ibaresi ve “şekil” unsurunun markaları farklılaştırmadığı, 04 ve 12. Sınıf emtia bakımından ilgili tüketici kitlesinin bilgi ve dikkat düzeyi ortalama veya ortalamadan yüksek olarak kabul edilse dahi, markalar arasında işaretsel düzeyde yüksek seviyede benzerlik bulunduğu, tüketicinin taraf markalarını benzer mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından dava konusu marka kapsamında yer alan 04 ve 12. Sınıf emtia bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan 04 ve 12. Sınıf emtianın, davacıya ait 2022 194071 sayılı marka kapsamında yer alan emtialar ile benzer olduğu, Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait 2022 194071 sayılı markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, 04 ve 12. Sınıf emtia bakımından karıştırılma ihtimali şartlarının oluştuğu, İşbu raporda varılan sonucun, dava konusu edilen 04 ve 12. sınıf emtia bakımından .... kararından farklılaştığı, 04 ve 12. Sınıf emtia bakımından hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatlerine ulaşılmış davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, .... sayılı kararının 4. ve 12. Sınıf emtialar bakımından iptaline, Davaya konu markanın 4. Ve 12. Sınıf emtialar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen .... gönderilmesine, Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 21.167,90.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim 41072 ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 702,90.-TL Gider Avansı :20.465,00.-TL TOPLAM :21.167,90.-TL