İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/359 E. 2025/843 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/359
Karar No
2025/843
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/359 Esas KARAR NO : 2025/843 DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 09/12/2022 KARAR TARİHİ : 30/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin davalı --------- Şirketi'nde uzun zamandır var olan ve birçok ticari iş ve inşaat işinde çalıştığını, alacaklarını alamayarak işten çıkartıldığını, alacaklara ilişkin mahkeme kararı verildiğini, kesinleştiğini ve icra tahkikatını konu edinildiğini, müvekkillerinin çalıştığı dönemde birçok işletmenin bir arada yer aldığını, zaman zaman işlerin farklı şirketler üzerinden yapıldığını; ancak aynı ortaklık bünyesinde yönetildiğini, kimi zaman iş ve projelerin sonra kurulun şirketlerin bünyesine aktarıldığını, müvekkillerinin de bulunduğu dönemde çıkartılan işçilerin aynı adreste tüm işçiler için çalıştığı hâlde birbirinden farklı şirketlerin çalışanı olarak gösterildiğini, davalı şirketlerin piyasaya çok sayıda işçilik ve ticari borcu olduğunu, şirketlerin kuruluş amaç, şekil ve yönetim biçimlerinin davalı şirketlerin piyasaya yapılan iş ve projeler dolayısıyla borçlandıktan sonra yeni bir şirket kurmakta ve yeni şirketler üzerinden yürütülmeye devam ettiğini, sadece kazanç odaklı formül geliştiren davalı şirketi yöneten kişilerin alacaklarını tahsil ettikten sonra batık bıraktıkları şirketi boşaltarak yeni bir ortaklık kurduğunu ve faaliyetine rahatlıkla devam ettiğini; ancak alacaklıları mağdur etmeye devam ettiğini, bir kısım şirketler hakkında hiçbir genel kurul yapılmamış olması ya da gayrifaal olması sebebiyle re'sen terkin işlemi yapıldığını, --------- Esas sayılı dosyada emsal kararın verildiğini ifade ederek müvekkillerinin alacakları yönünden sorumluluğun genişletilerek davalılara ait tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile davalıların sorumlu olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin --------- Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesiyle birebir kopyası olduğundan HMK 119.hükmüne aykırı olduğunu, henüz kesinleşmemiş olan kararın bu dava için emsal niteliği haiz olmadığını, kesinleşmiş olsa dahi mahkemeyi bağlayıcı hukuki norm niteliği bulunmadığını, emsal olarak alınacaksa kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasını, davacılar arasında ihtiyari ya da mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığından davacılar yönünden davaların tefrik edilmesini, davacılar ile davalılardan ---------- arasındaki hizmet sözleşmesinin sona ermesi sebebiyle huzurdaki davanın işçi ve işveren uyuşmazlığı olmadığından davaya bakmakta görevli mahkemenin iş mahkemeleri olmadığını, genel mahkemelerin görevli olduğunu, ---------- İş Mahkemesinde eksik inceleme yapıldığını, müvekkillerinin kötü niyetli hareket ettiklerinin kanıtlanmadığını, davacıların, asıl borçlu olan şirketi keyfi olarak takip etmeyi bırakıp ----------Ş firmasına yöneldiklerinin icra mahkemesi kararlarıyla sabit olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava; davacıların alacakları yönünden sorumluluğun genişletilerek davalılara ait tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile davalıların sorumlu olduğuna karar verilmesi talepli tespit davadır.--------- sayılı kararı ile mahkememizin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, verilen kararın kesinleşmesi üzerinde dosya mahkememize gönderilerek işbu esasa kaydedilmiştir.Öncelikle mahkememizin görevli olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davadaki uyuşmazlık, TTK'da düzenlenen şirketler hukukuna göre çözülecektir. O halde dava TTK'nın 4. maddesi anlamında mutlak ticari dava niteliğinde olup aynı Yasa'nın 5. maddesi gereği uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. Bu sebeple mahkememizce davanın esasına girilmek için yargılamaya devam olunmuştur.--------- sayılı ilamında "....18. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 125. (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 137.) maddesi gereğince ticaret şirketleri tüzel kişiliği haiz olup, kanuni istisnalar haricinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 48. maddesi kapsamında bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahip olduklarına göre, istisnalar hariç olmak üzere, şirket malvarlığının, aktif ve pasifiyle birlikte, sahibi tüzel kişidir . 