İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/303 E. 2025/591 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/303
- Karar No
- 2025/591
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/303 Esas KARAR NO : 2025/591
DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 31/12/2024 KARAR TARİHİ : 25/09/2025
Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/426 Esas, 2025/58 karar sayılı kararı yetkisizlik kararı ile dosyanın mahkememizin 2025/303 esasına kaydı yapılmakla, açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 31/12/2024 havale tarihli dava dilekçesi ile özetle, ... Şirketinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olarak ...Yönetim Kurulu üyeleri tarafından sorgusuz ve yargısız soyut ifadeden ibaret, somut delil ve gerekçe olmadan peşin hüküm vererek şirketinin üyelikten ihraç edildiğini, almış oldukları haksız kararın iptali ve ... üyelik hakkının tekrar şirketine geri verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 28/01/2025 havale tarihli cevap dilekçesi ile, Müvekkilinin, 5174 sayılı ...Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunun 58 inci maddesine göre Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, Kanunda ve ilgili Yönetmeliklerde hüküm bulunmayan hallerde Dernekler Kanunu uygulandığını, davacı şirketin ... üye numarasıyla müvekkilin üyesi olduğunu, davacı tarafın, dava dışı 3. kişiler ile ticari ve kişisel problemler yaşadığını, uyuşmazlık yaşadığı dava dışı 3. kişileri müvekkil ve yetkililerinin adını kullanarak hatalı ve yanıltıcı bilgilerle çeşitli makamlara şikayet ettiğini, müvekkilinin, davacı şirketin yukarıda sunulan nedenleri sebebiyle ihracına yönelik inceleme süreci başlattığını, davacı şirketin sürecin tamamlandığı iddiası ile işbu davayı açtığını, üyelik ihracına dair işlemin iptalini talep ettiğini, Müvekkilinin, bu türden uyuşmazlıklarda dernek statüsüne haiz olduğunu, ... ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ticari ve iktisadi ilişkileri geliştirmek ve ... ekonomisinin Türkiye Cumhuriyeti'ndeki menfaatletinin yanı sıra, Türk ekonomisinin...Cumhuriyeti'ndeki menfaatlerini de temsil etmek amacıyla kurulduğunu, Müvekkilinin herhangi bir şekilde ticari şirket kapsamında olmadığı gibi kar elde etme amacı da taşımadığını, bununla beraber davacı şirket ile müvekkilinin hiçbir zaman şirket ortaklığı oluşturmadığını, davacı ile müvekkil arasında ticari veya sözleşmesel bir ilişki bulunmadığını, Müvekkil şirket tüzüğünün 8. Maddesinde üyeliklerin sona ermesine yönelik süreç açıklandığını, Tüzüğün 8.3. Maddesinde açıklandığı üzere yönetim kurulunun ihraç kararı almasının akabinde üyenin itirazının alınması, yönetim kurulunca ihraç kararının tekrar değerlendirilmesi ve genel kurula kararın sunulması gerektiğini, davacı şirketin ihracına yönelik sürecin başlatıldığının bildirildiğini, itirazı alındığını ancak halen yönetim kurulu tarafından itirazın değerlendirilme süreci tamamlanmadığını, genel kurula da sunulmadığını, davacı şirketin devam eden ihraç sürecine dair huzurdaki davayı açmış bulunduğunu, bu nedenle davanın konusu "şirket üyeliğinden ihraç kararının iptali" değil, " dernek yönetim kurulunun dernek üyeliğinden ihraca yönelik süreç başlatmasına dair kararın iptali " olarak değiştirilmesi gerektiğini, bu nedenlerle Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, Müvekkilin tüzüğünde açıkça belirtildiği üzere yönetim kurulunun genel kurula sunmadan üyesinin üyeliğini feshetme hakkı bulunmadığını, müvekkilin tüzüğünün 8.3. Maddesinde "İhraç kararı verilmesi halinde ihraç kararı ve itiraz Yönetim Kurulu tarafından Genel Kurula sunulur; Genel Kurul’un kararı bağlayıcıdır." ifadesine yer verildiğini, bir iç denetim aşaması olarak genel kurula kararın sunulması gerektiğini, genel kurulun yönetim kurulunun ihraç kararını reddetmesi halinde genel kurulun kararı bağlayıcı olduğunu, müvekkilinin, TMK m.58/3 ve 58/4 uyarınca tüzüğünde kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak üzere her türlü konuyu kurala bağlayabilir ve ilgili kurallara uygun hareket etmek mecburiyetinde olduğunu, Tüzüğün 10. Maddesinde bu hususun "...