İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/33 E. 2025/451 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/33
- Karar No
- 2025/451
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/33 KARAR NO : 2025/451
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/01/2025 KARAR TARİHİ : 22/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, satıcı sıfatı ile, ------ noterliği 16/08/2024 tarih ve ------- yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile, mülkiyetinde bulunan, ------ plakalı aracı, müvekkil ...'e 810.000,00 türk lirasına (sekiz yüz on bin) satmıştır. Davalı taraf, satış konusu aracın tam ve sağlam olduğunu, başka bir anlatımla araçta herhangibir ayıp bulunmadığını beyan ederek güvence vermiş, müvekkilde, satıcı davalının bu beyanına inanarak, güvenerek aracı satın almıştır. Müvekkil, satış tarihinde sonra, aracı kullanmış, ancak, araçta arıza meydana gelmiş, müvekkilde, aracı en yakın servise götürmüş, ilgili servis, aracın, ----- soğutucunun, arızalı olduğu, beyan etmiş, müvekkil, söz konusu parçayı, 22.000,00 (yirmi iki bin) türk lirası ödeyerek, tedarik etmiş ve ilgili servis, arızalı parçayı değiştirmiştir. Müvekkil, arızalı parçayı (---- SOĞUTUCU) değiştirmesine rağmen, aracın, arızası giderilmemiştir. Müvekkil, dava konusu araçta meydana gelen arıza ve iş bu arızların niteliğini ve arızanın, giderilmesi için, yapılacak masrafların tespiti amacıyla, -----. Sulh Hukuk Mahkemesi ------ numarası ile delil tespiti davası ikame edilmiştir. Dava konusu aracın, ayıplarının giderilmesi için, yapılan masrafların tahsili amacıyla, -----. İcra Müdürlüğü ------. esas sayılı icra takibi dosyası ile, davalı-borçlu aleyhine icra takibi yapılmış ve yapılan iş bu takibe, borçlu tarafından, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde itiraz edilmiş ve takip durmuştur. Yukarıda izah edildiği üzere, davalı- borçlu itirazında haksız olup, kötü niyetlidir. İcra takibini uzatmak ve sürüncemede bırakmak amacıyla, borca itiraz etmiştir. Bu nedenle davalının itirazlarının iptali (asıl alacak) takibin devamı ve davalının haksız itirazı sonucu asıl alacağın %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddiaları haksız ve dayanaksız olup, davanın REDDİNE, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasına ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır.Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olaya gelindiğinde dava konusu aracın amacının hususi olduğu, ticari araç kaydının bulunmadığı, Taraflar arasında yapılan sözleşmenin 6102 sayılı TTK'da düzenlenen işlerden olmadığı, nispi ticari dava olmadığı anlaşılmakla, ----- Noterler birliğinden gelen müzekkere cevabına göre de dava konusu aracın amacının hususi olduğu, ticari araç kaydının bulunmadığı, Taraflar arasındaki ilişki ise 6502 sayılı kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklanmakta olup tüketici mahkemesi görevlidir.8/11/2013 tarihli ------ Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun'un 3. Maddesinin K bendinde tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, 1 bendinde de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmış, anılan kanunun 73. Maddesinde de doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkkate alınmalıdır. Somut olayda iki tarafın arasındaki işlemin tüketici işlemi olduğu anlaşılmakla; Tarafların sıfatı, davanın niteliği ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun nedeniyle, istemi inceleyip karara bağlama görevinin ticaret mahkemesinin görevinde bulunmadığı, tüketici mahkemesi görevinde bulunduğu anlaşıldığından talebin görev yönünden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle DAVANIN USÛLDEN REDDİ ile GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Davaya bakmaya ------ Nöbetçi Tüketici Mahkemesinin GÖREVLİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 3-Karar kesinleştikten sonra ve istek halinde HMK 20. Maddesi gereğince iki haftalık süre içinde dosyanın görevli ------ Nöbetçi Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde HMK 20 maddesi gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 5-Yargılama giderinin görevli Mahkemece değerlendirilmesine, 6-Kararın talep halinde tebliğe çıkarılmasına,Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin huzurunda, HMK 345/1. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.