19. Tüzel kişiliğin bu malvarlığı, kendine özgü, bir amaç birliği içinde ve kendisini oluşturan kişilerin malvarlığından bağımsız bir malvarlığı olarak ortaya konulmalıdır. Tüzel kişiliğin bu malvarlığının onu oluşturan kişilerin malvarlığından da bağımsız olması gerektiğini belirten bu temel ilkeye “mal varlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı” ilkesi denilmektedir . Ayrılık ilkesi gereğince, tüzel kişilik çatısı altında bir araya gelen, başka bir deyişle tüzel kişiliği oluşturan gerçek veya tüzel kişiler, oluşturdukları tüzel kişiliğin borçlarından sorumlu olmazlar.20. Tüzel kişi ile üyeleri arasındaki bu ayrılık ilkesinin mutlak olarak her durum ve koşulda uygulanması bazı haksız durumların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Öğreti ve uygulamada, özellikle borç ve sorumluluktan kurtulabilmek amacıyla tüzel kişiliğin bir araç olarak kullanıldığı hâllerde, tüzel kişi ve üyeleri arasındaki bu ayrılığın kaldırılarak üyelerin sorumluluğuna gidilebileceği kabul edilmektedir . Bu durum öğreti ve uygulamada “tüzel kişilik perdesinin aralanması” olarak ifade edilmektedir. 21. Gerçekten de hukuk kuralları dolanılmak suretiyle kanuna karşı hile yapılması, ayrı tüzel kişilik kavramına sığınarak onun ardında yer alan kişilerin taraf oldukları sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmeleri ya da üçüncü kişilere zarar vermeleri, sonra da tüzel kişilik kavramının ardına gizlenmeleri dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı ilkelerine açıkça aykırı olup hukuk düzenince de korunamaz. Bu gibi durumlarda TMK’nin 2/2 maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması söz konusu olduğu için tüzel kişilik perdesi aralanmalı ve perdenin ardında yer alan kişiler gerektiğinde sorumlu tutulmalıdır . Başka bir deyişle tüzel kişiye hukuk hayatında ayrı bir hukuki varlık tanınması ancak TMK’nin 2. maddesi kapsamında kurallara uygun hareket edilmesi ve tüzel kişiliğin ortakları veya yöneticileri tarafından kötüye kullanılmaması hâlinde söz konusu olabilir. İyi niyet kurallarına riayet edilmemesi ve tüzel kişiliğin kötüye kullanılması hâllerinde tüzel kişilik perdesi aralanarak, tüzel kişilik perdesinin arkasındaki gerçek duruma göre bir sonuca varılması gerekmektedir . 22. Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı hâlinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan, mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Bu teori, yalnızca ticaret hukukunda değil iş hukuku, vergi hukuku, icra ve iflas hukuku ve diğer hukuk dallarında da uygulama alanı bulmuş; hatta 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 5941 sayılı Çek Kanunu gibi kanunlarda kamu yararı gibi özel menfaatlerin korunması amacı güdülerek gerektiğinde bu teorinin uygulanması ve sorumluluğa karar verilebilmesi için bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Elbette, kanundan kaynaklanan bu gibi durumlarda tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin tartışmaya gerek bulunmamaktadır. Yine muvazaa, kanuna karşı hile gibi durumlarda da bazen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi uygulanmadan da sorumluluğa hükmedilebilmektedir . 23. Hemen belirtilmesi gerekir ki, öğreti ve uygulamada özellikle vurgulandığı üzere; mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir. 24. Görüldüğü üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK’nin 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. Bununla birlikte öğretide; tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıklarının birbirine karışması, ortağın kendi fiil ve işlemleriyle üçüncü kişilere karşı sanki tüzel kişilik ile kendisi arasında bir ayrım yokmuşçasına işlemler yapması ya da ortağın kendi malvarlığı ile şirketin malvarlığı birmiş gibi davranması, yetersiz sermaye ile faaliyete devam edilmesi özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli (kötü niyetli) olarak üçüncü kişileri zarara uğratması hâllerinde perdenin aralanması gerektiğinden bahsedilmektedir. 25. Öğreti ve uygulamada tüzel kişilik perdesinin aralanmasının genel olarak üç değişik durumda mümkün olabileceği ifade edilmektedir. Birinci durum perdenin düz aralanması olarak ifade edilen şirketin borcu için şirkete ilave olarak ortakların da borçtan sorumlu tutulmasıdır. İkinci durum perdenin ters çevrilerek aralanması olarak ifade edilen ortağın borcu için ortağın yanında şirketin de borçtan sorumlu tutulmasıdır. Nihayet üçüncü durum ise somut uyuşmazlık bakımından tartışılması gereken ve perdenin çapraz aralanması olarak ifade edilen, borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesidir. Perdenin çapraz aralanması sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olmaktadır . 26. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan, ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir . 27. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır . Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. 28. Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. 