İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/298 E. 2025/1024 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/298
- Karar No
- 2025/1024
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/298 Esas KARAR NO:2025/1024 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 07/04/2025 KARAR TARİHİ: 19/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil şirket, ----- ilinde süt ve süt ürünlerine ilişkin ticaret yaptığını, ---- tarihinde, dava dışı -----ve müvekkil şirket arasında, borcun nakli sözleşmesi yapılmış olup işbu sözleşme ile ------- müvekkil şirkete olan 13.040.000,00 TL olan borcunu üstlenmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, . Bu sözleşme ile müvekkil şirket ----- tarihi itibari ile ----- bulunan hak ve alacaklarının tamamının ------- geçtiğini ve bu şirketten alacaklı olduğunu, --------hak ve alacağının kalmadığını beyan ettiğini, 28.02.2024 tarihinde, davacı müvekkil şirket ile davalılardan ------ arasında protokol imzalanmış olup işbu protokolün konusu, -------müvekkil şirkete olan borcunu üstlenmesi ile birlikte söz konusu borcun ödenmesine ilişkin ödeme şekilleri ve teminat konusunda anlaşmaya varılması olduğunu, akabinde taraflarca----------- İpotek Sözleşmesi imzalanmış olup tüm taraflarca ipotek sözleşmesi imzalanmış ve tapuya tescil işlemleri gerçekleştirildiğini, ancak ipotek sözleşmesinin gerekleri ------- tarafından yerine getirilmediğini, İpotek sözleşmesinde de yer aldığı üzere, davalı şirketin 31.03.2024 tarihi itibari ile her ay müvekkil şirkete 400.000,00 TL ödeme yapması gerektiği yerde, davalı şirket bu tarihten itibaren yalnızca bir defa 400.000,00 TL ödeme yapmış, sonrasında hiçbir şekilde ödeme yapmayarak sözleşmeye aykırı davrandığını, Bu husus, tarafların ticari defterleri incelendiğinde ortaya çıkacak olup ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçilmesi için gerekli olan 3 aylık taksidin hiç ödenmemesi ve vadesi geçmiş taksit miktarının 1.200.000,00 TL olması şartı gerçekleştirildiğini, Davalı şirket, 31.03.2024 tarihinden bu yana yalnızca tek bir taksit ödeyerek müvekkil şirketi ekonomik olarak telafisi mümkün olmayacak zararlara uğratmış, müvekkil şirketin ticari hayatını bitirme noktasına getirmiştir. Davalı taraflar da haricen yapılan görüşmelerde borcun varlığını ikrar etmiş, taraflar ödeme ve başkaca taşınmaz devri konusunda anlaşmaya çalışmışsa da bu mümkün olmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, açılan davanın kabulü ile ve müvekkilin alacağının tespiti ile; davalıların---------Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazlarının şimdilik kısmi dava olarak 1.000,00 TL'lik kısmının iptali ile takibin asıl alacak, faiz ve tüm ferileri yönünden devamına, Davalı borçluların haksız ve kötü niyetli olarak yalnız süreci uzatmak adına icra takibine itiraz etmeleri nedeni ile borçlular aleyhine hükmolunacak meblağın yüzde 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı Tarafından Sunulan Deliller Hükme Esas Alınamayacağını, Müvekkil ------------- davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, Davacı tarafından haksız şekilde tahsilat yapılabilmesi amacıyla icra takibi başlatılmıştır. Davacı tarafından sunulan sözleşmeler detaylı incelendiğinde, sözleşmelerde yalnızca davacının imzası bulunmakta olup müvekkil şirketin imzası bulunmadığını, Ayrıca davacı tarafa, iyi niyet göstergesi olarak üçüncü kişinin maliki olduğu taşınmaz üzerinde teminat olması amacıyla ipotek tesis ettirildiğini Ancak davacı tarafın sunduğu resmi senet de incelendiğinde müvekkil şirketin ilgili resmi senette imzası bulunmayıp yalnızca müvekkil ----- imzası bulunduğunu, Müvekkil şirketin davacıya karşı hiçbir yükümlülük ve borcu bulunmadığını Davacı tarafından haksız şekilde müvekkiller aleyhine icra takibine başlatıldığını, Davacı ile gerek müvekkil ----, gerekse -------arasında hiçbir ticari ilişki veya alacak borç ilişkisi bulunmadığını, Davacı tarafından sunulan, imzasız olan ve geçerliliği olmayan sözleşmeler delil olarak kabul edilemeyeceğini, Davacı tarafından ikame edilen haksız davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkememiz aksi kanaatte ise işbu haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. ----- yazı cevabında; davalı ------ gerçek kişi ticari işletme kaydı, sicil kayıtlarımıza göre ortağı olduğu kollektif, komandit ve hali hazır ortağı olduğu limited şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da bulunamadığı, ---- yazı cevabında; davalı----- dairelerinde ------ yönünden mükellefiyetinin başladığı ve mükellefiyet kaydının devam ettiği, Mükellefin V.U.K 177/1 maddesine göre hasılat elde etmediği, işletme veya bilanço esasına göre defter tutmadığı, -----yazı cevabında; davalı ----- esnaf kaydına rastlanılmadığı hususları tespit edilerek mahkememize bildirilmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı -------- tacir vasfının bulunmadığı, takibin ilamsız olarak başlatıldığı, somut olayda mutlak ticari davanın söz konusu olmadığı ve Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesi uyarınca davanın Asliye Hukuk Mahkemesi görev alanına girdiği anlaşılmıştır. Bu nedenle, mahkememiz görevsizdir. Görev, dava şartlarından olduğundan ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115/1. maddesi uyarınca her aşamada resen gözetilmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE, 2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ------Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile İHTARINA, 4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, Dair, davacı vekiline ( e duruşma sistemi üzerinden )davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ------------Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/12/2025