Üyeler Tüzüğe uygun davranmayı ve Oda organlarının kararlarına riayet etmeyi taahhüt eder..." ifadesi ile alındığını, Tüzükte üyelik ihracının koşullarının belirlendiğini ve iki aşamalı bir denetim mekanizması oluşturulduğunu, ihraç sürecinin yönetim kurulu tarafından iki kez ve nihai olarak genel kurul tarafından bir kez denetlendikten sonra gerçekleştirildiğini, Tüzüğün 8.3 maddesinde ihraç sebepleri "...Yönetim Kurulu önemli bir nedenin varlığı halinde, üyelerinin üçte ikisinin çoğunluğuyla bir üyeyi ihraç edebilir. Önemli nedenler arasında özellikle, Oda’nın yararlarının ve amacının ağır derecede ihlali, Tüzük hükümlerinden birinin kusurlu olarak ihlali ve onursuz davranışlar sayılabilir. İhraç kararının ayrıca Genel Kurul tarafından onanmasına gerek vardır. İhraç kararı verilmesi halinde ihraç kararı ve itiraz Yönetim Kurulu tarafından Genel Kurula sunulur; Genel Kurul’un kararı bağlayıcıdır..." şeklinde açıklandığını, Müvekkil tarafından davacı şirket yetkililerinin tüzüğe aykırı davrandığının tespit edildiğini, gerekli incelemenin yapılması ve davacı şirketin itirazlarının alınması için süreç tüzüğe uyun olarak başlatıldığını, davacı şirketin tek müdürü şirket kuruluş tarihi olan 02.04.2014 tarihinden beri ...'dur ve tek başına şirketi temsile yetkili olduğunu, davacı şirket müdürü ... tarafından yazılan dava dilekçesinde "Avukat ..., ...Barosuna kayıtlı ve AHK'nın üyesi olduğu için yaşamış olduğum bu haksızlığı ve mağduriyetimi, AHK yetkililerine, Hamburg barosu başkanı ..., ... Bakanı Marco Burschmann ve yetkililere gerekli resmi belgelerle birlikte şikayetimi gerçekleştirdim." ifadelerine yer verildiği ve davacı şirket yetkilisinin yaşamış olduğu uyuşmazlığı şikayet konusu ederken müvekkili de haksız şekilde itham ettiği ikrar edildiğini, davacı şirket müdürünün oda ve yetkililerin adını kullanarak resmi dairelere ve makamlara yanıltıcı bilgi verdiğini ve çeşitli iş ve işlemler yaptırmaya çalıştığına dair beyanların davacının dilekçesinde yer aldığını, anılan beyanların teyidi, Müvekkile gelen şikayetlerle somutlaştığını, Müvekkille temas eden kişi ve kurumlar, davacının Müvekkil adını kullanarak iş takibi yaptığı ve ithamlarda bulunduğunu beyan ettiklerini, davacı Müvekkile üye kişilerin ve üçüncü kişilerin iletişim bilgilerini de paylaştıklarını, bu nedenlerle davanın usulden reddine mahkemeniz aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda, Davacı, ... Odasından şirketin ihraç edildiğini belirterek haksız ihraç kararının iptalini istemiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 135/1 Maddesinde "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir." düzenlemesi yer almaktadır. 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 4.maddesinde odaların tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olduğu belirtilmiştir. İdari yargının görev alanı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. Maddesinde belirtilmiş olup, 2577 sayılı kanunun 2. Maddesinin 1.bendinin a bendine göre "İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları" idari yargının görev alanına girmektedir. İdari işlem ; “İdari makamların kamu gücü kullanarak idare işlevine yönelik olarak tesis etmiş oldukları idare hukuku alanında sonuç doğuran hukuki işlemlerdir.” Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının hukuki yapısını ve amacını ayrıntılı[80] bir şekilde düzenlemiş bulunan 1982 Anayasası’nın 135 inci maddesinin 1 inci fıkrası dikkate alındığında, meslek kuruluşlarının, idare bütünü içerisinde yer alan kamu tüzel kişiliğine sahip teşkilat birimleri olduğu ortadadır. Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan ... Ticaret Odasının davacıyı odadan ihracına ilişkin karar idari işlem olup, üyelikten ihraca ilişkin karara karşı kararın iptali için açılacak dava, 2577 sayılı kanunun 2. Maddesinin 1.bendinin a bendine göre "İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları" idari yargının görev alanına girmektedir. Dava şartları 6100 sayılı HMK 114. Maddesinde sayılmış olup HMK 114/1-b bendinde "Yargı yolunun caiz olması." dava şartı olarak belirtilmiştir. HMK 115/2 maddesinde ise Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir." hükmü bulunmakta olup davacı taraf idari yargıda açması gereken davayı adli yargıda açmış olduğundan ve bu dava şartı eksikliğinin sonradan tamamlanması mümkün olmadığından davaya bakmaya idari yargı yolu görevli olduğundan HMK 114/1-b VE 115/2 Maddeleri gereğince davanın USULDEN REDDİNE karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davaya bakmaya idari yargı yolu görevli olduğundan HMK 114/1-b VE 115/2 Maddeleri gereğince davanın USULDEN REDDİNE, -Harçlar Yasası uyarınca belirlenen karar harcı olan 615,40-TL harçtan peşin yatırılan 427,60-TL harçtan mahsubu ile fazla harç olan 187,80-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, -Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davalı tarafından yapılan yargılama masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına , Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, -Karar kesinleştiğinde kullanılmayacak olan avansın ilgili tarafa iadesine, Dair davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2025
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır