İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/818 E. 2025/790 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/818
Karar No
2025/790
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/818 Esas KARAR NO : 2025/790

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2024 KARAR TARİHİ : 29/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı aleyhine Bakırköy .... Icra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıya 05.08.2024 tarihinde ödeme emri tebliğ edildiğini, davalının 06.08.2024 tarihinde borca itirazı nedeniyle icra takibinin durduğunu, davalı borçlu şirkete dosyada yer alan tüm faturaların elektronik olarak hazırlandığını, gerekli formların düzenlendiğini ve elektronik sistemde davalının faturaları kabulü ile alacağın her iki şirketin ticari kayıtlarına girdiğini, davalının da faturalara ilişkin herhangi bir itirazının olmadığını, davalı şirketin poster basımıyla ilgili davacı tarafından 31.01.2024 ile 13.06.2024 tarihleri arasında düzenlenen toplam 16 adet faturayı elektronik sistemde kabul ettiğini, çeşitli tarihlerde faturalar karşılığı davacıya bankadan çeşitli ödemeler yaptığını, bakiye 406.140,00 TL'lik borcunu ödemediğini, her faturanın son ödeme tarihi şerhi de içerdiğini , 406.140,00 TL miktarınca ihtiyaten haczine, davalı şirketin ilgili icra dosyasına yaptığı borca itirazın iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekâlet tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle:Müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığını, davacının müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir sözleşme ve hizmet alımı olmadığını, mahkemeye sunulmuş faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, tebliğ edilenlerin ise müvekkili şirket tarafından davacıya iade edildiğini, borca dayanak olarak gösterilen faturalarda müvekkilinin imzası bulunmadığını, müvekkili şirket aleyhinde haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle davacı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği faiz türünün taraflarınca kabulünün mümkün olmayıp söz konusu faiz talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davacı tarafça açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatı taleplerinin reddine, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmaması sebebiyle davanın reddine, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bakırköy ... İcra dairesi ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı .... Ambalaj Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından davalı ... Turizm Nakliye İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine 426.140,00-TL toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu tarafından icra takibine 18/09/2023 tarihinde borca itiraz edildiğinden takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. SMMM bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; Davacının 2024 yılına ilişkin yevmiye ve kebir defterlerinin e-defter olarak elektronik ortamda tutulduğu, e-defter beratlarının maliye idaresine kanuni süresinde yüklendiği, envanter defterinin açılış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, davacının 05.08.2024 takip tarihi itibarıyla davalıdan 406.140,00-TL alacaklı olduğu, davacının, davalıyı takip tarihine kadar temerrüde düşürdüğüne dair dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edip edemeyeceği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu görüş ve kanaati ile rapor sunmuştur. TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE; Dava, ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiası ile davacının davalı aleyhine başlattığı icra takibine itirazın iptali davasıdır. Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur. Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 406.140,00-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir. Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği yine yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani asıl alacağın likit olduğu, reddedilen kısım yönünden ise davacının takip yapmada kötü niyetinin ispatlanamadığı anlaşıldığından, tüm talepler hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 1-Davalının Bakırköy .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 406.140,00-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, 2-Fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin REDDİNE, 3-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faiz İŞLETİLMESİNE, 4-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 81.228,00-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE dair, 5-Reddedilen kısım yönünden davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE, 6-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 27.743,42-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 7.310,97-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 20.432,45-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 7-Davacı tarafından yatırılan toplam 7.799,37-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 8-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 6.865,00-TL'nin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 5.042,34-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 64.921,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 2.644,2-TL'sinin davalıdan, 955,8-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 12-Taraflarca yatırılıp harcanmayan masrafın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 13-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, hazır olan tarafların yüzüne karşı karar verildi.29/09/2025

Katip ... ¸E-imza

Hakim ... ¸E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/818, K. 2025/790, T. 29.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-818-e-2025-790-k-b08a090d047d