İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/293 E. 2025/601 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/293
- Karar No
- 2025/601
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/293 Esas KARAR NO : 2025/601
DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 30/04/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 30/04/2025 havale tarihli dava dilekçesi ile, davacı müvekkili davalı şirketin “ ... ” adresinde 16.08.1999 tarihinde " Plastik Doğrama Ustası " olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin çalıştığı dönem davalı işveren tarafından işçilerin primleri üç ayda bir yatırıldığından müvekkili adına ilk prim 16.10.1999 tarihinde yatırıldığını, 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 95.madde ile 08.09.1999 tarihinden önce sigortalı olduğunu, primi yatırılmış olan 4/1-a'lı yani SSK'lı işçiler için emeklilik / yaşlılık aylığı bağlanması imkanı tanındığını, buna göre yaşlılık veya emekli aylığı bağlanacak olanlar, söz konusu hükümlerde yaş dışındaki diğer şartları taşımaları halinde yaşlılık veya emekli aylığından yararlanıldığını, müvekkilinin de söz konusu yasal düzenlemeye istinaden işe giriş bildirgesinin 16.08.1999 tarihinde verilmesi, fiilen bu tarihte çalışmaya başlaması sebebiyle 24.02.2025 tarihinde kendisine yaşlılık aylığı bağlanması için ... İl Sosyal Güvenlik Müdürlüğü aracılığıyla başvuruda bulunduğunu, aynı zamanda e-devlet üzerinden de 14.02.2025 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu, müvekkilin yaşlılık aylığı talebi davalı işveren sıfatını haiz şirketin müvekkilimizin primini ilk defa 16.10.1999 tarihinde yatırdığı, başka bir deyişle Ağustos, Eylül primlerini zamanında yatırmaması sebebiyle zımnen reddedilmesi üzerine müvekkilinin davalı şirkette 16.08.1999 tarihinde fiilen çalışmaya başladığının tespiti amacıyla ... 36. İş Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasından hizmet tespit davası açtığını, bu nedenlerle davalı şirketin ihya edilmesine, ticaret sicil kaydına tescilinin yapılmasına, davalı şirketin sicilden terkin edilmeden önceki son şirket yetkilisi olan ...'ün (T.C.K.N. ... ) veya Mahkemece uygun görülecek sair bir şahsın tasfiye memuru olarak atanmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili 15/05/2025 havale tarihli cevap dilekçesi ile, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirip sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi hâlde, gerekçe göstererek tescil talebini reddettiğini, Müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğüne...ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... Şirketi'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; "sermayesinin yasal tutarının altında olduğu" hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 07.07.2014 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiği anlaşıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7’nci maddesi uyarınca, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicil Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, (müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünce bu hususun tespit edilmesi mümkün olmadığından) buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerektiğini, Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi hâlinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirket yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dava konusu şirketin ticaret sicilinden terkin edileceği hususu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici m.7/f.4-a kapsamında bu kapsama giren tüm şirketlerle birlikte Ticaret Sicil Gazetesinde ilan da edildiğini, diğer yandan; işbu ilanın da, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici madde 7/f.4-a’da, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat hükümleri yerine geçtiği hükme bağlandığından; müvekkil tarafından davaya konu şirkete yapılan ihtarın (bildirimin), dava konusu şirketin eline ulaşmadığı bir an için kabul edilse dahi, müvekkilin re’sen terkine ilişkin prosedürde bir eksik işlem yaptığından bahsetmek mümkün olamayacağını, gerçekten de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.7/f.4-a’da, “Kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirkete veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinin otuzuncu günün akşamı itibarıyla,... tarihli ve ... sayılı Tebligat Kanunu hükümleri yerine yapılmış tebligat yerine geçer.” denilmek suretiyle, ilgiliye ihtarın ulaşmadığı durumlarda, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının, ilan tarihinin otuzuncu günü itibariyle, 7201 sayılı Tebligat Kanununa uygun bir bildirim olduğu hususu vurgulandığını, buna göre de, mezkur hüküm gereğince, davacının kendisine, müvekkil Müdürlük tarafından yapılan bildirimler (ihtarın), dava konusu şirkete ulaşmamış dahi olsa, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının Tebligat Kanuna uygun bir bildirim olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve re’sen terkin sürecinde bir eksiklik bulunmadığının tespiti gerektiğini, buna göre de, ilanın bulunması karşısında, müvekkilin eksik bir işleminden bahsetmenin mümkün olmadığını, müvekkil davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkil ticaret sicili müdürlüğünün, “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, müvekkil aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, re’sen terkin işleminin hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı vekilince re’sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmediğini, ihya (ek tasfiye) talebine dayanak teşkil eden dava 2025 yılında yani, re'sen terkin işleminden sonraki bir tarihte ikâme edildiğini, gerek re'sen terkin işlemlerinin kanuna uygun olması gerekse de geçici madde 7/2'ye aykırı bir durum bulunmadığı gibi müvekkil müdürlüğün davanın açılmasına sebep olduğundan bahsedilemeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddine, davanın kabulüne kanaat getirilmesi hâlinde ise dava konusu şirketin, dava dilekçesinde anılan kapsamda ve sınırlı olarak ek tasfiyesine ve tasfiye memuru atanması ile müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. 6102 sayılı yasının geçici 7. Maddesi yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kanun kapsamında belirtilen şekilleri taşıyan anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın yapılır. Sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya yürürlük tarihinden itibaren iki yıl içinde münfesih olan anonim ve limited şirketler, Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler, Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler, Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler, ilgili ticaret sicili müdürlüğünce resen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından kanıtlarıyla birlikte yapılacak bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilip resen terkin edilirler. İhyası talep edilen şirketin sicil kaydı 6102 Sayılı TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca 07/07/2014 tarihinde resen terkin edildiği, Anılan maddenin 1. fıkrası uyarınca 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Anonim şirketler TTK.nun 559 Sayılı Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilebilir. Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirketlere bir ihtar gönderilir. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilir. İhtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ticaret sicilinden re'sen silinir. Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler. 6102 Sayılı TTK'nun geçici 7.maddesinin 15.bendinin son cümlesinde Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenleme konusu yapılmıştır. Somut olayda, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünce gönderilen belgelerden ...'nin 07/07/2014 tarihinde sicilden terkin edildiği, davanın ... Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek açılmasının yeterli olduğu, kaydı resen silinen ...'ne karşı husumet yöneltilemeyeceği, davacının ... 36. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında kurum kayıtlarında hizmete başlama tarihinin 16.08.1999 tarihi olarak tespiti ile ve 16.08.1999 - 16.10.1999 tarihleri arasında fiilen çalıştığı eksik hizmet sürelerinin tespitine ilişkin davayı açmak için şirketin ihyasının istenmesinde hukuki menfaati bulunduğu, 6103 sayılı kanunun 20. Maddesinde ön görülen sürede sermaye arttırımını gerçekleştirmeyerek münfesih hale gelen şirketin 559 sayılı TTK nun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanun hükmünde kararname ile eklenen geçici 10. Maddesi kapsamında asgari sermaye şartının süresi içinde yerine getirmediğinden münfesihlik durumu kalkmadığından tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceğinden terkin işlemi TTK nun geçici 7. Maddesi uyarınca yapılsa da münfesih şirkete ihya kararı ile birlikte tasfiye memuru atanması gerektiği ( İst. BAM 12. HD nin ...E ve ...karar sayılı ilamı bu yöndedir.) anlaşıldığından; davanın kısmen kabul kısmen reddine, ... Ticaret Sicil memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı ... LTD şirketinin ... 36.iş Mahkemesinin ...E sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına,Tasfiye memuru olarak önceki yetkili temsilci olan ... ün atanmasına, ... aleyhine açılan davanın pasif husumetten reddine, Kararın Kesinleşmesine müteakip Ticaret Sicil müdürlüğünde tescil ve ilanına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, ... Ticaret Sicil memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı ...LTD şirketinin ... 36.iş Mahkemesinin ... E sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, 2-Tasfiye memuru olarak önceki yetkili temsilci olan ... ün atanmasına, 3-Tasfiye memuruna ücret taktirine yer olmadığına, 4- Kararın kesinleşmesine müteakip Ticaret Sicil Memurluğunda tescil ve ilanına, 5-Davalı ... LTD aleyhine açılan pasif husumetten reddine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca hesap edilen 615,40-TL karar ve ilam harcı başlangıçta yatırıldığından yeniden tahsiline yer olmadığına, 7-Davacı tarafından yapılan 692,50-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... Sicil Müdürlüğü yasal hasım durumunda bulunduğundan, davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/09/2025
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır