İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/338 E. 2026/267 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/338
Karar No
2026/267
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/338 KARAR NO : 2026/267

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/04/2025 KARAR TARİHİ : 12/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki ve sürücüsü bulunduğu---- plakalı araca, 08.05.2023 tarihinde davalı şirketin maliki olduğu ----- plakalı aracın çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin aracının hasar gördüğünü, ------ plakalı aracın dava dışı sürücüsünün mezkür kazada %100 oranında tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin ticari (okul servisi) kullanımlı aracında mezkür kaza dolayısıyla tamirde kaldığı süre zarfında kullanamadığından kazanç kaybı meydana geldiğini, müvekkilinin kaza tarihi itibariyle günlük yaklaşık 3.500,00 TL ila 4.000,00 TL arası net kazanç elde etmekte olduğunu, onarım süresince bu kazançtan mahrum kaldığını iddia ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kazanç kaybı bedeli için şimdilik 100,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 08.05.2023 tarihinde, davacının maliki ve sürücüsü olduğu ---- plakalı araç ile müvekkili şirketin maliki olduğu ----- plakalı aracın karıştıkları trafik kazasının meydana geldiğini, kusur oranları ile davacının hasar bedeli ve değer kaybı hususundaki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin araç kiralama işi yaptığını, mezkür aracın olay tarihinde ------- isimli kişiye kiralanmış olduğunu, müvekkilin aracın işleteni olmaması dolayısıyla pasif husumet yokluğu durumunda olduğunu, müvekkilinin mezkür kazada tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, tazminat sorumluluğunun ZMSS ve İMM sigorta poliçelerini tanzim eden sigorta şirketlerinde olduğunu, sürücülerin kusur oranları ile kazanç kaybı bedelinin tarafsız bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafın günlük kazancına ilişkin beyanlarının ülke gerçekleriyle uyuşmadığını, kusur incelemesi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İhbar olunan -----. vekili cevap dilekçesi özetle; 08.05.2023 tarihinde, davacının sürücüsü ve maliki olduğu ---- plakalı araç ile müvekkil şirket nezdinde ------ nolu ZMSS (Trafik) poliçesi ile sigortalı bulunan ------- plakalı aracın karıştıkları trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkil şirketin, sigortalısının kusuru oranında, ZMSS teminat limitleri ile sınırlı miktarda, gerçek zararın tazmini hususunda sorumlu olduğunu, araç mahrumiyet bedeli ve kazanç kaybı bedellerinin ZMSS poliçe teminatları dışında olduğundan bu hususta müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek husumet yokluğundan ve esastan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İhbar olunan ----vekili cevap dilekçesinde özetle; 08.05.2023 tarihinde, davacının sürücüsü ve maliki olduğu ----- plakalı araç ile müvekkil şirket nezdinde ------ nolu İMM poliçesi ile sigortalı bulunan ----- plakalı aracın karıştıkları trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkil şirketin, sigortalısının kusuru oranında, İMM teminat limitleri ile sınırlı miktarda, gerçek zararın tazmini hususunda sorumlu olduğunu, araç mahrumiyet bedeli ve kazanç kaybı bedellerinin ZMSS poliçe teminatları dışında olduğundan bu hususta müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek husumet yokluğundan ve esastan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İhbar olunan -----) cevap dilekçesinde özetle; 08.05.2023 tarihinde, davacının sürücüsü ve maliki olduğu ---- plakalı araç ile maliki ve sürücüsü olmadığı ------ plakalı aracın karıştıkları trafik kazasında sorumluluğunun bulunmadığını, olay günü davalı şirketten kiralamış olduğu mezkür aracı uzaktan akrabası ------- kullanmakta olduğunu, kazanın bu esnada meydana geldiğini, kiracı olması hasebiyle davalı şirket tarafından talep edilen tüm masrafları davalı şirkete ödemiş olduğunu, ------ plakalı aracın mezkür kazası için davalı şirkete toplam 160.108,16 TL ödeme yapmış olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği kusur oranının gerçeği yansıtmadığını, kusur oranlarının bilirkişi marifetiyle tespitinin gerektiğini, davacı tarafın günlük kazancına ilişkin beyanlarının ülke gerçekleriyle uyuşmadığını, fahiş olduğunu, gelir tablosu, fatura veya defter kaydı sunulmamış olduğunu belirterek haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; trafik kazası sonucu hasara uğrayan aracın tamiri süresince oluşan kazanç kaybının tahsiline ilişkindir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1.bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.----- TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır. Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve -/---- sayılı ----- Gazete’de yayımlanan,----- sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay ----- Uyuşmazlığa konu davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, davacının gerçek kişi tacir veya tacir gibi sayılanlardan olduğu yönünde bir iddianın bulunmadığı gibi ticaret sicil müdürlüğü yazısında gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, yine vergi dairesi kayıtlarında ise işletme esasına göre defter tuttuğu ve kazancının VUK m.177 hükmünde belirtilen hadlerin altında kaldığının bildirildiği görülmüş dolayısıyla tacir sayılanlardan kabul edilemeyeceğinden nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Haksız fiilden doğan borç ilişkisine dayalı somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. (emsal niteliğindeki ------ Görev hususu, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığından reddine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu yönünde karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK.20 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli ----- NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-HMK 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/338, K. 2026/267, T. 12.03.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-338-e-2026-267-k-16aee2bad1c8