29. Organik bağ ile tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması arasında benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da bulunmaktadır. Özellikle somut olayın niteliği gereği organik bağın tespitinde; şirketlerin aynı holdinge bağlı olması, yöneticilerinin veya kurucularının aynı olması, bir borç takibinden kurtulmak için hisselerin devredilmesi, muvazaalı işlemler yapılması, hatta belirli işlemlerin aynı şekilde ve aynı usulde yapılması bile rol oynayabilmekte iken; tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması için iki şirket arasında alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli olarak işlemlerin yapıldığının ve bu nedenle asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediğinin somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Bununla birlikte bu iki kavram arasındaki en önemli fark ise; organik bağın varlığı hâlinde bir şirketin borçlarından dolayı bir başka şirketin mal varlığına el atılabilmekte iken tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması hâlinde borçlu şirketin yanı sıra kardeş şirketin hatta talep hâlinde kardeş şirketin ortaklarının mal varlığına dahi el atılmasının mümkün olmasıdır . 30. Görüldüğü üzere aralarında bazı farklılıklar bulunmakla beraber organik bağ ile perdenin çapraz aralanması kavramları birbirinin alternatifi olan kavramlar değildir. Bu nedenle aynı olayda hem organik bağ hem de tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması yolları işletilerek sonuca ulaşılabilmesi mümkündür" hususu belirtilmiştir. Davacılardan -------- tarafından davalılardan -------- Şirketi'ne karşı ----------- esas sayılı dosyası ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açılmış, --------- karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve tarafların istinaf etmemesi üzerinde 03/05/2017 tarihinde karar kesinleşmiştir. Davacılardan --------- tarafından davalılardan ---------- Şirketi'ne karşı ---------- esas sayılı dosyası ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açılmış, ---------- karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve tarafların istinaf etmemesi üzerinde 03/05/2017 tarihinde karar kesinleşmiştir. Mahkememizce alınan 22.11.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalı şirketlerin yetkilileri arasında akrabalık bağı olduğu, adreslerinin büyük oranda aynı olduğu, iştigal konularında farklılıklar bulunsa da genellikle örtüştüğü tespit edilerek davalıların doğrudan sorumlu olduklarının kabulünün uygun olacağı kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mahkememizce alınan bilirkişi raporunun hükme denetime elverişli olduğu anlaşılarak hükme esas alındığı, ayrıca dava dışı kişiler tarafından aynı davalılar hakkında ---------- sayılı kararı ile tüzel kişiliğin perdelenmesinin aralanmasına karar verildiği, ------------ sayılı kararı ile kararın onanarak kesinleştiği, her ne kadar taraflar aynı olmadığından kesin hüküm oluşturmayacak ise de Yargıtay tarafından davalıların tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına ilişkin olarak verilen kararın onanmasının kuvvetli delil olarak kabul edebileceği --------- Şirketi ile ----------Ş.'nin ortağı ve yönetim kurulu başkanının aynı kişi olup ---------- isimli kişi olduğu, ----------Ş.'nin yönetim kurulu başkanının --------- olduğu, incelenen nüfus kayıtlarına göre --------- ile ----------- kardeş oldukları, bu üç şirketin aynı iktisadi faaliyet konusuyla iştigal ediyor olmaları, alacaklılarına karşı sorumluluklarını üstlenmek yerine hiçbir haklı gerekçe olmadan aynı konuda ve aynı alanda faaliyet gösteren ---------- Şti. unvanıyla yeni bir şirket kurarak ticari faaliyetlerini bu şirket üzerinden yürütmeleri, kurucu üç şirketin alacaklılara karşı özkaynaklarının yetersiz bırakılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu anlaşıldığından bu üç şirket yönünden tüzelkişilik perdesinin kaldırılarak davacıların ---------- Şti. aleyhine hükmedilen işçilik alacaklarından sorumlu oldukları kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kabulü ile; davalılar --------Şirketi, ---------- Şirketi ile ---------- Şirketi'nin tüzel kişilik perdelerinin kaldırılarak; davalı --------- Şirketi aleyhine, Davacı --------- yönünden---------- sayılı kararı ile hükmedilen alacaklardan, Davacı ---------- yönünden ----------- sayılı kararı ile hükmedilen alacaklardan sorumlu olduklarının tespitine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 615,40-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 80,70-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 534,70-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 80,70-TL Peşin Harcı, 6.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.630,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 7.791,40TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ------------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/359, K. 2025/843, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-359-e-2025-843-k-c2bad21e93ff