İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/817 E. 2025/668 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/817
- Karar No
- 2025/668
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2024/817 Esas KARAR NO:2025/668
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:16/12/2024 KARAR TARİHİ:24/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Davalı aleyhine davacı tarafından .... İcra Müdürlüğü' nün 2024/... E. Sayılı icra dosyası üzerinden 25.06.2024 tarihinde icra takibi başlatıldığını, 03.07.2024 tarihinde davalı borçlu icra dosyasına yapmış olduğu haksız itirazında, böyle bir borcunun bulunmadığından bahisle takibe, asıl alacağa ve faize itirazda bulunmuş ve takip durdurulduğunu, söz konusu itirazın iptali için yasal süre içerisinde huzurdaki davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davacı ile davalı borçlu arasında geçmişten gelen ticari iş makinesi kiralama ilişkisi olduğunu, davacı şirket tarafından, ekteki muavin defterden de anlaşılacağı üzere 176.160,00-TL bedel karşılığında davalıya, büyük silindir ve küçük silindir kiralama faaliyeti gerçekleştiğini, Bu ticari faaliyete ilişkin; ... nolu 30.03.2024 tarihli 61.200 TL bedelli, ... nolu 09.03.2024 tarihli 8.880 TL bedelli, ... nolu 29.02.2024 tarihli 61.200 TL bedelli ve ... nolu 23.04.2024 tarihli 44.880 TL bedelli Earşiv faturalar davacı tarafından düzenlenmiş ve davalı yana gönderildiğini, davalı şirket ticari ilişkinin başlangıç tarihinden itibaren ödemelerini düzenli yapmış fakat davacı şirket tarafından kesilen ve işbu davanın konusu olan son 4 faturaya ilişkin ödemelerini yapmadığını, davanın kabul edilerek, davalı borçlunun .... İcra Müdürlüğü' nün 2024/... E. Sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalini ve takibin devamını, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle takibin devamını, likit alacağa haksız ve kötüniyetli itiraz eden davalı borçlu aleyhine, dava konusu miktarın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; davacı taraf alacak iddiasını taşınır kira sözleşmesine dayandırmakta olup HMK Md.4/1 uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, iş bu sebeple görev itirazı söz konusu olup mahkeme huzurdaki uyuşmazlıkta görevsiz olduğunu, davacı şirket, davalı şirketten ödenmemiş fatura alacağı olduğunu iddia etse de davalı şirketin davacı şirkete ödenmemiş fatura borcu bulunmadığını, davacı tarafın alacak iddiasının aksine taraflar arasında mutabakata varılmış bir borç da bulunmadığını, davacı tarafın belirttiği alacak miktarı ile davalının hesapları örtüşmediğini, bu da sözleşmenin kötüye kullanılması ve davalıyı mağdur etmekten başka bir anlam taşımadığını, haksız davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine toplam 167.160,00-TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 02/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 03/07/2024 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişinin düzenlediği 19.05.2025 tarihli 8 sayfadan ibaret raporunda özetle; Sayın Mahkemenin verdiği yetki ve görev kapsamında, Davacı ...'ın yasal ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup ibraz edilen 2024 yılına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, Davalı ... A.Ş. 'nin yasal ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup ibraz edilen 2024 yılına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 Sayılı TTK'nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu görülmüştür. Faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. Domaniç'e göre de “bir akdin icra safhasına taalluk eden fatura, mutlaka mevcut ve evvelce tamamlanmış bir anlaşmaya dayalı olması gerektiğinden, bir icap bile değildir. Kaldı ki icabı reddetmemek kabul niteliğinde de değildir. (BK.m3-5). Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:2001/1, K:2003/1, T:27.06.2003. Normal şartlarda alacaklı faturaya konu mal ve hizmeti davalı borçluya teslim ettiğine dair borçlunun imzasını kabul ettiği irsaliye veya teslime dair yazılı belge ile ispat edebilir. Davacının, davalı borçlu ile aralarında akdi bir ilişki olduğunu, bir başka anlatımla takibe konu faturadaki fatura konusu hizmet ifası ile ilgili ticari ilişkiyi ispat etmeden iddia ettiği alacağın tahsilini sağlaması mümkün değildir. Akdi ilişki ise, taraflar arasında düzenlenen imzası davalı tarafından kabul edilmiş bir sözleşme, faturaya konu malların borçluya teslim edildiğine dair bir irsaliye ve teslim fişi ile vb. somut yazılı belgelerle ispat edilebilir. Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. Huzurdaki davanın somut olayında, tacir olan tarafların defter ve dayanak belgeleri incelenmiş olup, Dava konusu olaydan öncesinde Davacı ... ile Davalı ... A.Ş. arasında bir cari hesap ilişkisi olduğu, tarafların 01.01.2024-31.12.2024 tarihleri arasındaki yevmiye kayıtlarını incelediğimizde; 01.01.2024 tarihi itibari ile 2023 yılından devreden 202.000,00 TL Davacının alacak bakiyesinin bulunduğu, Davacının 2024 yılında işbu davaya konu olan toplamda 237.360,00 TL tutarındaki 5 adet faturayı Davalı adına düzenlemiş olduğu, Davalının da bu faturaları kabul ederek yevmiye defterinde Davacı cari hesabına kaydetmiş olduğu, Davalının yine 2024 yılında toplamda 263.200, TL iş bu cari hesaba mahsuben Davacıya ödeme yapmış olduğu ve her iki tarafın da bu ödemeleri defterlerine kaydetmiş olduğu, tarafların defter kayıtları ve cari hesap bakiyeleri birbirini doğruladığı için, Davacının Davalıdan asıl alacak olarak 176.160,00 TL alacaklı olduğu kanaati oluşmuştur. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu ve bu anlamda cari hesap borç ilişkisinin oluştuğu, davacının bu cari hesap alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, davacının alacağına dayanak olan faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturaya itiraz olmadığı, davacı ve davalının ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, dolayısıyla davalının bu faturaya ilişkin işen yapıldığının kabulü gerektiği, aksini yazılı delil veya kesin delil ile ispat edebileceği, davalının ise herhangi bir ödeme belgesi ibraz etmediği, taraf defterleri arasındaki borç farkının bulunmadığı, davacının davasını tüm bu açıklamalarla ispatladığının kabulü gerektiği, kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatı 33.432,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 11.418,69-TL karar harcının peşin alınan 2.018,88-TL den düşümü ile kalan 9.399,81-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan peşin ve başvuru harcı toplamı 2.446,48-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 7.080,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır